Cevaplar.Org implant

KUR'AN'IN IŞIĞINDA HZ. PEYGAMBER'İN MU'CİZELERİ-2

Hissî Mucizeler Hissî mucizenin en yaygın ve kabul gören-ve Matûridî kelamcı Nureddin es-Sâbûnî'ye ait olan- tarifi şöyledir: "İnkar edenlere meydan okuduğu bir sırada nübüvvet iddia eden kişinin elinde, tabiat kanunlarına aykırı olan bir hadisenin, benzerini getirmekten inkârcıları âciz bırakacak tarzda vuku' bulmasıdır."(1)


Niyazi Beki(Doç. Dr.)

niyazibeki@gmail.com

2016-04-08 10:06:39

Hissî Mucizeler

Hissî mucizenin en yaygın ve kabul gören-ve Matûridî kelamcı Nureddin es-Sâbûnî'ye ait olan- tarifi şöyledir: "İnkar edenlere meydan okuduğu bir sırada nübüvvet iddia eden kişinin elinde, tabiat kanunlarına aykırı olan bir hadisenin, benzerini getirmekten inkârcıları âciz bırakacak tarzda vuku' bulmasıdır."(1)

Hz. Peygamber'in gösterdiği hissî/maddî mucizeler onun peygamberliğinin önemli kanıtları arasında sayılmış ve hemen her sîret eserinde temas edilen bir konu olmasının yanında muvzuyla ilgili pek çok müstakil kitaplar da telif edilmiştir. Kur'an-ı Kerim Allah tarafından peygamberlikle görevledirilen kimselerin, doğruluklarını ispat etmek maksadıyla tabiat kanunlarını aşan bazı olaylarla desteklendiğini bildirir.(2)

Kur'an Allah'ın peygamberlerine bahşettiği "tabiat kanunlarını aşan olaylar"dan bahsederken sonraları yaygınlaşan ve genel kabul gören "mucize" kelimesini kullanmaz. Bunun yerine Kur'an'da "âyet",(3) "beyyine"(4) ve "burhan"(5) kelimeleri kullanılır.(6)

Hissî Mucizeler Konusundaki Tartışmalar

Daha önceki Peygamberlerin bir takım hissî mucizeler gösterdikleri hususu, -Kur'an'la da desteklendiği için- müslümanlar arasında tartışmasız kabul edilmektedir.

Ancak -özellikle son iki asırda- Hz. Peygamber(a.s)in hiçbir hissî mucize göstermediğini savunan bazı müslüman yazarların ortaya çıktığı görülmektedir. Şimdi bu kimselerin ortaya koyduğu delillerini görmekte fayda vardır:

Hissî mucizeleri inkâr edenlerin delilleri

Bu delillerin dayandırıldığı iki temel nokta vardır.

Birincisi: Kur'an'ın pek çok âyetinde ifade edildiği üzere, müşriklerin Hz. Peygamber'den mucize istemeleri karşısında, bunlara müspet cevap verilmeyip sürekli reddedilmesidir.

Bu âyetlerden bazıları şunlardır:

وَإِن كَانَ كَبُرَ عَلَيْكَ إِعْرَاضُهُمْ فَإِنِ اسْتَطَعْتَ أَن تَبْتَغِيَ نَفَقاً فِي الأَرْضِ أَوْ سُلَّماً فِي السَّمَاء فَتَأْتِيَهُم بِآيَةٍ وَلَوْ شَاء اللّهُ لَجَمَعَهُمْ عَلَى الْهُدَى فَلاَ تَكُونَنَّ مِنَ الْجَاهِلِينَ

"Eğer onların yüz çevirmesi sana ağır geldi ise, yapabilirsen yerin içine inebileceğin bir tünel ya da göğe çıkabileceğin bir merdiven ara ki onlara bir mucize getiresin! Allah dileseydi onları hidayet üzerinde toplayıp birleştirirdi. Ohalde sakın cahillerden olma." (En'âm, 6/35.)

وَقَالُواْ لَوْلاَ نُزِّلَ عَلَيْهِ آيَةٌ مِّن رَّبِّهِ قُلْ إِنَّ اللّهَ قَادِرٌ عَلَى أَن يُنَزِّلٍ آيَةً وَلَـكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لاَ يَعْلَمُونَ

"Ona rabbinden bir mucize indirilmeli değilmiydi, dediler. De ki: Şüphesiz Allah mucize indirmeye kâdirdir. Fakat onların çoğu bilmezler." (En'âm, 6/37; krş. Yunus 10/20, Râd,13/7,27, Ankebût, 29/50.)

فَلْيَأْتِنَا بِآيَةٍ كَمَا أُرْسِلَ الأَوَّلُونَ{*} مَا آمَنَتْ قَبْلَهُم مِّن قَرْيَةٍ أَهْلَكْنَاهَا أَفَهُمْ يُؤْمِنُونَ

"Haydi bize öncekilere gönderilenin benzeri bir mucize getirsin, dediler. Onlardan önce helâk ettiğimiz hiçbir kasaba halkı imân etmemişti. Şimdi bunlar mı imân edecekler." (Enbiyâ, 21/5-6.)

لَعَلَّكَ بَاخِعٌ نَّفْسَكَ أَلَّا يَكُونُوا مُؤْمِنِينَ {*} إِن نَّشَأْ نُنَزِّلْ عَلَيْهِم مِّن السَّمَاء آيَةً فَظَلَّتْ أَعْنَاقُهُمْ لَهَا خَاضِعِينَ

"Resûlüm! inanmıyorlar diye neredeyse kendini mahvedeceksin. Biz dilesek, onlara gökten bir mucize indiririz de ona boyun eğip kalırlar." (Şuarâ, 26/3-4.)

 

فَلَمَّا جَاءهُمُ الْحَقُّ مِنْ عِندِنَا قَالُوا لَوْلَا أُوتِيَ مِثْلَ مَا أُوتِيَ مُوسَى أَوَلَمْ يَكْفُرُوا بِمَا أُوتِيَ مُوسَى مِن قَبْلُ قَالُوا سِحْرَانِ تَظَاهَرَا وَقَالُوا إِنَّا بِكُلٍّ كَافِرُونَ

{*} قُلْ فَأْتُوا بِكِتَابٍ مِّنْ عِندِ اللَّهِ هُوَ أَهْدَى مِنْهُمَا أَتَّبِعْهُ إِن كُنتُمْ صَادِقِينَ

"Ama onlara katımızdan gerçek gelince: "Mûsâ'ya verildiği gibi buna da mucize verilmesi gerekmezmi?" derler. Peki daha önce Mûsâ'ya verileni de inkâr etmemişler miydi? "Yardımlaşan iki sihirbaz" demişlerdi; "hepsini inkâr edenleriz" demişlerdi. De ki: eğer doğru sözlü iseniz, Allah katından bu ikisinden daha doğru bir kitap getirin de ona uyayım." (Kasas, 28/48-49.)

وَمَا مَنَعَنَا أَن نُّرْسِلَ بِالآيَاتِ إِلاَّ أَن كَذَّبَ بِهَا الأَوَّلُونَ

"Bizi mucizeler göndermekten alıkoyan şey, ancak öncekilerin onları yalanlamış olmalarıdır." (İsrâ, 17/59.)

وَقَالُوا لَوْلَا أُنزِلَ عَلَيْهِ آيَاتٌ مِّن رَّبِّهِ قُلْ إِنَّمَا الْآيَاتُ عِندَ اللَّهِ وَإِنَّمَا أَنَا نَذِيرٌ

مُّبِينٌ

"Ona Rabbinden mucizeler getirmesi gerekmez miydi?" derler. De ki: Mucizeler ancak Allah'ın katındandır. Doğrusu ben, sadece apaçık bir uyarıcıyım." (Ankebût, 29/50-51.)

وَأَقْسَمُواْ بِاللّهِ جَهْدَ أَيْمَانِهِمْ لَئِن جَاءتْهُمْ آيَةٌ لَّيُؤْمِنُنَّ بِهَا قُلْ إِنَّمَا الآيَاتُ عِندَ اللّهِ وَمَا يُشْعِرُكُمْ أَنَّهَا إِذَا جَاءتْ لاَ يُؤْمِنُونَ

"Kendilerine bir mucize gösterilirse, mutlaka ona inanacaklarına dair yeminlerin en kuvvetlisiyle Allah'a yemin ettiler. De ki: mucizeler ancak Allah'ın katındandır. Onların mucize geldiği zaman da inanmayacaklarının farkında değil misin?" (Enâm, 6/109.)

İkincisi: Mucizelerle ilgili rivâyetlerin mütevatir olmayıp âhâd yollarla nakledilmiş olmasıdır. Onlara göre, eğer sözkonusu mucizeler, rivayetlerde belirtildiği gibi, yüzlerce sahhabinin gözleri önünde gerçekleşseydi, birkaç sahabenin nakliyle değil, daha fazla sahabenin rivayetiyle gelirdi. çünkü bu gibi olağan dışı olayları görenlerin onu anlatmaması mümkün değildir.(7)

"Aslında Kur'an-ı Kerim'de önceki peygamberlere ait bu tür hissî mucizeler sözkonusu edildiği halde, Hz. Muhammed (s.a) için böyle birşey sözkonusu edilmemiştir. Çünkü Hz. Muhammed (s.a)'e insan ve cinler tarafından eşi ve benzeri yapılamayacak insânî ve aklî bir mucize olarak Kur'an verilmiştir. Ne varki insanlar, Kur'an-ı Kerim vasıtasıyla daha önceki peygamberlerde gördükleri mucizelerin bir benzerini Hz. Muhammed(s.a)de de görmek istedikleri için bu tür rivayetlere kanmışlardır. Halbuki eğer yüce Allah, Hz. Muhammed s.a)'i maddî mucizelerle desteklemek isteseydi onu da yaptırır ve Kur'an-ı Kerim'de ondan da sözederdi "(8)

"Ayın yarılması, taşların onun (Hz. Peygamberin) huzurunda tesbih etmesi, parmaklarının arasından suyun kaynaması, hurma ağacının onun için ağlaması, devenin kendisine şikayette bulunması, zehirli keçi (etinin) şehadeti gibi mütevatir olmayan mucizelere gelince, bunların ortaya çıkışında halk mühayyilesinin büyük rol oynadığı gayet açıktır. Bunlar, sahîh fiil ve açık akılla çelişmektedirler."(9)

Son iki asırda, bir kısım müslüman fikir adamları gibi, bir takım müsteşrikler de bu konuya hayli ilgi duymuşlar ve ileri sürdükleri argümanlar yukarıdakilerden hiç farklı değildir.(10)

İlginçtir, yedinci hicrî asırda Bağdat'da yaşamış Mûsevî asıllı bir filozof ve edip olan İbn Kummûna, Hz. Muhammed (s.a)'in hissi mucizelerini reddederken, aynı mtodu kullanmış ve yukarıda sözkonusu edilen âyetlerle, mucize rivâyetlerinin haber-i vâhid olduğu ve kesin bilgi ifade etmediği gerekçelerini ileri sürmüştür.(11) "Öyle ki İbn Kummuna'nın ifadeleri okunduğunda, son iki asırda hissi mucizeleri kabul etmeyen görüşler sanki motamot bunların tercümesidir denilebilir."(12)

Bu Delillerin Değerlendirilmesi

a) Hissî Mucize Taleplerini Reddeden Ayetler

Evvela sözkonusu âyetlerin hiçbirinde "Biz sana hiçbir maddî mucize vermedik" anlamına gelebilecek bir ifadeye yer verilmemektedir. Bununla beraber, müşriklerin bu konudaki ısrarlı taleplerinin hiçbirin müspet mânâda bir cevabın verilmemesi, dolaylı olarak Hz. Muhammed (s.a) için hissî mucizelerin sözkonusu olmadığı anlamına gelebilir. Nitekim, hissî mucizeleri reddenlerin görüşleri de bu noktadan kaynaklanmaktadır. Ancak, sözkonus âyetlerin sibak ve siyaklarına dikkatle bakıldığında, bu âyetlerin hissî mucizeleri reddetiğini söylemek kolay görülmemektedir.

Bu âyetler öncesi ve sonrasıyla okunduğunda esas itibariyle beş konuya vurgu yapıldığı net bir şekilde görülmektedir:

1.  Mucize ile iman arasında doğru bir orantı yoktur. Yani insanların imanları gösterilen mucizeler nisbetinde artmamakta, hatta bazan tersi de olabilmektedir.

2. Mucizeleri göstermek, yalnız yüce Allah'a ait bir iştir. Hiç bir peygamber onun izni olmadan herhangi bir mucize gösteremez.

3. İstenilen mucize gösterilmesine rağmen iman edilmezse, bu talepte bulunanların helâk edilmesi, Allah'ın önceki ümmetler için uyguladığı değişmez kanunudur.

4. Hz. Peygamber, inkârcıların mucize isteklerine fazla itibar etmemeli, onların beyinlerini Kur'an'ın ebedî mucizeliği üzerinde düşünmeye kanalize etmelidir.

5. Mekke müşrikleri bu mucize istekleri konusunda asla samimi değillerdir. Onların bu istekleri ne kadar karşılanırsa karşılansın hiç bir zaman inanmayacaklardır.(13) Bu husus onların -deyim yerinde ise- saçmasapan isteklerinden de açıkça anlaşılmaktadır.(14) (Maddeler için, bk. Ahatlı, s.135-136)

Tenbih:

a. İnkârcıların mucize isteklerini reddeden âyetlerin hepsi Mekke'de inmiş olan sûrelerde yer almaktadır.

b. Gösterilen mucizelerin hemen hepsi, Medine döneminde ve müslümanlara gösterilmiştir.

 Dolayısıyla Mekke döneminde inen ve inkârcıların mucize taleplerini reddeden âyetlerle, bu âyetlerin nüzûlünden çok sonra Hz. Peygamber'in Medine'de müslümanlara gösterdiği mucizeler arasında bir bağlantı yoktur. Çünkü bu mucizeler, ne müşriklerin talebi üzerine, ne de inanmayanları iman ettirmek maksadıyla gösterilmiştir. Aksine genellikle bu mucizeler, bazı seriyyelerde karşılaşılan yiyecek ve su sıkıntısını gidermek ve bu sayede önceden büyük çileler çekerek ve hiçbir olağanüstülük beklemeden İslam'ı seçen ve bir anlamda büyük imtihanı başaran müslümanlara bir lütuf ve imanlarını güçlendirmek gayesiyle gösterilmiştir, denilebilir. (Ahatlı, s.136)

c. Mekke döneminde müşriklerin mucize isteklerinin bir kez müspet karşılandığını gösteren ve dolayısıyla ilk anda mezkûr âyetlerle tenakuz halinde olduğu anlaşılan tek örnek ayın yarılması ile ilgili hadislerin bazı rivâyetleridir.

Ayın yarılması hadisesini anlatan , sened açısından güvenilir hadisler içinde sadece Enes b. Mâlik'den gelen rivâyetlerde, bu olayın inanmayan Mekke'lilerin isteği üzerine gerçekleştiği zikredilmektedir.(15)

d. Mucize ile iman arasında doğrudan bir bağlatı sözkonusu olmadığın için, inanmayanların mucize taleplerinin reddedilmesi Hz. Peygamber(s.a)'e özel bir durum değildir. Önceki ümmetlerin de kendi peygamberlerinin gösterdiği mucizelere inanmadıkları hem Kur'an-ı Kerim hem de Kitab-ı Mukaddes tarafından ifade edilmektedir.(16)

e. Yine mucizelerin istek üzerine değil, peygamber tarafından kendiliğinden gösterilmesinin de Hz. Peygamber (s.a)'e has bir durum değildir. Meselâ, Yeni Ahid'deki mucizeler incelendiğinde, Hz. İsâ'nın çoğu kere mucize isteklerinin geri çevirdiği ve fakat ihtiyaç anında bir talep olmaksızın kendisine inananlara mucize gösterdiği görülecektir.

 Hz. İsâ, Ferîsilerin mucize isteklerini kabul etmediği halde, kendi şakirtlerine bir talep olmaksızın mucize göstermesi bir misal olarak gösterilebilir.(17)

Yine Hz. İsâ (a.s), inanmayanlara, düşmanlara ve hased edenlere mucize göstermek istememiştir.(18) Öyle ki, çevresindekilerin çeşitli mucizeler görmesine rağmen yeniden mucize istemeleri üzerine Hz. İsâ şöyle demiştir: "Bu nesil kötü bir nesildir, alâmet arıyor; onu Yûnus peygamberin alâmetinden başka bir alâmet verilmeyecektir."(19)

Kur'an-ı Kerim'de anlatıldığına göre, Hz. İsâ, gökten bir sofra indirmesini isteyen ve daha önce kendisine imân eden havârilerinin bu isteklerini önce şiddetle reddetmiş, fakat daha sonra, onların bu isteklerinde çok samîmî olduklarını görünce müspet cevap vermiş ve böyle bir sofranın gelmesi için Allah'a yalvarmıştır. Yüce Allah da Hz. İsâ'nın bu isteğini kabul etmiş ve ancak böyle bir mucizeyi gördükten sonra inkâra sapanların cezalarının dehşetli olacağını bildirmiştir. İlgili âyetlerin meâlleri şöyledir:

"Hani bir zamanlar havârîlere "Bana ve Peygamberime iman edin"diye ilham etmiştim. Onlar (da), "imhan ettik, bizim Allah'a teslim olmuş kimseler(müslümanlar) olduğumuza sen de şâhit ol" demişlerdi. Hani havârîler "Ey Meryem oğlu İsâ, Rabbin bize gökten, donatılmış bir sofra indirebilr mi?" demişlerdi. O, "İmân etmiş kimseler iseniz Allah'tan korkun" cevabını vermişti. Onlar "Ondan yiyelim, kalplerimiz mutmain olsun, bize doğru söylediğini (kesin olarak) bilelim ve ona gözleriyle görmüş şahitler olalım istiyoruz" demişlerdi. Meryem oğlu İsâ şöyle dedi: "Ey Rabbimiz! Bize gökten bir sofra indir ki, bizim için, geçmiş ve geleceklerimiz için bayram ve senden bir âyet (mucize) olsun. Bizi rızıklandır, zaten sen, rızık verenlerin en hayırlısısın." Allah da şöyle buyurdu: "Ben onu şüphesiz indireceğim; ama bundan sonra içinizden ki inkâr ederse, kâinatta hiçbir kimseye etmediğim azabı ona edeceğim!" (Mâide, 5/111-115.)

Görüldüğü gibi burada, aynı konuda Hz. İsâ tarafından mucize istekleri önce reddedilmiş sonra kabul görmüştür. Gerek Kur'an-ı Kerim'de, gerek Kitab-ı Mukaddes'te yer alan mucize isteklerini reddeden örneklere Hz. İsâ'nın başka bir mucize göstermediğini söylemek Kur'an'ın âyetleriyle açık bir çelişki teşkil edecektir. Nitekim, Maide Sûresinin 110.âyetinde Hz. İsâ'nın beş mucizesi zikredilmektedir.(20) 

Yukarıdaki ilgili örneklere bakılarak Hz. İsâ'nın hiçbir mucize göstermediğini söylemek mümkün olmadığı gibi, sözkonusu âyetlerdeki olumusuz örneklere bakılarak Hz. Peygamber'in de hiçbir mucize göstermediğini söylemek mümkün değildir.

Dipnotlar

1-Sâbûnî, Ahmed b. Mahmud, el-Bidaye fi usuli'd-dîn,s.46 (nşr. Bekir Topaloğlu), Dımaşk 1399/1979.

2-bk. Bakara, 2/60,87,253; Hadid, 57/25.

3-msl. bk. Bakara, 2/118, Al-i İmrân, 3/49-50; Tâhâ, 20/22; Nâziât, 79/20-21.

4-msl. bk. Bakara, 2/92,213,253; İsrâ, 17/101; Fâtır, 35/25; Mümin, 40/34.

5-Kasas, 28/32.

6-Geniş bilgi için bk. Sinanoğlu, Mustafa, Kitab-ı Mukaddes ve Kur'an-ı Kerim'de Nübüvvet (Doktora tezi, M.Ü. Sos. Bl. Enst, İst. 1995).

7-Râzî,Fahreddin, en-Nübüvvât ve ma yetaalleku bihâ, s.11-16(naşirin -Ahmed Hicâzî es-Sekkâ'nın- mukaddimesi);Beyrut, 1406/1986; Ahlatlı,132.

8--krş. Heykel, Muhammed, Hz. muhammed Mustafa , s.58 (çev. Ömer Rıza Doğrul), İstanbul, 1985.

9-Hanefî, Hasan, İslâmî İlimlere Giriş, s. 87, /trc. Muharrem Tan), İstanbul,1994.

10--Mesela Müsteşriklerden Dozy, Devenport ve Guillaume'ın benzer görüşleri için bk. Karadeniz, Osman, Mucize Proplemi, s.162; (Doktora Tezi, Dokuz Eylül Üniversitesi Sos, Bil. Ens., 1984); Parlakışık, Ahmed, Ortantalizmin Soruları, s.15 (Çizgi Dergisi yayınları, yy., ts.)

11-bk.İbn Kummûna, Ebu'r-Rıdâ S'd b. Mansûr, Examination Of The İnquiries İn İhe Three Faits, s.88,91-94. (ed. Moshe Perlman), California 1967.

12-bk. Ahatlı, a.g.e, s. 135.

13-bk. Hicr, 15/14-15; En'âm, 6/7.

14-bk. İsrâ, 90-93.

15-bk. Buhârî, Menâkıb, 27; Menâkıbu'l-Ensar, 36; Tefsir, 54/1; Müslim, Münâfikûn, 46; Tirmizî, Tefsir, 54/2; Ahmed b. Hanbel, III/165.

16-Tâhâ, 20/60-71; krş . Kitab-ı Mukaddes, Çıkış 4-11 bâblar.

17-bk. Mattâ, 16/1-5; 15/32-39.

18-bk. Mattâ 12/38-39; Markos 8/11-12; Luka 11/15-17.

19-bk. Luka 11/29; Mattâ 16/4.

20-Bunlar: Beşikte konuşmak, Allah'ın izniyle çamurdan bir kuş şeklini yapıp onu uçurmak, anadan doğma kör ve alacalıyı iyileştirmek ve ölüyü diriltmek.

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

KUR’AN’IN ANLAŞILMASINDA SÜNNETİN YERİ-2

KUR’AN’IN ANLAŞILMASINDA SÜNNETİN YERİ-2

2. Açık Olmayan Ayetlerin Varlığı Kur'an-ı Kerim, bizzat kendisi, âyetlerini "muhkem" ve "m

Kim Allah'a ve Rasûlü'ne îman etmezse, (bilsin ki) biz inkâr edenlere alevi çılgın bir ateş hazırladık.

(Fetih, 13)

GÜNÜN HADİSİ

"Kişi, dostunun dini üzeredir. Bu nedenle, kiminle dost olacağına dikkat etsin!"

Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

TARİHTE BU HAFTA

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI