Cevaplar.Org

ŞİFA TEFSİRİ NOTLARI-33

Binlerce ton suyun buhar olup gökyüzüne yükseldiği , ülkelerden ülkelere rüzgar atıyla geçtiğini ve takdir edilen yere yağdığını görüyoruz. İçine gaz doldurulan balonun havada uçtuğunu, içi hava dolu varilin deniz üzerinde yüzdüğünü biliyoruz


Mahmud Toptaş

.

2021-07-08 08:42:43

İsra Suresi

*Binlerce ton suyun buhar olup gökyüzüne yükseldiği , ülkelerden ülkelere rüzgar atıyla geçtiğini ve takdir edilen yere yağdığını görüyoruz. İçine gaz doldurulan balonun havada uçtuğunu, içi hava dolu varilin deniz üzerinde yüzdüğünü biliyoruz. Kalbi iman ve hikmetle dolu Allah Rasulü, Rabbinin istemesi üzerine yaptığı bu İsra ve Miraç'm gerçekten meydana geldiğine yürekden inanıyoruz. O Allah (c.c.) bize bizden daha yakın iken, kulunu ve Rasulünü taltif etmek için İsra ve Miracı gerçekleştirmiştir.

Ayette "Abdihi" kelimesiyle efendimizin bu İsra ve Miracı ruhu ve cesediyle yaptığına işaret eder. "Ruhuyla çıkmıştır" diyenler olmuş ama ayetin işaret ettiği mana ruh ve bedenle gittiğidir ve ulemamızın çoğunluğu bu görüşdedir. Ayette ifade edildiği gibi Rabbinin ayetlerini görecektir. Bu görüşe gönül gözü ile başındaki gözde katılırsa, ikram tam olur. Rüyada tatlı yiyenle, uyanıkken yiyen aynı tadı almaz ve rüyadakinin karnı doymaz.

*Günümüzde batıya olan imanı Kur'an'ın önüne geçen bir kısım müsteşrik tipi bilginlerimiz "rüyada olmuştur" diyerek batının ayıplamasına karşı kendini savunma tarafına gider ama İstanbul'da bir özel lisede öğretmenlik yapan İtalyan papaza öğrenciler sorarlar: "Muhammed göğe çıkmış, sen inanır mısın?" denildiğinde, "Bizim gibi insanlar aya çıkıyor. Allah'ın rasulü daha ötelere niçin çıkmasın?" diye cevap verir. Bizimkiler papaza da yaranamazlar. Hayatında hiç kuş görmemiş bir adama kuşu tarif etseniz ve havada uçar deseniz, bizim bu Miracı inkar edenler gibi direnecektir. Mülk suresinde "O kuşları havada tutan Rahmandır" diyor.

Ten topraktan geldiğinden yer çekimine tabiidir. Can Allah'dan geldiğinden O'nun çekimine tabiidir. Tenin etkisinden kurtulan can, buharlaşan su gibi, Rabbin koyduğu mucize veya keramet kanunları içinde yüzer durur.

*En'am suresinin 129 ncu ayetinde "İşte böylece yaptıkları sebebiyle zalimlerin bir kısmını diğerinin üstüne musallat ederiz" buyurur. Talut'un nasihatına karşı gelenler, Calut zaliminin kılıncı altında can verirler. Musa (a.s.) ile hür yaşamayı istemeyenler, Firavun'un zulmü altında köle olarak can verirler.

Rabbimiz; bozguncuları cezalandırmak üzere gönderdiği orduların müslüman olmadıklarını da "Ibaden" kelimesinde ki "tenkir tenvini" ile ifade etmiştir. Eğer onlar mümin ve salih insanlar olsa idiler "Ibadena" kullarımızı gönderdik derdi. En son olarak Almanların ev ev dolaşarak yahudileri toplayıp üç milyon kadarını yaktıklarını, yok ettiklerini dünya gördü.

Hala aklı başına gelmeyen yalıudiler, Filistin'de ve dünyanın her tarafında bozgunculuğuna devam ediyor. Aklı eren Yahudiler bu bozgunculuğun kendilerine yeni bir bela getireceği endişesini duyuyorlar...

*Herşey Allah'ın var ve bir olduğuna ayettir. Elimizin çizgisi, kader çizgimiz, ruhi zikzaklarımız, kanımızın akışı, kalbimizin atışı Allah'ın var ve bir olduğuna ayettir.

Güneşin doğuşu, gecenin gelişi, güneşle herşeyin görüldüğü, azıkların onda arandığı Allah'ın bir ayetidir. Senelerimizi, aylarımızı, haftalarımızı, günlerimizi ve gün içindeki zamanlarımızı tesbit etmek için bütün insanlığın takvimini gökyüzüne asıveren, hergün takvim yapraklarını hiç unutmadan açıveren birinin olduğuna ayettir geceyle gündüz..

*Yahudiler kendilerine yapılan katliam, sürgün, talan, tehcir gibi kötülüklerin arkasında hep Calut'u, Buhtunnasır'ı, Neron'u, Hitler'i aradılar. Yaşadığımız bu dünyada devletler ve fertler, başlarına gelen her felaketin arkasında bir kişi veya kuruluş ararlar da, hiç kendilerine kabahat bulmazlar.

*Rabbimiz: "Her insanın kuşunu kendi boynuna taktık" buyurur. Siz iman çekirdeğini gönlünüze diker, ellerinizden, dillerinizden, gözlerinizden amel çiçekleri açtırırsanız, gayb alemindeki kader kuşunuz bülbül olur, kelebek olur, gelir ve size konar.

Yok eğer ak ve pak gönlünüzü inkarla karartırsanız, ellerinizden, dillerinizden, gözlerinizden, çarşılarınızdan hırsızlık, rüşvet, öldürme, köşe dönme, kandırma, yalan, aldatma, fuhuş pislikleri Ebu Cehil karpuzu gibi ortalığı sararsa, kader kuşunuz sinek olup gelir, üstünüze konar. "İlim ma'luma tabidir" cümlesiyle özetlenen kader veya Mehmet Akif'in:

"Şeraiti mevcud olupda meydanda

Zuhura gelmesidir hadisatın a'yanda"

diye ifade ettiği kader; bizim kader kuşumuza veya talih kuşumuza kendimizi hazırlayıp, hayır veya şerri kendimize kondurmamızdır. 

*Alusi'nin ifadesine göre Hz. Muhammed'in peygamberliği bir topluma haber olarak ulaşmış ama bu haberi ulaştıranlar Hz. Muhammed'i çok kötü bir şekilde deccal olarak tanıtmışlar. İşte bu haberi duyanlar da İslam'ın sesini duymuş sayılmazlar.

Bu durumda olan, peygamber sesi duymayan insanlar hakkında bu ayete dayanarak "cennetliktir" diyen imamlarımızın yanında Hanefiler, Mu'tezililer "aklı başında olan, ergenlik çağına gelen her şahsın yaratıcıyı tanıması gerekir. Eğer tanımazsa azab görür" derler.

*Ahmed b. Hanbel Müsned 1/267 de Efendimizden rivayet ettiği bir hadisde ahirete inanmayanların halini çölde kaybolan bir topluluğun kılavuz peşinden giderek bir bahçeye su havuzuna varmalarına orada bir müddet kaldıktan sonra kılavuzun daha güzel ve sulak bir bahçeye götürmek istediğinde, topluluğu ikiye ayrılıp, bir kısmının orada kaldığını, diğerlerinin kılavuza uyduğunu haber verir. 

*Alın terini toprakla yoğurup buğdaya dönüştüren, alın teriyle çeliğe su verip, karşılığını yiyecek giyecek ve içeceğe dönüştüren babalarımız. Ciğerinin kanını bembeyaz süte dönüştürüp bir şelale gibi yavrusunun ağzına akıtan analarımız, Allah ve O'nun rasulünden sonra sevilmeye en layık insanlardır.

*Denizlerin söndüremediği anne ve baba yüreğinin ateşini üff demekle söndürenler, kendisinin cehennemdeki ateşinin alevlenmesi için üfürmüş olurlar.

*Fertlerin iç dünyaları güzel olursa, aileler güzel olur. Aileler güzel olursa, devlet güzel olur. Devletler güzel olursa, iki dünya da güzel olur...

*Nisa suresi (ayet; 37) ve Ali-i İmran (ayet; 80)'de açıklandığı gibi cimri, zararı önce kendisine verir. Yemez, yedirmez bir ömür boyu kazanma, koruma ve kaybetme endişesini yaşar. Balı kavanozun dışından yalayarak yer. Peygamber efendimiz "cimrilikten daha kötü hangi hastalık vardır?" der.

Akşam aydınlanmak için mum yakan cimri muma bakarmış. Mumdan bir damla eriyip aktığında, cimrinin gözünden iki damla akarmış. 

Cimrinin hiç sevmediği kelimeler: Zekat, sadaka, infak, davet, ziyafet kelimeleri imiş.

 Kufe şehrinin en ünlü cimrisi, Bağdat şehrinin en ünlü cimrisinin ölüm haberini duyunca taziyeye gitmiş. Bir de ne görsün; ölen cimrinin evinde, bahçesinde yemekler yeniyor, davullar çalınıyor. İşin aslını öğrenmek için cimrinin evine girer. Meğerse cimrinin hanımı cömert bir adamla evlenmiş ve Bağdad'ın fakirlerini doyuruyor. Bunun üzerine Kufe'li de cömert olmuş...

-devam edecek-

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

"Ey inananlar! Rabbinizden korkun.Çünkü kıyametin saatinin depremi cidden korkunç bir şeydir.”

Hac:1

GÜNÜN HADİSİ

Her ölenin amel defteri kapanır. Yalnız Allah rızası için yurt sınırında nöbet bekleyenler müstesnadır

Riyazü's Salihin, 2/1297

TARİHTE BU HAFTA

*Köprülü Fazıl Mustafa Paşa'nın Şehit düşmesi (19 Ağustos 1691) *Mescid-i Aksa'nın Yahudilerce Yakılması(21 Ağustos 1969) *Sakarya Savaşı (22 Ağustos 1921) *Hz. Ebu Bekir (634) ve Ebussuud Efendi'nin (1574)[23 Ağustos]

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI