Cevaplar.Org

SÜNNET İSLAM’IN ASILLARINDAN BİR ASILDIR-1

Şaşılacak şeylerdendir ki bazı aydın çevrelerde bir fikir dolaşmaktadır ki, onda tahkikden bir şey yoktur ve ilmi tenkidin önünde de sabit olmamıştır. Aksine, hakikat yüzünü gösterince ve onun ışığı etrafı aydınlatınca süratle sarsılır, erir ve yok olur.


Salih Okur

nedevideobendi@gmail.com

2021-10-15 00:38:12

Şaşılacak şeylerdendir ki bazı aydın çevrelerde bir fikir dolaşmaktadır ki, onda tahkikden bir şey yoktur ve ilmi tenkidin önünde de sabit olmamıştır. Aksine, hakikat yüzünü gösterince ve onun ışığı etrafı aydınlatınca süratle sarsılır, erir ve yok olur.

Batıl için revaç olmaması tabii bir şeydir. Fakat bazen olur ki o, cehalet zulümatının karanlıklarındaki bazı insanların nazarında ilmi bir aydınlanma zannedilir. Sapkınlığı rüşd ve dalaleti hidayet sananlardan olmaktan Allah'a sığınırız.

فَإِنَّهَالَا تَعْمَى الْأَبْصَارُ وَلَكِن تَعْمَى الْقُلُوبُ الَّتِي فِي الصُّدُورِ

"zira hakikat budur ki gözler körelmez ve lâkin sînelerdeki kalbler körelir"(Hac: 46)

Kur'an'ı azimle yetinmek ve ehadis-i nebeviye-yi şerifeyi terk etmek zatında hatalı bir fikirdir. Ancak o, meselelere tek tarafından bakan ve kendilerinde bir meseleyi etraflıca araştırma gücü olmayan bazı kalplerde yardımcılar bulmuştur.

Açıkça ve ilmin gereği olarak ve dalkavukluktan uzak bir şekilde diyorum ki, bir hastalığın hakikatı açıklanmadığı sürece devasını vasfetmeye güç yetirilemez.

Bazı talebeler arasında bu uzak bakış açısında gidenler artmıştır. Onların zannına göre İmam-ı Azam Ebu Hanife rahmetullahi teala'nın yanında sahih hadis sayısı 10 küsür kadardır. Binlerce şer'i hükümleri ihtiva eden mezhebini sadece bu on küsur hadis ve ahkam ayetleri ile bağlamıştır. Ki onun mezhebi malumdur ki şehirlerde ekseriyet sağlamış ve ekser İslam hükümetlerinin resmi mezhebi olmuştu.

Bu fikri ileri sürenlerin anlayışına göre o yüksek imam mezhebine sünneti sokmamıştır. Bunu ortaya atmakla azınlık görüşleri olan Kur'an'ı alma ve sünneti ihmal etme fikrini desteklemek istiyorlar. Biz bilemiyoruz bu görüş sahipleri İmam rahimehullah'ın bazı hadisleri almasına nasıl rıza gösteriyorlar, çünkü onlar sünnetin tamamını iptal etme peşindedirler.

Ebu Hanife fıkhına vâkıf olanlar bilirler ki, bu söz sıhhattan uzaktır ve şüphesiz bir yalandır. Ve kesin bir uydurmadır ki, gerçekle hiçbir alakası yoktur. Bizim için apaçık bir yalana teslim olmak mümkün müdür? Biz görüyoruz ki İmam'ın fıkhı Allah'ın kitabına, Rasulullah'ın(aleyhissalatu vesselam) sünnetine ve nasslardan, hükmü sabit olmayan yeni meselelerde sahih kıyasa istinad etmektedir. Bu gözle gördüğümüz ve ellerimizle dokunduğumuz bir şeydir.(yani çok açık, zahir bir husustur) Hanefi mezhebinin büyük kitapları ehadis-i şerifelerle doludur.

Bu konuda yazı kaleme alan yazarlar kalemlerini kendileri için hiçbir sened olmayan bu tehlikeli sahada koşturmaktan el çekmeyecekler midir? Edibler de bunu çok şeyleri hiçbir araştırma ve rivayet olmadan kabul ettikleri hususlar gibi kabul etmişlerdir. Halbuki ilmi emanet onlar için gerektirir ki, duydukları ve üzerinde ittifak olmayan şeyler ve hadiselerde tenkidi kullansınlar..

Muhakkak bu kötü fikir(Kur'an'ı kabul ve sünneti red) İslam'ı sarsıyor ve onun dayanaklarını çökertiyor. Eğer o fikir tatbikat alanı bulursa, dini bir anarşiye sebebiyet verir. O zaman onunla birlikte doğru görüşe bakmaya ve ekser şer'i hakikatları idrake güç yetiremeyiz.

Bu aldatıcı fikrin ilk bakışta masum nazarlarda doğru gibi gelen bir yönü bulunuyor. Çünkü zahiren onda aziz olan kitabımızı yüceltme var. Halbuki hakikatte o sahte bir süstür. Çünkü o ileride size beyan edeceğimiz Kitabın ayetleri ile tenakuz içindedir.

Peygamber (aleyhissalatu vesselam) Kur'an için sadece bir mübelliğ değildi.. Asla..Bu görevi ile birlikte o, Kur'an'ın kapalı olan kısımlarını açıklıyor, mücmel yerlerini tafsîl, mutlak olan hükümlerini takyîd, âmm(genel) olan kısımlarını da tahsîs ediyordu. Onun bu konumuna bir çok Kur'an ayeti delalet etmektedir ki, O(sallallahu aleyhi ve sellem) kavli, fiili ve takrirleri ile şer'in bir aslıdır. Buna işaret eden şu ayet-i kerimeler bizim için yeterlidir;

 لَقَدْ كَانَ لَكُمْ في رَسُولِ اللّٰهِ اُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِمَنْ كَانَ يَرْجُوا اللّٰهَ وَالْيَوْمَ اْلاٰخِرَ وَذَكَرَ اللّٰهَ كَثِيراً 

"Şanım hakkı için muhakkak ki size Resulullahda pek güzel bir örnek vardır: Allaha ve son güne ümid besler olup da Allahı çok zikreyleyen kimseler için.." (Ahzâb sûresi, 33/21.)

Ve yine şu ayet-i kerime;

وَأَطِيعُواْ اللّهَ وَأَطِيعُواْ الرَّسُولَ وَاحْذَرُواْ فَإِن تَوَلَّيْتُمْ فَاعْلَمُواْ أَنَّمَا عَلَى

رَسُولِنَا الْبَلاَغُ الْمُبِينُ

"Allahı dinleyin, Peygamberi dinleyin de sakının, eğer kulak asmazsanız biliniz ki Resulümüze düşen sade açık bir tebliğten ibarettir."(Maide: 5/92)

Ve diğer bir ayet-i kerime; 

مَّنْ يُطِعِ الرَّسُولَ فَقَدْ أَطَاعَ اللّهَ وَمَن تَوَلَّى فَمَا أَرْسَلْنَاكَ

عَلَيْهِمْ حَفِيظاً

"Kim Resûl'e itaat ederse Allah'a itaat etmiş olur. Yüz çevirene gelince, seni onların başına bekçi göndermedik!"(Nisa: 4/80)

Başka bir ayet-i kerime;

فَلْيَحْذَرِ الَّذِينَ يُخَالِفُونَ عَنْ أَمْرِهِأَن تُصِيبَهُمْ فِتْنَةٌ أَوْ يُصِيبَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ

" Bu sebeple, onun emrine aykırı davrananlar, başlarına bir belâ gelmesinden veya kendilerine çok elemli bir azap isabet etmesinden sakınsınlar."(Nur: 24/63)

-devam edecek-

Kaynak

Muhammed Hamid Hamevi(rahmetullahi aleyh)

Rudud ala Ebâtıl, Cilt, 1

El Mektebetu'l Asriye, Sayda, Beyrut

 Tercüme; Salih Okur

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

De ki: Sizin kendisinden kaçtığınız ölüm, muhakkak sizi bulacaktır. Sonra da görüleni ve görülmeyeni bilen Allah'a döndürüleceksiniz de O size bütün yaptıklarınızı haber verecektir.

Cum'a, 8

GÜNÜN HADİSİ

"Kişi, dostunun dini üzeredir. Bu nedenle, kiminle dost olacağına dikkat etsin!"

Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

TARİHTE BU HAFTA

*Eğriboz Adası'nin fethi(12 Ağustos 1470) *Kanuni Sultan Süleyman Han'in Tebriz'i fethi(13 Ağustos 1534) *Haçlı Ordusu'nun Kudüs katliami (15 Ağustoz 1099) *Gölcük Depremi(17 Ağustos 1999) *Misak-i Milli'nin TBMM'de de kabûlü(19 Ağustos 1920)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI