Cevaplar.Org

EŞREF EDİP FERGAN(1882-1971)

Eşref Edip Fergan, 1882 yılında Selanik’te doğdu. İkinci Meşrutiyetin ilanından sonra Mehmet Akif Ersoy ile beraber Sırat-ı Müstakim adıyla haftalık bir dergi çıkardı. Sonradan derginin adını Sebilürreşad olarak değiştirdi. Eski Said döneminde Bediüzzaman hazretleriyle yakın dostlukları vardır.


Ömer Özcan

ozcannurs@hotmail.com

2022-03-22 08:23:53

Eşref Edip Fergan, 1882 yılında Selanik'te doğdu. İkinci Meşrutiyetin ilanından sonra Mehmet Akif Ersoy ile beraber Sırat-ı Müstakim adıyla haftalık bir dergi çıkardı. Sonradan derginin adını Sebilürreşad olarak değiştirdi. Eski Said döneminde Bediüzzaman hazretleriyle yakın dostlukları vardır. Uzun bir ayrılıktan sonra, 1952 yılında, İstanbul'da tekrar Üstad'la görüşen Eşref Edip, bu görüşmelerini veciz ifadelerle kaleme aldı. Neşrettiği dergilerde, İslam'ın korkusuz kalemi oldu. Her dönemde Said Nursi ve talebelerinin uğradığı amansız saldırılara karşı, daima mazlumların yanında yer aldı, Nur'un ve nurcuların hâmisi oldu. Üstad Bediüzzaman Said Nursi hazretlerinin kadim dostu Eşref Edip Fergan, 15 Aralık 1971 tarihinde İstanbul'da vefat etti.

Eşref Edip, nur talebelerinin "Küçük Tarihçe-i Hayat" olarak bildiği, "Risale-i Nur Müellifi Bediüzzaman Said Nur; Hayatı, Eserleri, Mesleği" kitabını 1952 yılında yayınladı. Büyük Tarihçe-i Hayat'tan 6 sene evvel neşredilen bu eser, çok hizmet etti.

Said Nursi hazretleri Eşref Edip için şöyle diyor: "Eşref Edip kırk seneden beri iman hizmetinde benim arkadaşım ve Sebilürreşad'da makale yazan ve şimdi vefat eden çok kıymetli kardeşlerimin mümessili ve hakikî İslâmiyet mücahidlerinden bir kardeşimdir. Ve Nurun bir hâmisidir…"

Merhum Eşref Edip'in hayatı ve hizmetleriyle alakalı çok sayıda eser yazılmıştır. Maksadımız merhumun hayatını, hatıralarını tekrar ele almak değil, Emirdağ Lâhikasında neşredilen önemli bir mektubun yazılış hikâyesini, olayın şahidi Muhsin Alev ağabeyimizin anlattıklarıyla çözmektir.

EŞREF EDİP'E HİTAP EDEN ÖNEMLİ BİR MEKTUBUN YAZILIŞ SEBEBİ

Emirdağ Lâhikası'nda Eşref Edip'e hitaben, Nisan 1952'de yazılmış önemli bir mektup vardır. Mektubun içeriğine geçmeden evvel o günlerin siyasi gelişmelerini kısaca özetlemek gerekiyor. Şöyle ki:

Cevad Rıfat Atilhan liderliğinde 1 Ağustos 1951 tarihinde İslam Demokrat Partisi kurulur. Eşref Edip'in sahibi olduğu Sebilürreşad dergisi ile Necip Fazıl'ın Büyük Doğu'su bu partiyi destekler tarzda yazılar yayınlamaya başlar.

İslamiyet'i bir tek partinin kendi tekeline alma vahameti ve ezeli dostu Eşref Edip'in bu yanlışa tarafgirliği, Hz. Üstad'ı harekete geçirir ve: "İman dersi için gelenlere tarafgirlik nazarıyla bakılmaz. Dost düşman derste fark etmez..." şeklinde özetlenebilecek ikazına mektupla muhatap olur.

EŞREF EDİP'E HİTABEN DOLAYLI OLARAK YAZILAN MEKTUP ŞÖYLE:

Aziz, Sıddık kardeşlerimiz Ziya ve Abdülmuhsin!

Üstadımız diyor ki:

"Eşref Edib kırk seneden beri iman hizmetinde benim arkadaşım ve Sebilürreşad'da makale yazan ve şimdi vefat eden çok kıymetli kardeşlerimin mümessili ve hakikî İslâmiyet mücahidlerinden bir kardeşimdir ve Nur'un bir hâmisidir. Ben vefat etsem de Eşref Edib, Nurcular içinde bulunmasıyla büyük bir teselli buluyorum.

"Fakat Nur Risalelerinin ve Nurcuların siyasetle alâkaları yok ve Risale-i Nur, rıza-i İlahîden başka hiç bir şeye âlet edilmediğinden, mümkün olduğu kadar Risale-i Nur'un mensubları, içtimaî ve siyasî cereyanlara karışmak istemiyorlar. Yalnız Sebilürreşad, Doğu gibi mücahidler iman hakikatlarını ehl-i dalaletin tecavüzatından muhafazaya çalıştıkları için, ruh u canımızla onları takdir ve tahsin edip onlarla dostuz ve kardeşiz, fakat siyaset noktasında değil.

Çünkü iman dersi için gelenlere tarafgirlik nazarıyla bakılmaz. Dost düşman derste fark etmez. Hâlbuki siyaset tarafgirliği, bu manayı zedeler. İhlâs kırılır. Onun içindir ki, Nurcular emsalsiz işkencelere ve sıkıntılara tahammül edip Nur'u hiç bir şeye âlet etmediler. Siyaset topuzuna el atmadılar.

Hem Nur Risaleleri küfr-ü mutlakı kırdığı için, küfr-ü mutlakın altındaki anarşiliği ve üstündeki istibdad-ı mutlakı kırdığı cihetle, bir nevi siyasete teması var tevehhüm edilmiş. Hâlbuki Nur'un tercümanı, birtek mes'ele-i imaniyeyi dünya saltanatına değişmediğini mahkemelerde dava edip yirmi beş sene tarz-ı hayatıyla ve emarelerle isbat etmiştir."

Kardeşleriniz

Sadık, İbrahim, Zübeyir

(Emirdağ Lâhikası, 35)

 

İNCİTMEDEN, NAZİKÂNE İFADELER

Hz. Üstad, gayet nezih ifadelerle kadim dostu Eşref Edip'i incitmeden, nazikâne ifadeler ihtiva eden bu mektubu gönderiyor. Hatta mektup, doğrudan Eşref Edip'e yazılmıyor; o sırada İstanbul'da bulunan ve kendisiyle münasebetleri olduğunu bildiği Ziya (Arun) ve Abdulmuhsin (Alev) talebelerine hitaben yazılıyor. Bir incelik daha var, mektup; Sadık, İbrahim, Zübeyir imzalarıyla gönderiliyor ki bu ağabeyler o sırada Isparta'da Hz. Üstad'ın yanında bulunuyorlar. Mektupta Sebilürreşad ve Necip Fazıl'ın (Büyük) Doğu dergilerinin adları da geçiyor.

Şu bilgiyi de not etmekte fayda var: 1951'de kurulan İslam Demokrat Partisi (İDP) 22 Kasım 1952 tarihinde, Hüseyin Üzmez'in, Malatya'da gazeteci Ahmet Emin Yalman'ı kurşunlaması vesile edilerek, temelli olarak kapatılıyor.

Mektubun Muhatabı Abdulmuhsin Alev Anlatıyor:

Mektupta kendisine hitap edilen Abdulmuhsin Alev Ağabey, İstanbul Risale-i Nur hizmetlerinin saffı evvellerindendir. Bediüzzaman'ın 1952 ve 1953 İstanbul seyahatlerinde Hz. Üstad'ın yakın hizmetlerinde bulunmuştur. 1954 yılında ani bir kararla Berlin'e hicret eden Muhsin ağabey halen Berlin'de ikamet etmektedir. Kendisinden kaydettiğimiz oldukça kapsamlı, çok kıymetli hizmet hatıraları "Ağabeyler Anlatıyor-7" kitabımızda yayınlanmıştır.

Abdulmuhsin ağabeyi telefonla tekrar aradım ve mektupta adının geçtiğini hatırlatarak, bildiklerini bir daha anlatmasını istirham ettim. Aynen şunları söyledi:

"Eşref Edip'in o zaman siyasete kayma ihtimali vardı. Üstad vaziyeti bildiği için bir mecburiyet olmadan, böyle bir işe girmeden anlattı. Bu mektup bize hitaben yazıldı. Çünkü Üstad, bizim Eşref Edip ile temasımızın olacağını bildiği için bize bildiriyor ki, yanlış bir iş yapılmasın şeklinde… Ona hitaben değil, bize hitaben yazdırıyor. Üstad siyasetten çekilmişti. Ben Eşref Edip'le haftada bir iki defa görüşüyordum."

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

OSMAN AKSOY(1940 - )

OSMAN AKSOY(1940 - )

Denizlili emekli lise öğretmeni Osman Aksoy, Bediüzzaman hazretlerinin Isparta’da bulunduğu ta

NEVİN HALICI(1939 -)

NEVİN HALICI(1939 -)

Said Nursi hazretlerinin mümtaz talebelerinden Konyalı Sabri Halıcı’nın kızı Nevin Halıcı

NECATİ AKKOYUN(1934 -)

NECATİ AKKOYUN(1934 -)

Ankara doğumlu, Van asıllı terzi Necati Akkoyun Ağabey, iki kere Said Nursi hazretlerini ziyaret

MÜBAREK SÜLEYMAN (KÖSE)(1898 - 1963)

MÜBAREK SÜLEYMAN (KÖSE)(1898 - 1963)

Risale-i Nur’un 16. Mektubu’nda ‘Mübarek Süleyman’ olarak anılan ağabeyimizin soyadı K

MUSTAFA CENGİZ (1929 -2021)

MUSTAFA CENGİZ (1929 -2021)

Sayıları çok azalan son şahidlerden Mustafa Cengiz ağabeyimiz, 90 yaşına rağmen parlak hafı

MUHAMMED ALİ ÖZTÜRK (1930 -)

MUHAMMED ALİ ÖZTÜRK (1930 -)

Bediüzzaman hazretlerini 1957 yılında iki defa Isparta’da ziyaret eden Elazığ/Palulu Muhammed

MUAMMER ŞENEL (1909 – 2000)

MUAMMER ŞENEL (1909 – 2000)

Samsun’un Bafra ilçesindendir Mahmud Muammer Şenel Ağabey. Karadeniz Bölgesi Risale-i Nur hizm

MEVLÜD GÖNEN (1934 -)

MEVLÜD GÖNEN (1934 -)

Konya, Bediüzzaman hazretlerinin önem verdiği hizmet merkezlerinden birisidir. Hz. Üstad’ın v

MEHMED KÜÇÜKAĞA (1924 – 1976)

MEHMED KÜÇÜKAĞA (1924 – 1976)

Risale-i Nur Hizmetkârları Ağabeyler’i bulup, araştırdıkça gözlerimiz kamaşıyor, hayret

MEHMED KERVANCI(1940 - )

MEHMED KERVANCI(1940 - )

Barlalı Mehmed Kervancı Ağabey, Sıddık Süleyman ağabeyin en küçük oğludur. Künyesini ve

MEHMET GÜLEŞÇİ

MEHMET GÜLEŞÇİ

4 Eylül 2014 Antalya/Korkuteli… Risale-i Nur okuma programındayız... Prof. Dr. Ömer Rıza Akg

Herhangi birinize ölüm gelip de: Rabbim! Beni yakın bir süreye kadar geciktirsen de sadaka verip iyilerden olsam! demesinden önce, size verdiğimiz rızıktan harcayın

Münafikün, 10

GÜNÜN HADİSİ

Ebû Malik'in babası şöyle dedi: Ben Rasûlullah'(S.A.V.)den işittim, şöyle buyuruyordu: "Her kim Allah'dan başka hak ilah yok eder, ve Allah'dan gayri ibadet olunan şeyleri tanımazsa onun malı ve kanı haram (dokunulmaz) olur. Hisabı da Allah'a aiddir."

(Müslim, Kitabu'l-İyman,37)

TARİHTE BU HAFTA

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI