Cevaplar.Org

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-47

Sistani(Şii Molla) Sistani de veliyi fakihe tabi olmadığı halde, geleneksel Şia doktrini içinde Mehdi gelmeden kılıcı çekti, Sünnilere karşı cihadı ilan etti.


Mustafa Özcan

mustafaahmetozcan@gmail.com

2021-08-01 15:15:28

Sistani(Şii Molla)

Sistani de veliyi fakihe tabi olmadığı halde, geleneksel Şia doktrini içinde Mehdi gelmeden kılıcı çekti, Sünnilere karşı cihadı ilan etti.

* Taraftarlarının Sisi hakkında mutedil yakıştırmasını tekzip eden Ali Emin, Bayreyn'de mutedil Şiilerin aşırıların hedefi olmaktan kurtulamadıklarını ve Sistani'nin bu hususta kılını bile kıpırdatmadığını ifade etmektedir (http://www.alamine.net/t27-topic ). Demek ki Sistani sadece ABD'ye karşı mutedil duruyor! Sünnilere karşı ise kitapları boyunca talim ettiği kini ve kışkırtmayı kusmaktadır. Lübnanlı ılımlı Şii din adamı Ali Emin, Sistani'nin ne Irak ne Suriye ne de Lübnan'daki mezhep çekişmeleri yatıştırıcı bir rol üstlenmediğini ifade etmektedir. Bu yönde namına üçüncü taraflarca yapılan olumlu açıklamalar yine üçüncü taraflar vasıtasıyla tekzip edilmektedir! Tam bir cambazlık! Dolayısıyla somut olarak Sistani kışkırtıcılık yapmaktadır. Adam siyasetten uzak ama siyasetçilere taş çıkartıyor! Nedense bazılarının nezdinde Sünnilerin ahlakı aptallık onların düzenbazlığı ise şetaret, uyanıklık oluyor!

Soli Özel

Haber Türk'te Soli Özel'in 'IŞİD kararı' başlıklı yazısını okudum. IŞİD konusunda pek lazımmış gibi Türkiye'nin ABD ile aynı çizginin tutturulamadığını ve aynı noktaya gelinemediğini yazıyor. Sanki Türkiye buna mecburmuş gibi! Öyle olsaydı, 1991 ve 2003 yıllarında ABD ile birlikte olurduk. Sözü uzatmaya gerek yok. Birileri Jerusalem Post'ta yazılacak yazıları Türk matbuatında yazıyor. Türkiye'yi ABD ile aynı dalga boyunda görmek istiyor. Şöyle düşünüyor olmalılar. Türkiye ABD ile aynı çizgiyi tutturursa nasıl olsa İsrail ile aynı çizgiyi paylaşır! Haksız değiller.

Soner Yalçın

Sözcü gazetesi yazarı Soner Yalçın papyonu Mustafa Kemal'in sünneti veya çığırı olarak taktığını ifade etmiştir. Aynı şekilde inadına mini etek ve dekolte giyilmesini de talep etmektedir. Bunu Mustafa Kemal'in bir çığırı ve çizgisinin devamı olarak nitelendiriyor. Soner Yalçın, Yaşar Nuri Öztürk, Uğur Dündar ve Tuncay Özkan'ın katıldığı programda ilginç istekler sıralanıyor, dillendiriliyor. Cumhuriyet ve Atatürk değerlerine sahip çıkılması çağrısı yapan Soner Yalçın şöyle konuşuyor: "Ben bunu (papyonu) cumhuriyet değeri diye takıyorum. Biz bunu koruyacağız. Papyon M. Kemal'in emanetidir. M. Kemal de takardı... Cumhuriyet kadınısınız, erkeğisiniz... Saçınıza başınıza dikkat edeceksiniz. İnadına mini etek giyeceksiniz, inadına dekolte giyeceksiniz arkadaş." 

Soner Yalçın sözünü tamamlar tamamlamaz Uğur Dündar şu cümle ile devam ediyor, "İnadına kızlı erkekli oturacaksınız."

* Nasıl ki Cumhuriyet gazetesi Charlie Hebdo savunması üzerinden karikatürlerinin tamim edilmesini isteyen Avigdor Lieberman'ın çizgisine düşmüşse Soner Yalçın da gayya kuyusuna düşmüştür.

* Soner Yalçın ve arkadaşları ulusalcılık damarı üzerinden aslında Batı küreselleşmesine hizmet ediyorlar. Savundukları budur. Zaten ulus devlet ve ulusalcılık Batı'nın içimize serptiği virüslerden birisidir. Kadın meselesi de bunun bir türevi ve uzantısıdır.

Süleyman Nazif

Süleyman Nazif Musul valiliğinde çalışırken Şeyh Esadullah Tebrizi adında bir Şii Azeri ile tanışır. Süleyman Nazif onunla yakın alaka kurmaya çalışır. Ama nafile bir çaba olarak kalır. Adam Süleyman Nazif'in bu komplimanlarına metelik vermez ve lafı dolandırmadan şöyle söyler: "Vakı'a ben Âzerbaycanlıyım, yani Türküm. Fakat ruhum İrani'dir" ( Süleyman Nazif, Nasirüddin Şah ve Babiler, Hazırlayan Ergun Çınar, Kitabevi, s: 9)…"

Şadli bin Cedid(Cezayirli devlet adamı)

Şadli Bin Cedid 1962 sonrası kurulan devletin bazı sapmalarını tamir etmiştir. Ülkeyi girdiği sosyalizm çukurundan ve çıkmazından kurtarmıştır. Cezayir devrimden sonra dış politikada hep aktif olmuştur. İran-Irak ilişkilerinde arabuluculuk yapmış ve onun ötesinde Filistin meselesinin önemli destekçileri arasında yerini almıştır. Araplar 1967 yılında İsrail karşısında büyük bir yenilgi tatmıştır. Bunu tamir etmek 1973 Ramazan Savaşına nasip olmuştur. Bu savaşta Huvari Bumedyen, Sedat'la şahsi anlaşmazlıklarına rağmen Mısır'a büyük yardımlarda bulunmuştur. Mısır için Sovyetler'den silah tedarikinde bulunmuştur.

* Şadli Bin Cedid döneminde Konstantin şehrinde Emir Abdulkadir Üniversitesi açılmış ve bu akademik kurum Cezayir'e fikri ve dini bir canlılık getirmiştir. İlk hocaları ve öğretim üyeleri arasında da Muhammed Gazali ve Yusuf Karadavi gibi isimler yer almaktadır. Karadavi bu yeni İslami kurumda ilk fıkıh dersleri veren hoca ünvanını elde etmiştir. Mısır ile Katar'dan sonra Cezayir Karadavi'nin üçüncü durağı olmuştur. Veya üçüncü limanı.

Şahin Alpay

Zaman yazarı Şahin Alpay, Başbakanın Japonya gezisi üzerinden Türkiye'nin nükleer silah edinmeye niyet ettiğini yazmakta ve birilerine ihbarda bulunmakta ve gammazlamaktadır. Şahin Alpay! Hayali silahlarla uğraşacağına gerçek silahlarla ve Amerikan silahlarıyla meşgul olsana..

* Bir zamanlar Şemseddin Nuri veya Latif Erdoğan'ın kaçındığı bu kişiler şimdi hareketi tanımlamada merkezi bir rol oynuyorlar. Hakan Yavuz Amerikan ve batılı çevreler adına hareketi süzgecinden geçirdiği gibi, Şahin Alpay da aynısını yapıyor. Şahin Alpay da yazılarıyla Gülen hareketini hem içeride hem de dışarıda tanıtıyor. Bu itibarla, Şahin Alpay'ın Gülen hareketini tanıtırken Hakan Yavuz'u referans vermesi hiç şaşırtıcı değil. Şahin Alpay'ın makalesinde en fazla yadırgadığım hususlardan birisi İslam adına Gülen hareketinin barış, demokrasi ve sekülerizmin sözcülüğünü yaptığını yazmasıdır. Fethullah Gülen'in İslami anlayışının sekülerizm ile bağdaşık olduğunu iddia etmesidir. Bu her açıdan vahim bir durumdur. Sekülerizm adına veya üzerinden dine yeni kalıplar vermek yeni anlamlar yüklemek vahim bir durum arz etse gerekir. Yıllardan beri kendilerinin dini bir hareket veya cemaat olmadığını söyleyip duruyorlar. Bununla birlikte Risale-i Nurları tabana daha fazla yakınlaştırmak bahanesiyle Risale-i Nurları kuralsız bir biçimde sadeleştiriyorlar. Şahin Alpay Fethullah Gülen hareketini seküler bir hareket olarak tanımlıyor. Hizmet hareketine bağlı ana yayın organı Zaman'da yazdığına göre demek ki Hizmet veya Camia da kendisi hakkındaki bu tanımı zımni olarak kabullenmektedir.

* Şahin Alpay geçmişte İslam içinde bir Luther çıkmasını bekleyen ve herkesi buna yakıştıran bir adamdır. Mehdi bekler gibi Luther beklemektedir. Bu yönde Fethullah Gülen de kendisini tatmin eden bir nokta var mıdır? Bilinmez. Ama keşke Fethullah Gülen de bir zamanlar Latif Erdoğan'ın yaptığını yapsaydı da, yolları bu adamlarla hiç kesişmeseydi. Belki şimdi yaşadığı istikamet sorununu hiç yaşamamış olurdu. Hep kazanımlar üzerinden gidildi. Keşke bir kez olsun kaybedilenlerin muhasebesi yapılabilseydi. O zaman gerçek tablo ortaya çıkardı. Belki zarardan dönme imkanı da olurdu. Kendileri dönemeseler bile herhalde sevk-i kaderle dönecekler.

Şah İsmail

İranlılar iyi siyasi iğfalcidirler. Şah İsmail Anadolu'da Sultan Beyazıt'ın altını oyarken ona ' aziz babacığım' diye hitap eden mektuplar gönderiyordu! Yavuz'un uyanıklığı ve pekliği olmasaydı Anadolu Acem yurdu haline gelecekti.

*Şah İsmail tarihin tanıdığı en garip kişilerden birisidir. Portekizlilerle yazışmalarında; onların Batı'dan kendisinin de Doğu'dan gelerek Mekke ve Medine'nin işgalinde buluşmayı teklif eder! 1501 yılında fecri kazip gibi İslam ufkunda belirmiş ve Yavuz'a çarparak durdurulabilmiştir.  Tarihin tanıdığı en büyük ve en korkunç din istismarcılarından birisidir. Yavuz'un karşı hamlesiyle birlikte Kızılbaşlık şeklindeki yeni Şii çıkışın siyasi cemresi sönmüş ve zamanla gelenek haline bürünmüştür.

* Şah İsmail'in şeyhlikten şahlığa adım atmasından sonra İran İslam dünyasının diğer bölgelerinden koparılmış ve İslam coğrafyası içinde kalıcı bir duvar ve engel olarak dikilmiştir. Sarp bir engel ve geçit haline gelmiştir. İsna Aşeriyye mezhebi adına İran yeniden fethedilmiştir. Kimileri buna Şii Reconquista diyorlar. Bu konuda 'bir fazilet' varsa bu da Ali Kerki'ye aittir. Şah İsmail'in 38 yaşında vefatından sonra yerine oğlu Tahmasıp geçmiş lakin Tahmasıp yöntem olarak babasının yolundan ayrılmış ve İran'ı Şiileştirmek için Cebel-i Amil'den Şii ulemaya başvurmuş ve bu misyonu onlara yüklemiştir. Ya da Şii ulema arasında işbirlikçilere dayanmıştır. Şia içinde revizyonist dönemlerden birisi Tahmasıp ve Ali Kerki döneminde yaşanmıştır. Araç atların önüne geçirilmiştir. Adeta Mehdi'yi bekleme yerine hazırlık esas hale gelmiş ve hazırlık babından Safavi devleti meşrulaştırılmıştır. Tahmasp babasından farklı olarak güçler ayrımına gitmiş ve dini alanı ulemaya terk etmiştir.

Tahmasıp, Cebel-i Amil (Baalbek) doğumlu Ali Kerki'yi Necef'den getirmiş ve İran'da şaşaa ile karşılamıştır. Tahmasıp, Ali Kerki'nin gelişinden sonra bir ferman yayınlamış ve fermanında Ali Kerki'yi 'naibu'l imam ve sahibu'z zaman (Mehdi naibi) ilan etmiştir. Astığı astık kestiği kestiktir. Ya da atadığı atadık azlettiği de azlettiktir. Yine Ali Verdi'nin deyimiyle, Ali Kerki, Safeviler dönemindeki ilk saltanat vaizlerinden birisidir. Tahmasıp döneminde Ali Kerki fiili olarak yönetimin başı olmuştur. Hace Nasirüddin Tusi'den sonra Ali Kerki'nin konumuna gelebilen tarihte başka bir örnek yoktur. Son asırda bunun istisnası Humeyni'dir. Cafer Subhani gibilerin de deyimiyle Ayetullah Humeyni asrımızda siyasal İslam'ın mimarıdır. Ali Kerki, 'Caferi mezhebin nişanlarını i'la edecek, yükseltecek ve sahih din olan İsna Aşeriliği ise yayacaktır '.

Şah İsmail, Şiiliği yeniden üretmesiyle birlikte şeyhlikten şahlığa terfi ederken Kerki de 'naibu'l imam/Mehdi vekili' olmuştur.

Şaron(Eski İsrail Cumhurbaşkanı)

Bir diğer adıyla ölemeyen adam. 2005-2006 yılından beri sekiz yıldır komada da değil bitkisel hayatta yaşıyordu. Buna tabii ki yaşamak denebilirse. Ölemeyen adam olarak tarihe geçecektir. Ölüm de büyük nimettir. Kur'an ihtiyarlıktan 'erzelü'l hayat/hayat çukuru ' diye bahseder. Nakap'taki çiftliğinde bir ziyafetten sonra bitkisel hayata giren Şaron bu şekilden rezil bir hayata mahkum olmuştur. Ben Gurion ekibinden ve kurucu lider kadrosundan olduğundan şanı nedeniyle hayat fişi çekilmemiş ve kontrol altında bitkisel hayata devam etmiştir. Bir ara bakıcıların nezaretinde ailesine ve çocuklarına geri verilmek istenmiştir. Eşi daha önce öldüğü için çocukları babalarının külfetine katlanmak istememişler ve bu nedenle tekrar hastaneye geri göndermişler. Yoğun bakım ünitesinde bugüne kadar bitkisel hayatına devam etmiştir. İnsan için bu, hayatta azabın gelmesidir? Hikmeti nedir? İbret-i alemdir. Allah Şaron'u yaptıkları nedeniyle kabirde ve onun ötesinde kıyamet sonrasında da cezalandırabilir. Cezalandırması erteleyebilirdi. Cezasının bir kısmının dünyada verilmesinin ve çektirilmesinin hikmeti insanların akıbetinden ibret almalarını sağlamaktır. Kendisi gibiler veya Yahudiler ibret almış mıdır? Ne gezer? Aldous Huxley 'Tarihten aldığımız ders, tarihten ders almadığımızdır' der. Ders alınsaydı hiç tekerrür eder miydi tarih?

*Ziyafetten sonra şakalaşırken birden beyin kanaması geçirmiş ve bu vesile ile komadan öte bitkisel hayata girmiştir. 20'inci yüzyılın seffahlarından birisidir. Seffah cani ve kitle katliamcısı demektir.

* İlk Abbasi halifesinin lakabı da Seffah yani kan dökücüdür. Bu ifade bir biçimde Şaron'a da yakıştırılmıştır. Ben Gurion'un haleflerinden olan Şaron 1982 yılındaki Sabra-Şatila kampı katliamının mimarlarından birisidir. Bu rolüyle meşhur olmuştur. Ürdün için 'alternatif vatan' teorisinin mimarlarındandır. 2000 yılı Eylül ayında Harem-i Şerif basarak İkinci İntifadayı tetikleyen adamdır. Belki natamam tek iyiliği 2005 yılında Gazze'den tek yanlı çekilmesidir. Şaron kabir yerine kendi bedeninde hapse mahkûm olmuş bir fani idi. Durumu İbrahim suresi 17'inci ayette anlatıldığı gibidir: Ona her yönden ölüm gelecek fakat ölmeyecek, arkasından da şiddetli bir azap gelecektir. Ölümü dileyecek ama ölemeyecek. Kalp delikçiliğini kapatmak için ameliyat geçirmiş yine kangrene maruz kaldığından dolayı midesinin bir parçası alınmıştır. 'İsrail'in kralı' lakabıyla anılan Şaron ibret verici bir sonla bu dünyaya veda etmiştir.

Şerif Hüseyin

Bugün olduğu gibi o dönemde de Arap liderleri hem Osmanlıya hem de kendi milletlerine ve dinlerine ihanet içindedirler. Şerif Hüseyin, oğlu Faysal gibiler Yahudi ileri gelenleriyle anlaşmışlar ve onları amca çocukları olarak taziz etmiş ve yüceltmişlerdir.

* Şerif Hüseyin'in oğullarından Faysal'ın Yahudileri amca çocukları demesi Martin Luther'in Yahudileri büyük ağabey olarak tanımlamasına benzer.

Şimon Peres

Şimon Peres biraz daha ileriye giderek bölgesel terörü finanse etmekle suçladığı Türkiye ve Katar'ın cezalandırılmasını istemiştir. Sisi'den kopya çektiği ve buna bazı ilaveler yaptığı anlaşılıyor. Şimon Peres, Terörle Mücadele Enstitüsü'nce Herzliya'da düzenlenen 14. Uluslararası Konferans'ın açılışında 'Terör, Arap dünyasını parçalıyor' uyarısında bulunmuş ve sözü Katar ve Türkiye'ye getirmiştir. 'Terörü finanse ettikleri için Katar ve Türkiye'ye sert ekonomik yaptırımların uygulanmasını" istemiştir. Sonrasında söz sırası Amerikan Kongresine geldi; sazı eline alarak kalan yerden Türkiye'yi suçlamaya devam etti. Kongre Şimon Peres'den kopya çekmiş yahut ilham almış olmalı.

* David Ignatius son yazılarından birisinde Şimon Peres'i konu etmiş. Cumhurbaşkanlığı döneminin ve siyasi hayatının veya kariyerinin sona ermesini şöyle bir başlıkla somutlaştırmış: İsrail'in son kurucusu! Evet İsrail'in kurucu kuşağının son simalarından birisi Şimon Peres idi. Diğeri de Ariel Şaron sayılır. Şaron ibret-i alem bir biçimde öteye intikal etti. Şimon Peres ise siyasi mevta oldu.

Şule Yüksel Şenler

Şule Yüksel Şenler'in Huzur romanı ve Hekimoğlu İsmail'in Minyeli Abdulah ve Maznun romanları bizim nesle yürüdüğü yolda azık olmuş ve hayata ufuk ötesinden farklı bir gözle bakmalarını sağlamıştı. 

-devam edecek-

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

LATİN HARFLERİNİN KABULÜ VE HALK ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

LATİN HARFLERİNİN KABULÜ VE HALK ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

İnsana yazıyı kalemle öğreten ve ona (içinden geçenleri) düzgün bir şekilde ifade etmeyi

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-51

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-51

Muhammed Zahid Kevseri Şiilerin tarih boyunca Ezher’de gözleri olduğuna temas etmiştir. *Kahi

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-50

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-50

Yaşar Nuri Öztürk Yaşar Nuri zikzak çıkışlarıyla kendi misyonunu kendi imha etti. Şimdi b

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-49

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-49

Şeyh Tosun(Muzaffer Özak’ın ABD halifesi) Bu cami, mescit düşmanlıklarının canlı şahitl

TALİBAN ÜZERİNDEN ZIT ETKİYİ DALGALANDIRMAK

TALİBAN ÜZERİNDEN ZIT ETKİYİ DALGALANDIRMAK

Türkiye’de Taliban’a her kesimden karşı olanlar var. Karşı kampanyalar sayesinde savunmak d

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-48

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-48

Taha Akyol Taha Akyol hukukun batılılaştırılmasını savunduğu gibi, Charlie Hebdo saldırıl

BUTİ NEDEN ÖLDÜRÜLDÜ?

BUTİ NEDEN ÖLDÜRÜLDÜ?

Buti neden öldürüldü?’ sorusu yıllardan beri zihnimi kurcalıyor. Mukni ve net bir cevabını

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-47

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-47

Sistani(Şii Molla) Sistani de veliyi fakihe tabi olmadığı halde, geleneksel Şia doktrini için

BU VATAN BİZİM

BU VATAN BİZİM

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla... Din ve devlet kelimelerinin geçtiği her yerde muhakkak

MÜJDELER OLSUN SANA EY KAHRAMAN TÜRK HALKI

MÜJDELER OLSUN SANA EY KAHRAMAN TÜRK HALKI

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla... Gün birlik günü, zaman birlik zamanıdır. Sağcısıy

KURBAN BAYRAMI’NDA HAYATI ANLAMAK

KURBAN BAYRAMI’NDA HAYATI ANLAMAK

Hayat önemlidir. Hayatın mahiyetini keşfetmek de önemlidir; fakat bunu anlayabilmek çok zordur,

Çünkü Allah, haktır. O'ndan başka taptıkları ise hiç şüphesiz batıldır. Gerçekten Allah çok yüce, çok büyüktür.

Lokman, 30

GÜNÜN HADİSİ

İki müslüman birbiriyle karşılaşıp da el sıkışılarsa, ayrılmazdan evvel günahları bağışlanır.

(Riyazü's-Salihin)

TARİHTE BU HAFTA

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI