Cevaplar.Org

KADER RİSALESİ ŞERHİ-21

Eğer desen: "Kader bizi böyle bağlamış. Hürriyetimizi selbetmiştir. İnbisat ve cevelana müştak olan kalb ve ruh için kadere iman bir ağırlık, bir sıkıntı vermiyor mu?"


Niyazi Beki(Prof. Dr.)

niyazibeki@gmail.com

2021-08-31 02:15:22

Eğer desen: "Kader bizi böyle bağlamış. Hürriyetimizi selbetmiştir. İnbisat ve cevelana müştak olan kalb ve ruh için kadere iman bir ağırlık, bir sıkıntı vermiyor mu?"

Elcevab: Kat'â ve aslâ!.. Sıkıntı vermediği gibi, nihayetsiz bir hıffet, bir rahatlık ve revh u reyhanı veren ve emn ü emanı temin eden bir sürur, bir nur veriyor. Çünki insan kadere iman etmezse, küçük bir dairede cüz'î bir serbestiyet, muvakkat bir hürriyet içinde, dünya kadar ağır bir yükü, bîçare ruhun omuzunda taşımaya mecburdur. Çünki insan bütün kâinatla alâkadardır. Nihayetsiz makasıd ve metalibi var. Kudreti, iradesi, hürriyeti milyondan birisine kâfi gelmediği için, çektiği manevî sıkıntı ağırlığı, ne kadar müdhiş ve muvahhiş olduğu anlaşılır. İşte kadere iman, bütün o ağırlığı kaderin sefinesine atar, kemal-i rahat ile, ruh ve kalbin kemal-i hürriyetiyle kemalâtında serbest cevelanına meydan veriyor. Yalnız nefs-i emmarenin cüz'î hürriyetini selbeder ve firavuniyetini ve rububiyetini ve keyfemâyeşa hareketini kırar. Kadere iman o kadar lezzetli, saadetlidir ki, tarif edilmez. Yalnız şu temsil ile o lezzete ve o saadete bir işaret edeceğiz. Şöyle ki:

İki adam, bir padişahın payitahtına giderler. O padişahın mahall-i garaib olan has sarayına girerler. Biri, padişahı bilmez; o yerde gasıbane, sârıkane tavattun etmek ister. Fakat o bahçe, o sarayın iktiza ettikleri idare ve tedbir ve vâridat ve makinelerini işlettirmek ve garib hayvanatın erzakını vermek gibi zahmetli külfetleri görür, mütemadiyen ızdırab çeker. O cennet gibi bahçe, başına bir cehennem gibi oluyor. Herşeye acıyor. İdare edemiyor. Teessüfle vaktini geçirir. Sonra da, o hırsız edebsiz adam, te'dib suretiyle hapse atılır. İkinci adam, padişahı tanır, padişaha kendini misafir bilir. Bütün o bahçede, o sarayda olan işler, bir nizam-ı kanunla cereyan ettiğini, herşey bir proğramla, kemal-i sühuletle işlediğini itikad eder. Zahmet ve külfetleri, padişahın kanununa bırakıp kemal-i safa ile o cennet-misal bahçenin bütün lezzetlerinden istifade edip padişahın merhametine ve idare kanunlarının güzelliğine istinaden herşeyi hoş görür, kemal-i lezzet ve saadetlehayatını geçirir. İşte مَنْ آمَنَ بِالْقَدَرِ اَمِنَ مِنَ الْكَدَرِ sırrını anla.(Sözler ,s. 472) 

ŞERH: 

"De ki, bize, Allah'ın yazdığından başkası asla erişmez. O bizim Mevlamızdır" (Tövbe, 9/51)

"Yeryüzünde vuku bulan ve sizin başınıza gelen hiç bir musibet yoktur ki, Allah onu daha yaratmadan önce, bir kitapta yazmış olmasın. Şüphesiz ki bu Allah'a çok kolaydır. (Bunu böyle yaptık) Ta ki kaybettiğinizeüzülmeyesiniz ve Allah'ın size verdikleriyle de şımarmayasınız. Şüphesiz Allah büyüklük taslayan ve böbürlenenlerin hiçbirini sevmez" (Hadid, 57/22-23) mealindeki ayetlerde de "Adalet ve merhamet sahibi Allah'ın takdirine ve kadere iman eden kimsenin kederden emin olacağına; elinden kaçırıp kaybettiği şeylerden ötürü mahzun olmayacağına, aynı şekilde kaderle takdir edilen bir nimetten dolayı da şımarıklığa düşmeyeceğine işaret edilmiştir.

Evet, gerçek anlamda insanın kazandığı nimetlerde bir dahli olmadığı gibi, onları kaybetmekte de bir müdahalesi yoktur. Çünkü bu her iki durumda da insanın konumu vesilelikten öteye geçemez. Çünkü kâinatta müessir-i hakiki/hakiki tesir sahibi olan yalnız Allahtır.

 

Şu hadis-i şerifte de bu gerçeğin altı çizilmiştir:

İbn Abbas'a hitaben Efendimiz şöyle buyurdu: "Şunu iyi bil ki, bütün insanlar ve cinler sana bir fayda dokundurmak için bir araya gelseler, Allah'ın sana yazdığından/ takdir ettiğinden başka hiçbir fayda dokunduramazlar. Yine eğer bütün insanlarve cinler sana zarar vermek için bir araya gelseler, Allah'ın senin için yazdığı zarardan başkasını dokunduramazler. Kalemler rafa kaldırılmış, sayfalar da kurumuştur."

 

 

 

 

 

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

KADER

KADER

1. Lügat manası: Ölçüp biçmek, takdir etmek, bir şeyin sınırlarını tayin etmek. Kader,

KADER RİSALESİ ŞERHİ-23

KADER RİSALESİ ŞERHİ-23

“Elhasıl: Madem hayat, esma-i hüsnanın nukuşunu gösterir. Hayatın başına gelen herşey has

KADER RİSALESİ ŞERHİ-22

KADER RİSALESİ ŞERHİ-22

DÖRDÜNCÜ MEBHAS Eğer desen: “Birinci Mebhas’ta isbat ettin ki: Kaderin her-şeyi güzeldir,

KADER RİSALESİ ŞERHİ-21

KADER RİSALESİ ŞERHİ-21

Eğer desen: "Kader bizi böyle bağlamış. Hürriyetimizi selbetmiştir. İnbisat ve cevelana mü

KADER RİSALESİ ŞERHİ-20

KADER RİSALESİ ŞERHİ-20

Zikredilen delillerle varılan netice şöyle özetlenmiştir: “Netice-i meram: Madem bilmüşahe

KADER RİSALESİ ŞERHİ-19

KADER RİSALESİ ŞERHİ-19

. Kitab-ı Mübin-İmam-ı Mübin hakikatı Kur’an-ı Hakîm’de bu iki kavrama da yer verilmi

KADER RİSALESİ ŞERHİ-18

KADER RİSALESİ ŞERHİ-18

Üstadın aşağıdaki ifadelerinde bu hakkatlerin açıklaması vardır: “Hem herşeyin miktar-ı

KADER RİSALESİ ŞERHİ-17

KADER RİSALESİ ŞERHİ-17

ÜÇÜNCÜ MEBHAS: Kadere iman, imanın erkânındandır. Yani: "Herşey, Cenab-ı Hakk'ın takdiriy

KADER RİSALESİ ŞERHİ-16

KADER RİSALESİ ŞERHİ-16

Aşağıdaki maddede cüz’î iradenin sorumluluk anahtarı olduğuna işaret edilmiştir; “Yed

KADER RİSALESİ ŞERHİ-15

KADER RİSALESİ ŞERHİ-15

Üstad’a göre insanın kendi fiillerinin hâlıkı olmadığını gösteren delillerden biri de

KADER RİSALESİ ŞERHİ-14

KADER RİSALESİ ŞERHİ-14

Bundan sonra gelen altıncı maddede, cüz’-i ihtiyarînin çekirdeğini teşkil eden ‘Meyelan

Doğrusu Allah katında din, İslâm'dır; o kitap verilenlerin anlaşmazlıkları ise sırf kendilerine ilim geldikten sonra aralarındaki taşkınlık ve ihtirastan dolayıdır. Her kim Allah'ın âyetlerini inkâr ederse iyi bilsin ki, Allah hesabı çabuk görendir

Âl-i İmran:20

GÜNÜN HADİSİ

"Kim ilim tahsili için bir yola girerse Allah ona cennete gidecek yolu kolaylaştırır."

Müslim

TARİHTE BU HAFTA

*Muhammed Raşid Hz.lerinin Vefatı. (22 Ekim 1993) *Astronomi Alimi Uluğ Bey'in Vefatı(25 Ekim 1449) *Fatih Sultan Mehmed Han'ın Trabzon'u Fethi(26 Ekim 1461)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI