Cevaplar.Org

SAİD GECEGEZEN(1926 - 2016)

Konya’dayız... Tarih 2 Eylül 2015... Konya ziyaretimizin esas hedeflerinden birisi de hatıraları şimdiye kadar hiç alınmamış, yayınlanmamış, fotoğrafıyla dahi siması pek fazla bilinmeyen Konyalı


Ömer Özcan

ozcannurs@hotmail.com

2021-10-08 12:25:22

Konya'dayız... Tarih 2 Eylül 2015... Konya ziyaretimizin esas hedeflerinden birisi de hatıraları şimdiye kadar hiç alınmamış, yayınlanmamış, fotoğrafıyla dahi siması pek fazla bilinmeyen Konyalı 'Ebedi Nurcu Said Gecegezen' ağabeyimizi ziyaret etmek, duasını almak ve olabildiği kadar anlattıklarını kaydetmektir. 'Ebedi Nurcu' ibaresini rastgele kullanmadım. İzahı gelecek...

Gecegezen ağabeyimiz bizi kabul etti. Kendisinin Risale-i Nur'u tanıdığı 1958' senesinde ilk baskısı yapılan Tarihçe-i Hayat kitabından, beraber gittiğimiz Dr. Fatih Taş kardeşimize bir ders okuttu. Kısa açıklamalarda bulundu. Sorularımıza da çok kısa cevaplar verdi. Fakat kesinlikle kamera açmamıza, hatta fotoğraf çekmemize izin vermedi. Neyse ki ağabeyimiz bizi fark edip ihtar edinceye kadar bir şeyler çekmiş olduk... Aslında Said ağabey fazla konuşmayı sevmiyor. Allah, Kur'an, Peygamber, Üstad ve Risale sevdası ona yetiyor... İlerlemiş kâmil yaşına ve hastalıklarına rağmen çok huzurlu gördük ağabeyimizi. O, kesrette değil, vahdette... Bediüzzaman Hazretleri kendisine Âl-i Beyt'ten olduğunu söylüyor... Bir de Hz. Üstad ona cesaret, sadakat ve hamiyetinden dolayı arslaların arslanı manasına gelen ES'AD ismini vermiş...

Said Gecegezen ağabeyimizin merhume eşi Nuran Hanım da Konyalı hanım nur talebelerinin öncülerinden olmuş. Onun da çok hizmetleri olduğunu öğrendik. Hanımlar Rehberi kitabında adı 'Nuran' olarak geçiyor. Nuran ablamız vefat ettikten sonra Konyalı nur talebesi kardeşlerimiz örnek gösterilecek bir vefa duygusuyla Said Gecegezen ağabeyimizi bahçe içinde çok güzel bir dersaneye almışlar, bir oda vermişler. Bilhassa bizim de Said ağabeyle görüşmemizi sağlayan, konuşmalarımızda bilgilenmemizde yardımcı olan Salim Nur kardeşimizi gönülden tebrik ediyoruz.

Said Gecegezen ağabeyimiz bize 1926 Konya doğumlu olduğunu söyledi. Ancak -elimizde bulunan- girdiği tam yedi mahkeme bilgilerinde doğum tarihini 7 Mart 1928 olarak yazıyor. Yaşı muhtemelen iki yıl küçük yazdırılmış olabilir. Aynı mahkeme tutanaklarında doğum yeri Konya, Hadim, Kağınal köyü şeklinde yazıyor. Hadim Konya'nın ilçesidir. Baba adı Mehmet Ali, anne adı da Dürdane olarak geçiyor. Said Gecegezen esnaflık yapmış, petrol ürünleri satmış Konya'da.

NOT: Ebedi Nurcu Said Gecegezen ağabeyimiz, ziyaretimizden yaklaşık dokuz ay sonra 16 Mayıs 2016 tarihinde Konya'da dersane-i nûriyede ahirete hicret etmiş, çok sevdiği Peygamberine ve Üstad'ına kavuşmuştur.

Said Gecegezen Anlatıyor:

1926 Konya doğumluyum. 1957 senesinde 31 yaşında iken Risale-i Nur'u tanıdım.

MAHKEME ADIMI SEHVEN 'SEYYİD (SAİD) GECEGEZEN' DİYE YAZMIŞTI

Risale-i Nur'u tanıdıktan sonra dayanamayıp üç ayda bir Isparta'ya gidip Hz. Üstad'ı ziyaret ederdim. Üstad'ın yanında devamlı kalmasam da sıklıkla ziyaretine gidiyordum. Yanında 45 dakika kaldığım oluyordu.

Bir mahkeme iddianamesinde adım 'Seyyid (Said) Gecegezen' şeklinde yazılmış. Neden böyle yazıldığına dair Üstad'ımız bana şöyle dedi: "Said kardeşim, seninle ben ikimiz hem maddi hem manevi Âl-i Beyt'teniz. O yüzden Allah onlara böyle yazdırttı."

Üstad'ımız Bediüzzaman Hazretleri küffara karşı gelmiş, tahammül etmiş, çekinmemiş. Onun için bu zamanda ehl-i iman öyle âşık olmuş ki kâinatta hiçbir şeyi alet etmesin. Onun için biz o şuurla kendi muhabbetimiz içerisinde geziyoruz elhamdülillah.

Konya hapishanesine müteaddit defalar girdim. 8-10 kişi birden giriyorduk. Mahkeme ve hapis hayatımın sayısını bilmiyorum. Çok var. Hz. Üstad vefat ettiğinde Konya'da hapishanedeydim. O sebeple cenazesine gidemedim.

Adının Seyyid (Said) Gecegezen olarak yazıldığı mahkeme evrakı:

Konya Ağır Ceza Mahkemesi

Suç: Siyasi menfaat, şahsi nüfuz temin etmek için lâikliğe aykırı nurculuk propagandası yapmak.

Suç tarihi: 1 Ocak 1960, 6 Ocak 1960, 21 Ocak 1960

Maznunlar: İbrahim Sadullah Nutku, Mustafa Kırıkçı, Mazhar İyidöner, Osman Yıldız, Hasan Helvacılar, Hasan İlkbahar, Hüsmen Duran, Seyyid (Said) Gecegezen 

Karar: Beraatlarına ve kitapların sahiplerine iadesine… 15 Mayıs 1961

Said Gecegezen nurculuk davalarından dolayı en çok hapis yatan ağabeylerimizden birisidir. Tespit edebildiğimiz yedi davası vardır. Daha da olabilir. Bu davaların tarihi, yeri ve maznunları şöyledir:

2 Aralık 1959 Karaman Cumhuriyet Müddeiumumîliği; Mustafa Kırıkçı, Sadullah Nutku, Said Gecegezen

15 Aralık 1959 Konya 1. Sulh Ceza Mahkemesi; İbrahim Sadullah Nutku, Said Gecegezen, Mustafa Kırıkçı, , Osman Yıldız

1-6-21 Ocak 1960 Konya Ağır Ceza Mahkemesi; İbrahim Sadullah Nutku, Mustafa Kırıkçı, Mazhar İyidöner, Osman Yıldız, Hasan Helvacılar, Hasan İlkbahar, Hüsmen Duran, Seyyid (Said) Gecegezen

1 Ağustos 1961 Konya Sorgu Hâkimliği; Ahmet Gümüş, Mehmet Parlayan, Said Gecegezen, Hasan nevruz, Saim Oflaz

28 Ağustos 1961 Konya Asliye Ceza Mahkemesi; Said Gecegezen ve 13 arkadaşı

26 Haziran 1962 Konya 2. sulh Ceza mahkemesi; Said Gecegezen ve yedi arkadaşı

1963 Nisan ayı içerisinde Konya Sorgu Hâkimliği; Said Gecegezen ve 10 arkadaşı

EBEDİ NURCU SAİD GECEGEZEN

Üstad'ı hakaret ettiklerinde dayanamaz -menfi harekete müsaade olmadığı için- tek silahım telgrafla Başbakan'a, İçişleri Bakanlığı'na, Adalet Bakanlığı'na, milletvekillerine telgraf çekerdim. Ben o yanlış hareket edenlere karşı değil, onlar yanlış karar veriyorlardı. Üstad'a karşı ihanet edenlere karşı çekerdim bu telgrafları. Karşıda imansızlık cereyanı var, bile bile kastediyorlardı. Telgrafın altına imza olarak "Nurcu Said Gecegezen" veya 'Ebedi Nurcu Said Gecegezen' diye yazardım.

GECEGEZEN'İN TELGRAFINI YAYINLAYAN GAZETE TOPLATTIRILDI

"Yardımlarınızla birlikte İslam dinimize ait vicdan hürriyetimize yapacağınız istibdadı mutlaka karşı biz de cevap olarak deriz: Bizi zulümleri altına alacak olanları mahkemeyi kübraya kahharı ZÜLCELALE acil olarak şekva ediyoruz. Kuracağınız darağaçlarına LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDURRESULULLAH diyerek daima ve her an hazırız. Hasbünallah ve ni'melvekil. Son sözümüz budur. Hak yolunda koşan ve koşturan komünizme karşı manevi savaşan Kur'anın elmas kılıcı RİSALE-İ NUR okuyucusu ve neşriyatçısı ve Kur'anın HÂDİMİ. Nurcu Said Gecegezen KONYA"

"Yeni İstanbul Gazetesinin dünkü sayısı mahkeme kararı ile toplattırılmıştır. Toplatmaya, kendisini "Ebedi Nurcu" diye tanıtan Said Gecegezen adlı bir şahsın Adalet Bakanına çektiği telgrafın yayınlanması sebep olmuştur. Savcılık, telgraf sahibi ve gazete sorumluları hakkında T.C. Kanununun 163 üncü maddesi uyarınca kovuşturma açmıştır." MİLLİYET 16.09.1966

BEDİÜZZAMAN: BEN SAİD'E ES'AD DİYORUM

Adım Mevlüd Gönen. Konya 1934 doğumluyum. Emekli imamım. Üstad'ımız Bediüzzaman hazretlerine ziyaretlerim var. Said Gecegezen'i soruyorsun. Anlatayım:

Said Gecegezen hapishane arkadaşımdır. 1958'de Üstad hazretlerini tanıdı. Çok ziyaretine gitti. Said, petrol ürünleri satardı, yağcı idi o. Üstad Bediüzzaman Hazretleri Konya'ya geldiğinde Mevlana Hazretlerini ziyaret ediyor. Oradan dönüşte Said Gecegezen'in dükkânına uğruyor. 4-5 polis arabası önde, 4-5 polis arabası arkada… Said'in babası vardı, cesurdu; Mehmet Ali Gecegezen. Dükkânda o varmış. Üstad "Said nerde?" diyor. "Seni karşılamaya gitti Üstadım. Görüşmediniz mi?" demiş. Üstad şöyle bakmış "Kokmuyor musun?" demiş. "Ne korkacağım Üstad'ım, bin polis bir para" demiş. Hz. Üstad da: "Maşallah… Ben Said'e ES'AD diyorum" demiş. İltifat etmiş... ES'AD arslanların arslanı demektir. Said Gecegezen her şeyi ile malıyla, mülküyle fedai idi. Hepimizden fazla hapse girdi-çıktı.

Hanımı Nuran Gecegezen 3-4 yıl evvel vefat etti. Said şimdi dersanede kalıyor. Nuran Hanım bizim hanımla çok iyi ahbaplardı. Hatta vefatından bir gün evvel ziyaret ediyor. Hanımı da hizmetin içindeydi. Üstad'ın hanımına da duası var. Allah razı olsun...

GENERAL FARUK GÜVENTÜRK'E ÇEKİLEN MÜTHİŞ TELGRAF

Bediüzzaman Hazretleri Said Gecegezen'e hiç boşuna ES'AD der mi? Bunun cevabı, zulmün zirvelere tırmandığı en korkulu bir devirde, bir Generale çektiği telgrafın içinde var. Cesareti, "Sizin tefessüh etmiş olan vicdanınıza pek kısa bir cevaptır" şeklinde başlayan satırlar içinden okunabilir. Eskiler bilir, General Faruk Güventürk'ün işi gücü nurcularla uğraşmaktı o tarihlerde. Hem de basın önünde aleni yapardı saçma-sapan tehdit ve iftiralarını... Onun nasıl bir adam olduğunu Said ağabeyin telgrafının içeriğine havale ediyorum. Güventürk Paşa telgrafın çekildiği 7 Mayıs 1964 tarihinde Kayseri'de bulunuyordu. 27 Mayıs darbesinden sonra Kayseri'deki Doğu Menzil Komutanlığı'na getirilmişti. Telgraf şöyle:

 

ELT TELGRAF 7/5/1964

FARUK GÜVENTÜRK GENERAL KAYSERİ

Sizin tefessüh etmiş olan vicdanınıza pek kısa bir cevaptır.

Sizin gibi gaddar bir zalime pek çok kuvvetli cevabımız var ise de sizin müsbet fikir cephenizden dolayı bu Müslüman millete samimi bir insan olmayıp, yalnız Türk milletine aid şerefli Türk ordusunun âli muzafferiyet elbisesini hunharcasına pek fazla istismar ederek kahrolmuş kızıl kızıl yüzünüze maske yaptığınızı kanunsuz keyfi küfri hareketinizle, kızıl cephesini göstermeniz bizim için büyük bir muzafferiyetin cihan şümul tetimmelerindendir.

Biz mücahid nurcular ise evvel Allah sonra Resulullah ve umumi enbiya ve asfiyaların ve evliyaların öncü hattında on dört asırdır nuruyla beşeriyeti zulmetten nura kavuşturan Kur'anı Hakîmin mutlak ve mutlak hâkimiyet ve galibiyet kılıncı ile (o da bu zamanda Risale-i Nur'dur) Türkiye Cumhuriyeti kanunlarını muhatap kabul ederek gizli zındıka kumandanlarının bu vatana maddi ve manevi vuracakları darbeye karşı bu asırda manevi ordu kumandanlarımızdan Bediüzzaman Said Nursi olarak biz onun manevi askerleri olarak bilhassa ve bilhassa bu aziz necip Türk milletini büyük bir vartadan, anarşistlikten kurtarmak için canlarımızı ve hatta ebedi saadetlerimizi dahi fedai-i İslam olarak Hazreti Allah celle celalühü, nev'i beşerin en büyük reisi ve kurtarıcısı bugün için altıyüz milyon Müslümanların kalbinde Hazreti Muhammed Peygamberimize (A.S.M.) Kur'an-ı Kerimin önünde kasem etmişiz. Asla ve kat'a Risale-i Nur'dan ve Üstadımız Bediüzzaman'ın feragat meslek-i umumisinden ayrılmayacağız.

Zulmün topu var, güllesi var, kal'ası varsa;

Hakkın da bükülmez kolu, dönmez yüzü vardır.

Bu yazımızı Allah'ımızın izniyle ve kuvvetiyle Hazreti Peygamberimizin âli himmetleriyle umum enbiyaların huzurunda, Salihlerin dualarıyla Allah'a iman şahadetnamemin imzasını üç defa yazacağım.

Said Gecegezen Said Gecegezen Said Gecegezen

İnşallah ebedi Nurcu Konya - Türkiye

***

KONYALI HANIM NUR TALEBESİ NURAN GECEGEZEN

Merhum Nuran Gecegezen eşi Said ağabeyle beraber Üstad Bediüzzaman Hazretlerini ziyaret etmişlerdir.

Said Gecegezen ağabey annesi Dürdane Hanım ve eşi Nuran hanımı Hz. Üstad'ın ziyaretine götürürken yolda onlara: "Üstad size; 'Siz çıkın ben Said kardeşimle konuşacağım' diyecek" diyor. Hakikaten Said ağabeyin dediğinin aynısı oluyor ve Üstad hanımların çıkmasını söylüyor. Onlar da hürmeten yüzleri odaya dönük olarak arka arkaya giderek odayı terk ederlerken Üstad'ımız eliyle "Gelin!" işareti yapıyor ve onlara cübbesinin yenini uzatıyor, öpmelerine müsaade ediyor. Merhum Nuran ablamızın Konya'da çok hizmetleri olduğunu öğrendik.

Hanımlar Rehberi kitabında "Gönüller Fâtihi Hazret-i Üstadımız Efendimiz!" diye başlayıp, "Pek çok dualarınıza muhtaç Konyalı Hanımlar namına" şeklinde biten mektubun altında, imza olarak diğer ablalarla beraber en sonda 'Nuran' ismi de var. Nuran ablamızın Said Gecegezen ağabeyimizin eşi olduğunu öğrendik.

Oldukça uzun olan mektubun ilk ve son paragrafları şöyledir:

Gönüller Fâtihi Hazret-i Üstadımız Efendimiz!

Size nasıl Hazret-i Üstadımız, Risale-i Nurlara da nasıl Nurlarımız diyerek bütün mevcudiyetimizle inanmayalım? Hiç inanmamamıza imkân var mıdır? Evet Hazret-i Üstadımız, nurlu yolunuzun Hazret-i Peygamberimiz Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm Efendimize gitmiş olduğunu, devamlı olarak Nurlarımızı okumakla anlamış bulunuyoruz.

…...…..

Allah'ın izni ile kalblerimize Risale-i Nur'un ve Nurlarımızın vermiş olduğu feyizlerle bu mektubu yazdık. Siz Üstadımızı hasta hallerinde pek fazla meşgul ettiğimizden kusurlarımızın affını ayrı ayrı rica eder, Cenab-ı Allah'tan şifalar dileriz ve Leyle-i Mi'racınızı tebrik ederiz

Pekçok dualarınıza muhtaç Konya'lı Hanımlar namına

Gülsün, Elmas, Firdevs, Mediha, Ayşe, Hatice, Fatma, Sâliha, Şükran, Müşerref, Zehra, Ayşe, Nuran (Hanımlar Rehberi 144)

 Gazetelerde Konya Nur Talebeleri ve Said Gecegezen:

Konya Nur talebeleri ve Said Gecegezen hakkında muhtelif tarihlerde çıkan gazetelerde çok sayıda haberler var. Gazetelerden bazı paragraflar şöyledir:

03.01.1960 CUMHURİYET

KONYA'DA DÜN NURCULARA KARŞI HAREKETE GEÇİLDİ

Nurcular Başbakana Telgraf Çektiler

Konya, 2 (Telefonla) - Bugün Hasan Nevruz adındaki Nurcunun tevkifinden sonra, şehrimizdeki Nurcular Faik Gecegezen'in imzası ile bir 590 kelimelik adi, diğeri 38 kelimelik yıldırım telgrafla Başbakan Menderes'e müracaat etmişlerdir. Kendisiyle görüştüğümüz Faik Gecegezer, telgrafların mealini vermeğe yetkili olmadığını, fakat Menderes'in yakın ilgisinden emin bulunduğunu söylemiştir.

***

23.01.1960 MİLLİYET

KONYA'DA DÜN 3 NURCU DAHA TEVKİF EDİLDİ Biri bizzat Konya Emniyet Müdürü tarafından yakalanan Nurcuların evlerinde birçok risale ve mektup bulundu.

Konya, Hususi - Nurculukla ilgili bazı yazı ve risaleleri gazetelere ve mebuslara göndermek isteyen 3 Nurcu dün, ellerindeki paketlerle suçüstü yakalanmıştır.

Konya Birinci Sulh Ceza Mahkemesi her üç Nurcuyu öğlenden sonra tevkif etmiştir. Nurcular, Konya halkının devamlı şikâyetleri üzerine tâkip edilmeye başlanmış, Sait Gecegezen, Hasan İlkbahar ve Hüseyin Hüsmen Duran (imam) isimlerindeki sanıklardan sonuncusunu bizzat Konya Emniyet Müdürü postahanede yakalamıştır. Polis tarafından sanıkların evlerinde yapılan aramada 500 kadar risale ve birçok mektup bulunmuştur.

***

23.01.1960 CUMHURİYET

KONYA'DA DÜN 3 NURCU DAHA TEVKİF EDİLDİ.

Konya, 22 (Arkadaşımız Sofu Tuğrul Bildiriyor)

- Geçen haftalarda Saidi Nursî'nin eseri olan Risale-i Nur'u camide propaganda ettikleri için yakalanıp tevkif edilen altı Nurcudan sonra bu kere de Risale-i Nur'dan bazı parçalarıbazı Nur talebeleri mektuplarını ve Saidi Nursî'nin mektubunu posta ile muhtelif şahıslara göndererek propaganda yapmış oldukları iddiasiyle Savcılığa ve oradan da Nöbetçi Sorgu Hâkimliğine sevkedilen beş Nurcudan üçü tevkif olunmuştur. Nurcular mektupları Konya Postahanesine verdikleri sırada yakalanmışlardır.

Nurcuların sorguları akşam 19'a kadar sürmüş ve tüccar Said Gecegezen, fırıncı Hasan İlkbahar ve imam Hasan Hüsmen Turan tevkif edilerek cezaevine yollanmışlar, terzi Fehmi Yılmaz ve yorgancı Mehmet Parlayan ise serbest bırakılmışlardır.

***

27.01.1960 ULUS

NURCULAR, MAHİYETİ ANLAŞILMAYAN BİR HAREKETE ÇAĞIRILDI!

Konya'da Milletvekillerine mektup gönderen 1 Nurcuyu polis yakaladı.

Konya, 22 (Telefonla) - Şehrimizde Nurcularla açılan mücadeleye devam edilmektedir. Emniyet memurlarının sıkı takibine rağmen, Nurcular gizliden gizliye faaliyetlerine devam etmişlerdir. Evlerdeki toplantılardan ayrı olarak Nurcuların bazı şahıslara mektuplar yazdıkları tespit edilmiştir. Nihayet bir Nurcu, bugün seksen adet mektubu postaneye atıp çıkarken tertibat alan Emniyet Memurları tarafından yakalanmıştır. Seksen mektubun çoğunun devlet büyüklerine ve bazı milletvekillerine yazıldığı öğrenilmiştir. Öte yandan mektuplardan bazılarının da öğretmenlere gönderildiği anlaşılmıştır. Bir elden yazıldığı tahmin edilen mektupların metinleri gizli tutulmaktadır. Yakalanan Sait Gecegezen, Hasan İlkbahar, Hüsmen Duran tevkif edilenlerdendir. Öte yandan Konya'daki Nurculara da memleketin bir çok yerlerinden şu mealde mektuplar gelmektedir:

"Bu asırda küfür, eski asırlar gibi cehaletten gelmemiş, fen ve felsefeden gelmiştir. Bunu ıslah ise nur ve ilimle olacaktır. Sevgili ve mübarek üstadımız, ateş üflendikçe yandığı misilli Risale-i Nur da hücum edildikçe fütuhatına vesile oluyor. Muarızlarımız Risale-i Nur'a hücum ettikçe biz onlar hakkında Cenab-ı Hakka şöyle dua ediyoruz: Yarab Risale-i Nur'la bunların ölümlerini nurlandır. Bunlar ne yaptıklarını bilmiyorlar. Yarab sen bunların gönüllerindeki delâleti izale et. Bunlara hidayet et. İhsan et, diyoruz."

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

ŞÜKRÜ ALTINTABAK(1943 – 2016)

ŞÜKRÜ ALTINTABAK(1943 – 2016)

Şükrü Altıntabak 25 Mart 1943 Isparta doğumludur. Dedesi Mehmed Nuri Efendi Isparta Ulu Camii i

SAİD GECEGEZEN(1926 - 2016)

SAİD GECEGEZEN(1926 - 2016)

Konya’dayız... Tarih 2 Eylül 2015... Konya ziyaretimizin esas hedeflerinden birisi de hatıralar

REFET KAVUKÇU(1930-)

REFET KAVUKÇU(1930-)

Nur talebeleri kendi aralarında dersler okuyup hizmet sohbetleri yaparlarken âlemlerine bir hatır

RECEP UYSAL(1933 -)

RECEP UYSAL(1933 -)

Bediüzzaman Hazretleri İnebolu için ‘Küçük Isparta’ diyor. Bu taltif elbette sebepsiz değ

OSMAN AVNİ YÜKSEL (1889 – 1970)

OSMAN AVNİ YÜKSEL (1889 – 1970)

‘Risale-i Nur Hizmetkârları AĞABEYLER ANLATIYOR’ isimli seri kitaplarımızın önemli bir he

NİYAZİ ÖZSOY (1934 - )

NİYAZİ ÖZSOY (1934 - )

Amasya, tıpkı Manisa ve Trabzon gibi şanlı Osmanlı Devletinin en güçlü, en icraatçı padiş

MÜNİRE ÖZDEMİR(1923 -)

MÜNİRE ÖZDEMİR(1923 -)

Münire Özdemir, Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin Risale-i Nur naşiri olarak vazifelendirdiğ

MUSTAFA FAHRİ ÜRÜNDÜL (1879-1944)

MUSTAFA FAHRİ ÜRÜNDÜL (1879-1944)

1879 Aydın doğumlu olup, 1917’den itibaren 1944 yılına kadar tam 27 sene 5 ay Aydın Müftül

MUSTAFA RAMAZANOĞLU(1922 - 2017)

MUSTAFA RAMAZANOĞLU(1922 - 2017)

Risale-i Nur hizmet kervanında iki Mustafa Ramazanoğlu vardır. Safranbolulu Dr. Mustafa Ramazano

MUSA YOLDAŞ(1939 -)

MUSA YOLDAŞ(1939 -)

Hâfız Musa Yoldaş Hocaefendi Emirdağlıdır ve 1939 doğumludur. Şimdi İzmir’de ikamet ediyo

MEHMED İMAN (1940 - )

MEHMED İMAN (1940 - )

İlahiyatçı öğretmen Mehmed İman hocamızı aynı şehirde olmamızdan dolayı iyi tanıyoruz.

Kim sabreder ve affederse şüphesiz bu hareketi, yapılmaya değer işlerdendir.

Şûra, 43

GÜNÜN HADİSİ

"Cebrail, bana komşu hakkında o kadar ısrarlı tavsiyelerde bulundu ki, onu mirasçı yapacak sandım."

Buhari

TARİHTE BU HAFTA

*Muhammed Raşid Hz.lerinin Vefatı. (22 Ekim 1993) *Astronomi Alimi Uluğ Bey'in Vefatı(25 Ekim 1449) *Fatih Sultan Mehmed Han'ın Trabzon'u Fethi(26 Ekim 1461)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI