Cevaplar.Org

DEİSTLERDEN GELEN SORULAR VE CEVAPLARIMIZ-3

SORU/8-Allah, Kur’an’da yarattıklarına neden hakaret ediyor? Mesela, “Aşağılık maymunlar” diyor.“Onlar hayvandan da aşağıdırlar” diyor. (Bakara 171) (A’raf 179) (Furkan 44) CEVAP: Mukteza-i hâl onu gerektiriyordur, muhatapları bu hakareti hak etmişlerdir de ondan. “Aşağılık maymunlar”(1) ifadesi bile hafif geldiğinden Allah böyle


Vehbi Karakaş

vehbikarakas@hotmail.com

2019-03-15 08:31:27

SORU/8-Allah, Kur'an'da yarattıklarına neden hakaret ediyor? Mesela, "Aşağılık maymunlar" diyor."Onlar hayvandan da aşağıdırlar" diyor. (Bakara 171) (A'raf 179) (Furkan 44)

CEVAP: Mukteza-i hâl onu gerektiriyordur, muhatapları bu hakareti hak etmişlerdir de ondan. "Aşağılık maymunlar"(1) ifadesi bile hafif geldiğinden Allah böyle demekle kalmamış, bir kısım insanların maymundan da aşağı mahlûklar olduğuna dikkat çekmiştir. Buna misal, yukarda numaraları verilen ayetlerdir. Neden onlar maymundan da aşağıdırlar? Çünkü maymunlar hayvandır, hayvanlar da akılsızdır. Akılsız oldukları için onlardan iman ve İslamiyet beklenmez. Akıllı olup ta iman ve İslamiyet'e yanaşmayanlar, üstelik yaratıcılarını inkâr edenler bu ağır hakaretlere müstahak olmuşlardır. Lütfen bir zahmet edin bakın. Allah'ın "bunlar hayvandan da aşağıdırlar" dediği ayetlerin evveline bir bakın. Bu hakareti hak edenlerin neler yaptıklarını görün. İsterseniz gelin hep beraber görelim. İşte ayet:

وَلَقَدْ ذَرَأْنَا لِجَهَنَّمَ كَثِيراً مِّنَ الْجِنِّ وَالإِنسِ لَهُمْ قُلُوبٌ لاَّ يَفْقَهُونَ بِهَا وَلَهُمْ أَعْيُنٌ لاَّ يُبْصِرُونَ بِهَا وَلَهُمْ آذَانٌ لاَّ يَسْمَعُونَ بِهَا أُوْلَـئِكَ كَالأَنْعَامِ بَلْ هُمْ أَضَلُّ أُوْلَـئِكَ هُمُ الْغَافِلُونَ

"Andolsun, biz cinler ve insanlardan birçoğunu cehennem için yaratmışızdır. Onların kalpleri vardır, onlarla anlamazlar; gözleri vardır, onlarla görmezler; kulakları vardır, onlarla işitmezler. İşte onlar hayvanlar gibidir; hatta daha da aşağıdırlar. İşte asıl gafiller onlardır."(2)

Hayvanlar düşünemiyor, anlayamıyorlarsa haklılar. Çünkü düşünme melekesi, anlama mekanizması yok onlarda. Onun için Allah onlardan bunu istememiş. İman istememiş, İslamiyet istememiş. Çünkü bunlar aklı olanın işidir. Aklı olan da bunları düşünmezse elbette aklı olmayanlardan aşağı düşmesi son derece tabiidir.

SORU/9-Arapça Allah'ın lisanı mıdır? Kutsal bir dil midir? Eğer öyleyse Tevrat ve İncilin dili olan İbranice ve Aramice de kutsal mıdır? Neden Kur'an'ı Arapça okuduğumuz da sevap kazanacağımızı düşünüyoruz?

CEVAP: Bütün diller Allah'ın ayetlerindendir.(3) Bütün dillerin Allah'ın ayeti oluşu açısından bakarsanız, her dil kutsaldır. Allah, Kur'an'ı Arapça ile göndermekle Arapça, diğer dillere fark atmıştır. İkinci bir kudsiyet kazanmıştır. Kur'an'ı Arapça orijinaliyle okuduğumuz zaman her bir harfine on sevap verileceği bizzat Kur'an'ın kendisi tarafından haber verilmiştir.(4) Bu haberiyle Kur'an, inananları, Kur'an okumaya ve Allah'ın tercihini tercih etmeye teşvik etmiştir.

Şu iki ayete dikkat lazım:

وَمَا أَرْسَلْنَا مِن رَّسُولٍ إِلاَّ بِلِسَانِ قَوْمِهِ لِيُبَيِّنَ لَهُمْ فَيُضِلُّ اللّهُ مَن يَشَاءُ وَيَهْدِي مَن يَشَاءُ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ

"Biz her peygamberi, ancak kendi kavminin diliyle gönderdik ki, onlara (Allah'ın emirlerini) iyice açıklasın. Allah, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir."(5)

وَلَوْ جَعَلْنَاهُ قُرْآناً أَعْجَمِيّاً لَّقَالُوا لَوْلَا فُصِّلَتْ آيَاتُهُ أَأَعْجَمِيٌّ وَعَرَبِيٌّ قُلْ هُوَ لِلَّذِينَ آمَنُوا هُدًى وَشِفَاء وَالَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ فِي آذَانِهِمْ وَقْرٌ وَهُوَ عَلَيْهِمْ عَمًى أُوْلَئِكَ يُنَادَوْنَ مِن مَّكَانٍ بَعِيدٍ

"Eğer biz Kur'ân'ı yabancı bir dille gönderseydik derlerdi ki: "Neden, onun âyetleri açıkça beyan edilmedi? Dil yabancı, muhatap arap! Olur mu böyle şey?" De ki: "O, iman edenler için hidâyet ve şifadır. "Ama iman etmeyenlerin kulaklarında ağırlıklar vardır. Kur'ân onlara kapalı ve karanlık gelir. Onların, çok uzak bir yerden sesleniliyor da söyleneni hiç anlamıyorlar gibi bir halleri vardır."(6)

SORU/11-Lokman süresi 34. Ayette mugayyebat-ı hamse (beş bilinmezlik) ten bahsedilmiştir;

Bu beş hususu,

1. Kıyametin ilmi (ne zaman kopacağı)

2. Yağmurun yağışı (meteoroloji)

3. Ceninin keyfiyeti ( anne karnındaki çocuğun durumu)

4. Kişinin yarın ne kazanacağı

5. Kişinin nerede öleceği"

Bu hususların bazıları bugün ki Teknoloji ile bilinmektedir.2.3.4. maddedekiler gibi..Özellikle (2) neredeyse iç hastalıklarına kadar tespit noktasına varmıştır ? Yağmurun ne zaman yağacağı hususu saatine kadar yüksek oranda tahmin edilebilmektedir? Burada bilinmezlik hususu değişmiş olmuyor mu?

CEVAP: Hayır, değişmemiştir. Bu bilinenler, alametleri ortaya çıktıktan sonraki bilinmelerdir. Meteoroloji işaretleri gördükten sonra tahmini bilgiler vermeye başlıyor. İşaretler çıkmadan bilmek kimin haddine düşmüş? Kaldı ki verilen tahmini bilgiler yüzde yüz de tutmamaktadır. Diğer maddeler de bunun gibi. Soruyu soran kişi olarak siz de "tahmin edilmektedir" diyorsunuz. Fazla söze ne hacet?

SORU/12-Türkler mesela bu ayete göre çok sorun yaşamıyor mu? 1500 sene sonra bile hala ayetlerin ne anlama geldiğini tartışıyoruz? Mesela mezarlıklarda neden Yasin okuyoruz? Kaç kişi okuduğunun karşılığını biliyor?

CEVAP: Bu dediğiniz doğru. Kur'an, eğer anlaşılsa ve yaşansaydı, ne deist olurdu ve ne de ateist kalırdı. Kur'an ve Yasin mezarlıkta okunmak için gönderilmemiştir. Yasin suresinde de Allah buna dikkat çekmiştir.(7)

Ya açar bakarız Nazm-ı Celil'in yaprağına 
Yahut üfler geçeriz bir ölünün toprağına 
İnmemiştir hele Kur' an şunu hakkıyla bilin 
Ne mezarlıkta okunmak ne de fal bakmak için

Diyen Âkif de Müslümanların okudukları Kur'an'ı anlamadıklarından yana dert yanar, hayıflanır.

Ayetleri tartışıyor olmamız, anlama çabasındansa bu makul, bu mubah. Çünkü Kur'an az sözle çok şeyler söyleyen bir kitap. Bir kelimenin çok anlamları vardır. Herkes kendi ilmi seviyesine göre ondan bir anlam alır, yoluna devam eder. Zaman bir müfessirdir. Her devir, her asır Kur'an'dan payına düşeni alacaktır. Kur'an'ın mucize oluş yönlerinden biri de budur: Âlim olsun, cahil olsun her seviyedeki insan diyor ki: "bu Kur'an tam bana göre" 1500 yılın insanları böyle demiş. Mesela Kur'an indiği devirde dedi: "Rabbinizin hangi nimetlerini inkâr edebilirsiniz?"(8) O günün insanı nimet olarak, atı, deveyi, merkebi, suyu, hurmayı ve benzer şeyleri anladı. Ama bugünün insanı bisikleti, motosikleti, otomobili, uçağı, cep telefonunu, interneti ve türlü türlü nimetleri, yemekleri anlamaktadır.

Yine: "Düşmana gücünüz yettiği kadar kuvvet hazırlayın"(9) ayetinden o günün insanı kuvvetten kılıcı, oku, taşı ve benzer şeyleri anladı. Bugünün insanı topu, tüfeği, tabancayı, tankı, tayyareyi, füzeyi ve benzer şeyleri anlıyor. Ayette geçen "Kuvvet" kelimesi hepsini içine almaktadır.

Rasulullah Efendimize her ne zaman ayette geçen kuvvetin ne olduğu sorulmuşsa, Efendimiz: "Kuvvet atmaktır, kuvvet atmaktır, kuvvet atmaktır" demiştir.(10) Ok atmaktan füze fırlatmaya kadar bütün atmaklar Kur'an'ın ve onun müfessiri olan Hz. Peygamberin bu veciz ve mu'ciz ifadeleri içinde kalmıştır; kıyamete kadar da kalacaktır.

Dipnotlar

1-Bkz. Bakara, 2/65

2-A'raf, 7/179; Furkan, 25/44

3-Rum, 30/22

4-En'am, 6/160; Kasas, 28/84

5-İbrahim, /4

6-Fussılet, 41/44

7-Yasin, 36/70

8-Rahman, 55/16

9-Enfal, 8/60

10-Bkz. Müslim, İmare,167; Ebu Davud, Cihad,23; Tirmizî, Tefsiru sureti 8; İbn-i Mace, Cihad, 19

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

Kim iyi bir iş yaparsa kendi lehinedir. Kim de kötülük yaparsa kendi aleyhinedir. Rabbin kullara (zerre kadar) zulmedici değildir.

Fussilet, 46

GÜNÜN HADİSİ

Her insan hata yapar. Hata edenlerin en hayırlıları tevbe edenlerdir."

Tirmizi

TARİHTE BU HAFTA

*Hac'da Tünel Faciası 1426 Ölü(2 Temmuz 1990) *Cezayir İstiklale Kavuştu(3 Temmuz 1962) *Barbaros Hayreddin Paşa Vefat Etti(4 Temmuz 1546) *İstanbul'da Matbaa Açılmasına Padişah İradesi(5 Temmuz 1727) *Mukaddes Emanetler Sultan Selim'e Teslim Edildi.

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI