Cevaplar.Org

ŞİFA TEFSİRİ NOTLARI-43

Derslerime ara sıra devam eden bir profesör bana şunu söyledi. "Benim araştırma saham insanların kültürleri ile kullandıkları veya icad ettikleri eşyalar arasındaki uyumluluktur." Mesela Japonların arabaları kendi tiplerine uygundur. Evleri de aynı şekilde onlar da Japon


Mahmud Toptaş

.

2021-11-07 23:03:40

Rum Suresi

*Derslerime ara sıra devam eden bir profesör bana şunu söyledi; "Benim araştırma saham insanların kültürleri ile kullandıkları veya icad ettikleri eşyalar arasındaki uyumluluktur." Mesela Japonların arabaları kendi tiplerine uygundur. Evleri de aynı şekilde onlar da Japon kültürüne uygundur. A.B.D.'nin ürettiği araba da büyüktür. Çünkü onda da büyüklük duygusu vardır. Bu büyüklük duygusu ürettiği arabasına yansımaktadır.

İşte Allah'ın tabiat kanunları ile de bu kanunlara göre yaşayan insana gönderilen kutsal emirleri arasında uyum vardır.

 Başka bir deyişle Kur'an'ın koymuş olduğu İslam hukuku, tabiat kanunlarına uygundur. İnsanoğlu da bunu uyguladığı zaman dünya yaşantısında zorluk çekmeyecek, ve dünyada da mutlu olacaktır. Onun için bugün Avrupa tabiat kanunlarına en uygun yaşam tarzını seçmek için gayret edip habire araştırmalar yapıyor, o da kabul ediyor ki tabiat kanunlarında eksiklik yok. Kendi koymuş olduğu kanunlarda eksiklik var. O eksikliği gidermek içinde çalışıyor.

*Hz. Peygamber hadisinde; "Kadınlar erkeklerin tam ikiye ayrılmış bir parçasıdır" buyurmaktadır. Kişinin bakmakta, ilgilenmekte usanmadığı tek şey eşidir, ailesidir. Dünyanın en güzel manzaralı yerinde insan kalsa kalsa en çok bir iki ay kalır. Daha sonra eşine ailesine geri döner.

*İmansız insanların, üzerinde ehemmiyetle durduğu şey ahireti inkardır. Çoğu Allah'ın varlığını kabul ediyor da, ahirete gelince yan çiziyor. Bu inkarlarının da sebebi; ahireti inkar, çoğu günahın kapısını açıyor.

Ahiretin varlığını ispat konusunda da diyoruz ki; yeri ve göğü ilk defa yoktan var eden Allah'dır. Bunda hiçbir şüpheniz yoksa, elinde hiçbir malzemesi, ana maddesi olmadan birşeyler ortaya koyan, herhalde bu yaratılmış olanları da ahiret için tekrar iade etmesi yani ikinci defa yaratması Allah'a daha kolaydır.

Fakat ilk yaratılışı inkar eden kişiye de diyoruz ki, bak etrafında binlerce, milyonlarca eşya var, dağlar, taşlar, insanlar ve ismini bilmediğimiz trilyonlarca canlı. İşte bunları yoktan var eden biri var.

Eğer bunlara da tesadüfen olmuştur dersen, ona da cevabımız şudur; bu kadar sistemli bir şekilde bir ölçü içinde hareket eden bu varlıkların tesadüfi olması mümkün değildir. Eğer tesadüfi diye ısrar edecek olursan biz de şunu söyleriz; Acaba tesadüfi olan varlıkların da tesadüfi kanunları gibi gelişi güzel hareket edip kendi başlarına buyruk olmaları gerekmez mi?

*İlk defa vazoyu kıran çocuk, hiç yalan söylemeden suçunu kabul ederek, "ben kırdım" der. Fakat orada bulunanların "ben kırmadım de" gibi telkinleri onu yalana alıştırmaya başlar ve böylece ilk kötülük çocuğa girmiş olur. İşte anne babaya düşen, ailede, çevrede ve de okulda kötü şeyleri öğrenmesini, bunları alışkanlık haline getirmesini engellemektir.

*Sakın ha o müşriklerden olmayın. O müşrikler ki, dinlerini paramparça ettiler ve bölük bölük oldular. Herkes de kendi elindeki ile iftihar etti. Mesela müşrik hristiyanlar o kadar bölündüler ki, 300 ün üzerinde İncil yazıldı.

Bu şunun ifadesidir; Üçyüz tane grub vardı ki, her grub kendi İncil'i ile övünüyordu. Ama İslam'daki bazı fırkaları da buna benzeten insanlar vardır. Fakat bu yanlış bir durumdur. Müslüman grublar aynı kitaba inanır, aynı kıbleye yönelirler. Farklılık İslami devlete varışdaki metod farklılığından böyle bölünmüşlerdir.

*Gönenli Mehmet Efendi, Sultanahmet'te imam iken bir gün camiinin önünde sarı, garib garib düşünen bir adam görürler. Dilinden de anlamadığı için tercüman aracılığı ile anlaşırlar. Meğer bir İtalyan'mış. Parası bitip yolda kalmış. Onu o gün akşam Sirkeci'den yolcu ediverir. Beş-altı yıl sonra o adam bir tomar para ile gelir, hocaya; "bunu yolda kalanlara harcayıver" diye bırakıp gider.

*A.B.D.'nin dış işleri bakanının dolaştığı yerlerde, onun uçağının indiği her ülkede, huzursuzluk ve iç çatışma hemen başlıyor. Atalarımız bu inançsızların yeryüzünde bu kadar fes ad çıkardıklarını ifade için; "gavurun dolaştığı yerde ot bitmez" demişlerdir.

*20. yüzyılda batıdaki küfür hareketlerinin dalga dalga İslam dünyasını sarmaya başladığı bir zamanda, biz İslam alemi hazırlıksız yakalandık. İnsanlar önce ahlaksızlığa, arkasından iman zafiyetine uğradılar.

Bu esnada bizim düşünürlerimiz de, insanlara iman duygusu aşılama yerine, İslam ekonomisinin, İslam hukukunun üstünlüklerini anlatan eserler kaleme aldılar, ama bu da fayda vermedi. İnsanların üzerini karabulutlar gibi küfür bulutları kapladı. Artık insanlar dinden uzaklaşmaya, yaşadadıkları gibi inanmaya başladılar. Sonuç olarak; önce kişilere Allah'a iman duygusunu aşılayıp, ondan sonra da İslam'ın diğer amel ve üstünlükleri anlatılmalıdır.

*Mehmet Akif merhumun söylediği gibi; "Dicle kenarında bir kurt kapsa koyunu, Adli ilahi de Ömer'den sorar onu." Onun için yöneticinin (devlet başkanının) Hz. Ömer (r.a.) inancında ve düşüncesinde olması gerekir. Halkının huzuru, güvenliği için her ortamı hazırlamalı ve insanların Allah'a olan ibadet ve itaatlerini yapma kolaylığını sağlayıp toplumu, "menfaati celb, mefsedeti def" kaidesi gereği ahlaksızlığa, çöküntüye götüren hususları ortadan kaldırması gerekir.

*Günümüzde bazı müslümanlar bile, "artık İslam'ın sonu geldi. A.B.D. herşeyi ile bizi hegamonyası altına aldı. Bundan sonra çalışmaya gerek yok" diyorlar. Ama, bizim peygamberimiz Mekke'ye tek kişi olarak gönderildi. 13 yıl sonra Medine'de devletini kurdu, ondan 10 yıl sonra da ikibuçuk milyon metre kareye ulaşan bir sahada İslam'ı yaydı. Onun yolundan giden Osmanlı dedemiz, Viyana kapılarına dayandı. Biz de bütün bu yapılanlara karşı çalışıp, yorulup, sonunda da sabrı elden bırakmayacağız. Allah'ın vaadi haktır.

Lokman Suresi

*Allah(cc); Lokman (a.s.)'a da görüş ve düşüncede öyle hassasiyet vermiş ki, o hassasiyetiyle insanlar üzerine öylesine yönelmiş, onların derdini derdi bilmiş ve eşyaya o gözle baktığı için, o insan hastalığın ilacını bulmuştur. Biz de toplumun sosyolojik, psikolojik, ekonomik ve de en önemlisi inançsızlık hastalıklarını kendimize dert edinirsek, onlara bu gözle bakacak olursak, onların tedavisi için gerekli hususları ortaya koyup yardım etmiş oluruz.

 *Bazı cahil sofular, şeyhinin bütün davranışlarını kontrol ettiğini, yatağında bile "sağından soluna döndüğünü bildiğini" iddia ederler. Bu Allah (c.c.)'ın sıfatının şeyhlere verilmesidir. Yaratan her halimizi görür ve de bilir. Yaratamayan bunu bilemez. Ancak Allah'ın vermiş olduğu izin ve müsade dahilinde buna muvaffak olur.

*Gazali de "İhya-u Ulumiddin" isimli eserinde uzun izahlardan sonra özetle: şarkının sözlerinde küfrü gerektiren bir durum yoksa, Allah'ın haram kıldıklarını helal, helal kıldıklarını da haram gösteren cümleler yoksa, belirli bir şahsın da gıybetini yapmıyorsa, insanları da nifaka sokacak değilse, böyle şarkıları dinlemek caizdir" der. Kuşeyri ve Zehebi gibi alimler de Gazali'nin bu görüşündedirler. Tabii ki bu şarkı kişiyi Kur'an'dan, ibadetten alı koymamalıdır. Allah'ın ayetlerinden insanı alıkoyan herşey "Lehv'dir."

*Hikmet: Kişinin sözünde ve amelinde, sağlam bilgi ile dengeli bir şekilde konuşup, hareket etmesidir. Kısaca sözde ve amelde isabetli olmadır. Hikmetin verilmesinin sebebi olarak da Allah'a şükretmesi gösterilmekte. Zaten verilen her nimetin sebebi Allah'a şükretmek içindir. 

*Derslerime başladığımdan bu yana, Kur'an ayetlerini çağımızın tekniği ve teknolojisine uygun tefsir etmeye fazla yanaşmadım. Halbuki, bir zamanlar bu konu hayli ilgi ve alaka topladı. Mesela gökyüzündeki ozon tabakasının delinmesi teorisi gibi. Müslümanlardan da, bu konu ile ilgili Kur'an'dan ayetler ve deliller getirmeye çalışanlar çıktı. "1400 yıl Önce İslam bunu haber vermişti" deyiveriyorlar.-

*Kişi ne zaman, nerede öleceğini bilemez. Ölüm geldiğinde Allah'ın razı olduğu bir hal üzerine bulunmak ve onun dininin yücelmesi için gayret gösteriyor olmamız en güzelidir. Bu da hükmü şehiddir. Rabbim cümlemize bunu nasib etsin.

Secde Suresi

*Bazı insanlar ağızlarından çıkan kelimenin ne anlama geldiğini dahi düşünmeden, "efendim işte filan, filan ünlülerde cehenneme gidecekse cehennem şenlik yeri olacak" diyorlar. Böyle diyen insanlara, hemen bir kibrit yakın ve parmağını kibritin üstüne tutmasını isteyin. Parmağını tutabilirmi? Kibrit alevi nedir ki? Görüntüde hiçbir şey değildir, ama o kibritin alevine dahi dayanamıyoruz biz. Parmağınızın ucu ateşte yanarken, diğer taraftan herhangi bir şeyden zevk almanız mümkün değildir. Öyleyse bu dünyada iken aklımızı başımıza alalım, cehennemi görür gibi, cenneti görür gibi hareket edelim, Rabbin rızasına muhalif iş yapmamaya çok dikkat edelim. 

*Herkes ateşini bu dünyadan götürecektir. Bu dünyada cehennem ateşinin bizde alev alması için bir damlacık haram bırakmamaya, şirkten küfürden bir alev alıcı madde bırakmamaya dikkat edeceğiz. 

*Bekliyeceğiz. Bakalım. Bekleyen görecektir. Neyi görecektir? Dünya genelinde İslam'ın zaferini görecektir. Üstad Necip Fazıl'ın dediği gibi;

Bekleyin, görecektir duranlar yürüyeni

Sabredin, gelecektir solmaz, pörsümez yeni

-devam edecek-

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

"Her ümmet için Allah'ın kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanların üzerine O'nun adını ansınlar diye bir kurban kesme ibadeti koymuşuzdur. Hepinizin ilâhı bir tek ilâhtır. Onun için yalnız O'na teslim olan müslümanlar olun. Allah'a itaat e

Hacc:34

GÜNÜN HADİSİ

"Cebrail, bana komşu hakkında o kadar ısrarlı tavsiyelerde bulundu ki, onu mirasçı yapacak sandım."

Buhari

TARİHTE BU HAFTA

*Köprülü Fazıl Mustafa Paşa'nın Şehit düşmesi (19 Ağustos 1691) *Mescid-i Aksa'nın Yahudilerce Yakılması(21 Ağustos 1969) *Sakarya Savaşı (22 Ağustos 1921) *Hz. Ebu Bekir (634) ve Ebussuud Efendi'nin (1574)[23 Ağustos]

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI