Cevaplar.Org

ON DOKUZUNCU İDDİA

On dokuzuncu İddia: “Şükretme kültürü” körükleniyor. Toplumun el uzatılmayan fakir kesimi, sahip oldukları kötü konumun “tanrı tarafından kendilerine bir test olarak sunulduğuna ve bu hallerine şükrederek öldükten sonra ödüllendirileceklerine” inandırılır. Ne kadar şükrederlerse, öldükten sonra alınacak ödülün de o kadar çok olacağı iddia edilir. Bu sayede


Niyazi Beki(Prof. Dr.)

niyazibeki@gmail.com

2022-02-23 12:03:20

On dokuzuncu İddia: "Şükretme kültürü" körükleniyor.

Toplumun el uzatılmayan fakir kesimi, sahip oldukları kötü konumun "tanrı tarafından kendilerine bir test olarak sunulduğuna ve bu hallerine şükrederek öldükten sonra ödüllendirileceklerine" inandırılır. Ne kadar şükrederlerse, öldükten sonra alınacak ödülün de o kadar çok olacağı iddia edilir. Bu sayede toplumda varlık sahibi olamayan ve sömürülen bu insanların haksızlığa karşı çıkmadan, varlık sahiplerinin rahatlarını bozmamaları sağlanır.

Dinlerin beni en çok rahatsız eden yanlarından biri de bu sömürüyü destekliyor olmaları. "Şükret ve sitem etme, kabullen!"

"Din, fakirler zenginleri öldürmesin diye vardır." Napoleon Bonaparte

Cevabımız:  

-Önemli olan insanların sıkıntısını hafifletmektir. İnsanlık tarihi boyunca, fakir-zengin sınıfları her zaman olmuş ve olmaya da devam edecektir. Önemli olan bu yarayı tedavi etmektir. Yoksa toplumda kışkırtıcılıkla toplumun huzurunu bozanların en büyük zararları yine fakirleredir. Zalimler her zaman güçlüdür. Ve bu gibi toplumsal anarşilerde en az onlar zarar görür. Bu sebeple, insanlara sabır ve şükrü tavsiye etmek fakirleri yardımsız bırakmak manasına gelmez. Ama onlara psikolojik bir direnç sağlar. 

-Şimdi insafla düşünelim: Fakir bir adam, bu sıkıntılarının bir karşılığı olduğunu düşündüğü zaman mı daha rahat eder, yoksa bunların boş yer olduğunu düşündüğü zaman mı? Bir hasta, bu hastalığının bir karşılığı, bir sevabı olduğunu düşündüğü zaman mı hastalığı hafifler, yoksa bunun bir karşılığını düşünmediği zaman mı? Bunun örnekleri pek çoktur. İşte, İslam dini fakirlere sabrı telkin ederek, mükâfatlarının olduğunu belirtmek suretiyle onlara en büyük bir teselli veriyor. Ve bu teselli hakikati pek çok delile dayalı olduğu için muhatapları tarafından tereddütsüz kabul ediliyor.

-Evet, 1789 Fransız İhtilali ile başlayıp, komünizm hareketi ile devam edip, en nihayetinde İkinci Dünya Savaşını netice veren ve ondan sonra soğuk savaşa yerini bırakan emek-sermaye çatışması, insanlık tarihinin en karanlık dönemlerinden bir dönemdir ki, bu karanlığın en önemli nedeni iki kelimedir.

"Birinci kelime: 'Ben tok olayım; başkası açlıktan ölse bana ne!..' İkinci kelime: 'Sen çalış, ben yiyeyim.' "( bk. Sözler/Yirmi Beşinci Söz, Birinci Şule)

Birinci kelime zekat ve yardımlaşma ruhunun terk edilmesi anlamına geliyor. İkinci kelime ise bencilliğin en alçakçası olan faizciliğe, yani bankacılığa işaret ediyor.

İslam dini, faizi yasak edip, zekatı emrederek, bu iki sınıf arasında sağlam ve sağlıklı bir köprü kuruyor ve bu kavgayı bitiriyor. Şayet insanlık İslam'ın bu nafi reçetesini tatbik etmiş olsa idi, bu kavga ve savaşlar yaşanmayacaktı.

-Yoksulun zenginin malında 40'ta bir hakkının olması kadar âdil bir düzenleme olamaz. Çünkü, bunda daha fazla mal sahibinin emeğine karşı bir haksızlıktır. Daha az olması ise, yoksulun hakkına karşı saygısızlık olur.

-Bu oranı az görenler, acaba kendi malından fakirlere ne kadar veriyorlar? Bugün bizim ülkemizde zenginleri değil 40/1 oranındaki zekâtlarını, belki bu zekâtın zekâtını hakkıyla verseler hiç bir yoksul kalmaz. 

-Kapitalizmin zulmüne karşı ortaya çıkan sosyalizmde de yoksulluğa bir çare bulmadıkları ortadadır. Sosyalist olarak geçinenler, acaba kendi mallarının kaçta kaçını fakirlere veriyorlar; insan merak ediyor..

-Fakirlik üzerinden rant elde etmeye çalıştıkları açıkça belli olan sosyalistlerin bir çoğu, "sosyalistlik"sloganlarını atarken, kendi özel hayatlarında en kaba bir "kapitalist" olarak yaşadıklarını inkâr eden varsa, beri gelsin! 

-İslam dini, işçilere "ölmeyecek kadar bir ücret veren patronların" kapitalist düzenini reddettiği gibi, "sen çalış ben yiyeyim" diyen aynı kapitalizmin faizci sistemini de reddediyor. Bir yandan zekât kurumuyla zenginleri fakirlerin yardımına koştururken, diğer yandan haksız kazancı engellemek adına faizi tamamen yasaklıyor. Bundan daha güzel bir sistem olduğunu söyleyen kendini kandırır.

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

YİRMİ BEŞİNCİ İDDİA

YİRMİ BEŞİNCİ İDDİA

Bir Ateistin İddialarına Cevaplar

YİRMİ ÜÇÜNCÜ İDDİA

YİRMİ ÜÇÜNCÜ İDDİA

Bir Ateiste Cevaplar

YİRMİ İKİNCİ İDDİA

YİRMİ İKİNCİ İDDİA

Bir Ateiste Cevaplar

YİRMİ BİRİNCİ İDDİA

YİRMİ BİRİNCİ İDDİA

Bir Ateistin İddialarına Cevaplar

YİRMİNCİ İDDİA

YİRMİNCİ İDDİA

Bir Ateistin iddialarına cevaplar

ON DOKUZUNCU İDDİA

ON DOKUZUNCU İDDİA

On dokuzuncu İddia: “Şükretme kültürü” körükleniyor. Toplumun el uzatılmayan fakir kes

ONSEKİZİNCİ İDDİA

ONSEKİZİNCİ İDDİA

Bir Ateistin İddialarına Cevaplar

ON BEŞ, ON ALTI, ON YEDİNCİ İDDİALAR

ON BEŞ, ON ALTI, ON YEDİNCİ İDDİALAR

On beşinci İddia: Tanrının varlığına dair kanıt yok. Bilim insanları, bir çok keşif ile e

ON ÜÇÜNCÜ VE ON DÖRDÜNCÜ İDDİALAR

ON ÜÇÜNCÜ VE ON DÖRDÜNCÜ İDDİALAR

Bir Ateistin İddialarına Cevaplar

ON İKİNCİ İDDİA

ON İKİNCİ İDDİA

On ikinci İddia: “İnanç, sıradan bir insanın rahatça insan öldürmesini sağlayabiliyor. İ

ONUNCU VE ON BİRİNCİ İDDİALAR

ONUNCU VE ON BİRİNCİ İDDİALAR

Onuncu İddia: “Tanrı ırk ve cinsiyet ayırt ediyor. Bir tanrının başka inançlara sahip insa

İnsanlardan öylesi var ki, herhangi bir ilmî delile dayanmadan Allah yolundan saptırmak ve sonra da onunla alay etmek için boş lafı satın alır. İşte onlara rüsvay edici bir azap vardır.

Lokman,6

GÜNÜN HADİSİ

Berâe (r.a.) şöyle rivayet etmiştir: "Müminlerden (özür sahibi olanlar dışında) (evlerinde) oturanlar ile Allah yolunda malları ve canları ile savaşanlar bir olamaz."

TARİHTE BU HAFTA

*Hac'da Tünel Faciası 1426 Ölü(2 Temmuz 1990) *Cezayir İstiklale Kavuştu(3 Temmuz 1962) *Barbaros Hayreddin Paşa Vefat Etti(4 Temmuz 1546) *İstanbul'da Matbaa Açılmasına Padişah İradesi(5 Temmuz 1727) *Mukaddes Emanetler Sultan Selim'e Teslim Edildi.

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI