Cevaplar.Org

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-199

Ders: Mesnevi-yi Nuriye, Katre’nin Hatimesi İzah: Prof. Dr. Alaaddin Başar *Üstad, İslam âleminin saran manevi hastalıkların başında hep yeis(ümitsizlik)’i başa alıyor. Münazarat’ta da “himmetiniz şevke binip mübareze-i hayat meydanına çıktığı vakit, en evvel düşman-ı şedid olan yeis rast gelir.”(


Salih Okur

nedevideobendi@gmail.com

2019-01-30 09:17:44

Ders: Mesnevi-yi Nuriye, Katre'nin Hatimesi

İzah: Prof. Dr. Alaaddin Başar

*Üstad, İslam âleminin saran manevi hastalıkların başında hep yeis(ümitsizlik)'i başa alıyor. Münazarat'ta da "himmetiniz şevke binip mübareze-i hayat meydanına çıktığı vakit, en evvel düşman-ı şedid olan yeis rast gelir."(Münazarat, s. 95) diyor. Demek en büyük düşman ümitsizlik yani. Bugünkü tabirle moral bozukluğu.. "kesinlikle muvaffak olamam, ben bu işi beceremem" gibi bir niyetle insan hangi işe girerse, muvaffak olamaz, bu belli.."İnsanları canlandıran emeldir(ümittir); öldüren ye'stir.(Mektubat, s.473) diyor.

Not: Alaaddin Bey bir eserinde şöyle diyor; "İbadet ve hayırda başarılı olamayan insanlarda ümitsizlik hastalığı kendini gösterir. Başarıya ulaştığı halde nefsine söz geçiremeyip kibir ve gurura düşen insanlarda ise ucub hastalığı tezahür eder. Bunlardan birincisi tefrit, ikincisi ifrattır. İkisi de zarardır."(Prof. Dr. Alaaddin Başar, Doç. Dr. Şadi Eren, Kavramlar Lugati, s. 260, Zafer Yayınları, İst. 2006

*Yeisin kaynağı amele muvaffak olamamak. Dini meselelerle alakalı birçok sorunun arkasında amele muvaffak olamamak yatıyor. Amele muvaffak olamayan adam azaptan korkuyor. Önünde cehennem görünüyor. Ondan kurtulmanın yolunun suallerde arıyor.

Not: Alaaddin Bey, Mesnevi'yi Nuriye'yi şerh ettiği Risale-i Nur'dan Dersler adlı eserinin 2. Cildinde bu konuda şöyle demektedir; Ümitsizliğe düşen ve ölüm ötesini "kabir azabı ve cehennem" olarak gören bir kişi, bu azaplara düşmek istemediğinden, nefis ve şeytan onu dini meseleleri inkâr yoluna sokmaya çalışırlar.

Mesela, ahiretin olmadığına dair çok zayıf bir emareyi, büyük bir delil olarak onun önüne koyarlar. "çürümüş kemikleri kim diriltecek?" sorusunu bu kişinin nefsi de demeye başlar ve ahiretin varlığının sonsuz delilleri varken, onları dikkate almayarak, inkâra dair bazı vehimleri hakikat olarak kabul etme yoluna girer.

Bu gibi kimseler, ahiretin varlığı yanında, kader ve ruh konusunda da birçok sorular sorarlar ve sanki muhatapları bunlara cevap veremeyince, kendileri iman ve ibadet mükellefiyetinden kurtulacaklarmış gibi tuhaf bir anlayışa kapılırlar." (Prof. Dr. Alaaddin Başar, Risale-i Nur'dan Dersler, cilt; 2, s.126, Zafer Yayınları, İst. 2012)

* "Arkadaş! Ye'se düşen adam, azabdan kurtulmak için, istinad edecek bir noktayı aramaya başlar. Bakar ki, bir miktar hasenat ve kemalâtı var, hemen o kemalâtına bel bağlar. Güvenerek der ki: "Bu kemalât beni kurtarır, yeter" diye bir derece rahat eder. Hâlbuki a'male güvenmek ucbdur. İnsanı dalalete atar."(Mesnevi-i Nuriye, s. 65)

*Bir sınıfta herkesin sıfır alması kırk puan alan talebenin sınıfı geçmesine yetmediği gibi, herkesin günahkâr olduğunu farz etmememiz ve "hiç olmazsa benim şu güzel taraflarım var" dememiz de Cennete girmemize yetmeyecektir.

*Mesela bazıları der ki, "gerçi namaz kılmıyorum ama kimse hakkında kötülük düşünmemişim." Kimse hakkında kötü düşünmemek bir kemaldir ama bu insanı tek başına cennete götürmez.

Not: Alaaddin Bey aynı eserinde şöyle demektedir; "Ümitsizliğe düşen kişi azaptan kurtulmak için bir çare aramaya koyulur. Kendinde olan bazı güzel vasıflan yahut yaptığı bazı amelleri düşünür ve bunların kendini kurtaracağına güvenerek rahat etmeye çalışır. Hâlbuki vicdanı çok iyi bilir ki, bunlar ne ibadetlerin yerini tutabilirler, ne de haramların cezasını ortadan kaldırırlar. Bu iyiliklerin sevabı ayrı, o ihmallerin yahut isyanların cezası ise ayrı olarak mizana girecektir.

Ayet-i kerimede haber verildiği gibi, zerre kadar iyilik de kötülük de tartılacaktır. Tartının sadece iyilik kefesine bakıp kendini aldatmak, nefsin bir hilesi, şeytanın bir desisesidir.

Böyle bir desiseye kapılan kişi, noksanlarını ve günahlarını görmeyip, sadece bir kısım iyiliklerini nazara almakla, kendisi için tövbe kapısını ve noksanlarını telafi etme yolunu kapamış olur." (Prof. Dr. Alaaddin Başar, Risale-i Nur'dan Dersler, cilt; 2, s.129, Zafer Yayınları, İst. 2012)

*"A'male güvenmek ucbdur. İnsanı dalalete atar. Çünkü insanın yaptığı kemalât ve iyiliklerde hakkı yoktur; mülkü değildir, onlara güvenemez. (Mesnevi-i Nuriye, s. 65)

"İmandan sonra en büyük güzellik olan namazı örnek verelim. İnsan namaz kıldığı için kendini cennetlik göremez.

Zira onun namazdaki hissesi çok azdır. Evvela, namazı emreden Allah'tır. Namazın birinci şartı olan vakti getiren yine O'dur. Mesela, ikindi namazını kılacaksak, öğleden ikindiye kadar geçen süre içinde dünyayı döndürüp bizi ikindi vaktine ulaştıran Allah'tır. Namazda okuduğumuz sureleri inzal eden O olduğu gibi, namaz kıldığımız bedenimizi yaratan da O'dur.

Bizim namazdaki hissemiz, sadece bir niyet meselesidir. Yani, irademizi namaz kılmamaya değil de kılmaya yönlendirmemizdir.

Öte yandan, biz namazımızı, ciğerlerimize çektiğimiz havadan, bizi aydınlatan güneşe, üzerinde durduğumuz yerküresine kadar nice mahlûkların yardımıyla eda ediyoruz. Bu harici nimetlerin de hiçbirine nefsimiz sahip çıkamaz, hepsi Allah' m birer ihsanıdır."

 

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

Görmedikleri halde, Rablerinden korkanlar için bir bağışlanma ve büyük bir mükafat vardır.

Mülk, 12

GÜNÜN HADİSİ

Gece içinde öyle bir saat vardır ki, müslüman olan herhangi bir kimse, dünya ve ahiret hususlarında Allah'dan bir hayır isterken duasını ona denk düşürürse, Allah; muhakkak istediğini kendisine verir.

Müslim, Ravi[Cabir (r.a.)]

TARİHTE BU HAFTA

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI