Cevaplar.Org 1xbet para cekmeimplant dis fiyatlari

DİN ETRAFINDA-Ali Ünal-Yeni Akademi Yayınları-İzmir-2007

Bugün dünya üzerinde en çok yanlış anlaşılan bir şey varsa, o da Din, daha hususî manada İslam’dır. Bu yanlış anlamanın sürüp gitmesi ise, en çok hayıflanacak mevzulardan olsa gerektir. S:1


Nurgül Dere

nurguldere@gmail.com

2009-08-30 02:16:17

Bugün dünya üzerinde en çok yanlış anlaşılan bir şey varsa, o da Din, daha hususî manada İslam’dır. Bu yanlış anlamanın sürüp gitmesi ise, en çok hayıflanacak mevzulardan olsa gerektir. S:15

Genel manada Din, hususî manada İslam, son asırlar materyalist Batı düşüncesinin kurbanı durumundadır. S:15

Bilim, Din’i kutsal bir kaynaktan geldiğine inanılan ve doğruluğu konusunda araştırma gerekmeyen dogmalar mecmuası olarak takdim edip, inanma ile bilmenin, bilgi ile imanın arasını kapanmayacak şekilde açtı ve neticede Din, sadece inanca konu, doğrularla yanlışların, gerçeklerle hurafelerin bir arada bulunduğu, olsa da olmasa da olur bir dogmalar bütünü olarak kabul edildi. S:17

Bir Müslüman, tamamen dinî hislerle ve gayelerle insanları fitne, fesat, anarşi ve terör günahına girmemeye çağırır, ama sosyologlar bunu devletçilik ve Din’i devlet lehine kullanma olarak değerlendirir. S:21

İslam dünyasının özellikle ‘aydın’ları, en az bir asırdır İslam’ı tartışıyor. Ne var ki, bütün bu tartışmalarda öne sürülen düşünceler, hiçbir zaman birer spekülasyon olmaktan öteye gitmiyor. S:26

Bir bilgiye dayalı olsun olmasın, vicdanda meknî bir imanla başlayan Din, sağlam bilgi, tefekkür, ibadetler ve günlük hayattaki muamelelerle açılır, gelişir, kavranır ve yaşanır. Yani o, hem bizatihî bir aksiyon, hem de sürekli aksiyona yön veren bir niyet, nazar, iman, tefekkür, bilgi ve amel dantelasıdır. S:26

Ad olarak Müslüman olmak, gerçekten Müslüman olmak manasına gelmediği gibi, kalben iman edip ibadetleri yerine getirmek de, bilhassa hayatın Müslümanlaşmasında, bir başka ifade ile, hayatımız itibariyle Müslüman olmamız adına her zaman için sağlam ve güvenilir bir alâmet teşkil edemiyor. S:28

Muamelelerimizde ne kadar müslümanız? Ne kadar, “Aldatan bizden değildir.” tehdidinden çekiniyoruz? Ne kadar Allah’ın bizi gördüğünün, söz ve davranışlarımızın kayda geçtiğinin ve onlardan sorguya çekileceğimizin, yani Allah’ın varlığının ve Âhiret’in şuurundayız? Bunlara iman, hayatımızı ne ölçüde yönlendiriyor? S:28-29

İslam, dengi olmayan bir nimettir ve bu nimete hak kazanmak, en zor bir iştir. S:29

Din, tüm parçalarıyla bir bütündür ve söz konusu parçalarının hem kendileriyle hem de bütünüyle aralarında kopmaz münasebetler vardır. Dolayısıyla Din aslî bütünlüğü içinde kavranmadan, parçalar hakkında nihaî hükme varmak kolay değildir. S:36-37

İslam’ı günümüzde bütünüyle kavrayamama ve dolayısıyla onunla ilgili meselelerde yapılan hataların en önemli bir diğer sebebi, Din’e sadece bir bilgi ve akademik uzmanlık sahası olarak bakılmasıdır. Oysa Din, her şeyden önce hayattır, hatta hayatın da hayatıdır. S:37

İslam adına dünya hayatının medd ü cezirleri, hayata yön veren imanın niteliğine, bu imanın tezahürü olarak amele bağlıdır. S:40

İnkâr ve ilhad ahtapotunun zehriyle varlığı en derininden yaralanan ve bu yaranın kansere dönüşmesiyle birlikte ‘ayakta kalabilen sağları’yla acil bir şifa arayan insanlığın çaresiz müracaat edeceği ve büyük bir susuzlukla aradığı ilaç, kuşkusuz Allah’ın Kelamı’ndadır. S:67

Kâinat ve insan, ‘yaratılmış Kur’an’, Kur’an ise, ‘vahyedilmiş ve yazılmış kâinat ve insan’dır. Kur’an, bu özelliğiyle, bize hayata, kâinata, eşyaya nasıl bakmamız, nasıl yaklaşmamız gerektiğini öğretir. S:82

Kur’an, mana içinde manaya sahiptir; bu mana denizine dalabilmek ise, bir bakıma onun dilini çok iyi bilmekle olur. Arapça bilmeden iyi bir Müslüman olunabilir ama, Arapça bilmeden Kur’an çok az anlaşılabilir. S:83

Her Müslüman, Kur’an’la ilgili zahirî ilimlere sahip olduktan sonra, imanî derinliği, kalbî paklığı, arınmışlığı ve basiretinin derecesi ölçüsünde Kur’an’ı anlayabilir. S:84

Bilhassa son bir asırdır gereksiz bir tartışma konusu olan “Kur’an’ın aynen tercümesi mümkün müdür?” sorusu, en mantıksız ve düşünülmeden sorulmuş sorulardan biridir. Çünkü, her şeyden önce dil, sadece harflerden ve kelimelerden ibaret kalıplar bütünü değildir. S:86

Günün, baharın, insanın, toplumların kıyameti gerçek ve vakıa olduğu gibi, bu kâinatın, bu dünyanın kıyameti de vakıadır. Öyleyse insan, dünyada yaptığını Âhiret için yapma, Âhiret’in Cennetine mukabil, dünyanın kışında cennetasâ cemiyetler meydana getirme, ruhunda cenneti yaşadığı gibi, cemiyet içinde de cennetimsi bir hayata ulaşma ve Cennet’i bir bakıma tüm insanlar için yeryüzüne taşıma veya yeryüzünü Cennet’in yansıma sahası yapma mevkiindedir. Bunun da yolu, her haliyle duadan geçmektedir. S:98

İslamî bir süreç, Tevhid’i düşünce, inanç ve hayatta hâkim kılma adına atılmış bir ilk adımla başlar. Bu ilk adım, “Oku!” emridir. İslam’ın ve Müslüman’ın hayatının “Oku!” emriyle başlaması, çok önemli gerçeklere parmak basmakta ve İslam’a ve İslamî meselelere bakışımızda bize ışık tutmakta, yol göstermektedir. S:111

Esasen felsefe, doğruyu arama değil, şahsî yorum, bundan da öte âdeta ötekini yanlışlama mesleğidir; dolayısıyla kesin bir gerçeklik ifade etmez. S:124

Yaratılışın en yüksek gayesi ve fıtratın en yüce neticesi Allah’a imandır; insaniyetin en ulvî mertebesi ve beşeriyetin en büyük makamı, Allah’a iman içinde ma’rifetullahtır. S:142

Cinlerin ve insanların en parlak saadeti ve en tatlı nimeti, ma’rifetullah içindeki Allah sevgisidir. Ve beşer ruhu için en katışıksız sürur ve insan kalbi için en safî sevinç, muhabbetullah içindeki ruhanî lezzettir. S:142-143

Kur’an’ın bâtını, bâtınının bâtını, her ayetinin haddi, müttalâı, dalları ve dalcıkları vardır. Çünkü o, herkese, her seviyeye, her zamana, her mekâna ve her şarta seslenir. S:148

Kur’an’da her şey vardır; ama herkes, ondan her şeyi alamaz. Kur’an’da binlerce Kur’an vardır; öyle ki, İbn Abbas gibi ‘habrü’l-ümmet’ namını almış bir büyük sahabî, “Devemin ipini kaybetsem Kur’an’da bulurum” demiştir. S:149

Bütün ilimler, remzen, işareten, kinayeli vb. olarak Kur’an’da vardır; bazı prensipleri hadislerde ifade olunmuştur. Hadis ve Kur’an, çekirdek halinde bunları ortaya koymuştur. Bu yüzden, zamanın rahmine ekilen bu çekirdek patlamış ve her sahada olduğu gibi, bu ilimler sahasında da pek çok temel prensip Müslümanlar tarafından vaz’ edilmiştir. S:157

İnsanlığın ilk dini Tevhid dinidir ve bu Din’in ana düstur ve esasları hep değişmeden kalmıştır ve hiçbir zaman değiştirilemez; sadece zaman, yer ve şartlara göre muamelât-ukûbât kısmında değişiklikler olabilir. Diğer tüm bâtıl dinler, daha çok Tevhidîn tahrifi sonucu ortaya çıkmıştır. S:175

Nitekim, Vedalar’ı okuduktan sonra Schelling, “Tek bir din varmış, yıldız yıldız parçalanmış” diyerek bu gerçeği görmüş ve ifade etmiştir. S:175

Kur’an, içinde binlerce Kur’an taşır ve çok şeyi ‘çekirdek’ halinde ihtiva eder; bu yönüyle Hadis de aynı Kur’an gibidir. S:175

Kur’an-ı Kerim, kâinat gibi, insan gibi tam ve bütün bir organizmadır. Onun ayetleri kelimeleri ve harfleri, birbirleriyle iç içe bir bağlantı halinde olup, çok defa bir ayeti anlamak, Kur’an’ın bütününü anlamaya bağlıdır denebilir. S:195

Siyasî mesele ve hedefler, tarihte çok defa çok önemli gerçeklerin çarpıtılmasına sebep olmuştur. Pek çok doğrunun tersyüz edildiği günümüzde, “menfaat üzerine dönen siyaset” tezgâhında en çok kurban edilen ise, İslam ve İslamî gerçeklerdir. S:221

İslam ve terör, dünyada bir araya gelmesi asla mümkün olmayan iki kelimedir. S:235

Terörde bir halkın veya halk çoğunluğunun kabul ettiği kanun, hukuk veya yasalar bütünü değil, kanunsuzluk veya teröristin hususî kanunu geçerlidir. Oysa İslam’da kanun koyucu da, kanunlar da bellidir. Kanunlara uymama, duruma göre kişiyi kâfir, zalim veya fâsık yapar. S:235

Terörde öldürme, yaralama, insan kaçırma gibi şiddet unsuru esastır. İslam ise, her konuda “ihsan”ı, yani her işi en güzel şekide yapmayı, asla incitici olmamayı emreder. S:237

Kurbanlık hayvanı kurban ederken bile ona bıçağı göstermeme, bizden biri mesela bir bıçak istediğinde ona bıçağı kesen tarafından vermemek, yani bir insanı korkutacak en küçük bir harekette bile bulunmamak, İslam’ın buyruğudur. S.237

Her insanı, insan türünün bir temsilcisi, dolayısıyla insan türü ölçüsünde kıymetli gören İslam, haksız yere bir insanı öldürmeyi bütün insanları öldürme, bir insanın hayatını kurtarmayı da bütün insanların hayatını kurtarma gibi değerlendirir. S:237-238

Hoşgörü ve diyaloğun her düşünceyi, her inancı, hatta inançsızlığı ve bunlara sahip olanları kendi konumlarında ve kendileri olarak kabul manasında kullanıp uygulanması ise, esasen hem beşerî münasebetlerde hem de kişinin kendi düşünce ve inancını başkalarına tanıtması, aktarması adına olması gereken temel bir düsturdur. S:246

Hoşgörü ve diyalog, her şeyden önce, Kur’an-ı Kerim’in insanların farklı kavim ve kabileler halinde yaratılmasını hikmeti olarak zikrettiği (Hucurat Sûresi/49: 13) karşılıklı tanışma ve yardımlaşma, düşünce paylaşımı ve aktarımı, hatta inancın tebliği adına vazgeçilmez gereklilikte bir köprüdür. S:246

Toplumlar ve insanlık çapında ortak iradeyi temsil eden büyük çoğunluğun yönelişlerini durdurmak mümkün değildir. Çünkü Kader, çoğunluğun iradî yönelişlerine ve dolayısıyla istihkakına göre hükmeder. S:253

Önemli olan, bunu görebilmek ve ona göre davranabilmek, umumî yönelişe yön vermenin mümkün olmadığı zamanlarda, bu yönelişin önünde boğulmamak, onun içinden koridorlar açmak ve o koridorlardan insanlara ulaşmaktır. S:253

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

"Her ümmet için Allah'ın kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanların üzerine O'nun adını ansınlar diye bir kurban kesme ibadeti koymuşuzdur. Hepinizin ilâhı bir tek ilâhtır. Onun için yalnız O'na teslim olan müslümanlar olun. Allah'a itaat e

Hacc:34

GÜNÜN HADİSİ

Her ölenin amel defteri kapanır. Yalnız Allah rızası için yurt sınırında nöbet bekleyenler müstesnadır

Riyazü's Salihin, 2/1297

TARİHTE BU HAFTA

*Gençlik ve Spor Bayramı(19 Mayıs) *Gençlik Haftsı(19-25 Mayıs)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI