Cevaplar.Org

HASAN HALICI(1940 -)

Hasan Halıcı Ağabey, Risale-i Nur hizmetlerinin saffı evvellerinden Konyalı Sabri Halıcı’nın en küçük oğludur. Hz. Üstad’ı iki kere görüyor. Babasıyla yaptıkları ikinci ziyaretlerinde, Bediüzzaman ve hizmetindeki talebelerinin öğle yemeğinde ne yediklerinin şahidi oluyor, çok etkileniyor. Gördüklerini on yıllar sonra bize anlatırken, ağlamamak için kendini zor tutuyordu Hasan Halıcı.


Ömer Özcan

ozcannurs@hotmail.com

2022-06-01 07:26:30

Hasan Halıcı Ağabey, Risale-i Nur hizmetlerinin saffı evvellerinden Konyalı Sabri Halıcı'nın en küçük oğludur. Hz. Üstad'ı iki kere görüyor. Babasıyla yaptıkları ikinci ziyaretlerinde, Bediüzzaman ve hizmetindeki talebelerinin öğle yemeğinde ne yediklerinin şahidi oluyor, çok etkileniyor. Gördüklerini on yıllar sonra bize anlatırken, ağlamamak için kendini zor tutuyordu Hasan Halıcı.

Hasan Halıcı Anlatıyor:

Sabri Halıcı'nın en küçük çocuğuyum. 1940 Konya doğumluyum. Liseyi Robert Koleji'nde, üniversiteyi Orta Doğu Teknik Üniversitesinde okudum, 1965'de ODTÜ'yü bitirdim, 1966'da mastır yaptım. Makine Yüksek Mühendisiyim. Babam merhum, biz üç kardeşi liselerde değişik dillerde okuttu. Feyzi (Halıcı) ağabeyim Almanca, Mehdi (Halıcı) ağabeyim Fransızca, ben de İngilizce okudum. Bediüzzaman hazretlerini iki defa gördüm.

BEDİÜZZAMAN MADDİYATTAN ARINMIŞ, TAMAMEN UZAKLAŞMIŞ

Birinci görüşme 1948'de Afyon hapishanesinde oldu. Babam Sabri Halıcı ile yeğenim Nilgün'ün babası Selahaddin Çelebi ve dedesi Nazif Çelebi de aynı hapishaneydi. (Konyalı Sabri Halıcı ile İnebolulu Nazif Çelebi ağabeyler o yıllarda dünür olmuşlardı. Ö.Özcan) Annem Hanım Halıcı ile gittik Afyon hapishanesine. Hapishanenin içinde gördük Bediüzzaman'ı. Ben tam hatırlayamıyorum, sanki yer altı tüneli gibi bir yerden geçtik, her halde volta atılan yerde bulunduk, Bediüzzaman ve babam oradaydı. Bizi fazla bırakmadılar, 3,5 dakika kadar sürdü görüşmemiz, sadece elini öptüm Bediüzzaman'ın. Küçüktüm, başka bir şey hatırlamıyorum. Afyon hapishanesinde babamları en azılı canilerin, şakilerin bulunduğu yere koymuşlar. Babam derdi: "Sonunda onların hepsi ıslah oldu, imana geldiler, pranga demirlerini bile müdüriyete teslim ettik."

Bediüzzaman'ı ikinci ziyaretim 1953 yılında Emirdağ'ında oldu. Bu ikinci ziyareti daha rahat hatırlıyorum. Babam Sabri Halıcı ticaret ile uğraştığı için, Konya'dan çıkar, Isparta, Denizli, İzmir, İstanbul gibi yerleri dolaşır gelirdi. Ama önce Isparta. Ben orta okulda okuyorum. Babam yaz tatilinde beni yanına aldı, oğlum gel sen benim hesabımı tut dedi. Babam banka ile iş yapmazdı, parasını beline sarar öyle gezerdi.

Bizim ilk durağımız Isparta oldu, Bediüzzaman Emirdağ'ında imiş. Biz de Emirdağ'ına geçtik, evine gittik. Kesme karyola dediğimiz bir karyola vardı, onun üstünde yatıyordu Hocaefendi. Yanında Ziver (Zübeyir) Gündüzalp ve Hüsrev ağabeyler vardı. Bu iki kişiye de, Bediüzzaman'a da beni götürüp takdim eden babam... Bediüzzaman zayıf, nahif bir kişi, elini öptüm, babamla konuştular, muhabbet ettiler. Konuşmaları hep hizmet, Risale-i Nur üzerine oldu. Babam malayani derdi, yani boş konuşmayalım derdi bize de.

Şunu da söyleyeyim; babam Sabri Halıcı, Bediüzzaman'a her gidişinde annem Hanım Halıcı'ya un helvası yaptırır; küçük sardalye kutuları olur ya, onun gibi bir kutunun içine koyar götürürdü. Bediüzzaman un helvasını çok severmiş. Babam kutuyu verdi, hocaefendi babama 25 kuruş verdi. Yani o helvanın bedeli gibi oldu, ama hiçbir zaman helvanın bedeli değil, aralarındaki gönül muhasebesidir bu, alış veriş işi değil. Bediüzzaman fazla yemek yiyen bir insan da değildi.

Biz öğleyin orada kaldık. Talebelerden üç kişi bir araya geldiler, bir kabın içine -yağ yok- su koydular, içine ekmek doğrayıp ıslattılar, onu kaşıkla yediler. Bizi de buyur ettiler, biz dışarıda yemiştik dedik. Bunu çok rahat hatırlıyorum. Bediüzzaman'ın çok mütevazı bir hayatı var, yatağı yorganı çok eski. İsterse babam battaniye, halı, yatak da verir; zaten bunların ticaretiyle uğraşıyor, ama kesinlikle Bediüzzaman bunları kabul etmiyor, maddiyattan arınmış, tamamen uzaklaşmış.

Babam devamlı taharri altında olup, peşinde sivil polisler dolaşan bir adamdı. Mehmet Şevket Erol adında -babam ona Muhammed derdi- bir polis 35-40 sene babamın peşinde dolaştı. Bu adam emekli olunca İstanbul Göztepe'ye yerleşti. İşin enteresan tarafı, bu emeklilikten olduktan sonra, babam bu polisin nurcu olmasına vesile oldu.

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

HÜSEYİN BİÇER (1923 -2018) 

HÜSEYİN BİÇER (1923 -2018) 

7 Ekim 2014 tarihinde Ankara Yenimahalle’de Üstad’ımız Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerini z

HÜSEYİN AKÇAY

HÜSEYİN AKÇAY

(1893 – 1971) (Koruk Efe) Bediüzzaman Şahidleri’ni araştırıp dinledikçe daha topuklarım

HATİCE SOYLU (ALTUĞ)(1930 - 2013)

HATİCE SOYLU (ALTUĞ)(1930 - 2013)

Risale-i Nur’un hanım kahramanlarından Hatice Soylu ablamız, 1930 Isparta-Sav doğumludur, 6 Oc

HASAN HALICI(1940 -)

HASAN HALICI(1940 -)

Hasan Halıcı Ağabey, Risale-i Nur hizmetlerinin saffı evvellerinden Konyalı Sabri Halıcı’n

HASAN BASRİ SARIÇAM

HASAN BASRİ SARIÇAM

Berber Hasan Basri Sarıçam ağabeyimiz, Üstad Bediüzzaman Hazretlerini 1959 yılında Isparta’

HAMDİ SAĞLAMER

HAMDİ SAĞLAMER

Hamdi Sağlamer Ağabey 1932 Samsun doğumludur. 1957 yılına kadar günahlarla dolu gayr-i İslami

HAFIZ MUSTAFA ERTÜRK (1906 – 1950)

HAFIZ MUSTAFA ERTÜRK (1906 – 1950)

Risale-i Nur’un lâhika mektuplarında onlarca kere adı geçen, yazdığı mektuplar Bediüzzaman

FİKRİ MERİÇ(1935 -2021)

FİKRİ MERİÇ(1935 -2021)

Erzurumlu Fikri Meriç hocamız, Mehmed Kırkıncı hocanın da okuduğu medreseden icazet almış,

EŞREF EDİP FERGAN(1882-1971)

EŞREF EDİP FERGAN(1882-1971)

Eşref Edip Fergan, 1882 yılında Selanik’te doğdu. İkinci Meşrutiyetin ilanından sonra Mehme

AV. İBRAHİM ÜNLÜ(1942 - )

AV. İBRAHİM ÜNLÜ(1942 - )

Bir dönem Risale-i Nur talebeleri amansız ve acımasız takip altındaydı... Nur’a gönül vere

ÂSİYE MÜLÂZIMOĞLU(1881-1981)

ÂSİYE MÜLÂZIMOĞLU(1881-1981)

Risale-i Nur hizmetlerinin saff-ı evvel hanım kahramanlarından Âsiye Mülâzımoğlu, 1881 yıl

(Resulüm!) Sana bu mübarek Kitab'ı, ayetlerini düşünsünler ve aklı olanlar öğüt alsınlar diye indirdik.

Sa'd, 29

GÜNÜN HADİSİ

"Kişi, dostunun dini üzeredir. Bu nedenle, kiminle dost olacağına dikkat etsin!"

Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

TARİHTE BU HAFTA

*Eğriboz Adası'nin fethi(12 Ağustos 1470) *Kanuni Sultan Süleyman Han'in Tebriz'i fethi(13 Ağustos 1534) *Haçlı Ordusu'nun Kudüs katliami (15 Ağustoz 1099) *Gölcük Depremi(17 Ağustos 1999) *Misak-i Milli'nin TBMM'de de kabûlü(19 Ağustos 1920)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI