Cevaplar.Org

HZ. ÖMER EL-FARUK (R.A.)


2006-03-18 21:13:58

O yalnız Büyük İskender değildi; aynı zamanda Aristo’ydu. O hem bir Mesih, hem bir Lokman’dı. Hem bir Timur, hem bir Nuşirevan’dı. Hem bir Ebu Hanife, hem bir İbrahim Ethem’di” Şibli Numani

BABASI:

Hattab bin Nufeyl olup, nesebi Ka’b bin Lüeyy’de Resulullah (s.a.v.) ile birleşmektedir.

ANNESİ:

Ebu Cehil’in kız kardeşi veya amcasının kızı olan Hanteme Binti Hişam’dır.

NESEBİ:

Kureyş’in Adiyyoğulları soyundan gelmektedir. Hz. Ömer El-Faruk’un nesebi 8. kuşaktan Peygamber Efendimiz (s.av.) ile birleşmektedir..

KÜNYE VE LAKABLARI:

Hz. Ömer’in künyesi Ebu’l Hafs’tır.

Hz. Ömer’in lakabı ise herkes tarafından bilinen ‘FARUK’tur. ‘Faruk’ iyiyi kötüyü, hakkı batıldan en iyi ayıran manasını ihtiva etmektedir. Bu lakab, Hz. Ömer’e Peygamber Efendimiz (s.a.v.) tarafından konulmuştur. Hikayesi ise şöyledir: Hz. Ömer Müslüman olduğu gün müslümanların gizliden tebliğ yapmasını yadırgayarak Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e şu soruyu sorar: “Ya Resulullah, biz ölsek de, yaşasak da hak üzerine değil miyiz?” Buna karşılık Resulullah’ın verdiği cevap olumlu olunca, şu cesaret dolu sözcükleri söyler: “Allah seni hak bir dava üzerine gönderdiyse, o zaman niye gizlenelim?”. Bundan sonra Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e açıktan tebliğ yapmayı teklif eder. O günle birlikte sayıca az olan Müslümanlar Hz. Hamza ve Ömer birlikte Dar’ül Erkam’dan çıkıp, Mekke içinde Kabe’ye kadar giderler. Resulullah bugün Ömer’e ‘FARUK’ unvanını verir. Zira görülecektir ki; Hz. Ömer bundan sonraki hayatını hakkı batıldan, iyiyi kötüden ayırmak için kılı kırk yararcasına yaşayacaktır ve Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in verdiği bu unvana fazlasıyla layık olmuştur.

ŞEMAİLİ VE AHLAKI:

Hz. Ömer’in şemaili hakkında kısaca şunlar söylenebilir: Uzun boylu, iri cüsseli, sert mizaçlı, beyaz tenli, alnı geniş, bıyıkları uzun, saçları dökük ve gözlerinde bir nevi kırmızılık vardı.

Ahlakından da şöyle bahsedecek olursak; cesur ve yiğit, akıllı ve tedbirli, kanaatkar ve sabırlı, ibadet ehli ve zahid kısaca külli kemalat sahibiydi. Sözünü dinletir, din işlerinin yerine getirilmesinde insanların tenkidinden çekinmez, hak uğrunda hiçbir hatır gözetmez ve çevresindekilere sürekli iyilikte bulunurdu. Bütün yaşantısında Kitap ve Sünnet’in hükümlerini gözetmiştir. Bu yüzden onun hakkında “ El vakkafü indel hak (Hak mevzu bahis olunca hemen durup ona uyan)” denirdi. En mühim vasfı diye nitelendirebileceğimiz özelliği ise bütün işlerinde adaleti gözetmesiydi. Hatta O, tarihte adaletle ikiz olarak anılan bir insan olmuştur.

BAZI ÖZELLİKLERİ:

*Nesep ilmini çok iyi bilirdi. Bu ilmi babasından öğrenmişti. Arap soylarını çok iyi bilirdi.

* İyi bir sporcu, atlet ve güreşçiydi.

* Binicilikteki yeteneği tartışılmazdır. Cahız, onun bir sıçrayışta atına atlayarak, ustalıkla eğere yerleştiğini ve adeta ata yapışıkmış gibi göründüğünü kaydeder.

* Cahiliyye döneminde okuma yazmayı bilen az kimselerden biri idi.

* En büyük özelliklerinden biri; kararlarındaki isabetliliğiydi. Bu konuda Hz. Ali efendimiz şöyle buyururlar:“Biz Ömer’in dilinden ne çıktıysa sonradan onun hakikat olduğunu gördük.”

* Cahiliyye döneminde Mekke eşrafı arasında yer almakta olup, Mekke şehir devletinin sifare (elçilik) görevi onun elindeydi. Bir savaş çıkması durumunda karsı tarafa elçi olarak Ömer gönderilir ve dönüsünde onun verdiği bilgi ve görüşlere göre hareket edilirdi. Ayrıca kabileler arasında çıkan anlaşmazlıkların çözümünde etkin rol alır ve verdiği kararlar bağlayıcılık vasfı taşırdı.

*Çok müthiş bir hatipti. Hitabeti gibi kalemi de çok kuvvetliydi. Bunu yazdığı emirnamelerindeki üsluptan anlıyoruz. Sesi gür ve etkileyici idi. Abdullah İbn-i Abbas onun konuşmalarını hiç kaçırmazdı. Hele hele Suriye gezisinde çeşitli dinden ve ırktan insanlara yaptığı ve Suriye başpiskoposunun da dinleyiciler arasında bulunduğu bir hitabesi çok meşhurdur. Bu konuşma nın bazı bölümleri uzun yıllar halk ve fakihler tarafından anlatılmış, bu konuşmadan bir çok fıkhi esas çıkarılmış, edebiyatçılar bu güzel sözlerin sanatsal kıymetini açıklamış, ahlak alimleri ile mutasavvıflar bu konuşmada kendilerini ilgilendirecek yönler bulmuşlardı.

* Kur’an da onun rey’ine uygun düşen on kadar ayet vardır. Bu sayı İbn-i Hacer’e göre 15, İmam Suyuti’ye göre 21dir. Bunlara “Muvafakat-ı Ömer” denilir.

* Hz. Ömer halifeliği zamanında bizzat fetihlere iştirak etmemişti, fakat bunun yanında savaşları asıl yöneten kendisiydi. Bu konu üzerinde Şibli Numani şu izahta bulunmuştur: “İslam ordusunun fetih yerine hareketinden itibaren takip edilecek yollar ve kat edecek aşamaların hepsi Hz. Ömer tarafından gösterilirdi. Hz. Ömer askerin ne şekilde hareket edeceğine dair ayrıntılı açıklamayı yazılı olarak komutana verir ve savaş alanına gelindiği zaman oranın bir topoğrafyasını gösteren bir harita ister ona göre askerlerin mevzilerini belirlerdi.”

* Hz. Ömer hakkında en güzel ve mufassal eser olan “El Faruk”’un müellifi muhterem üstaz Mevlana Şibli, Hz. Ömer’in fıkıh yönünde öne geçilemez bir şahsiyet olduğunu belirtir ve şu ifadeleri kullanır: “Hz. Ömer o kadar çok fıkhı meseleyi açıklığa kavuşturmuştur ki, bunlardan mükemmel bir eser meydana getirilebilir. Bu fıkhi meselelerin başlıca ayırıcı özelliği, akla tamamen uygun olmasıdır. Bu da Hz. Ömer’in esrar-ı din ilminde bir uzman ve bir rehber olduğunu gösterir.” Nizamiye medreselerinin en büyük hocası allame Ebu İshak Şirazi diyor ki: “Sözü uzatmaktan korkmasam, Hz. Ömer’in her faziletli kişiyi hayran bırakacak fıkhını anlatırdım” Şu kadarını da buna ekleyebiliriz İmam-ı Azam’ın mezhebi iki sahabenin fetvalarına dayanır: 1- Hz. Ömer 2- Abdullah Bin Mesud.

* Bütün hayatı boyunca 70 kadar hadis rivayet etmiştir. Hz. Ömer gibi adını sürekli Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ile birlikte duyduğumuz bir sahabe efendimizin bu kadar az hadis rivayet etmesi tuhaf karşılanabilir. Bu konuda Hz. Ömer’in fikri kendi sözlerinden anlaşılmaktadır. Bir mevzu üzerine halka diyor ki: “Hadise bir şey eklemek veya bir şey çıkarmak korkusu olmasa, size hadis rivayet ederdim.”

* Muhaddislerin çoğu Resul-i Ekrem’in(s.a.v.)ashabından özellikle 6 kişinin fıkıh ilminin esaslarını oluşturdukları konusunda aynı görüştedirler. Bunlar başta Hz. Ömer olmakla birlikte Hz. Ali, Abdullah bin Mesud, Übeyy bin Ka’b, Zeyd bin Sabit ve Ebu Musa El-Eş’aridir.

* Hz. Ömer, güzel bir şiir duyunca onu ezberleyinceye kadar tekrar ederdi. “Bir mecliste İbn Ebi Salt’tan bin beyit okuyabilirim” derdi.Arap şairlerin şiirlerin ekseriyeti hafızasında idi. Allame İbn-i Raşik el Kirvani; “Hz. Ömer, zamanında, şiirin en mükemmel ve en hünerli tenkitçisiydi” der. Cahız da; “Hz. Ömer devrinin şiirine en fazla aşina olan kimse idi” der. Üç şairi çok beğenirdi; “İmr-ül Kays, Züheyr ve Nabiğa” Bunlar içinde de en çok Züheyr’i beğenir ve ona “şairler şairi” derdi. Neden en çok onu beğendiğini soran İbn-i Abbas’a; “Züheyr bayağı sözler kullanmaz, muğlak söz söylemez, bilmediğini anlatmaya kalkmaz, övdüğü zaman hakiki sıfatlarla över” demişti. İmr-ül Kays’ı da şairlerin üstadı kabul eder ve “İmr-ül Kays şairler için şiir kaynağını açmış, kör manalara göz vermiştir” demiştir. Az da olsa Hz. Ömer de şiir yazmıştır.

*Dinin mübah kıldıkları konusunda çok müsamahalı idi. Bir defasında Hz Ömer arkadaşları ile hacca giderken o sıralar tatlı bir genç olan Abdullah bin Zübeyr arkadaşlarına latifeler yapıyor, yolda şarkılar söyleniliyordu. Hz.Ömer hiç müdahale etmedi. Yalnız, sabah namazı girince arkadaşlarına; “Namaz vakti girdi, Allah’ınızı düşününüz” demişti. Bir yolcunun şarkı söylediğini görünce men etmek istediler. Hz. Ömer ise: “Şarkı yolcunun azığıdır” buyurdu.

*Halifeliği zamanında bile dünya hayatı onu yamalı elbise giymekten alıkoyamadı.

*İran’ın fethi, Hz. Ömer zamanında olmuştur. İran Müslümanlara çok pahalıya mal olmuştu. Hz. Ömer (r.a.) “keşke bizimle Fars(İran) arasında ateşten bir dağ bulunsaydı da hiç birimiz ötekine taarruz etmeseydi” derdi.

*Hz. Ömer hilafet müddeti on sene, altı ay dört gündür. Hicretin 43. senesinde 63 yaşında vefat etmiştir

*Hz. Ömer’in değer ölçüleri:

Adamın biri, Hz. Ömer (r.a.)’ın huzurunda birini methedince, Hz. Ömer (r.a.) sormuş:

- “Bu adamla bir muameleniz oldu mu?”

- “Hayır demiş.”

- “Beraber yolculuk ettiniz mi?”

- “Hayır demiş.”

- “O halde siz hiç bilmediğiniz bir şeyden bahsediyorsunuz.” demiştir.

*Hz. Ömer 8 erkek 4 kız çocuk babasıdır. Oğullarından Abdullah hadis ilmi, fıkıh bilgisi ve sünnete ittibası ile çok meşhurdur. Diğer oğlu Asım da ilim, fazilet, zühd ve takvası ile tanınmıştır. Kızlarından Hz. Hafsa ile Resulün zevcesi ve bizlerin de annesi olmakla şerefyap ve serfirazdır.

* En çok tekrar ettiği dualarından birisi: “ Allahım! Bütün amellerimi salih ve sırf senin rızan için hâlis kıl. Senin rızan dışında hiçbir şey koyma”

* Peygamberliğin 6. senesinde 27 yaşında Müslüman oldu. Genelde 40. Müslüman olarak bilinir. Doğrusu 40. Erkek Müslüman’dır. Ondan evvel 39 erkek, 23 hanım Müslüman olmuştu.

YAPTIĞI YENİLİKLER:

* Nüfus sayımı

* Hapishanelerin kurulması

* Memleketleri gezip teftiş ederek halkın durumunu araştırması

* İstihbarat biriminin kurulması

* Anneleri tarafından himaye edilen çocukların himaye edilmesi

* Kimsesiz Yahudi ve Hıristiyanlara maaş bağlanması

* Mekteplerin kurulması

* Öğretmenlere maaş bağlanması

* Sabah ezanına “Es-salatü hayrun min-en-nevm” yani, namaz uykudan hayırlıdır, cümlesini eklemek

* Teravih namazının cemaatle kılınması

* Vakıf sisteminin kurulması

* Camilerde vaazı başlatılması

* Beytül Mal te’sisi.

* Kadılar tayini, Mahkemeler te’sisi

* Gönüllülere maaş tahsisi

*Araziyi ölçtürmek.

HAKKINDA AYETLER

İsmail Hakkı Bursevi Tefsir-i Ruh-ul Beyan’ında(9/60)der ki:“Hz.Hasan (R.A.) demiş ki: “Fetih Suresinin 29. âyeti Hülefa-i Raşidîn'in herbirisinin galib vasfı olan sıfatlarına işaret etmektedir.” Bediüzzaman hazretleri de Lem’alar’da bu ayeti tefsir ederken “eşiddau alel küffar”(kafirlere karşı çok şiddetlidirler” ayeti için “İstikbalde Küre-i Arz'ın devletlerini fütuhatıyla titretecek ve adaletiyle zalimlere saika gibi şiddet gösterecek olan Hazret-i Ömer'i gösterir” diyor.

HAKKINDAKİ HADİSLER:

*“Allah, hakkı Ömer’in diline ve kalbine koydu.”(Ebu Davud- Haraç: 18)

*“Eğer benden sonra peygamber gelecek olsaydı, bu Ömer olurdu.”(Tirmizi- Menakıb-18)

*“Ömer’i şeytan ne zaman görecek olursa O’nun heybetinden hemen yere düşer.”(Mişkat-ül Mesabih)

*“Ümmetler içinde ilhama mahzar olarak konuşan kişiler vardır. Eğer benin ümmetimde bu konuda birisi varsa, o da Ömer bin Hattab’tır.”(Tirmizi)

*“Güneş Ömer’den daha hayırlı bir kimse üzerine doğup batmadı.”(Tirmizi)

*”Ömer sağ kaldıkça içinizde fitneler zuhur etmez.”(Buhari- Müslim)

*“Benden sonra şu iki kişiye iktida edin: Ebu Bekir ve Ömer. "(Tirmizi)

* Abdullah bin Ömer’in rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular ki: “Rüyamda bir bardak süt ile geldiler. İçtim. O kadar kandım ki, tokluk alameti olarak tırnaklarımda göründü. Kalanını da Ömer’e verdim.” Sahabe efendilerimizin bu rüyanın tabirinin nasıl olacağını Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e sorduklarında “bu ilimdir” buyurdu.(Tirmizi-Mişkat)

* Ebu Said el Hudri rivayet ediyor: “Ben rüyamda insanların gömlek giyinmiş oldukları halde bana arz edildiklerini gördüm.Kiminin gömleği göğsüne kadar, kiminin ki de ondan aşağı idi. Ömer de getirildi. Onun gömleği o kadar uzundu ki yerde sürüyerek yürüyordu.” Sahabe-i Kiram: “Ya Resulullah! O rüyayı nasıl tabir ettiniz diye sorunca buyurdu ki; “Din ile tabir ettim.”(Tirmizi- Mişkat)

HAKKINDA SÖYLENENLER:

*“Yeryüzünde benim için Ömer’den daha sevimli kimse yoktur.” Hz. Ebubekir

* “Bir yerde huzur ve sükun varsa, bu Ömer’in varlığının alameti idi.” Hz. Ali

* Salihler zikredildiğinde, Ömer akla gelmeli. Hz. Ali

*Hz. Ömer şehid edildiğinde Hz. Ali onun mübarek kefenini açıp yüzüne bakarak şöyle demişti. “Ey Ebu Hafs! Allah’ın rahmeti senin üzerine olsun. Resulullah’tan sonra, senden başka, amel defteriyle Allah’ın huzuruna çıkmak istediğim hiçbir kimse yoktur.”

* Hz. Ali, Hz. Ömer’in ölümüne ağladığı bir anda “niçin ağlıyorsun” diye soranlara şu cevabı vermişti: “Ömer’in ölümüne ağlıyorum. Ömer’in ölümü İslam için öyle bir gediktir ki, kıyamete kadar doldurulamaz.”

* “Ömer'in Müslüman oluşu bir fetihtir. Hicreti bir zaferidir. Halifeliği de bu ümmete bir rahmettir." Abdullah bin Mesud

* Ömer Müslüman olduğundan beri hep izzetli olmuşuzdur.” Abdullah bin Mesud

* Muhakkak ki Ömer İslam’ın korunaklı bir kalesi idi. İnsanlar o kaleden içeri giriyorlar ve çıkamıyorlardı. Fakat Ömer vefat edince o kale dağıldı.” Abdullah bin Mesud

* Hz. Ömer’in idare ve siyasetteki ilmi mizanın bir gözüne ve yeryüzündeki diğer alimlerin bu husustaki ilmi de diğer kefeye konsaydı, Hz. Ömer’in ilmi ağır gelirdi. Ömer öldüğünde idare ve siyaset ilminin onda dokuzu onun ile kabre gitti. Abdullah bin Mesud

*Şüphesiz Ömer hepinizden daha çok Allah’ı tanıyan, hepinizden daha çok Allah’ın kitabını okuyan ve hepimizden daha çok Allah’ın dinini bilen bir kimseydi.” Abdullah bin Mesud

*Abdullah bin Mesud  Hz.Ömer’in vefatına üzüldüğü ve ağladığı kadar hiçbir şeye üzülüp ağlamamıştı, hatta “Vallahi Ömer’in bir köpeği sevdiğini bilseydim ben de onun severdim. Dikenli ağaçların bile onun ölümüne üzüldüğünü hissediyorum" demişti.

*Ömer bir meselede “benim fikrim şu merkezdedir” dedi mi, mesele mutlaka onun gösterdiği gibi vaki olurdu.” İbn-i Abbas

* İslam, Ömer zamanında “gelen” kişiye benzerdi. Yakınlığı artardı. O’ndan sonra İslam “giden” kimseye benzerdi. Uzaklığı artardı. Huzeyfetü’l Yemani.

* Sanki bütün insanların bilgisi Ömer’in kafasında saklıydı. Huzeyfetü’l Yemani.

*“Biz takva ve riyazeti öğrenmek için Hz. Ömer’e eşlik ederdik.”Mesur bin Mahseme

* “Vasıfları ve özellikleri bütün memurları üzerinde öyle bir etki bırakmıştır ki, hepsi de ona benzemişlerdir.” Mesudi (Tarihçi)

* “Hz. Faruk-u Azam’ın dimağı, bir çok kapısı olan bir eve benzetilebilir. Mesela kapının birinde, cihanı fetheden orduları ve kahramanlarıyla Büyük İskender; diğerinde, meşhur adaletiyle ve halkını koruması ile bilinen Nuşirevan(Hazreti Ömer’i Nuşireven ile kıyaslamanın kesinlikle doğru olmadığını unutmamalıyız);diğer kapıda ilim ve irfanıyla, fazilet ve takvasıyla Ebu Hanife ve İmam Malik bulunur. Diğer kapıda, Seyyid Abdülkadir Geylani ve Hace Alaaddin gibi mürşitler vardır. Beşinci kapıda İbn Ömer ve Ebu Hureyre gibi hadisçiler vardır. Sonuncu kapıda Mevlana Celaleddin Rumi ve Şeyh Feridüddin Attar gibi düşünürler ile karşılaşırsınız. Halk bu evin etrafını sarmıştır. Herkes istediğini sorup,kendini tatmin eden cevabı alarak memnun ve mesut dönmektedir. Şah Veliyullah Dehlevi

* Hz. Ömer hutbelerinde hadislerin konusunu söyler ve onlardan kuvvet alırdı. Bunu bilmeyenler, Hz. Ebubekir’in altı, Hz. Ömer’in yetmiş hadis rivayet etmesine şaşırıp kalırlar. Halbuki gerçekte, hadis ilmini kuvvetlendiren kişi Hz. Ömer’dir.” Şah Veliyullah Dehlevi

*Hz. Ömer sahabelere danışır, meseleyi halledinceye kadar onlarla münazara ederdi. Bundan dolayıdır ki, onun bir çok fetvansa ve hükmüne dünyanın doğusunda ve batısında uyulur.” Şah Veliyullah Dehlevi

* “ O yalnız Büyük İskender değildi; aynı zamanda Aristo’ydu. O hem bir Mesih; hem bir Lokman’dı. hem bir Timur; hem bir Nuşirevan’dı. Hem bir Ebu Hanife; hem bir İbrahim Ethem’di.” Şibli Numani

*Seçkin Şii hukukçu Seyyid Ali, Hz. Ömer hakkında şöyle yazıyor:“ Hz. Ebu Bekir’in kısa halifeliği dönemi, Arap kabileleri içinde huzur ve güveni sağlama yolunda geçtiğinden, eline yeni bir İslam devletini düzenleme fırsatı geçmedi. Fakat gerçekten çok muhteşem bir insan olan Hz. Ömer, halifelik yularını ele alınca, bitmez tükenmez bir gayretle, ele geçirilmiş ülkelerde halk huzur içinde yaşasın, her tarafta refah ve güven hakim olsun diye çalıştı. Bu, İslam devletinin ta baştan beri sahip olageldiği çok önemli bir özelliktir.”

Hz. Ömer’in halifeliği çok büyük bir öneme sahipti. İslam ona çok büyük güç ve kuvvet bahşetmişti. Hz. Ömer ahlak açısından kendine has bir yaşayış tarzının, kendine özgü bir davranış biçiminin insanı idi. Karakterinde olgunluk, huyunda yumuşaklık vardı. Hak ve hukuk konularında kesin, katı ve prensip sahibiydi. Yaşayışında olgunlukta ve kesin davranış ölçüleri içinde benzersizdi.”

Hz. Ömer’in ölümü, çok büyük bir kayıp, İslam için ise çok büyük facia idi.”

*Sir William Muir şöyle yazıyor: "İslam devletinde, Allah’ın elçisi Hz. Muhammed (s.a.v.)’den sonra Ömer en büyük bir insandı. Azmi ve zekası sayesinde O, bu 10 sene içerisinde, Suriye’yi, Mısır’ı ve İran’ı İslam gücünün karşısında baş eğdirmiş, o günden bugüne bu ülkeleri İslam’a bağlamıştır.

Bununla birlikte O, büyük bir devletin çok büyük bir hakimi idi. Hiçbir zaman meselenin özüne ulaşmakta, hikmetle kuvvetle her meselede adaletle karar vermekte hata yapmadı. Kendisine şatafatlı ünvanlar verilmesine, büyük isimlerle çağırılmasına hiçbir zaman razı olmadı. Halkın dilinde sürekli kullanılan sade bir dille kendisine seslenilirdi “Arapların Başkanı” denilirdi. Uzak diyarlardan ona heyetler gelirdi de: “Halife nerededir?” diye araştırırlar, mescidin köşelerinde oturan insanlardan:” Müminlerin Emiri mescidde midir?” diye sorarlardı. Halbuki O, onların karşısında sade elbise içerisinde oturmuş olarak bulunuyordu.”

*Bir nazar-ı peygamber, Birdenbire kalbeder; bir bedevî-i cahil, bir ârif-i münevver. Eğer mizan istersen: İslâm'dan evvel Ömer, İslâm'dan sonra Ömer...Birbiriyle kıyası: Bir çekirdek, bir şecer... Def'aten verdi semer, o nazar-ı Ahmedî, o himmet-i Peygamber” Bediüzzaman

* Şiddet-i hamiyet-i İslâmiye ile küffara galebe-i kat'iyesi ile şöhret-şiar olan Hazret-i Ömer” Bediüzzaman

*Hulefa-i Raşidin arasında, illa birine müceddit denecekse bence o Seyyidina Hazret-i Ömer olmalıdır.” Fethullah Gülen

* Hz. Ömer (r.a) halife olduğunda genişliği bugünkü Türkiye'nin altı-yedi katı bir ülkeyi idare ediyordu. Buna rağmen O da, İslâm'a girdikten sonra başlattığı hayat ritmini asla değiştirmemişti; değiştirmemişti ve halife olduğunda Medine'nin en fakiri olduğu gibi, vefat ederken de yine en fakiriydi. Üzerindeki elbisede -rivayete nazaran- otuzdan fazla yama vardı. O'nu arayanlar ekseriyetle "Baki-i Garkat"ta başını bir mezar taşına yaslamış, öyle düşünüyor bulurlardı. Krallara taç giydiren ve kralları tacından eden koca halifenin hiç değişmeyen hayat tarzı işte buydu!.. Ve bu O'nun aynı zamanda en tesirli tarafıydı. Buna, hâl dilinin gücü ve tesiri de diyebiliriz. Fethullah Gülen

*“Öyle zannediyorum ki, şehitlik mertebesinin kusvâsını da fârûkiyetiyle beraber Hz. Ömer (r.a.) tutmaktadır. Evet, bu işin doruğunda o vardır.” Fethullah Gülen

*Hz. Ebu Bekr bizim anlayışımıza göre hem şehiddir, hem de sıddîktır; fakat şehidlik bakımından üstünlük Hz. Ömer’e, sıddîkiyet bakımından büyüklük ise Hz. Ebu Bekr’e aittir. Aynı şekilde Hz. Ömer de hem sıddîktir hem de şehiddir. Ancak sıddîkiyeti Hz. Ebu Bekr’den geri, şehidliği ise ileridir. Mutlak fazilete gelince onu yukarıda da söyledik: Hz. Ebu Bekr mutlak fazîlette, Nebilerden sonra zirve insandır. Fethullah Gülen

*”Hz. Ömer’in öz torununu sokakta görüp tanımadığını, kendi torununu tanıyamayacak kadar bütün ümmetin dert ve ızdıraplarıyla dolu olduğunu okuyup öğrenince hayran kalmıştım ona.” Fethullah Gülen

*O ki, “Benden sonra peygamber gelseydi, Ömer olurdu” sözüyle serfirazdır. O ki, Allah Resûlü’nün massettiği ledünnî ilmi ikinci derecede masseden insandır. O ki, ümmetin önünde bir kâmet-i bâlâdır. Bununla beraber O, mücadele ve mücahede dolu hayatını bir taç halinde başına korken, şehadeti de sorguç olarak bu taca yerleştirme arzusundadır. Fethullah Gülen

* “Kulluk kapısından girerken kapının sövelerini de söküp içeriye giren Ömer (ra) bunun en çarpıcı örneğidir! O, Peygamberi kendisine tam bir rehber ve önder olarak kabul etmiş, yaşadığı hayatı bütünüyle O’na benzetmiş; O’nun hayat tarzıyla bezenmiş eşsiz bir insandı. Roma’nın, Bizans’ın kapıları ona ardına kadar açılıp, ülkeler ve hükümdarlar kendisine bende olmayı kabul ederken dahi, onun hayat düzeninde zerre kadar değişiklik olmamıştı.. Fethullah Gülen

*Câhiliyede izzetli, onurlu Ömer, İslâmiyet'te de, vakârlı, ciddiyetli, gönül sahibi, azametli ve aziz Ömer... Birinde, oldukça sert, oldukça haşin ve istediğini yaptırtan; öbüründe tevâzu kanatlan yerlere kadar ve insanların ayağının altında; fakat kâfirlere, fâcirlere karşı azîm, cesim bir Ömer!.. Câhiliye devrinde ma'den olarak nasılsa İslâmiyet'te de öyle. Fethullah Gülen

* “Hz. Ömer, daha geniş bir zamanda gerçekleştirdiği açılımlar ve bu açılımlara rağmen kendisini sıfırlamaktaki başarısı, vefatı anında “dünyaya girdiğim gibi çıkarsam kendimi mutlu sayacağım” cümlesiyle dile getirdiği duygulardaki derin mana, hakperestliği ve Allah’ın inayetinden başka dayanak tanımayışıyla bende derin bir hayranlık hissi uyarıyor. Marx’ın da ona hayran olduğunu söylerler. Fethullah Gülen

*Hz. Ömer (ra) kâinatı çok iyi anlamıştı. Devlet nasıl idare edilir, onu gayet iyi biliyordu. Bir asker, bir mücahit, aynı zamanda bir sofi, bir âbid ve bir zâhiddi. Dünyayı çok iyi anlamış, eşyanın tabiatına vâkıf ve onunla dengeli bir münasebeti vardı. Varlıkla içli-dışlı; ihtiyacı kadar yiyor, içiyor; dinlenip istirahat ediyor; evlenip yuva kuruyor ama; kat’iyen cismanî hayatı birinci iş ve gâye haline getirmiyordu. Fethullah Gülen

Mahmud Akkad, Abkariyat adlı eserinde diyor ki, “Hz. Ömer döneminde Kufe gibi, Basra gibi şehirler kuruluyor. Seyyidina Hz. Ömer diyor ki, “caddeleri 40 zira genişliğinde yapın.” Bu çok önemli bir şeydir. Yolculuğun o caddelerde gezme, deve ile, bağışlayın, küçük at arabaları ile olduğu bir dönemde 20 metre genişliğindeki yollar bugün çok önemlidir yani, şimdi bizim bu otobanlar gibidir. Kaynak vererek söylüyor orda. Bana çok enteresan gelmişti. 1520 sene evvel o meseleye bakınca çok enteresan gelmiştir. Bir ufuk meselesi. Bugünden ta yarınları öbür günleri görebilme meselesi” Fethullah Gülen

* “Hz. Ömer’in de -tabii terbiyemiz icabı cahiliyeliği vardı demeyiz ama- İslam’la buluşacağı, ulaşacağı ana kadar yad ellerde olduğu muhakkak. Ama öyle bir cevheri vardı ki, o peygamber firaseti, fetaneti ile seziliyordu. Onun için onca insan arasında onun hidayete ermesi için Efendimiz dua ediyor, önemli bir şey. Sanki onun on sene gibi çok bereketli, İslam’a ait her şeyi omuzlayıp, temsil edeceğini görmüş ve daha baştan onu Allah’tan istemiş, bunu bana ver, bu bana çok lazım demiş.. benim asarımı arızasız temsil edecek demiş. Fethullah Gülen

*Hz.Ömer söz bilen bir insandır. Peygamberce söz söylemesini bilenlerdendi. Azmi peygamberane olduğu gibi, muhakemesi peygamberane olduğu gibi beyanı da peygamberanedir. O hutbe irad edeceği zaman -çok bildiğiniz şeylerdir-sahabenin allameleri bile onun hutbelerini dinlemek için Mekke'den Medine'ye, Medine'den Mekke'ye göç eder, onun hutbesine ulaşmaya çalışırlardı. Fethullah Gülen

*Ben Hz. Ömer’i sevdiğimi zannediyorum. Mesela bir gece rüyamda görmüşüm. Bana cennet gibi gelmişti. Fethullah Gülen

SÖZLERİNDEN SEÇTİKLERİMİZ

*İstişare etmeden uygulamaya konulan işler başarısızlığa mahkûmdur.

*Kış mevsimi abidlerin ganimetidir.

*Hesaba çekilmeden evvel kendinizi hesaba çekiniz.(Bu söz hadis diye bilinirse de, gerçekte Hz. Ömer’in sözüdür.)

*Bugünün işini yarına geciktirmeyiniz. İş bir vakit geri kalırsa hiçbir vakit ilerlemez.

*İnsanların en akıllısı, insanların hareketini takdir edendir.

*Soru soran adamın sorusundan onun akıl seviyesini anlarım.

*Günah işlemekten vazgeçmek tövbeyle uğraşmaktan daha kolaydır.

*Adalet mülkün temelidir.

*Kimin gülmesi çok olursa heybeti azalır.

*Çok konuşanın çok sakatatı(yanlışı) olur.Çok sakatatı olan kişinin hayası azalır. Hayası az olan kişinin verâsı da azalır. Kimin de verâsı az ise, artık onun kalbi ölmüştür.

*Sadık dostlar edin ve sayılarını çoğalt. Çünkü onlar iyi günde süs, kötü günde destek olurlar.

*Çocuklarınıza okuma yazmayı, yüzücülüğü, atıcılığı, biniciliği öğretiniz.

*Allah yolunda Cihad, düşmanla savaşmakla birlikte, haram olan şeylerden de sakınmaktır.

*Cihad amelin zirvesidir.

*Allah bizi bu dinle aziz kıldı. Ondan başkası ile şereflenmek istediğiniz takdirde o sizi alçaltır.

*En cömert insan, muhtaçken dahi verebilendir.

*En iyi miras edeptir.

*Zikrin en üstünü Allah’ı anmanın yasak olduğu zaman ve yerde onu anmaktır.

*En sevdiğim insan bana ayıp ve kusurlarımı söyleyendir.

*Takva gözünün bebeği, gönlünün cilası olsun.

*Zaferin akvası(en kuvvetlisi) takvadır.

*Kişinin erdemini dini, aslını aklı, insanlığını huyu belirler.

*İşsizliğin kötü sonuçlarından sakınınız. Kuşkusuz o, sarhoşluktan daha zararlı olan kötülükleri kendisinde barındırır.

*İman sözle değil,i gereğine uymakla olur.

*Çalışma zahmetse, boş durma mahvolmadır.

*Sabah uykusundan sakınınız. Çünkü o ağız kokusu ve nefes darlığı yapar.

*Mümin amellerinde kusur ederse, girdiği günahın affı için bir dertle imtihan edilir.

*Namazı zayi eden bir adamı görürseniz, ona, Allah haklarından başka şeyleri daha çok zayi eden bir kişi gözüyle bakınız.

*Sevmen aşırı sevmemen yıpratıcı olmasın.

*Mezardaki babasının ruhunu şad etmek isteyen, onun geride bıraktığı arkadaşları ile ilişkiyi kesmesin.”

*Astına iyi muamele eden üstünden iyi muamele görür.

*Nice bakış vardır ki şehvet üretir; şehvetin çoğu ise geride sürekli kalan bir üzüntü bırakır.

* "Fırat kıyısında bir deve helak olsa, Allah bunu Ömer'den sorar diye korkarım"

* Hz. Ömer bir gün sabah namazının sünnetini kıldı ve şöyle buyurdu: “Bu iki rekat en büyük nimetlerden daha değerlidir.”

KAYNAKLAR

Hz.Ömer-Mevlana Şibli Numani-Timaş Yayınları- İst-2004

Hz.Ali el Murteza- Ebul Hasen en Nedvi-terc: Yusuf Karaca-Risale Yayınları- İst-1996

Cennetle Müjdelenen On Sahabe- A. Kurucan-Z. Mercan- Feza Gazetecilik A.Ş-İst-2001

Hz. Ömer-ül Faruk- Mahmud Sami Ramazanoğlu-Erkam Yayınları- İst-1994

Dört Halifeden Vecizeler Sözlüğü-Mehmed Yılmaz--Şule Yayınları- İst-2003

Muhtasar Hayatü’s Sahabe, M. Yusuf Kandehlevi, Ravza Yayınları-İst-2000

Alevilik Nedir?, Mehmed Kırkıncı, EKEV Yayınları-İst-1987

Fakih Sahabiler Ve Mezheb İmamları-Osman Keskioğlu-Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları- Ankara-1972

Kısas-ı Enbiya-Ahmed Cevdet Paşa- Bedir Yayınları- İst-

Müslümanların Gerilemesiyle Dünya Neler Kaybetti? Ebul Hasen en Nedvi-terc: Mehmed Süslü- Kitabevi Yayınları- İst-1996

Fethullah Gülen’le On Bir Gün, Mehmet Gündem, Alfa Yayınları-İst-2005

Asrın Getirdiği Tereddütler-1- M. Fethullah Gülen, Nil Yayınları-İzmir-2004

Asrın Getirdiği Tereddütler-4- M. Fethullah Gülen, Nil Yayınları-İzmir-1998

İla-yı Kelimetullah Veya Cihad- M. Fethullah Gülen, Nil Yayınları- İzmir-1997

Sonsuz Nur-1- M. Fethullah Gülen, Nil Yayınları-İzmir-2001

Sonsuz Nur-3- M. Fethullah Gülen, Nil Yayınları-İzmir-1997

İrşad Ekseni- M. Fethullah Gülen, Nil Yayınları-İzmir-2001

Prizma-2- M. Fethullah Gülen, Nil Yayınları-İzmir-1997

Fatiha Üzerine Mülahazalar- M. Fethullah Gülen, Nil Yayınları-İzmir-1998

Gurbet Ufukları- M. Fethullah Gülen- Gazeteciler Ve Yazarlar Vakfı Yayınları- İst-2004

Ümit Burcu-. Fethullah Gülen- Gazeteciler Ve Yazarlar Vakfı Yayınları- İst-2005

Hz. Ali-Seyyid Süleyman Nedvi- Timaş Yayınları- İst-2005

Kudsi Kaynaklar-Abdülkadir Badıllı-Envar Yayınları- İst-1993

Sözler- Said Nursi- Işık Yayınları- İzmir-2002

Lem’alar- Said Nursi-Sözler Yayınevi- İst-2003

Barla Lahikası- Said Nursi- Sözler Yayınevi-İst-2003

Gönül Damlaları- Mehmed Kırkıncı- Zafer Yayınları- İst-1992

Siret-ün Nebi- Mevlana Şibli Numani-İz Yayıncılık-İst-2002

M. Fethullah Gülen Hocaefendinin muhtelif sohbetleri..

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

pınar, 2012-08-07 00:08:23

çok güzel bi yazı teşekkürler...:D

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

Rahmi Ünal, 2008-01-25 00:29:25

Allah razı olsun çok güzel hazırlanmıyş bir yazı. Bizler de faydalanıp arkadaaşları da faydalandıracağız.

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

Fırat, 2007-12-02 12:22:17

Allah Hazreti Ömer den Razı olsun.Onu sevenlerdende.

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

başak kazancı, 2007-11-24 08:07:36

çok güzel ve anlatıcı bir yazı sizlei tebrik ediyorum

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

nazan, 2007-10-19 06:39:38

Hz.Ömer(a.a)'i tanımama nail oldunuz dinimizi bize bu kadar güzel anlattığı için ona da müteşekkirim.hher sözünde doğruları ve gerçekleri ve bize sunduğu yenilikler içinde ayrıca minnettarrım.Allah mekanını cennet etsin.

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

hikmet, 2007-10-11 05:33:07

bugün allah bagışlasın 2 oğlum var büyük oğluma allah lütfetti bir cuma sabahı yatak odama bir nurani ışık doldu bir oğlun olacak adını ''A L İ'' koy diye gür bir ses duydum ( dedem kadar şanslı değidim dedem benim ve küçük kardeşimin ismini ak sakallı nur yüzlü birinin koydurttuğunu söylerdi rüyasında)banada nasip oldu ALLAH'ıma binlerce şükürler olsun küçük oğlumun isminide ÖMER koymak istemiştim..Babam bana İleride yüksek makamlara gelirse Adından dolyı sıkıntı çekebilir koyma dediğinde büyük oğlumu komsular ve mahalleli cok tatlı bir çocuk olduğu için AliCan diye severlerdi bende Can ismini verdim Ali-Can ismi yerine gelsin diye Fakat bu güzel ve mükemmel çalışmanız ışığında Hz ÖMER RA'hı anladığımda ne büyük bir hata yaptığımı anladım ALLAH'ım beni afetsin.........

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

ADEM DÜNDAR, 2007-09-21 01:13:20

çok beğendim allah sizden razı olsun mükemmelpaha biçilmez olmuş

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

efnan, 2008-02-06 13:06:06

ALLAH razı olsun çok güzel olmuş yazınız bizlere sahih bir muhabbet fedaisi oldunuz.rabbim siz we sizin gibilerini mütedeyyin kimselerden eylesin,mağrur durumdan esirgesin(amin)

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

m. zengin, 2006-10-06 20:32:20

Hz. Ömer(r.a)'i ;bütün incelikleriyle anlamama ve bu öğrendiklerimle doğru anlatmama vesile olduğunuz için teşekkür ederim..

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

Alparslan ÖZKAY, 2006-10-03 10:26:47

Allah sizden razı olsun bize böyle bir demet sunduğunuz için.ALLAH sizlerden razı olsun

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

m.emre, 2006-07-29 23:57:14

bizi fazlasıyla ihya ettiniz. Allah hepimizi Ömer ahlakı ile ahlaklandırsın hepimize Ömer gibi çocuklar nasip etsin

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

isa DEMİR, 2006-07-03 18:49:12

abi yazınızı okudum çok beğendim bu yazı benim hem imanımın hemde HZ Ömer (r.a) hakkındaki düşüncelerimi geliştirdi allah razı olsun AEO

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

alperen, 2006-04-02 17:28:40

daha önce hz.ömer ile ilgili bu kadar güzel bir yazı okumamıştım bu yazıyı okuduktan sonra islamın büyük kumandanlarından olan hz. ömere olan sevgim katlanarak arttı allah sizden razı olsun inşallah daha güzel çalışmalara imza atarsınız Allah yar ve yadımcınız olsun...

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

SADİ ARSLAN, 2006-03-22 17:39:33

BİLGİ YÜKLÜ BU YAZINIZDA, BİR ÖNCEKİ YAZINIZDA OLDUĞU GİBİ,PEK ÇOK ŞEY ÖĞRENMEK MÜMKÜN.HZ ÖMER GİBİ YÜCE BİR ŞAHSİYETİ BİZLERE TANITMAKLA BİZLERİ AYDINLATTIĞINIZ İÇİN SİZE TEŞEKKÜRLERİMİ SUNAR,BAŞARILARIZIN DEVAMINI DİLERİM.

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

DİĞER YAZILAR

HZ. SAİD B. ZEYD (RADIYALLÂHÜ ANH)

HZ. SAİD B. ZEYD (RADIYALLÂHÜ ANH)

Said bin Zeyd Cennetliktir. (Hadis-i şerif) DOĞUMU * Nübüvetten on beş sene önce dünyay

ABDURRAHMAN B. AVF (RADIYALLÂHU ANH)

ABDURRAHMAN B. AVF (RADIYALLÂHU ANH)

Abdurrahman bin Avf Cennetliktir. (Hadis-i şerif) DOĞUMU

HZ. EBU UBEYDE B. CERRAH (RADIYALLÂHU ANH)

HZ. EBU UBEYDE B. CERRAH (RADIYALLÂHU ANH)

Her ümmetin bir emini vardır. Bu İslâm ümmetinin de emini Ebû Ubeyde bin Cerrah’dır. (H

HZ. SA’D B. EBU VAKKAS (RADIYALLÂHÜ ANH)

HZ. SA’D B. EBU VAKKAS (RADIYALLÂHÜ ANH)

İşte benim dayım Sa’d, böyle bir dayısı olan var mı? (Hadis-i şerif) DOĞUMU * H

HZ. ZÜBEYR B. AVVAM (RADIYALLÂHU ANH)

HZ. ZÜBEYR B. AVVAM (RADIYALLÂHU ANH)

Her peygamberin bir havârisi vardır. Benim de havârim Zübeyr’dir. (Hadis-i şerif)

HZ. TALHA B. UBEYDULLAH (RADIYALLÂHU ANH)

HZ. TALHA B. UBEYDULLAH (RADIYALLÂHU ANH)

Talha ve Zübeyr, Cennette benim komşularımdır. (Hadis-i şerif) DOĞUMU * Hicretten yirmi seki

HZ. ALİ(RADIYALLÂHÜ ANH.)

HZ. ALİ(RADIYALLÂHÜ ANH.)

Ben hikmetin sarayıyım, Ali de onun kapısıdır” Hadis-i Şerif DOĞUMU

HZ. OSMAN (RA)

HZ. OSMAN (RA)

Cennette her peygamberin bir dostu vardır. Benim de dostum Osman’dır.” Hadis-i Şerif DOĞU

Sadece zanna uyuyorlar. Zan ise hiç şüphesiz hakikat bakımından bir şey ifade etmez.

Necm,28

GÜNÜN HADİSİ

"Allah katında, duadan daha kıymetli bir ibadet yoktur."

Tirmizî

TARİHTE BU HAFTA

*Muhammed Raşid Hz.lerinin Vefatı. (22 Ekim 1993) *Astronomi Alimi Uluğ Bey'in Vefatı(25 Ekim 1449) *Fatih Sultan Mehmed Han'ın Trabzon'u Fethi(26 Ekim 1461)

ANKET

Peygamber Efendimiz hakkında aşağıdaki eserlerden hangisini en çok beğendiniz?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI