Cevaplar.Org

ULU BİR ÇINARIN GÖLGESİNDE-8

ŞERCİL POLAT AĞABEY Merhum Şercil Polat ağabey Erzurum’da nurları hocamla birlikte ve belki de daha evvel tanıyan bir zat. Ama nasıl tanımış bilemiyorum. Üstad vasıtasıyla hocamla tanıştığını tahmin ediyorum. Yani zannedersem Üstad ikisini mektuplar vasıtasıyla birleştiriyor.


Salih Okur

nedevideobendi@gmail.com

2021-11-07 23:58:07

ŞERCİL POLAT AĞABEY 

Merhum Şercil Polat ağabey Erzurum'da nurları hocamla birlikte ve belki de daha evvel tanıyan bir zat. Ama nasıl tanımış bilemiyorum. Üstad vasıtasıyla hocamla tanıştığını tahmin ediyorum. Yani zannedersem Üstad ikisini mektuplar vasıtasıyla birleştiriyor.

Nurdan bir zattı. Burada tanınan Polat ailesinin akrabalarından. Terzi bir ağabey. Hocama da son derece değer veren birisi. Mesela şunu anlatmıştı; "Bu 1960 ihtilalinde Sivas toplama kampına gitmeden evvel de hocam Arabi ilimlerde âlim bir adamdı. Ama nur hizmeti alanında hocam Sivas'a bir gitti, bin geldi." O Sivas askeri kışlasına Erzurum'dan götürülen yedi nur talebesinden birisi de Şercil Polat ağabey imiş. Merhum Mehmed Kayalar ağabey de orada tutuklu olarak bulunuyormuş. Kendisi çok sert bir ağabey, malum asker zaten, disiplinli. Şercil Polat ağabey derdi ki; "Hocam müthiş derecede ona hürmet etti. Onun o sertliğine karşı, hapishane ortamı, millet gergin..Buna rağmen hocam ona çok sabretti, diğer nur talebelerini de çok sabrettirdi. Dolayısıyla, ondan sonra Kayalar ağabeyin yapmış olduğu hizmetteki bereketi Allah hocama da nasip etti. Hocam Erzurum'a döndükten sonra bir başka oldu. Risale-i Nur'un kapısını Allah orada ona açtı."

Hocamın Şercil ağabeye özel bir muhabbeti vardı. Mesela biz Arapça okuyacağız, herkesle beraber Şercil ağabey de kalkmak istediğinde bazen hocam; "otur, sen gitme" derdi. Biraz sonra bakardık, sıkıntılı bir iş için birisi gelmiş. Onun yanında konuşup, o işi hallederlerdi. Yine hizmetle alakalı herbir meseleyi de hep Şercil ağabeyin yanında konuşurdu.

HACI KEMAL BOYNUKALIN AĞABEY

 Merhum Hacı Kemal ağabey yüzde doksan öğle ve ikindi namazlarını Kümbet'te kılan bir adam. Çok fedakar birisi. Hizmete gerçekten maddi manevi çok katkısı olan bir zat. Özellikle son 10-15 senesi sürekli hizmetle ilgilenmiş, ciddi mesai vermiş, esnaflıkla hizmeti beraber sürdürmüştü. Son derece misafirperver, herkesi kapıya kadar uğurlayan, çok mütevazi bir abimiz idi.

Hocama son derece bağlıydı. Hocam da ona çok nahif davranırdı. Rabbim gani gani rahmet eylesin. Biz 1996'dan vefat etmeden bir, bir buçuk sene öncesine kadar da vakıf heyetinde beraber çalıştık.

VAHDEDDİN HIZIROĞLU AĞABEY 

Merhum Vahdeddin Hızıroğlu ağabeyi ben daha çok annem vasıtasıyla biliyorum. Raize abla isminde bir zevcesi var. Bizim iki veya üç ablamızın ebesi o..Raize hanım hocama çok dua eden bir kimse. Onun anneme anlattığına göre, Vahdeddin ağabey ilk başlarda ehl-i dünya birisi imiş. Daha sonra hocam vasıtasıyla Risale-i Nurları tanıyor, dönüş yapıyor ve hakikaten Risale-i Nurları ezberliyor.

Mesela ben çocukluğumdan hatırlıyorum. Halamın beyi ölmüştü. Hocam cenaze evinden üç-dört gün hiç ayrılmadı. Vahdettin ağabey de hemen her gün gelir, orada ders okurdu. Kendisinin halamın beyi ile arası çok iyi idi. Bir akşam yine cenaze evinde ders okunuyor. Vahdettin ağabey ders okuyor, hocam da izah ediyordu. Birden elektirikler kesildi. Hocam "devam et" dedi. Vahdettin ağabey de ezberinden devam etti. Gaz lambaları getiriline kadar Vahdettin ağabey ezberinden okudu. Anladık ki ezbere biliyor.

Vahdettin ağabey daha sonra hocamdan ayrılarak müstakil hizmet etmeye başladı. Bunun sebebini hocama sordum. Dedi ki; "Altmış ihtilalinin karanlık günleri geçmişti. Sıkıntılar azalmaya başlayınca, Allah razı olsun, sağda solda daha önce derslere korkudan gelemeyenler gelmeye başladılar.

Biz Kümbet'te üniversite talebelerine yönelik bir hizmet başlattık. Ama Kümbet'e toplumun her kesiminden insanlar geliyor ve bazen talebelerin yanında lambur lumbur konuşuyorlardı. Bunun üzerine karar verdik ki; "Gez mahallesinde bir medrese kuralım." Üniversite talebelerine ait böyle bir medrese olunca müthiş bir şey oldu, talebe rahatladı. Fakat bu talebelere kim meseleleri anlatacak, kim öğretecek? Vahdettin bey de iyi bir nur talebesi. Ona; "Vahdettin Efendi, sen git bu medresede dur, bu hizmetle sen ilgilen" dedim.

Gitti, Allah razı olsun, orada durmaya başladı. Tabii akranları yok, talebe okula gidiyor, yalnız kalıyor. "Hocam buraya kimse gelmiyor, burada canım sıkılıyor" dedi. "Gel sen Kümbet'te dur, ben oraya gideyim" dedim. O Kümbet'e geldi, ben gittim, orada durdum." Ben oraya gidince bazıları namaza oraya gelmeye başladılar. Bunun üzerine ufak tefek onlarla rahatsızlıkları olmaya başladı. Sıkıntılar artınca ona; "sen artık ayrı olarak hizmet et" dedim. O sırada dört medresemiz vardı, dört medresenin ikisi onda kaldı, biz de iki medrese ile yolumuza devam ettik." Daha sonra biz aklımız erdiğinde Vahdeddin ağabey Elazığ'a Hulusi ağabeyin yanına gidip gelen birisi olarak hatırlıyoruz.. Hocam onunla irtibatını hiç koparmadı. Ben hatırlarım, son zamanlarında hocam onu ziyarete giderdi. Bir iki defa ben götürdüm, bir kaç kez ağabeyim götürdü. Halamın oğlu götürdü, Selami Didin ağabey götürdü. Hatta Vahdettin ağabey; "hocam bizi eziyorsun, biz sana karşı mahcup oluyoruz" deyince hocam "aman estağfurullah, sen ne, ben ne" dedi. Sonra; "maşallah, maşallah nur gibi oldun, gitgide nur gibi oluyorsun" filan diyerek iltifat etti. Allah her ikisine de rahmet etsin.

 HACI MUSA GÜNGÖR AĞABEY

 O da Kümbet'in eski müdavimlerindendi. Esnaf bir ağabeyimizdi. İkindileri mutlaka Kümbet'te kılardı. Kırk yaşına kadar evlenmemiş, hep ticaretiyle hizmeti beraber yürütmüş, bir anlamda vakıf bir abimizdi. Bir keresinde hocama; "hocam, ben şakadan da olsa hiç yalan söylemedim" demiş.

Vefat etmeden az bir vakit önce hastahanede yattı. Birisi bana anlattı; "Çıktığında eve gitmeden "beni Kümbet'e götürün" demiş. Geldi, selam verdi. Hocam da "ve aleyküm selam" diyerek ayağa fırladı, bir müsafaha ettiler, bir sarıldılar. Birden bire ikisi de bir ağlamaya başladı. Bir ağladılar, bir ağladılar, bir ağladılar..Hacı Musa oturmadan döndü, gitti. Bir hafta geçmedi ki, vefat etti."

Bu Hacı Musa ağabeyin Mesnevi-i Nuriye'yi ezbere bildiğini herkes bilir. Bir gün Mesnevi-i Nuriye'den bir ders yapmasını istemişlerdi. "Bir gözlük var mı" dedi. "Yok" dedik. "Aaa açtım, çıktı" dedi. Ben de yanındayım, öyle bir okuyor ki..Dikkat ettim, gözlüğü olmadığı için farkında değil, kitabı ters tutmuş. Yani ezberden okuyor.

ÇÖĞENDERLİ HACI SALİH EFENDİ

Yaşlı zamanında Erzurum'dan gittiği için pek görüşme imkanım olmadı. 1991 yılında vefat etti. Esat paşa camisi önündeki mezara, bakanlar kurulu kararıyla defnedildi. Cenazesi çok kalabalıktı.. Ben çocukluğumda merhum Hacı Salih Efendi'yi hayal meyal hatırlıyorum. Kümbete gelir, hocamın karşısındaki koltuğa oturur, hocam da gelir, onun önünde diz çöker, otururdu. Hocam ondan sitayişle bahseder; "evliya olduğunda hiç şüphemiz yoktur" derdi. Yine "yahu çok nadirattan bir zat" derdi merhum Salih Efendi için.

BABADERELİ AHMED EFENDİ

Hocam anlatırdı: "Babadereli Ahmed Efendi vardı. Alim, müderris. Seyyid onlar zaten. Bu Abdulgafur Efendi'nin babası. Ben onun sohbetlerinde çok bulundum. Benim medresemin karşısında Karaşeyhli Ziya efendi vardı. Babadereli Ahmed Efendi gelir, ona misafir olurdu. Sabahtan kalkar, Kümbete gelirdi, sohbet ederdik.

Babadereliye demişler ki; "yahu senin dünyada hiçbir şeyin yok, bir söğüdün yok. Sana biraz tarla, çayır tapu edelim. Senin nüfusun da kalabalık." O da demiş ki; "Ben bir Efeme(Alvarlı Efe hazretlerine) danışayım da sonra gelir, size cevap veriririm. Sonra Efe'nin huzuruna gidiyor. Sohbet sırasında o daha sormadan Efe diyor ki; "Ahmed Efendi kardaşım, bilirmisen, ha şimdi bana bütün Pasinler ovasını tapu etseler, emin ol ben onun için tapu dairesine gitmem." Ahmed Efendi geri geliyor diyor ki "ben istemem.. Ne arazinizi, ne tarlanızı.."

Babadereli Ahmed Efendi de nadir insanlardan biriydi. Çok sohbetlerini dinledik. Sonra bir adam hiç yoktan yere Karaşeyhli Ziya efendi'yi vurdu, öldürdü. Onun evi Ayazpaşa camiinin karşısındaydı. Sonradan Ahmed efendi Murat Paşa Camii imamı Mihrali Efendi'nin evinde misafir olmaya başladı. Kendisi bizim birader merhum Hacı Musa'yı çok severdi. Hacı Musa onu hacca da götürmüştü. 

Bir gün Hacı Musa dedi ki; "Ağabey, Babadereli Ahmed Efendi, Mihrali Efendi'ye misafir gelmiş, gidip ziyaret edelim."Gittik, ziyaret ettik. Elini öptük, sohbetine oturduk. Hacı Musa'ya dedi ki; "Allah sana çok mal versin." Bana döndü "sana yok, sana yok." İçimden "iyi, iyi" dedim, "iyi dua aldık."

 ABDULGAFUR HAS EFENDİ'NİN RÜYASI

Burada Abdulgafur Has Efendi vardı. Babadereli Ahmed Efendi'nin oğlu hem de talebesi. Evlad-ı Rasul yani seyyid bir zat. Uzun yıllar ciddi bir cemaate vaaz u nasihatler etmiş, çok sevilen bir hocamız.

Hatırladığıma göre 1985-86 yılları. Abdulgafur Efendi bir gün hocama; "hocam, Üstadı rüyada gördüm" demiş. Hocam da; "ehh Üstadı rüyanda gördünse, sana bir davet vermem lazım" demiş.

Anneme söylediler. Annem yemekleri hazırladı. Biz de hizmet ediyoruz. Hocam Abdulgafur Efendi'yi sofraya otutturdu. "Şimdi anlat" dedi. Biz de yemekleri getirdik. Babam da sofrada bulunuyordu.

Anlatmaya başladı; "Mahşeri bir kalabalık. Gökyüzü de öyle siyah bulutlarla dolu ki. Herkes gökyüzüne bakıyor. Biraz sonra baktık ki Üstad bir kır at üzerinde bulutları yara yara gök tarafından geliyor ve müthiş bir güneş doğuyor."

Hocam rüyayı dinledikten sonra; "maşallah, bu davete değdi" dedi. Sonra; "bir daha anlat" dedi. Çay faslında bir daha anlattırdı. Hocam bu tip rüyaları duyar sevinirdi ama pek anlattırdığını da işitmedik.

MOLLA BURHAN EFENDİ'NİN MEDRESESİNDE

Bizim küçük birader Tillo'ya gitmişti. Diyor ki; "hocamın yeğeni olmamız vesilesiyle bize çok iltifat ettiler. İlgilendiler. Bizden daha önce hocam da Tillo'ya gitmişti. Oradaki arkadaşların bize anlattığına göre, Molla Burhaneddin Efendi hocamı zorla kendi yerine oturtmuş, hatta gençler "Seydamız buraya şimdiye kadar kimseyi otutturmamıştı" demişler. Hocama orada çok izzet, ikram etmişler. Hocamın da Tillo'dan dönüşte oraları çok güzel anlattığını iyi hatırlıyorum.

MAHMUD EFENDİ HAKKINDA

Hocamla Mahmud efendi hazretlerinin görüşüp görüşmediğini bilmiyorum. Hocam Mahmud Efendi'yi de çok sitayişle bahsederdi. Hocam derdi ki; "adam ayağını kırıp tezgahında oturdu mu, ürün çıkar." Yani hocaların çok gezmesinin, medreseden ayrılmasının doğru olmadığını anlatırdı. Yani demek isterdi ki, bir hocaefendi tezgahında oturacak, ayrılmayacak. Bunu anlatırken de Mahmud Efendi'yi misal verir; "Mahmud Efendi de tezgahında oturdu, sebat etti. Çok güzel insanlar yetiştirdi" derdi.

-devam edecek-

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

MUSTAFA POLAT HOCAMIZDAN HATIRALAR

MUSTAFA POLAT HOCAMIZDAN HATIRALAR

Takdim Kıymetli ziyaretçilerimiz, değerli bir alimimizin bir seydamızın bazı hatıralarını

ULU BİR ÇINARIN GÖLGESİNDE-13

ULU BİR ÇINARIN GÖLGESİNDE-13

HOCAMIN VEFASI Hocamın çok dikkat çeken bir özelliği de vefa duygusu idi. Buna dair bir misal

ULU BİR ÇINARIN GÖLGESİNDE-12

ULU BİR ÇINARIN GÖLGESİNDE-12

HOCAMIN İBADET YÖNÜ Bana desen ki; “hocam, ibadette nasıldı.” Derim ki; “namaz adamıy

ULU BİR ÇINARIN GÖLGESİNDE-11

ULU BİR ÇINARIN GÖLGESİNDE-11

VAKIFLARLA BİR MÜZAKERE Hatırlıyorum, bazen Türkiye genelinden vakıflar “vakıf okuması

ULU BİR ÇINARIN GÖLGESİNDE-10

ULU BİR ÇINARIN GÖLGESİNDE-10

HOCAMIN DERSLERİNDEN Diyanet İşleri eski başkanı Mehmed Görmez bey hocamı ziyarete gelmişti

ULU BİR ÇINARIN GÖLGESİNDE-9

ULU BİR ÇINARIN GÖLGESİNDE-9

MUHTELİF HATIRALAR HAKİKATLARI HURAFELERLE ZAYİ ETMEMEK LAZIM "Benim bir arkadaşım bir şeh

ULU BİR ÇINARIN GÖLGESİNDE-8

ULU BİR ÇINARIN GÖLGESİNDE-8

ŞERCİL POLAT AĞABEY Merhum Şercil Polat ağabey Erzurum’da nurları hocamla birlikte ve belki

ULU BİR ÇINARIN GÖLGESİNDE-7

ULU BİR ÇINARIN GÖLGESİNDE-7

BABAM HACI MUSA EFENDİ Babam hayatı boyunca hocama hep destek olmuş, aynı davanın ızdırabıy

ULU BİR ÇINARIN GÖLGESİNDE-6

ULU BİR ÇINARIN GÖLGESİNDE-6

SUNGUR VE BAYRAM AĞABEYLER Sungur ve Bayram ağabeyler zaman zaman Erzurum’a gelirlerdi. Çok k

ULU BİR ÇINARIN GÖLGESİNDE-5

ULU BİR ÇINARIN GÖLGESİNDE-5

ÜSTADI ZİYARET Hocam eserlerden okudukça etkileniyor ve Üstadı ziyaret arzu ediyor. Vefat hast

ULU BİR ÇINARIN GÖLGESİNDE-4

ULU BİR ÇINARIN GÖLGESİNDE-4

ASKERLİĞİ Onu hocamdan çok dinlemişim. Gelibolu’ya askerliği çıkıyor. Askerde komutanı

Nâhl Suresi;128

Şüphesiz ki, Allah, takvaya sarılanlarla, iyilik yapan ve iyi kullukta bulunanlarla beraberdir.

GÜNÜN HADİSİ

"Her şeyin bir alameti vardır. İmanın alameti de namazdır."

Münavi

TARİHTE BU HAFTA

*Hac'da Tünel Faciası 1426 Ölü(2 Temmuz 1990) *Cezayir İstiklale Kavuştu(3 Temmuz 1962) *Barbaros Hayreddin Paşa Vefat Etti(4 Temmuz 1546) *İstanbul'da Matbaa Açılmasına Padişah İradesi(5 Temmuz 1727) *Mukaddes Emanetler Sultan Selim'e Teslim Edildi.

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI