Cevaplar.Org

MU’CİZE, KERÂMET VE ÖTEKİ HARİKALAR (Olağanüstü şeyler) :

Mu’cize: Allah tarafından peygamber olarak gönderilen bir zatın peygamberlik iddiasında doğru olduğunu isbat için, Allah’ın kudret ve yardımı ile gösterdiği harikulâde (olağanüstü) şeylerdir. Peygamberlerin gösterdiği bu


İsmail Hakkı Zeyrek

ekremyilmaz08@gmail.com

2009-10-21 02:18:26

Mu’cize: Allah tarafından peygamber olarak gönderilen bir zatın peygamberlik iddiasında doğru olduğunu isbat için, Allah’ın kudret ve yardımı ile gösterdiği harikulâde (olağanüstü) şeylerdir.

Peygamberlerin gösterdiği bu harikaları, diğer insanlar göstermekten âciz kaldıkları için, bunlara (mu’cize) adı verilmiştir. Peygamberlerin gösterdikleri harikalar, insanların alışageldikleri şeylerin ve tabiat kanunlarının aksine görülmekle beraber, aslında imkânsız şeyler değildir.

Bir insan kâinata ibretle baktığı zaman, her zerresinde ilâhî kudretin ne kadar harika olduğunu görür. Bunların üzerinde düşündükçe, peygamberlerin gösterdiği harikaların, Allah’ın kudretiyle meydana gelebileceğini inkâr edemez.

Akılları gözlerine inmiş bazı insanlar vardır ki, bu gibi harikaların olabileceğini kabul edemez, tabiat kanunlarına uymayan birtakım hâdiselerin meydana gelebileceğine inanamaz. Zavallı düşünmez ki, tabiat kanunlarını ve bütün her şeyi meydana getiren Allah, niçin bu kanunların dışında bir şey yaratmaya kadir olmasın? Acaba insanların alışageldikleri şeylere aykırı bir şey yapmak, şu gökleri ve yeri bu kadar harika bir şekilde yaratmaktan daha mı gariptir?

Mu’cizeler ile öteki olağanüstü şeyler ve aralarındaki farklar:

Peygamberlerin ortaya koydukları her mu’cize bir harikadır. Fakat her harika bir mu’cize değildir. Aralarında birçok farklar vardır.

a) Mu’cize, ancak peygamber olan zat tarafından gösterilir. Yalan yere peygamberlik iddiasında bulunan bir kişi, ya arzusuna uygun hiçbir harika gösteremez. Yahut göstereceği harikanın benzerini başkaları da gösterebilir. Böylece onun yalancı olduğu ortaya çıkar, gösterdiği harikanın mu’cize olmadığı anlaşılır.

b) Mu’cize: peygamberlik iddiasında bulunan zatın davasına ve maksadına uygun olarak gerçekleşir.

c) Mu’cize; insanların isteği üzerine gösterilir. Ve: “Bu mu’cizenin bir benzerini siz de getiriniz” denildiği halde, hiç kimse bunu yapamaz.

d) Mu’cizeyi gösteren zat, en yüksek ahlaka sahip olur. hiçbir zaman kendi çıkarını hedef olarak seçmez. İnsanları doğru yola götürmeğe, saadet yollarını göstermeye çalışır, söylediklerini kendisi de yapar. Âdeta kendi varlığı da büyük bir harika şeklinde, ilâhî bir mu’cize halinde görülür.

İrhas: Peygamberlik zamanından önce ortaya çıkan ve peygamber olacak zatın peygamberliğine işaret eden olağanüstü şeylerdir. Hz. İsa (Aleyhisselam)’ın beşikte iken söz söylemesi, Resûl-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e peygamberliğinden önce bazı ağaçların ve taşların selâm vermesi gibi.

Keramet: Keramet; islâmî hükümlere sımsıkı bağlı olan bazı İslâm büyüklerinin gösterdikleri harika şeylerdir. Keramet, bu zatların velâyet (Allah’a manevî yakınlık) derecesini kazandıklarına bir işarettir.

Ehl-i Sünnet inancına göre, keramet-i evliya (Allah dostlarının gösterdiği olağanüstü şeyler) haktır. Çünkü; keramet hakkında şer’i nasslar vardır. Ve sahabiler başta olmak üzere birçok zatların kerabet gösterdiğine dair çeşitli rivayetler vardır. Kur’an-ı Kerim’de Hz. Meryem ve Hz. Süleyman’ın veziri Âsaf b. Berhaya’ya ait kerametlerden bahsedilmiştir. Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurulmuştur:

“Zekeriya (4) ne zaman Meryem’in bulunduğu mihraba (çardağa, Beyt-ül Makdis’in şerefli bir yerine) girdi ise, bunun yanında bir yiyecek buldu. Ey Meryem! Bu sana nereden geliyor? dedi. O da: Bu Allah tarafından, şüphe yok ki, Allah dilediğini hesapsız olarak rızıklandırır, dedi.” (5)

“Kendinde ilâhî kitaptan ilim bulunan birisi (Asaf b. Berha’ya) dedi ki, ben gözünü kırpmadan önce onu (Belkıys’ın sarayını) sana getiririm. Derken Süleyman tahtı yanında duruyor görünce, dedi ki, Rabbimin fazlındandır…” (6) buyurulmuştur.

Evliyanın gösterdiği kerametler, tâbi oldukları peygamberlerin mucizelerinin devamı demektir (7). Keramette peygamberlik davası yoktur. Ve her istenilen zamanında da gösterilemez. Bu cihetle mucizelerden ayrılır.

İSTİDRAC:

Allah’a isyan eden veya küfrü açık olan bir kişinin elinde, isteğine uygun olarak meydana gelen harikadır. İstidrac, ihmal, yani; sonraya kalmasına müsaade etmek demektir. Sahibinin istan ve sapıklığı içinde kalarak daha çok ilâhî azaba hak kazanmasına sebep olur.

Zalim ve kâfirlerden bazılarının dünya ile ilgili arzularının gerçekleşmesi, dualarının kabul edilmesi gibi şeyler birer istidraçtır.

İhanet (veya Hizlan) Allah’a isyanı veya küfrü açık olan bir kişinin elinde, arzusunun aksine meydana gelen harikadır.

Cenab-ı Hak, o kimsenin yalancı olduğunu göstermek ve onu tahrik etmek için bu harikayı yaratır. Yalancı peygamber Müseylemet’ül-Kezzab’ın gösterdiği harikalar bu cins şeylerdir. Rivayet edildiğine göre: Müseyleme, bir kuyunun suyunu artırmak maksadıyla içine tükürmüş ve kuyu büsbütün kurumuştur.

Mucize ile kerametten başkası sahibinin büyüklüğüne ve faziletine delil olmaz. Mesela; bir kimse İslâmî hükümlere uymadığı halde havada uçsa veya denizde yürüse, bunun İslâm’a göre hiçbir değeri yoktur.

Hususî sebep veya vasıtalar sayesinde ortaya çıkan ve bize göre harika sayılan şeyler, ya sihir veya bir çeşit san’attır. Bunlar sebeplere ve tabiat kanunlarına bağlı olarak meydana gelir. Başkalarının yardımlarına muhtaç olur. Sebeplerini ve şartlarını bilen herkes tarafından yapılabildiği için, bunlar harikadan sayılmaz.

VAHİY, VAHYİN GELİŞ ŞEKİLLERİ:

Vahiy: Lügatta; söz, kitap, gönderme, ilham, anlatma, işaret, bir şeyi gizlice bildirme, bazı hususî maksatları tebliğ etmek manalarına gelir.

İslâm’da (Şerîatta) : Allah Teâlâ hazretlerinin dilediği şeyleri peygamberlerine hususî yollardan biriyle bildirmesi demektir.

İlâhî vahiy şu dört yoldan birisiyle gelir:

1. Rü’ya-i Saliha yolu:

Cenab-ı Hak dilediği şeyleri peygamberlerine doğru rü’yalarla bildirir. Hz. İbrahim’in oğlunu kurban olarak boğazlaması hakkındaki vahiy gibi.İlâhî vahiy peygamberliğin ilk devresinde doğru rüyalarla olurdu, bu da peygamber olan zatı vahye alıştırmak içindir. Çünkü ilâhî vahiy birdenbire diğer yollarla gelmiş olsaydı, insan gücü buna tahammül edemezdi.
Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de peygamberliğini ilk aylarında – rivayete göre altı ay kadar – böyle rü’ya yoluyla ilâhî vahye mazhar olmuştur. Rü’yasında gördüğü her şey aynen çıkardı. Sonra melek aracılığı ile ilâhî vahyi almaya başlamıştır.
Resûl-ü Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e bu yol ile gelen vahiy hakkında Buhâri’de Hz. Âişe (Radıyallahu anha)’dan şu Hadis-i Şerif rivayet edilmiştir:
“Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in ilk vahiy başlangıcı uykuda rüyayı Saliha görmekle olmuştur. Hiçbir rüya görmezdi ki, sabah aydınlığı gibi, açık ve aşikâr zuhur etmesin.” (8)

2. İlham (Allah tarafından kalbe indirilen mânâ) yolu:
Cenab-ı Hak dilediği şeyleri peygamberlerinin kalbine uyanık iken vasıtasız olarak bırakır. Bu yol ile olan vahiyde arada melek bulunmadığından, buna (Vahy-i gayri Metlüvv) denir.Peygamberler bu yol ile aldıkları şeyleri istedikleri lâfızlarla anlatırlar. (Hadîs-i Şerifler) Bu çeşit vahy yoluyla gelmiştir.

3. Hitap yolu:Cenab-ı Hak peygamberlerine dilediği kelimeleri, arada meleği vasıta yapmadan doğrudan doğruya duyurup ve bu yol ile ilâhî kelâmını bildirir.
Hz. Mûsa (Aleyhisselam)’ın Tûr Dağı’nda aldığı vahy bu tarz bir vahiydir.
Bu şekildeki vahy doğrudan doğruya kalbe değil, işitme duygusuna bırakılan bir vahiy olduğu için Âyet-i Kerime’de buna: “Yahut perde arkasından…” kısmıyla işaret ediliyor (9).Allah Resûlünün Haris bin Hişam (Radıyallahu anh)’a verdiği cevapta:
“Vahiy bazen bana bir çıngırak sesi gibi gelir.” buyurduğu kısmın da, bu nevi vahiyden sayılması gerekir.

Melek gönderme yolu:
Cenab-ı Hak, dilediği şeyleri peygamberlerine melek aracılığı ile bildirir ve tebliğ eder. Buna (Vahy-i Metlüvv) denir. Vahiy getiren melek çok kere insan şekline girerek, peygamberlere sözle tebliğe bulunur. Cebrail (Aleyhisselam) çok defa Sahabilerden (Dihyet-ül Kelbi) şekline girerek Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e vahiy getirmiştir.

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

Dehşeti herşeyi kaplayan kıyametin haberi sana geldi mi?

Gaşiye, 1

GÜNÜN HADİSİ

"Sizin en hayırlınız Kur'an'ı Kerim'i öğrenen ve öğretendir."

"Sizin en hayırlınız Kur'an'ı Kerim'i öğrenen ve öğretendir."

TARİHTE BU HAFTA

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI