Cevaplar.Org

Hacca Gidemiyorum Diye Üzülmeyin


Ali İhsan Er

aliihsaner@hotmail.com

2004-01-02 23:07:25

İnsan, Allah’a kullukla inkişaf eder ve gerçek gücünü elde eder. Allah’la münasebet, insanlığa has bir keyfiyettir. Allah, insanın bozulup kokuşmaması için, kendisiyle münasebet kurmasını, itaat edip kullukta bulunmasını istemektedir. Zira kulluk, insanın kendisini yaratan ve ayakta tutan Rabb’iyle irtibatın adıdır. Bu ayakta tutma, O’nunla münasebet kesildiği zaman ölür. Evet insan, kulluk yaparsa Cenab-ı Hak’la münasebeti devam eder. Kullukla Rabb’in arasına giren her mâni, bu münasebeti kesici mahiyettedir. Bu sebeple mümin, ibadetlerini büyük bir neşve, huzur ve heyecan içinde yerine getirmek için fırsatlar peşinde koşar durur. Biz, bunun en bariz örneklerini, hac ibadetinin yapıldığı Kâbe’de müşahede ediyoruz. Orada müminler, büyük bir ziyafete icabet ediyor gibi koşar, “ibadetimi kaçıracağım” endişesiyle adımlarını bir pergel gibi açar ve hedeflerine doğru hızla yol alırlar. Gayeleri, kendilerini bir an önce Kâbe’ye atarak Allah’ın huzuruna varmak ve kulluklarını ifa etmektir. Bir mana büyüğü bir sohbetinde bu hakikati şöyle dile getiriyor: “Bunun daha derin bir manasını iliklerime kadar bütün ruhumla ben, insanların Ravza-i Tâhire’ye koşuşturmalarında hissettim. Omuzlarında seccadesi, ellerinde ayakkabıları, abdest almış; fakat henüz kollarını indirmemiş, saçını sakalını taramaya vakit bulamamış, sağındaki solundaki insanları görmeden O’na doğru büyük bir heyecanla koştuklarını görünce, kendi kendime duygulandım ve, ‘Bunlar hep Sana koşuyorlar ya Rasulallah! Bu ne câzibe-i kudsiyedir ki, mübarek baş ucunda oturup selamlarını takdim etmek ve mübarek kabrinin yanı başında durarak yerin en mukaddes toprağı üzerinde arz-ı ubudiyette bulunmak, Senin vasıtanla Rabb’e yönelmek için hep Sana koşuyorlar!’ dedim.” İşte hac ibadeti bünyesinde, böyle bir koşuşun neşvesini taşır. Ona bakıldığı zaman bu mana sezilebilir ve mümin bunu duyar. Her ne kadar siz, “Biz hacca gidemeyeceğiz. Dolayısıyla bu manaları ruhumuzda duyamayacağız.” Deyip hüzne kapılıyorsanız da üzülmeyin. En azından niyetlerimizle kalben onlarla beraber olabiliriz. Ve onların o mübarek topraklarda yaşadıkları his yoğunluğunu biz de çevremizde yaşayabiliriz. Bunun için bizler de günün değişik anlarında “Lebbeyk, Allahümme lebbeyk, Lebbeyke lâ şerike leke lebbeyk. İnne’l-hamde ve’n-ni’mete leke ve’lmülke lâ şerike leke” diyerek hacılarla bir duygu birliği içinde olabiliriz. Bu muhteşem ruhânî birliği tesis etme adına bol bol salavat-ı şerifeler de getirebiliriz. Yine aynen bunun gibi oradaki kardeşlerimizle kalbi bir bağlantı kurabilme adına o günlerde hacda ihram yasakları diye bilinen yasakları yaşayabiliriz. Bu yasaklar şunlardır: Cinsel ilişkiye ve ona götürücü fiillerden uzak durmak, saç-sakal tıraşı olmak, başkalarına zarar vermek, kavga etmek, kötü söz ve davranışlarda bulunmamak. Bu yasakları yerine getiremediğimiz zaman kendimizi sadaka vermeye zorlayabiliriz. Necip Fazıl, “Bazı geriden gelen yüz bin devir ileride!” diyor. Dolayısıyla o mübarek mekanlara gidemeyip de yüreği yananların ne kazandığını bilemiyoruz. Kim bilir bu duygu ve düşüncenin hasıl ettiği yürek burkuntusuyla yapılan dualar ne kadar kıymetlidir. Biz de bu hasretle birlikte dualarımızı birleştirerek hacdaki kardeşlerimizle aynı atmosferi paylaşabilir ve onların yaşadığı manevi ziyafetten istifade edebiliriz.

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

Öğüt ver, hatırlat! Çünkü sen ancak öğüt vericisin. Onların üzerinde zorlayıcı değilsin.

Gâşiye, 21-22

GÜNÜN HADİSİ

Kim Müslümanlar arasından bir yetim alarak yiyecek ve içeceğine dahil ederse, affedilmez bir günah (şirk) işlememişse, Allah onu mutlaka cennete koyacaktır.

Tirmizi, Birr 14, (1918)

TARİHTE BU HAFTA

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI