Cevaplar.Org casino maxi

BİLİP DE GÖREMEDİKLERİMİZ-İsmail Hakkı Zeyrek-Çise Kitap-İstanbul-2009

Bazı varlıkları gözlerimizle görmememiz, seslerini duymamamız, şekillerini tayin ve tespit edemememiz yokluklarına delil olamaz. S:7


Nurgül Dere

nurguldere@gmail.com

2009-09-14 04:54:54

· Bazı varlıkları gözlerimizle görmememiz, seslerini duymamamız, şekillerini tayin ve tespit edemememiz yokluklarına delil olamaz. S:7

· Açıkça görüyoruz ki: Her şey (gayb âlemi)'nden geliyor, gayb âlemine doğru yol alıyor. Ve gayblara karışıp gidiyor. Diyebiliriz ki görünen şu âlem görünmeyen (gayb âlemin)'nin tecelli aynası ve zuhur perdesidir. S:11

· Delilik ve sar'a gibi hastalıkların sebepleri gizli olduğundan cin ve şeytana nispet edilerek şeytan çarpmış, cin tutmuş denilir ki bunların cin ve şeytana nispeti hakikat midir, mecaz mı? Meselesi tartışma konusu olmuş; Ehli Sünnet hakikat olduğu görüşünü benimsemiştir. S:48-49

· Her bir yağmur damlasının yeryüzüne inmesinde bir meleği vazifelendiren ZAT-I ZÜLCELÂL bazı hastalıklara sebep olan o mikroorganizmaları cinler vasıtası ile çalıştırması akıldan uzak değildir. S:49

· Esasen ruhânîlerden birini inkâr hepsini inkâr demektir. Birini ispat eden deliller diğerlerini de ispat etmektedir. S:51

· Maddeyi ayakta tutan bir mana vardır. İşte o mana hayattır, ruhtur. Hem gözlerimizle görüyoruz ki, madde kendisine hizmet edilen bir şey değildir ki ona baş vurulsun; iyilikler, faziletler ondan istenilsin!. Madde bir hizmetkârdır, bir hakikatin ve bir esasın hükmüne bakar, onun gösterdiği yollarla hareket eder. İşte o hakikat ve o esas hayattır, ruhtur. S:60

· Bizim kabul ettiğimiz şekilde bir ruhun varlığını materyalistlerin inkâr etmeleri topyekûn insanlığı hayvanlık derekesine (aşağı derece) indirmek, insanları fazîlet hayatından mahrum bırakmak, ümitsizlik ve sapıklık içinde yaşatmak gibi alçak bir gayeden başka bir şeye dayanmamaktadır. S:61

· Bir zamanlar ruhun varlığına inanmayı cahillik ve akılsızlık sayan birçok filozoflar ve fen adamları sonradan yaptıkları deneyler ve incelemeler neticesinde fikir değiştirmek, bu hususta birçok kitaplar kaleme alarak ruhun başlı başına varlığı olduğunu kabul etmek zorunda kalmışlardır. Bunlardan bir kısmı ruhlarla konuştuklarını, hatta bazılarının fotoğraflarını bile aldıklarını iddia ediyorlar. Allah'a sonsuz hamd ü senalar olsun ki biz Müslümanlar, ruhun varlığını kabul ve ispat için bu gibi usullere ihtiyaç duymuyoruz. S:61

· Birçok şey var ki biz bunları göremediğimiz halde varlığını da inkâr edemiyoruz. Bugün elektriğin ne olduğu anlaşılamadığı halde onu inkâr edecek bir tek adam gösterilemez. S:73

· Esasen ilimlerin hepsi muhteremdir. Fakat büyüklüğü nispetinde ilmî yönü ile iyiliğe de kötülüğe de müsaiddir. Çünkü ilim ne kadar harika, ne kadar ince ve yüksek olursa o kadar şerre ve fitneye de müsaid olur. S:102

· İlimler yerinde kullanılırsa zehirlerden panzehirler yapılır. Kötüye kullanıldığı zaman panzehirlerden zehirler elde edilir. S:102

· Esasında haram olan hiçbir ilim yoktur. Hatta kötülüğünden korunmak için sihri öğrenmek de haram değildir. Ancak onu yapmak haram olur, hatta bazen küfür olur. Öğretilmesi de bu şarta bağlı olması gerekir. S:102

· Sihir pratik bir ilimdir, bir şer ve yalan sanatıdır. Ve bu sanat bazı ilimlere bağlı olabilir. Ve onların kötüye kullanılması ile sihir yapılır. S:103

· Sebebinin gizli oluşu, görünüşte cazip ve çekici olması, hile ve kötü maksat sihrin iç yüzünü ve esasını meydana getirir. S:108

· Ortaçağda sihir ile suçlanarak lekelenen her fert şiddetle yakılırdı. Bugün sihirbazlık cadılık (sorcellerie), medeniyetin terakkisi (ilerlemesi) önünde hemen hemen tamamıyla kayıp olmuş gibidir. S:111

· Sihirbazlık orta çağda bir cinayet gibi kabul edilirdi. S:111

· Şu da anlaşılır ki medeniyetin gelişmesi karşısında sihrin kaybolduğunu sanmak doğru değildir. Aksine fenlerin ve medeniyetin vasıtalarının ilerlemesi karşısında sihrin şekil değiştirerek çeşitli isim ve suretlerle daha çok gelişmekte ve genişlemekte olduğunu kabul etmek gerekir. S:112

· Sihirbazların yüksek ve mukaddes ruhları çağırıp getirmek iddialarının yalan olduğunda şüphe yoksa da habîs ve kötü ruhları kendilerine çekip hâkim olabildikleri ve böylece yüksek ve mukaddes ruhları da rahatsız ettikleri muhakkaktır. S:112-113

· Sihir en şenî' küfürler ve şeytanlıklarla iç içedir. İnsanlık her zaman bunların şerrinden Allah'a sığınmak ihtiyacındadır. S:113

· Eskiden müşrikler cinleri ilâhlaştırıyorlardı. Dev, peri, melek, şeytan, ifrit ve cin adları ile anılan iyi kötü ruhanî veya hayallerinde canlandırdıkları varlıkların her birini ilâh kabul ediyor, şekillerini çiziyorlardı. S:120-121

· Sonrakiler de işgüzarlık yaparak, insanların erişebileceği en yüksek derece diye: cin, cin fikirlilik veya dâhî gibi kelimeler kullanarak, bunları çok büyük göstermeyi bir hüner sanmışlardır. Hâlbuki Arapçada "DEHA" hakkından gelinmez belâ demektir. S:121

· Rasûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) peygamberliğinden önce müfsid cinler kâinat idaresine ait bazı haberleri Mele-i Â'la'dan kulak hırsızlığı yaparak çaldıkları bazı haberleri kâhinlere ve sihirbazlara ulaştırırlardı. S:123-124

· Cinlerin ve insanların fesada işbirliği yapmaları sonucu ortaya çıkan kâhinlik yüzde bir doğru ile piyasaya sürülmüş bâtıl bir meslektir. İşte bu kâhinler ve benzerleri, türlü şeytanlıklar ve yaldızlı sözlerle, parlak ve cazip yalanlarla kalpleri kendilerine meylettirmekte ve fesada sürüklemektedirler. S:124

· Sihir büyük günahlar içinde şirkten sonra ikinci sırayı almış bulunuyor. Sihrin büyük günahlardan olduğu icma' ile de sabittir. Hatta bazen küfre de varır. Onun için onu öğrenmek ve öğretmek haramdır. Eğer yapılan sihir küfrü gerektiriyorsa yapan kâfir olur. S:131

· Cenab-ı Hak lütuf ve keremiyle bazı zatlara ve bazı şeylere bir takım faydalar, kıymetler ve meziyetler vermiştir. Kalpleri hakikatlere açık olanlar çok iyi bilirler ki bu maddi âlemin ötesinde maneviyat âlemi vardır. S:134

· Bu manevî hadiselerin tecellî etmesinde Kur'an-ı Kerim âyetlerinin pek derin te'sirleri vardır ki, bu da Cenab-ı Hakk'ın Kur'an-ı Mu'cizü'l-beyan'ın âyetlerine koyduğu faydalardan ve meziyetlerden ileri gelmektedir. Bunun içindir ki bir kısım hastalıkların tedavisinde ve ruhî olayların gelişmesinde Kur'an-ı Kerim âyetlerini okumanın mu'cizekâr tesirleri görülmektedir. S:134

· Öfkenin bedende bir hükmü olduğu gibi gözlerin de karşılarındakine bakışlarına göre iyi veya kötü bir hükmü vardır. Kimi elektrik gibi dokunur, çarpar, mıknatıslar, manyetize eder, kimi âşık olur, kimi de aldığı te'sir ve üzüntü ile öfkeye kapılır; hasedinden çatlayacak hale gelir, sû-i kasta, düzenbazlığa kalkışır ki maddî olsun manevî olsun bunların hangisi hedefine ulaşırsa buna göz değmesi, nazar denilir. Esası ne olursa olsun (isabet-i ayn) vardır. Allah koruyacağı kulları için ona bir siper yapar. S:146

· Dua bir kulluktur. Kulluğun neticeleri ve meyveleri âhirete bakar, Dünya ile ilgili istekler o çeşit ibadetlerin ve duaların vakitleridir; gayeleri değil… S:156

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

Dehşeti herşeyi kaplayan kıyametin haberi sana geldi mi?

Gaşiye, 1

GÜNÜN HADİSİ

Allah her şeye güzel davranmayı emretmiştir. Öyle ise öldüreceğiniz zaman bile güzel öldürün. Hayvan keseceğiniz zaman güzel kesin. Sizden biri bıçağını bilesin ve kestiği hayvanı rahatlatsın.

Müslim

TARİHTE BU HAFTA

*Prut Barış Antlaşması (Osmanlı-Rusya) 22 Temmuz 1711 *İkinci Meşrutiyet'in ilanı 23 Temmuz 1908

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI