Cevaplar.Org

ABDURRAHİM KAYA(1932 - 2016)

Emekli imam/müftü Abdurrahim Kaya hocamız, 1958 yılında bir imam arkadaşlıyla beraber, Isparta’da bulunan Bediüzzaman hazretlerini ziyaret ediyor. Hz. Üstad’la epeyce sohbetleri var. Konuşmalarından çıkan en çarpıcı mesaj, maaşla imamlık yapan hocalara Bediüzzaman’ın verdiği nasihattir. Hatıralarını 2009 yılında


Ömer Özcan

ozcannurs@hotmail.com

2021-11-21 21:58:09

Emekli imam/müftü Abdurrahim Kaya hocamız, 1958 yılında bir imam arkadaşlıyla beraber, Isparta'da bulunan Bediüzzaman hazretlerini ziyaret ediyor. Hz. Üstad'la epeyce sohbetleri var. Konuşmalarından çıkan en çarpıcı mesaj, maaşla imamlık yapan hocalara Bediüzzaman'ın verdiği nasihattir. Hatıralarını 2009 yılında kaydetmiştim. Ne yazık ki anlattıklarını vefat ettikten sonra yazıp düzenlediğimden dolayı kendisine tashih ettiremedim. Medrese âlimi Abdurrahim hoca 12 Ağustos 2016 tarihinde Van'da vefat etmiştir. Allah rahmet etsin.

Abdurrahim Kaya Anlatıyor:

Siirt/Pervari'de 1932'de doğdum. Emekli müftüyüm. 16 sene medreselerde sarf, nahiv, mantık, fıkıh, tefsir, hadis ilimleri tahsili yaptıktan sonra, 1955'te Van'ın Boyaroğlu Camiine imam oldum. Daha sonra Çatak, Beytüşşebap, Gürpınar, Muradiye, Pervari, Hani ilçelerinde 26 sene müftülük yaptım. 1982 emekli oldum. Medine'ye gittim, 17 sene de orada özel dersler verdim. Şimdi Van'da ikamet ediyorum. Muradiye depreminde (24 Kasım 1976) hanımım, kızım, gelinim göçük altında vefat ettiler. Ben de göçükte kaldım, sağ olarak çıktım. Oğlum Emrullah Kaya da şu anda Ardahan müftüsüdür. Molla Hamid Ekinci akrabamızdır, onlar da bizim gibi Pervari'den gelmişlerdir Van'a.

ANKARA, ESKİŞEHİR, EMİRDAĞ, AFYON, ISPARTA ÜSTAD'I ARIYORUZ

1958 yılında bir gece Peygamber efendimizi (asv) rüyamda gördüm. Bana son kelime olarak: "Bediüzzaman'a git, sana nasihat etsin" dedi. 3-4 ay geçmişti ki, müftülük imtihanı açıldı. İmtihanlar Ankara'da oluyordu. Van Aşağı Nurşin Camii imamı Mülayi Çalım arkadaşla beraber Ankara'ya gittik. Diyanet İşleri Başkanı Eyüp Sabri Hayırlıoğlu idi, giriş muamelemizi yaptı, altı ay sonra imtihanı yaptı, kazandık.

"Ankara'ya gelmişken boş gitmeyelim, Üstad'ı ziyaret edelim "dedim arkadaşıma. O da can ü gönülden kabul etti. Ulus'ta kardeşler vardı, onlardan, Bediüzzaman'ın bir hafta önce Eskişehir'e gittiğini öğrendik. Biz de Eskişehir'e gittik. "Burada bir gece kaldı, Emirdağ'ına gitti" dediler. Bir gece Eskişehir'de kaldık, Emirdağ'ına geçtik. "Burada iki gece kaldı, Afyon'a gitti" dediler. Biz de Afyon'a gittik. Afyon'a akşam namazının çıkmasına beş dakika kala geldik. Hemen namazlarımızı eda ettik. Bir otele yerleşmek üzere adımızı yazdırdık. "Üstadı tanıyor musunuz?" dedik. Adam heyecanla: "Bir hafta önce geldi, şu odada kaldı, Burdur'a gitti" dedi. Bize de Üstad'ın kaldığı odayı tahsis etti.

Ben Üstad Burdur'a değil, Isparta'ya gitmiştir diye düşündüm, sabah namazını kıldıktan sonra trenle Isparta'ya gittik. Yolda oynayan çocuklara sorduk, "Biz bilmiyoruz" dediler. Bir hanım kapıdan başını çıkardı, bize kimi aradığımızı sordu. "Meşhur Molla Said namında derin bir âlim var, onu arıyoruz" dedim. Önce "Burada öyle kimse yok" dedi, sonra "Siz Bediüzzaman hazretlerini mi kast ediyorsunuz? Onu yedi yaşından yetmiş yaşına kadar herkes tanır" dedi ve Üstad'ın evini bize tarif etti.

Şimdi müze olan Üstad'ın evini bulduk, zile bastık. Kapıyı Bayram Yüksel ağabey açtı. Bize, kapıya yapıştırılmış olan Üstadın fermanını okudu: "Ben çok hastayım. Risale-i Nurun talebeleri dünyanın her tarafında bulunmaktadır. Uzakta bulunanlarla yakında bulunanlar arasında hiç bir fark yoktur. Arzu ederdim, fakat çok hastayım. Beni ziyaret etmek isteyen Risale-i Nur okusun. Her bir risale on Said hükmündedir."

Bayram'a dedim: "Üstad'ın emri başımın üstüne. Beni Fahr-i Kâinat Efendimiz (asv) gönderdi, biz Van'dan geliyoruz, sen lütfen durumu Üstad'a bildir." Bunun üzerine Bayram ağabey ismimizi, nerden geldiğimizi yazdı, "Caminin kapısında bekleyin, on dakika sonra biz sizi çağıracağız' dedi. 10 dakika sonra Ceylan ağabey geldi, kabul edildiniz dedi.

NAMAZI KILDIRIRKEN MAAŞI DÜŞÜNMEYİN, İHLÂS ZEDELENİR

Üstad'ın bizi kabul ettiğini öğrendik. O zamanlar şapka giyiyorduk biz. Şapkalarımızı çıkardık, sarıklarımızı sardık. Bize Üstad'ın 10-15 dakikadan fazla müsaade etmediğini söylediler. İçeriye girdik. Bediüzzaman somyada, yatağın üstünde yastığa dayanmış olarak oturuyordu. Başında beyaz ile yeşil karışımı bir sarık vardı, saçları görünüyordu, kınalıydı. Sakalı yoktu. Üstadın yüzüne bakamıyordum. Ara sıra gözümü kaldırarak bakmaya çalışıyordum. Üstad yavaş konuşuyordu. "Beni 19 defa zehirlediler, hastalık devam ediyor" dedi. Zübeyir ağabeyi yanına çağırdı, "benim konuşmalarımı tekrarla" dedi. Konuşmalarını Zübeyir Ağabey bize tercüme ediyordu. Yüzde doksan anlaşılıyordu ama hastalıktan dolayı tek tük anlaşılmıyordu. Yarım saat kadar Zübeyir Ağabey orada durdu. Sonra Zübeyir'e git dedi, Bayram'ı çağırdı. Onlar Üstad'a bakamıyorlardı, biz bakıyorduk. Belki biz onlardan daha fazla Üstad'ı gördük.

Üstad bana nereli olduğumu ve kimleri tanıdığımı sordu. Ben Van deyince, "Ben Nurşin'de, Erek Dağı'nda kalmışım" dedi. Daha sonra bize ne yaptığımızı sordu, imam olduğumuzu söyledik. O zaman daha imamdım, müftü olmamıştım. "Namazı kıldırırken maaşı düşünerek kıldırmayın, ihlâs zedelenir, namazın zaten farz, kıldırırken maaşı düşünmeyin, böyle yaparsanız ihlâsınız kırılmaz" dedi. Sonra, "Dinsizler sizi aldatmasın" dedi.

Üstad, somyasının yanında, duvarda asılı duran zarftan fotoğraflar çıkardı ve Zübeyir ağabeye verdi. "Arkadaşlarına ver, baksınlar" dedi. Baktık. Bize," Bunlar Avrupa'daki Risale-i Nur talebeleri" dedi. O fotoğrafları sonra biz Tarihçe-i Hayat kitabının sonunda gördük.

"Yol paranız var mı, yoksa vereceğim" buyurdu. Biz, "Var" dedik. Bize, "Isparta'da kalmayın, istasyona gidin, ikindi namazını kılın, tren gelir, siz de gidersiniz, selamımı tebliğ edersiniz, bu yanımda olan talebelerim gibi sizi de kabul ediyorum. Siz de beni daima duanıza katın" dedi. O günden beri her duama Üstad'ı dâhil ediyorum ben.

Yeni yazı okuma yazma bilip bilmediğimizi sordu. Bildiğimizi söyleyince, "Sözler'i çıkarken alın" dedi. Ben Üstad'ın elini öpmek istiyordum, giderken elini öpmeye çalıştım, ama öptürmedi, ellerini kaldırdı, beni elleriyle sardı ve alnımdan öptü, arkadaşıma da aynısını yaptı. İstemeye istemeye ayrıldık. Zübeyir Ağabey bizimle kapıya kadar geldi.

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

HASAN HALICI(1940 -)

HASAN HALICI(1940 -)

Hasan Halıcı Ağabey, Risale-i Nur hizmetlerinin saffı evvellerinden Konyalı Sabri Halıcı’n

HASAN BASRİ SARIÇAM

HASAN BASRİ SARIÇAM

Berber Hasan Basri Sarıçam ağabeyimiz, Üstad Bediüzzaman Hazretlerini 1959 yılında Isparta’

HAMDİ SAĞLAMER

HAMDİ SAĞLAMER

Hamdi Sağlamer Ağabey 1932 Samsun doğumludur. 1957 yılına kadar günahlarla dolu gayr-i İslami

HAFIZ MUSTAFA ERTÜRK (1906 – 1950)

HAFIZ MUSTAFA ERTÜRK (1906 – 1950)

Risale-i Nur’un lâhika mektuplarında onlarca kere adı geçen, yazdığı mektuplar Bediüzzaman

FİKRİ MERİÇ(1935 -2021)

FİKRİ MERİÇ(1935 -2021)

Erzurumlu Fikri Meriç hocamız, Mehmed Kırkıncı hocanın da okuduğu medreseden icazet almış,

EŞREF EDİP FERGAN(1882-1971)

EŞREF EDİP FERGAN(1882-1971)

Eşref Edip Fergan, 1882 yılında Selanik’te doğdu. İkinci Meşrutiyetin ilanından sonra Mehme

AV. İBRAHİM ÜNLÜ(1942 - )

AV. İBRAHİM ÜNLÜ(1942 - )

Bir dönem Risale-i Nur talebeleri amansız ve acımasız takip altındaydı... Nur’a gönül vere

ÂSİYE MÜLÂZIMOĞLU(1881-1981)

ÂSİYE MÜLÂZIMOĞLU(1881-1981)

Risale-i Nur hizmetlerinin saff-ı evvel hanım kahramanlarından Âsiye Mülâzımoğlu, 1881 yıl

ALİ YILMAZ(1936 - )

ALİ YILMAZ(1936 - )

1936 Isparta doğumlu Ali Yılmaz hocamız, senelerce muhtelif İmam Hatip Okullarında öğretmenli

ALİ SERT(1929 – 2017)

ALİ SERT(1929 – 2017)

Ali Sert hoca efendi, 1929 yılında Hatay’ın Yayladağı ilçesinin Sungur köyünde doğmuştur

ALİ RIZA MUHLİS(1927 - 2016)

ALİ RIZA MUHLİS(1927 - 2016)

Ali Rıza Muhlis yaşına rağmen mükemmel bir hatip, hafıza tam yerinde... Davudi sesiyle etkiley

Biz onu (Kur'an'ı) mübarek bir gecede indirdik. Kuşkusuz biz uyarıcıyızdır.

Duhân, 3

GÜNÜN HADİSİ

Allahu Teala, kulunu helal (kazanç) talebinde yorgun görmeyi sever.

250 Hadis, s.197

TARİHTE BU HAFTA

*Hac'da Tünel Faciası 1426 Ölü(2 Temmuz 1990) *Cezayir İstiklale Kavuştu(3 Temmuz 1962) *Barbaros Hayreddin Paşa Vefat Etti(4 Temmuz 1546) *İstanbul'da Matbaa Açılmasına Padişah İradesi(5 Temmuz 1727) *Mukaddes Emanetler Sultan Selim'e Teslim Edildi.

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI