Cevaplar.Org

YUSUF SAKAFÎ

Emevî valilerindendir. Halife Hişam zamanında azledilen Halid bin Abdullah Kuserî yerine Irak ve çevresine genel vali olarak tayin edildi. Meşhur zalim Haccac’ın babası ve sapık halife Velid’in anne babasıdır.


Nail Papatya

.

2019-04-16 12:13:57

Emevî valilerindendir. Halife Hişam zamanında azledilen Halid bin Abdullah Kuserî yerine Irak ve çevresine genel vali olarak tayin edildi. Meşhur zalim Haccac'ın babası ve sapık halife Velid'in anne babasıdır.

Bu adam da acaip tiplerden biridir. Hem çok iyi, çok dindar bir adam, hem de çok zalim ve âsî adam görünüşündedir.

İyi yönleri:

Aile halkını çok mazbut tutardı. Namazı cemaatle kılmayı ihmal etmezdi. Namazı uzun uzun ve hûşû içinde kılardı. Sabah namazından sonra kuşluğa kadar camide kalır, kimse ile konuşmaz, Kur'an tilâveti ile vakit geçirirdi. Mütevazı ve yumuşak sözlü idi.

Daima Cenab-ı Hak'ka karşı tazarru ve niyazda bulunurdu. Edebî zevki ve şiir kabiliyeti vardı. Bu haliyle ne güzel adam...

Fakat madalyonun ters tarafı bambaşka:

Çok şiddetli, zalim bir insan kasabı, ahmak bir adam... Zıt hareketler kumkuması... Yeni elbise diktirdiğinde, tırnağını elbisenin üzerinde gezdirir, herhangi bir pürüze takılırsa; o kumaşçıyı dövdürür veya elini kestirirdi.

Bir gün bir elbiselik kumaş getirdiler. Kâtibine sorar: «Nasıl buldun?» Kâtip: «Dokuması biraz daha sık olsaydı daha iyi olurdu.» der. Yusuf, kumaşçıya döner: «Gördün mü, a soysuz adam, kâtip doğru söylüyor.» der. Adam: «Kâtip bunun değerini ne bilir? Bu bizim sanatımızdır, biz malı biliriz.» der. Bu defa kâtibe: «Gördün mü a soysuz adam, sen ne anlarsın bu işten? Adam doğru söylüyor.» der. Kâtip: «Bu herif, senede ancak böyle bir veya iki kumaş dokur. Ben ise yılda 'böyle yüz çeşit kumaş elden geçiririm.» deyince Vali Yusuf bu defa da bunu tasdik eder... Sonra da kumaşın düğümlerini saydırmış ve bir tek düğüm eksik çıkınca da adama yüz kırbaç vurdurmuştur.

Daha evvel Yemen amili idi. Irak valiliğine tayini çıkıp, yola çıkmaya karar verince, bir cariyesini çağırıp;

-Benimle beraber gelir misin?» der. Kızcağız:

- «Gelirim.» deyince de: «Sen bunu şehvetine olan düşkünlüğünden söylüyor ve istiyorsun.» diye azarlar ve cellâdı çağırıp: «Vur şunun kafasını» der.

İkinci cariyesini çağırıp aynı teklifi yapınca, bu da: «Hayır gelmek istemiyorum.» der. Bu defa da: «Bu, senin zühdündendir.» der, onu da cellâda teslim eder.

Üçüncü cariyeyi çağırıp aynı teklifi yapar. Bu, ikisinin halini bildiği için: «Bilmiyorum» der. Bu defa bunu da aynı şekilde cellâda teslim eder ve her üç kızcağızı da böylece sebepsiz yere öldürtür.

Kendisi kısa boylu idi. Elbise dikmek için gelen terzi: «Bu kumaş çoktur, artar.» derse, onun boynunu vurdurur. «Bu kumaş azdır, size bundan çıkmaz, daha 'kumaş lâzım.» derse memnun olurdu. Bunu bilen terziler, her elbise diktirdiğinde, kumaş parçalarını saklar; «Yetmedi, daha lâzım.» diye haber gönderirler, o da memnuniyetle kumaş gönderirdi.

Bir gün kâtibi dairesine gelemez. Vali Yusuf sebebini sorar, adamcağız korkusundan: «Efendim! Dişim çok ağrıyordu. Onun için dün size hizmet şerefinden mahrum oldum.» der. Vali hemen diş hekimini çağırır: «Şunun dişini çek.» der, çektirir. Sonra da; «Onun yanındakini de çek de, bir gün o da ağrıyıp işe gelmesine mani olmasın.» der ve adamcağızın her iki dişini de söktürür.

Daha nice acayiplikleri olan bu adam, Irak'a vali olur olmaz, eski valinin bütün malını müsadere ve kendisini de diğer bütün amilleri ile beraber hapsetti.

Ayrıca, bu eski vali Halid'in, Hz, Hüseyin'in torunu İmam Zeyd'e külliyetli miktarda mal emanet etmiş olduğu iftirasını Halife Hişam'a duyurdu. Halife, ifade almak üzere mazûl vali Halid'i huzuruna çağırırken; Yusuf da Hz. İmam Zeyd'i çağırarak bir hayli - edepsizce - azarladı. İmam, bunun tamamen bir iftiradan ibaret olduğunu isbat ettikten sonra kalkıp Kûfe'ye gitti. Ve bu zalim Yusuf'un iftirası, ikinci bir Kerbelâ vak'asına sebep oldu.

Şöyle ki: İmam Zeyd, Yusuf'un şerrinden kaçmak, saklanmak ve sık sık yer değiştirmek mecburiyetini hissetti. Bu durumu bilen ve Emevî idaresinden bîzar olan bir kısım halk etrafına toplandı. O kadar ki, 40 bin kadar Hz. Ali taraftarı Zeyd'in etrafında toplanıp onunla bir harekete hazır olduklarını söyler oldular. İmam Zeyd bunlara, dedesi gibi, inandı. Kûfelilere güvenmenin doğru olmadığını söyleyen dostlarını dinlemedi. Esasen bu sırada vali Yusuf da kendisini şiddetle aramakta idi. Ve hayatı mutlaka tehlikede idi. Bu durumda, artık bir hareket zaruretini kabul ve kırk bini bulan taraftarlarına ilân etti.

Bunun üzerine taraftan görünen Kûfe'li Alevî'ler onu son bir imtihana tabi tuttular; ileri gelenlerden bir gurup gelerek:

- «Şeyheyni muhteremeyn (= Hz. Ebubekir ve Ömer) hakkında inancınız nedir, ey imam?» diye sordular. İmam Zeyd :«Allah onlara rahmet ve mağfiret etsin, derim. Çünkü ecdadımdan, mensup olduğum aileden bundan başka, hayır duadan başka bir şey duymadım"der. Bunun üzerine adamlar İmamı refüze ettiler. Kendilerine de refeze (= Rafiziler) dendi. Ve imamı bırakıp ayrıldılar. İmam Zeyd'in yanında sadece 300 kişi 'kaldı.

Hz. Ali'ye bağlı olduklarını söyleyen bu sahtekârlar, Hz. Ali'nin oğlundan sonra torununu da böylece çöl ortasında ve düşman çemberi içinde yapayalnız bırakmışlardır.

İmam Zeyd, bazı münâdiler çıkararak: «Ey, falan, filân nerdesiniz?» diye çağırtmışsa da hiç kimse ses çıkarmamış, çekip gitmişlerdir. Bu arada, imamın etrafını sarmış bulunan Yusuf'un ordusu, bu bir avuç gönüllü karşısında evvelâ bozulmuş, daha sonra aldığı çok sayıda takviye kuvveti ile bunların çoğunu katletmiştir. İmam Zeyd, alnından aldığı bir ok yarası sonunda bir eve kaldırılarak gece bir cerrah tarafından ok çıkarılmış ise de, ok beynine geçmiş olduğundan çıkarılır çıkarılmaz ruhunu teslim eylemiştir. Cesedini Hor'a defnettiler ve düşman eline geçmemesi için de üzerinden su akıttılar. Fakat imamın cesedini savaş meydanında bulamayan Yusuf, onu şiddetle arayıp soruşturdu. Bunun üzerine, Hz. Zeyd'in azatlı kölelerinden Sindî isminde bir habis adam onun medfun bulunduğu yeri gösterdi. Yusuf, cesedi çıkarttı, başını kesip Hişam'a gönderdi. Hişam, onu uzun müddet Şam kapısı üzerinde asılı tuttuktan sonra Medine'ye gönderdi.

Yusuf da Zeyd'in cesedini, diğer arkadaşları; Nasr, Muaviye ve Zeyyad'ın cesetleri ile beraber bir çöplüğe astırarak başına nöbetçi dikti ve Hişam'ın hükümdarlığı müddetince orada asılı kaldı. Yusuf'un kızından torunu olan sapık Velid halife olunca da cesedi indirip yaktılar.

Yusuf, ayrıca eski vali Halid'i halife Velid'ten beş milyon dirheme satın alarak hapisten çıkardı ve sapık zevkine uygun işkenceler tatbik ederek öldürttü. Halka karşı zulümleri ise sayılmayacak kadar çok olan bu zalimi halkın başından, diğer zalim, Halife Velid'i defeden yeni halife Yezid defetti. Yezid, Yusuf'u Irak valiliğinden azl ve yerine Mansur'u tayin etti. Ve kendisine, Yusuf'un zulmünü unutturacak, onun açtığı yaralan tedavi edecek şekilde halka karşı adil ve merhametli davranmasını emretti.

Yusuf, gizlice Şam'a kaçtı. Orada, ele geçmemek için kendini gizledi. Mervan'ın halifeliğine kadar da orada mahpus kalarak hayatını geçirdi. Fakat Mervan zama­ nında ele geçirilerek katledildi ve zalim varlığı ortadan kaldırıldı.

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

Şu insanlar, çarçabuk geçen dünyayı seviyorlar da önlerindeki çetin bir günü (ahireti) ihmal ediyorlar.

İnsan, 27

GÜNÜN HADİSİ

Her kim bir namazı (kılmayı) unutursa (onu) hatırladığında kılsın. Onun bundan başka keffâreti yoktur.

BUHARİ, KİTÂBU MEVÂKÎTİ'S-SALÂT

TARİHTE BU HAFTA

*Köprülü Fazıl Mustafa Paşa'nın Şehit düşmesi (19 Ağustos 1691) *Mescid-i Aksa'nın Yahudilerce Yakılması(21 Ağustos 1969) *Sakarya Savaşı (22 Ağustos 1921) *Hz. Ebu Bekir (634) ve Ebussuud Efendi'nin (1574)[23 Ağustos]

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI