Cevaplar.Org implant

RAHMAN İSMİNİN YANSIMALARI

Rahman ismi, Allah'ın dünya ve ahirette kendini göste¬ren bütün nimetlerinin kaynağıdır. Ebu Said el-Hudrî'nin Hz. Peygamber’den (a.s.m.) yaptığı rivayete göre, Hz. İsa (a.s.) "Rahman ismi dünya ve ahirete, Rahîm ismi ise yal¬nız ahirete bakar." demiştir.(1) Bazı âlimlere göre, Rahman ve Rahîm isimlerinin her ikisi de dünya ve ahirete bakar. Ancak Rahman'ın rahmeti bütün varlıklara şamil olmakla beraber, Rahîm isminin tecellisi olan rahmet hu¬susi olup sadece mümin kulları içine alır. Lâfza-i celâlden sonra Rahman isminin Allah'ın ikinci özel ismi olmasının bir hikmeti de bu olsa gerektir.(2)


Niyazi Beki(Doç. Dr.)

niyazibeki@gmail.com

2016-02-15 11:27:31

Rahman ismi, Allah'ın dünya ve ahirette kendini göste­ren bütün nimetlerinin kaynağıdır. Ebu Said el-Hudrî'nin Hz. Peygamber'den (a.s.m.) yaptığı rivayete göre, Hz. İsa (a.s.) "Rahman ismi dünya ve ahirete, Rahîm ismi ise yal­nız ahirete bakar." demiştir.(1) Bazı âlimlere göre, Rahman ve Rahîm isimlerinin her ikisi de dünya ve ahirete bakar. Ancak Rahman'ın rahmeti bütün varlıklara şamil olmakla beraber, Rahîm isminin tecellisi olan rahmet hu­susi olup sadece mümin kulları içine alır. Lâfza-i celâlden sonra Rahman isminin Allah'ın ikinci özel ismi olmasının bir hikmeti de bu olsa gerektir.(2)

Fahreddin Razî'ye göre, Allah'ın iki çeşit rahmeti var­dır. Bunlardan birincisi, geçmişe bakan ve kâinatın yara­tılma­sında kendini gösteren rahmettir ki Rahman ismine bakar. İkincisi, geleceğe bakan ve yaratıkların ihtiyaçlarını gi­dermekle tecellilerini gösteren rahmettir ki Rahîm ismine bakar. Varlıkları yaratmak hasebiyle Allah, Rahman'dır. Varlıkların zaman içerisinde sürekli olan ihtiyaçlarını ye­rine getirmek hasebiyle de Allah, Rahîm'dir. Bundan dola­yıdır ki "Ey dünyanın Rahman'ı ve ahiretin Rahîm'i!.." diye çağrılır.(3)

"Rahmetim her şeyi kuşatmıştır."(4) ayeti, en geniş rah­met dairesi olan rahmaniyete delâlet etmekte ve kâina­tın yaratılmasının arkasında yatan asıl sebebin rahmet oldu­ğunu göstermektedir. "Evet, şu hadsiz kâinatı şen­lendiren, bilmüşahede rahmettir. Ve bu karanlıklı mevcu­datı ışık­landıran, bilbedahe yine rahmettir. Ve bu hadsiz ihtiyaç içinde yuvarlanan mahlûkları terbiye eden, bilbe­dahe yine rahmettir. Ve bir ağacın bütün heyetiyle meyve­sine müte­veccih olduğu gibi, bütün kâinatı insana müte­veccih eden ve her tarafta ona baktıran ve muavenetine koşturan, bil­bedahe rahmettir. Ve hadsiz fezayı ve boş ve hâlî âlemi dolduran, nurlandıran ve şenlendiren, bilmüşa­hede rah­mettir. Ve bu fâni insanı ebede namzet eden, ezelî ve ebedî bir zata muhatap ve dost yapan, bilbedahe rahmet­tir."(5)

Rahman İsmi ve İnsan

Rahman suresinin başında Rahman isminin tezahürlerinden olan üç husus, özellikle atıf harfi kullanılmadan peş peşe sıra­lanmış ve bununla konunun girift ve iç içe olduğu, dikkat­lere sunulmuştur. Bunlar, Kur'an'ın indirilip öğretilmesi, in­sanoğlunun yaratılması ile ona düşünme ve konuşma ka­biliyetinin verilmesidir.

Rahman isminin ilk tezahürleri olan bu hususlar, te­melde iki konudur: Kur'an ve insan... Demek ki Kur'an gibi insa­nın da Rahman ismiyle yakın ilişkisi vardır. Hadis-i şe­rifte "Allah, insanı Rahman suretinde (yani bu ismin mer­hamet ve şefkatine mazhar bir şekilde) yaratmış­tır."(5) denmektedir. Bu hadis, Buharî ve Müslim'in riva­yetle­rinde, "Allah, insanı kendi suretinde yaratmıştır."(6) şek­lindedir.

Lâfza-i celâlden sonra Allah'ın ikinci ism-i hassı (başkası için kullanılması caiz olmayan özel ismi) Rahman olduğuna göre, hadiste geçen farklı rivayetlerin aynı şeyi vurguladığını düşünmek yanlış olmasa gerektir. Çünkü Allah, Rahman'dır, Rahman da Allah'tır. O hâlde, vurgulanan şey, rahmettir. Bu hadis-i şerifin maksatların­dan birisi, insanoğlunun Rahman ismini çok güzel bir su­rette gösterebilir bir varlık olduğunu ders vermektir.(7)

İnsanların yaratıldığı yer olan anne rahminin, onu ya­ra­tan Allah'ın "Rahman" ismiyle aynı kök harfleri paylaş­ması da bu hadisin işaret ettiği gerçeğin rahmet olduğunu göstermektedir.

Bir kutsî hadis-i şerifte, sıla-i rahmin önemine işaret eden Yüce Allah şöyle buyurmuştur: "Ben, Rahman olan Allah'ım; o ise Rahîm'dir. Onun adını kendi adımdan türettim; kim onunla ilişki kurarsa (sıla-i rahim yaparsa) ben de o kimseyle münasebet kura­rım; onunla kim ilişkisini keserse Ben de o kimseyle ilişkiyi keserim."(8)

Görüldüğü gibi, bu kutsî hadiste de Rahman ismi ile in­sanın yapısı arasındaki ilişkiye dikkat çekilmiş, hakikî insanın "Rahman ismine mazhar olan ve o istikamette merhamet dağıtan kimse" olduğuna işaret edilmiştir.

Rahman İsmi ve İnsanın Kulluğu

Bütün Kur'an'da "kullar" anlamına gelen "ibad" keli­mesi, ilâhî isimlerden sadece Allah ve Rahman isimlerine muzaf olarak kullanılmıştır. "Rahman'ın kulları, yeryü­zünde mütevazi yürürler."(9), "(İnkârcılar) Rahman'ın kul­ları olan melekleri dişi yaptılar!"(10) ayetlerinde "İbadu'r-Rahman" terkibine; Saffat (37) Suresinin 40, 74, 128, 160 ve 169. ayetlerinde ise "İbadallahi'l-muhlesîn [Allah'ın ha­lis kulları]" ifadesine yer verilmiştir.

Ayrıca Duhan Suresinin 18. ve İnsan Suresinin 6. ayetinde de sa­dece "ibadullah" tabiri yer almıştır. Böylece "ibad=kullar" keli­mesi, dünya ve ahiretin ikisine de sonsuz merhamet pence­resinden bakan, "Göklerde ve yerde olanların hepsi, Rahman'a kul olmaya gelmişlerdir."(11) mealindeki ayetin işaret ettiği yer ve gök ikilisini merhametinin kucağına alan Rahman ismine iki defa, yedi sübutî sıfatın sahibi olan Allah lâfza-i celâline de yedi defa izafe edilmiştir. Böylece insanların kulluğu ile Yüce Yaratıcı'nın ilâhlığı ve rahma­niyeti arasındaki ilişkiye dikkat çekilmiştir.

Demek ki mabut, bir ilâhtır. Çünkü ilâh, "sevilen ve pe­restiş edilen demektir. İnsanlar da sadece sevdiklerine ta­parlar. İlâh ise ancak Rahman olabilir. Rahman olmayan, ilâh olamaz. Çünkü sevginin en önemli sebeplerinden bi­risi, yapılan lütuf ve ihsanlardır. "İnsan, ihsanın kulu-kö­lesidir." sözü, bu gerçeği terennüm etmektedir. Lütuf ve ih­san ise Rahman'ın işidir. Demek ki Rahman olmayanın ilâhlık iddia etmesi kadar saçma bir şey olamaz. Firavunlar ve benzerlerinin iddiaları ve tavırları, nemru­dane birer hezeyan-ı küfrîdir. Ölüm ve hayatı, dünya ve ahireti elinde tutamayan, Rahman olamaz. Çünkü "İster Allah deyin, ister Rahman deyin; fark etmez." ayetinin işa­ret ettiği gibi, rahmaniyet makamı ancak Allah'a mah­sus­tur.

İşte, Rahman Suresinin başında yer alan Rahman ismi­nin yansımalarını gösteren işler nazara verilirken ilk başta Kur'an ile insanın söz konusu edilmesiyle "rahmet" ortak paydasının altı çizilmiştir. Yüce Yaratıcı Allah, rahmet sahibi Rahman'dır. Öğrettiği Kur'an, şifa ve rahmettir. Kur'an'ın ilk muhatabı Hz. Muhammed (a.s.m.) ise "Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik."(12) aye­tinde belirtildiği üzere, mücessem bir rahmettir. Hz. Peygamber'den (a.s.m.) sonra Kur'an'ın birinci derecede muhatabı kabul edilen diğer insanların da en belirgin özel­likleri: rahimde yaratılmış, sonsuz rahmete muhtaç,-fıt­rat-ı asliyeleri bozulmadığı müddetçe-hem kendilerine hem de başka yaratıklara karşı merhametle dolu bir var­lık olmalarıdır.

Toplum hayatının can alıcı dinamiği de rahmettir. "Cemaatte rahmet, ayrılıkta azap vardır."(13) hadisi, cemi­yet hayatının eksenini karşılıklı sevgi, saygı ve gü­veni ifade eden merhamet yörüngesine oturtmaktadır. Bu ha­disin bir anlamı da "Birlikten kuvvet, ayrılıktan zillet do­ğar." şeklindedir.

"İnsanlara merhamet etmeyene, Allah merhamet et­mez." ve "Allah, kullarından ancak merhamet sahibi olan kimse­lere merhamet eder."(14) şeklindeki hadis-i şerifler, insanın yaratılışı itibarıyla her tarafa merhamet dağıtabi­len bir varlık olduğunu ve toplum hayatının da en çok ih­tiyaç hissettiği hususun karşılıklı sevgi, şefkat ve merha­met ol­duğunu göstermektedir. Eğer öyle olmasaydı insan­lar mer­hamet göstermekle emrolunmazlardı; çünkü Allah ve Resulü, insana gücünü aşan hiçbir sorumluluk yükleme­miştir.

Dipnotlar

1-bk. et-Taberî, I/592-bk. er-Razî, XXIX/83.

3-el-A'raf, 7/156.

4-B. Said Nursî, Sözler, s. 10.

5-bk. ez-Zehebî, Mizanü'l-i'tidal, I/419.

6-el-Buharî, el-İstizan, 1; Müslim, el-Birr, 115.

7-krş. B. Said Nursî, Sözler, s. 14.

8-Ebu Davud, ez-Zekât,45; et-Tirmizî, el-Birr, 9.

9-el-Furkan, 25/63.

10-ez-Zuhruf, 43/19.

11-Meryem, 19/93.

12-el-Enbiya, 21/107.

13-Ahmed b. Hanbel, IV/278.

14-el-Buharî, et-Tevhid, 2.

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

Al-i İmran,139

"Gevşemeyin, üzülmeyin, eğer hakikaten inanıyorsanız, muhakkak üstün olan sizsinizdir."

GÜNÜN HADİSİ

Alî b. Ebî Tâlib (r.a.)'dan :

"Benim ağzımdan yalan uydurmayınız. Her kim benim ağzımdan yalan söylerse Cehennem'deki yerine hazırlansın."

TARİHTE BU HAFTA

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI