Cevaplar.Org

KUR'AN'A DAİR NOTLAR

Ümmi olan bir zattan sudur eden Kur’an’ın bir Allah kelamı olduğuna ait delilimiz onun belağatıdır. Sair dil ve dinlerin mensupları Kuran’ı bu yönüyle incelediklerinde onun bir beşer sözü olamayacağı konusunda adeta ittifak etmişlerdir.


Mustafa Hacet

cevaplarorg@gmail.com

2011-10-23 07:58:46

Ümmi olan bir zattan sudur eden Kur'an'ın bir Allah kelamı olduğuna ait delilimiz onun belağatıdır. Sair dil ve dinlerin mensupları Kuran'ı bu yönüyle incelediklerinde onun bir beşer sözü olamayacağı konusunda adeta ittifak etmişlerdir.

Kur'an-ı Kerimin tarihselliğini iddia edenlerden dâhildekiler safça, hariçtekiler ise haince hareket etmektedirler. Tarihsellik kavramının temelinde aklın putlaştırılması, İslam'ın evrenselliğinin reddi ve bir din esperantosu (birliği) meydana getirme hayali yatmaktadır.

Kur'an-ı Kerim delalet ettiği hususlara çok defa asgarî ve azamî boyut getirir bir çerçeve oluşturmuştur. Tek görüş ifade ettiği yerler de mutlaka vardır. Ancak akıl, ifade edilen çerçevenin içinde ve çizilen hattın etrafında seyrederse, hep doğruya yakın olmuş olur. Bu bağlamda akıl tarihseldir denilebilir ve akl-ı kül diyebileceğimiz sünnet de kendi devri itibariyle bir tarihsellik sergilemiş olabilir. Bu açıdan müctehidler Kur'an-ı Kerimin nass (temel kaynak) kabul edilmesinde büyük bir ekseriyetle ittifak etmişlerdir.

Şunu da belirtmek gerekir ki, hayat turnikesinde en son şekliyle Kur'an olan vahy, Allah'ın kullarına bir delaleti ve hatta yardım ve avansıdır. Çünkü deneme-yanılma yoluyla bir kaç bin yılda varılabilecek nihai tecrübeleri, vahy bize çok önceden bildirerek az kusur ve çaba ile çok gelişme ve netice kaydetmemizi temin etmiştir.

Medeniyetin tüm insanî meziyetleri ve bilimsel gelişmeler, iyi etüd edildiğinde dinden yapılan istifadelerin çok büyük bir yer tuttuğunu anlamak kaçınılmaz olacaktır. Bunu anlamak için doğru din anlayışından mahrum kalmış olan vahşî kabilelerin ilimde ve medeniyetteki geriliklerine bakmak yeterli olacaktır.

Hâlbuki bu insanların zeka seviyeleri hiç de medenî insanlarınkilerden geri olmadığı yapılan araştırmalarla ortaya çıkmıştır. Binaenaleyh bu bağlamda, vahyin inanç ve ibadet kısımlarının dışında içerdiklerinin birer dogma (değişmez) olduğunu söylemek doğru değildir. Çünkü beşerin gelişmişliğine göre vahyin yenilendiği aşikârdır.

Şüphesiz bu yenilenmede tahrifatın (bozulma) etkisi de büyüktür. Ancak Kur'an-ı Kerim'in son Allah kelamı olduğu Yüce Yaratıcı tarafından beyan buyrulmuştur. Demek ki, zamanın sonuna yaklaşılmıştır ve Kur'an hükümran olma noktasında devre dışı bırakıldığında kıyamet kaçınılmazdır. Kur'an'ın muhtevasındaki engin rahmet mutlaka öbür âlemde de müslümanlar için rehberliğe ve irşada devam edecektir.

Kur'an-ı Kerim'in bazı ayetlerinin müteşabih olmasına mukabil birçoğu da muhkemdir. Keza bazı ayetler hâs (Hususî), bazıları da âmm (Umumî)dır. Bazı ayetler vardır ki lafzı bakî ama hükmü bakî değildir. Nitekim bazı ayetlerin de hükmü bakî lafzı bakî değildir.

Öyle ise şu hükme varabiliriz ki, Kur'an'ı herkes okur ve karihasına (istidadına) göre bir şeyler de anlar, ama doğruya en yakın anlamı verenler müfessirlerdir. Onlara müracaat esas olmalıdır. Zira yukarıda arz edilen ihtisasi esaslara muttali olanlar ancak müfessirlerdir.

Kur'an-ı Kerim'de birleşme ve onu kaynak sayma herkese güç ve birliktelik sağlar. Zira âlemce Kur'an-ı Kerimin doğruluğu müsellemdir. O doğrudan hareket, herkese güç ve kuvvet kazandırır. Ancak kimse kendi yanlışını güçlendirmek için ayet ve hadisleri te'vile yeltenmemelidir. Aksi takdirde Allah ve Resulüne yalan isnat etmiş olur ki, en büyük zulmü ve günahı irtikab etmiş olur.

Kur'an-ı Kerimi her hangi bir dile yorumsuz bir şekilde tercüme etmek mümkün olsa da onunla ibadet etmek mümkün değildir. Kur'an-ı Kerim kendine mahsus bir dil ile gelmiştir. Onu salt Arapça ve Arap kültürünün yansıması gibi görmek dil ve kültürün ne olup olmadığı mevzuunda hiç bir şey bilmemek anlamına gelir.

Çünkü Kur'an kültür ve medeniyeti ile çöl kültürü ve medeniyeti arasında fersah fersah mesafe vardır. Arap emperyalizmi fobisiyle sergilenen tavırlar, ilmî olmadığı gibi bir kısım gizli din düşmanı komitelerce tezgâhlandığı da bilinmektedir.

Kur'an, lafzı ve manası ile mu'cizedir ve Levh-i mahfuzdaki orjinali ile kendini ifade eder. Ancak gerçek vahyin Allah'ın kastettiği mana olduğu hususu iyi bilinmelidir. Buna "Nass" diyoruz.

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

Dua eden, bana dua ettiği zaman onun duasına karşılık veririm.

Bakara, 2/186

GÜNÜN HADİSİ

Kur'an'ı cebren (açıktan) okuyan, sadakayı açıktan veren gibidir. Kur'an'ı gizlice okuyan, sadakayı gizlice veren gibidir."

Tirmizi, Sevabu'l-Kur'an 20, 2920; Ebu Davud, Salat 315, 1333; Nesai, Zekat 68

TARİHTE BU HAFTA

*Nizamü'l-Mülk'ün Şehadeti(14 Ekim 1092) *II.Kosova Zaferi(17 Ekim 1448) *Gedik Ahmed Paşa'nın Vefatı(18 Ekim 1482)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI