Cevaplar.Org implant

HAKİKATLA YETİNMEK


Salih Okur

nedevideobendi@gmail.com

2003-05-29 20:59:29

Hangi şeyi vasfetsen olduğu gibi vasfet. Medhin mübalağası bence zemm-i zımnidir.(gizli kötülemedir) Lemaat'tan

 Genelde doğu ülkelerinde özelde ise Fars, Kürt ve Türk halklarında görülen yaygın bir hal, abartılı ve mübalağalı konuşmaktır. Hemen hemen her meselede bu böyledir. Realiteden ziyade hayaller, dengeden daha çok ifrat ve tefrit, tefekküri akletme yerine hissi şartlanmalar bizim diyarlarımızda daha fazla hüküm fermadır başka yerlere göre...

Bu durum sevgilerimize de yansır. Sevdiğimiz insanları hayalimizde öyle tahtlara otururuz ki, sonunda ortaya bulutlarda gezen bir hayal kahramanı çıkıverir. Ferdi muhabbetlerimiz böyle olduğu gibi gönül verdiğimiz grup, cemaat ve topluluklar için de böyle ölçüsüzdür sevgilerimiz. 'Her kemale bir noksan karıştırmanın şu âlemin gereklerinden biri' olduğunu es geçeriz çoğu zaman. Ve âlemin-Büyük İmam Gazali'nin de ısrarla üzerinde durduğu gibi- asıl böylece tam uygunluk ve ahenk arz ettiğini de... Hâlbuki bir hakikat aşığına gerekli olan her şeyin kıymetine kanaat etmek, mübalağa ve hayali anlatımlarla hakikata tecavüz edip haddi aşmamaktır. (1)

Geçenlerde elimize Risale-i Nurların okunmasının önemini anlatan bir yazı geçti. İyi niyetle hazırlanmış bir çalışmaydı. Ama niyetlerin halis olması her zaman yetmiyordu. Yazıyı hazırlayan zat 'özellikle naklettiği hatıralarda- kulaktan dolma bilgilere yer vermiş ve 'bu söz kime, niçin, hangi maksatla, hangi makamda, ne zaman söylenmiş' gibi bir söze ruh katan unsurlara hiç yer vermemiş gibiydi. Bunlar arasında özellikle üç tanesi ruhumuzu sıktığı için, Üsküdar'da ziyaret ettiğimiz, Bediüzzaman hazretlerinin yakın talebelerinden muhterem Mustafa Sungur ağabeye sorduk. Aldığımız cevapları aşağıya kaydediyoruz.

1- Bahsi geçen yazıda şu ifadeler vardı: 'Üstadımız bu asırda bir yerde kırk ölümden sadece birkaç tanesinin kazandığını, sairlerinin kaybettiğini söylemektedir. Bu bahis okunurken Üstadımızın mümtaz talebelerinden Mustafa Sungur ağabeyin aklına 'Türkiye gibi % 99'u Müslüman olan bir ülkede böyle bir oran çok fazla değil mi?' diye geçiyor. Kendisi bir şey demeden Üstadımız 'Sungur, Sungur! O imansız gidenler içersinde nice beş vakit namaz kılanlar vardı' diyor.

Yeis kokan bu ifadeleri Sungur ağabeye okuduğumuzda 'nerde o yazılan yer?' dedi ve bu ibarenin geçtiği yere hatt-ı Kur'anla aynen şu ifadeyi yazdılar: 'Baştan başa uydurma, yalancılar! İftiracılar!'

2-Dr. Dozy Haşir risalesini okuduğunda 9. hakikata gelince bırakmış, sebebini soranlara: 'Biraz daha okusaydım ben de inanacağım' demiş. Sungur ağabey bunu da red ettikten sonra meselenin aslını şöyle açıkladılar: 'Meşrutiyet senelerinde meşhur Yahudi Karasso Üstadımızın sohbetini dinlemiş de: 'Az daha kalsam Müslüman olacaktım' demiş.(2)

3-Yazıda bir de şu hatıra vardı: Üstadımız: 'Sungur ben vallahi billahi Haşir risalesini on bin defa okudum' demiş. Sungur ağabey bu nakille alakalı da 'Öyle bir şey yok ya!' dedikten sonra aslı olarak şunları anlattılar: 'Üstad bir derste dedi ki: 'Ben yemin ediyorum bu dersi yeni görmüş gibi istifade ettim, ders aldım' Halbuki ben bunu on bin defa okumuşum'(yani herhangi bir imani mesele, Haşir risalesi değil. Buradaki sayı da çokluktan kinaye)

Bunları duyunca aklıma hadis uydurma faaliyeti geldi. Tarih boyunca bazı safdil zatlar 'sevap kazanacağım' mülahazası ile hadis uydurmamışlar mıydı? Hatta bunlardan biri olan Meysere bin Abdürrabbih ölüm döşeğinde kendisine: 'Allah'ın Rahmetinden ümitvar ol' dediklerinde şu cevabı vermişti: 'Nasıl olmam? Sadece Hazret-i Ali'nin faziletlerine dair 70 hadis uydurdum'

Bu meseleyi sorduğumuz günlerde ortalıkta bir de rüya dolaşıyordu Son olarak ona da değinelim. Irak harbi sıraları Erzurum'lu muhterem bir zat rüyasında Peygamber Efendimizi(sav) görüyor ve savaşın durumunu soruyor. Resulullah(sav) da 'Filan kimseler dua ederlerse düzelecek' manasında bir cevap veriyor. Bu rüyayı gördüğü iddia edilen zata telefon ettiğimizde kendisi kesinlikle böyle bir rüya görmediğini ifade ettiler.

Bu gibi şeyler bende şu kanaati iyice pekiştirdi; İnsanların çoğu yalın bir hakikattan ziyade, onun rüyalarla, hayallerle, abartılarla sulandırılmış şekline talip. Talebe göre de arz oluyor.

İkinci bir husus da, çeperin genişlemesi ile kaynaktan beslenmesi azalan insanlara böyle şok tedbirlerle suni kan pompalanıyor. Halbuki bu kısa vadede bir fayda sağlasa da uzun vadede bir topluluk böyle suni şekerlerle kesinlikle beslenemez. Hem hisse yapılan yatırım saman alevi gibidir.

Meseleyi Ahirzamana muhakeme getiren insanın şu enfes ifadeleri ile noktalayalım(mealen): 'İhsan-ı İlahiden fazla ihsan ihsan değildir. Bir hakikat danesi binler hayallere tercih edilir. Evet Hak Müstağnidir, hakikat ise zengindir. Kur'an'ın müfessiri olan sahih hadisler bize kafi gelir. Ve mantığın mizanıyla tartılmış olan sahih anlatımlara kanaat ederiz. (3)

Dipnotlar

1- Muhakemat'tan

2- Merak ettim ve Dr Dozy için Ansiklopediye baktım. Meydan Larousse'de bu zat hakkında ki bilgide Dozi'nin(Reinhart) Hollandalı bir şarkiyatçı olup 1820-1883 tarihleri arasında yaşadığı yazılıydı. Bu haliyle de Haşir risalesine yetişebilmesi doğal olarak mümkün görülmüyordu. Bu zatın Esaai sur l'historie del İslamisme(İslamlık tarihi üzerine deneme) adlı eseri Abdullah Cevdet tarafından 'Tarih-i İslam adıyla Türkçe'ye çevrildi. Üstadın da Müdafaalarda bahsettiği kitap bu kitaptır.

3- Muhakemat'tan

-KAYNAKLAR-

1- Risale-i Nur Külliyatı-1, 2- Nesil Basım Yayın-İst.1996

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

SİRETÜ İMAMU MÜCEDDİD-4

SİRETÜ İMAMU MÜCEDDİD-4

Üstadın ulaştığı netice gösteriyordu ki; gerçekten İslam fıtrat dinidir. Bundan sonra, bu

SİRETÜ İMAMU MÜCEDDİD-3

SİRETÜ İMAMU MÜCEDDİD-3

Müellif: M. Said Ramazan el Buti Mütercim: Fehmi Türkmen Hocaefendi Bizim için mümkün değil

RİSALE-İ NUR VE MİSYONU-5

RİSALE-İ NUR VE MİSYONU-5

Risale-i Nur, acz, fakr, şefkat ve tefekkür kavramlarından her birini Hakka ve hakikate ulaşma

RİSALE-İ NUR VE MİSYONU-4

RİSALE-İ NUR VE MİSYONU-4

Risale-i Nur kendisini tarikattan çok hakikat ve şeriat olarak tarif eder. Fakat, ister hakikat ol

SİRETÜ İMAMU MÜCEDDİD-1

SİRETÜ İMAMU MÜCEDDİD-1

Türkiye’de acip bir olay meydana geldi. En mühim ve en tehlikeli olan hadise ise, Türk milleti

SİRETÜ İMAMU MÜCEDDİD-2

SİRETÜ İMAMU MÜCEDDİD-2

Cenab-ı Hakkın kainata koyduğu kanunlardan(sünnetullah) birisi de, belirli zaman dilimlerinde M

RİSALE-İ NUR VE MİSYONU-3

RİSALE-İ NUR VE MİSYONU-3

Risale-i Nur, insanı Allah’a ulaştıran yolların sayısız olabileceğini söyler. Bununla birl

RİSALE-İ NUR VE MİSYONU-2

RİSALE-İ NUR VE MİSYONU-2

Bu konuda diğer bir ayrıntı da, Risale-i Nur’un diline, üslubuna yapılan itirazdır. Dilin a

RİSALE-İ NUR VE MİSYONU-1

RİSALE-İ NUR VE MİSYONU-1

“Risale-i Nur, bize, Rabbimizi tanıtan dört külli muallimden, dört umumi tarif ediciden bahsed

BEDİÜZZAMAN VE 'MÜSPET HAREKET-3

BEDİÜZZAMAN VE 'MÜSPET HAREKET-3

10. ‘Dindar Demokratlar’ Bir kere Nursi Demokratları nitelerken hemen tüm nitelemelerinde

BEDİÜZZAMAN VE 'MÜSPET HAREKET-2

BEDİÜZZAMAN VE 'MÜSPET HAREKET-2

6. Kur’an Hizmeti Hiçbir Şeye Alet Yapılmamalıdır Nursi, mevcut siyasi yapıya "isyan hakk

De ki: Sizin kendisinden kaçtığınız ölüm, muhakkak sizi bulacaktır. Sonra da görüleni ve görülmeyeni bilen Allah'a döndürüleceksiniz de O size bütün yaptıklarınızı haber verecektir.

Cum'a, 8

GÜNÜN HADİSİ

İki kelime vardır ki, Rahman'a sevimli, dilde hafif ve mizanda ağır gelir. Bunlar; "Sûbhanellahi ve bihamdihi, Sûbhanellahil-azim=Yüce Allah'ı hamd ile tesbih ederim, Yüce Allah'ı tenzih ederim." kelimeleridir.

Buhari Tecrid-i Sarih, 2189

TARİHTE BU HAFTA

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI