Cevaplar.Org

PEYGAMBERİN(SAV) BAYRAMLARI


Ali İhsan Er

aliihsaner@hotmail.com

2003-11-19 00:38:11

Bayramlar, küskünlerin barıştığı, insanların birbirleriyle kaynaştığı neşe ve sürur günleridir. Hiç düşündük mü acaba Rehberimiz Peygamberimiz bu günlerde neler yapıyordu? Bayramı nasıl karşılıyordu? İsterseniz gelin hadisler ışığında Efendimiz'in bayramlarda neler yaptığına bir göz atalım.

Evvela Allah Rasulü, bayram namazına gitmeden önce birkaç hurma yiyordu. Ardından bayram namazını kılmaya yürüyerek gidiyor, namaza giderken ve gelirken farklı yolları kullanıyordu. Başka bir hadislerinde ise Allah Rasulü'nün bayram namazına gitmeden önce gusül abdesti aldığı zikredilmektedir. (Buhari, Iydeyn, 4; Tirmizi, Salat, 390; Ebu Davud, Salat, 254)

Daha sonra "Bugünümüzde yapacağımız ilk şey namaz kılmaktır"(Buhari, İdeyn, 3; Müslim, Edahi, 7) buyuran Efendimiz'in bayrama, bayram namazını kılarak başladığını anlıyoruz. O, bayram namazını "musalla" adı verilen geniş bir alanda kıldırıyor ve bu namaza kadınlar ve genç kızlar da iştirak ediyordu. (Tirmizi,Cuma, 36) Bu geniş meydanda ashabıyla bayramlaşan Efendimiz'in, bayramların kalabalıkla ve büyük bir coşku içinde kutlanmasını arzu ettiğini biliyoruz. (Müslim, Iydeyn, 11, 12,22; Müsned, V, 84, 85; Darimi, Salat, 223)

Bu sebeple Allah Rasulü'nün kaynaklarda zikredildiğine göre silahlarla yapılan folklorik gösterilere izin verdiği, mescid-i nebevi'nin toprak zemini üzerinde bir grup Habeşlinin oynadığı mızrak-kalkan oyunlarını eşi Hz Aişe ile birlikte seyredip Hz. Ömer'in müdahalesini de doğru bulmadığını bilinmektedir. (Buhari, İydeyn, 2; Müslim, Salatü'l-Iydeyn, 22; Nesai, Salâtü'l-Iydeyn, 34, 35)

Yine bir bayram günü kendisi seyretmemekle birlikte Hz. Aişe'nin yanında kız çocuklarının def çalıp oynamalarına da izin vermiştir. (Buhari,İdeyn, 3; Müslim, Salatu'l-ideyn, 16-20)

 Bu hadislerden bayram günlerinde İslamî ölçüler içinde eğlenilmesi ve bazı oyunların oynanmasının caiz olduğunu anlıyoruz. Bayram günü Hz. Peygamber'in yanında Buas harbine ait hamasî türküler söyleyen iki kız çocuğuna müdahale etmek isteyen Hz. Ebu Bekir'e Allah Rasulü: "Ey Ebu Bekir! Bırak onları söylesinler. Her milletin bir bayramı vardır. Bu da bizim bayramımızdır" (Buhari, Ideyn, 3; Müslim, Salatü'l-ideyn, 16)demiştir.

Yine Allah Rasulü bayram günleri mescidde mızrak kalkan oyunu oynayanları seyretmek isteyen Hz. Aişe'ye yardımcı olarak bu gösteriyi onunla beraber seyretmiştir. (Buhari, İdeyn, 2; Müslim, Salatu'l-ideyn, 17)

Bu arada şunu da ifade etmekte fayda vardır ki, yukarıda da ifade edildiği gibi Hz. Peygamberin'in ramazan bayramlarında musallaya çıkmadan önce hurma yeme adeti bir sünnet telakki edilmiş ve bu telakki zamanla bayramlarda tatlı ikramı geleneğini doğurmuştur. Efendimiz bir hadislerinde bayramı "yeme, içme ve Allah'ı zikir günleri" olarak tarif ve tavsif etmektedir. (Ebu Davud, Savm, 49; Tirmizi, Savm, 59; Nesai, Menâsik, 195)

Buradan hareketle diyebiliriz ki bayram günleri sadece yeme, içme ve eğlence günleri değildir. Bununla beraber bize bayram nimetini yaşatan Rabbimizi zikrederek O'na şükretmeliyiz. Bayram günleri akraba ve dostlarımızı ziyaret etmeli, bayramlarını tebrik etmeliyiz. Çocukları da sevindirmeyi ihmal etmemeliyiz. Bilhassa, yetim ve kimsesiz çocukları bayram sevincinden mahrum bırakmamalıyız. Allah Rasulü de böyle yapar, özellikle yetim ve öksüz çocukları sevindirirdi.

Bir bayram günü Peygamber Efendimiz evinden çıkıp mescide doğru gider. Yolda bayram sevinci içinde oynayan çocuklara rastlar. Hepsi bayramlık yeni elbiseler giymiş, sevinç içinde sağa sola koşmaktadır. İçlerinde zayıf ve çelimsiz bir çocuk vardır. Eski ve yırtık elbiseleri içinde melûl ve mahzûn bir kenara çekilmiş, neşe ve sevinç içinde oynayan çocuklara bakmaktadır. Peygamber Efendimiz bu çocuğa şöyle buyurur:

- Yavrum, niye arkadaşlarınla gülüp oynamıyorsun da bir kenara çekilmiş böyle duruyorsun?

Çocuk, Peygamber Efendimizi tanıyamamıştır;

 - Ben hem öksüzüm, hem de yetimim. Babam, şehit oldu. Annem başka biriyle evlendi, der.

Efendimiz çocuğun şefkatle elinden tutar. Sevgiyle saçlarını okşar.

- Yavrum, Peygamberin baban, Aişe'nin annen, torunları Hasan ile Hüseyin'in de kardeşin olmasını ister misin?

Yetim yavru, karşısındaki şefkat dolu, nûr yüzlü insanın Peygamber Efendimiz olduğunu anlayınca sevinçle: - Yâ Resûlallah, nasıl istemem? der. Efendimiz çocuğun elinden tutarak evine götürür. Yedirip, içirerek yeni elbiseler giydirir. Çocuklar, onu tanıyıp etrafına toplanırlar. Durumundaki değişikliği görüp sorarlar:

- Nedir sendeki bu hâl? Yetim çocuk başından geçenleri anlatır. Diğer çocuklar, bu yetim yavrunun Allah Rasulü tarafından evlatlığa alındığını duyunca: "Keşke bizim babalarımız da, o savaşta şehit düşselerdi de bizi de Peygamber Efendimiz evlatlığa alsaydı." derler.

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

KUR’AN’IN ANLAŞILMASINDA SÜNNETİN YERİ-2

KUR’AN’IN ANLAŞILMASINDA SÜNNETİN YERİ-2

2. Açık Olmayan Ayetlerin Varlığı Kur'an-ı Kerim, bizzat kendisi, âyetlerini "muhkem" ve "m

Allah'a ve Resûlü'ne iman edin. Sizi, üzerinde tasarrufa yetkili kıldığı şeylerden harcayın. Sizden iman edip de (Allah rızası için) harcayan kimselere büyük mükâfat vardır.

Hadid, 7

GÜNÜN HADİSİ

Kur'an öyle bir servettir ki, O'nu elde edenin hiçbirşeye ihtiyacı kalmaz. O'ndan daha büyük bir zenginlikte bulunmaz.

Camiü's Sagir, 4:535, Hadis No:6183

TARİHTE BU HAFTA

*Uyvar Kalesi Fethedildi.(24 Eylül 1663) *Niğbolu Savaşaı Kazanıldı.(25 Eylül 1396) *Birinci Viyana Kuşatması(27 Eylül 1529) *Preveze Deniz Zaferi(28 Eylül 1538) *Demokrat Parti Kapatıldı(29 Eylül 1960)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI