Cevaplar.Org

ŞEYH AHMED-İ HÂNÎ

Ahmed-i Hânî, on yedinci asrın ikinci yarısında Anadolu’nun en doğusunda yükselen bir ilim, edebiyat ve maneviyat güneşidir. Tam adı Ahmed b. Molla İlyas b. Molla İyaz b. Emîr Rüstem Şeyh Abdurrahman b. Emîr Abdürrezzâk b. Emîr Süleyman b. Mîr Hasan el-Hânî’dir


Abdulcebbar Kavak(Doç.Dr)

a.c.kavak@hotmail.com

2021-07-01 09:40:45

{Osmanlı dönemi Bayazıt Sancağında yaşamış devlet

adamı, müderris, mütefekkir, şair ve sûfî}

Ahmed-i Hânî, on yedinci asrın ikinci yarısında Anadolu'nun en doğusunda yükselen bir ilim, edebiyat ve maneviyat güneşidir. Tam adı Ahmed b. Molla İlyas b. Molla İyaz b. Emîr Rüstem Şeyh Abdurrahman b. Emîr Abdürrezzâk b. Emîr Süleyman b. Mîr Hasan el-Hânî'dir.(1) 

Ahmed-i Hânî, 1061/1650 yılında Bayazıt Sancağında dünyaya gelmiştir.(2)Doğum tarihine kendisi şu beyitle tarih düşmüştür:(3) 

Lewra ku dema ji xeybê fek bû

Tarîxê hezar û şêst û yek bû

"Zira gaybdan koptu(doğdu)ğu vakit

Tarih bin altmış bir (yılını gösteriyor) idi." 

Ahmed-i Hânî, Bayazıt Sancağında babası Molla İlyas'ın 1036/1627 yılında müderris olarak tayin edildiği Sinaniye Medresesi'nde(4) başladığı ilim tahsiline Tebriz, Ahlat, Bitlis, Urfa, Cizre gibi şehirlerde devam etmiştir.(5) Sahip olduğu ilmî birikim, farklı kültür ve dillere vukufiyeti, onun Bağdat, Şam ve İstanbul gibi İslam dünyasının önemli ilim kültür merkezlerini dolaştığına işaret etmektedir.

Telif ettiği eserleriyle Anadolu, İran, Irak, Suriye ve Azerbaycan Kürtleri arasında saygın bir yer edinen Ahmed-i Hânî, Melayê Cizîrî'nin (v. 1050/1640) Divan'ıyla yeniden canlandırdığı Kürt Dili ve Edebiyatı alanını, daha da geliştirerek geniş bir coğrafyada etkisini artırmıştır.

On altıncı asrın ikinci yarısından on sekizinci asrın ilk çeyreğine kadar devam eden bu dönem Kürtler arasında dil, tarih ve edebiyat alanlarında ciddi bir hareketliliğin yaşandığı altın bir süreç olarak değerlendirilebilir. Bu sürecin diğer önemli bir yönü, tasavvufî Kürt edebiyatının da şaheserlerinin verildiği bir dönem olmasıdır.

Bu açıdan bakıldığında Ahmed-i Hânî, edebiyat ve tasavvuf alanlarında Melayê Cizîrî ve öncesi ile kendisinden sonra gelecek şahsiyetler için bir geçiş noktası ve kilit bir şahsiyet konumundadır.

Osmanlı dönemi Bayazıt Sancağındaki ilmiye sınıfının seçkin bir mensubu olan Hânî, hayatını ilim, tasavvuf ve eser telifiyle geçirmiştir. Ayrıca İslam dünyasında ilim, kültür, siyaset ve toplumsal alanlarda meydana gelen gelişmeleri de takip etmiştir.

Dört dilde mülemmâ yazabilecek kadar entelektüel bir birikime sahip olarak adından hep saygıyla bahsedilmiştir.

Fâte 'umrî fî hevâke yâ habîbî küllü hâl

Âh û nâlem hemdemem şod der fifirâqet mâh û sâl

Ger benim kanım dilersen çoktan olmuştur helal

Mest û serxoşem ji işqê min nemâ ekl û kemâl (6) 

Telif ettiği eserlerinden günümüze ulaşanları şunlardır:

1. Nûbihara Biçûkân

2. Eqîdeya Îmânê

3. Mem û Zîn

4. Dîwana Helbestan

Bu eserlerinden özellikle Mem û Zîn adlı çalışması, sadece Anadolu'da değil dünyanın pek çok ülkesinde araştırmacıların dikkatini çekmiş ve araştırma konusu olmuştur.

Ahmed-i Hânî'nin tasavvufî hayatı hakkındaki bilgimiz ise yok denecek kadar azdır. Özellikle Mem û Zîn adlı eserinde yer alan bazı beyitlerde değindiği tasavvufî konulardan(7) onun bu alandaki düşünceleri hakkında çok kısıtlı malumat elde edebiliyoruz.

Ona göre tasavvufî eğitim için bir mürşide intisap şarttır. Bu olmadan manevî eğitim de gerçekleşmez; 

Zanî ku nebû muradi hâsıl

Bê xelwetê xassê şêxê kâmil(8) 

Anladı ki nail olamayacak maksadına

Katılmadan Şeyh-i Kâmilin özel sohbetine

Ahmed-i Hânî mürşide intisabın gerekliliğine kanaat getirdikten sonra bölgenin yaygın tarikatlarından Nakşibendiyye'ye intisabını şu beyitle dile getirir:

Me dî neqşek ji neqşê Neqşibendan

Vebû qeydê di min yek yek ji zendan(9) 

Bir nakış gördük Nakşibendîlerin nakş (lar)ından

(Bu sebeple) çözüldü kollarımın bağları birer birer

Şêx û sofifitî keramet, ilim, xwendin hem amel

Xilwet û hucre, terîqeta te şerî'et bê xelel (10)

Şeyhlik, sofilik ve keramet, ilim okumak ve (aynı zamanda) onunla amel etmektir, halvet yerin ve hücren (aynı mekan olmalı), tarikatın(a

gelince o da) şeriattır şüphesiz.

Ahmed-i Hânî'nin halvet yerine ilim ve medreseyi tarikat denince de şeriatı öne çıkaran sözleri, onun dönemin Nakşibendî-Müceddidî koluna mensup olma ihtimalini güç-lendirmektedir.

İshak Paşa Sarayında babasından beri devam eden Divan Kâtipliği göreviyle devlet ricaline, müderrislik görevi ile de Bayazıt halkına yakın olmuş ve hayatı bu minvalde geçmiştir.

Ahmed-i Hânî'nin vefat tarihiyle ilgili farklı bazı bilgiler bulunmakla beraber onun 1119/1707 yılında Bayazıt Sancağında vefat ettiği görüşü öne çıkmaktadır. Onun vefatına

(ربه اليلي خانيني طار/ Hânî Rabbine Uçtu) Arapça cümlesiyle tarih düşülmüştür.

ر+ا+ ط (200+1+9=210)

ي+ ن+ا+ خ (10+50+1+600=661)

ي+ ل+ا (10+30+1=41)

ه+ ب+ر (5+2+200=207)

Toplam: 1119

Ebced hesabıyla bu cümle Hicrî 1119'a denk düşmektedir. (11) Bu da Miladî 1707 yılına karşılık gelmektedir. Hânî'nin kabri İshak Paşa Sarayının yukarısında hâkim bir tepede bulunmaktadır.

Dipnotlar 

1- Hamdî Abdülmecid es-Selefî, Tahsin İbrahim ed-Dûskî, Mu'cemu'ş-şu'arâi'l

Kurd, Dâru Sipîrêz, Duhok 2008, s. 85.

2- Maruf Haznedar, Mêjûyê Edebê Kurdî, Çaphâne-i Ârâs, Hevlêr 2010, II/367; Sâdık Bahaeddin el-Âmêdî, Şu'arâu'l-Kurd, Matbaatu'l-Mecma'i'l-'İlmiyyi'l Irakî, Bağdat 1980, s. 308-309.

3- Ehmedê Xânî, Mem û Zîn, Çev. M. Emin Bozarslan, Hasat Yayınları, İstanbul, 1990, s. 489; Ehmedê Xânî, Mem û Zîn, Haz. Nâmık Açıkgöz, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları, Ankara 2010, s. 214.

4- es-Selefî, Mu'cemu'ş-şu'arâi'l-Kurd, s. 91.

5- Haznedar, Mêjûyê Edebê Kurdî, II/367; el-Âmêdî, Şu'arâu'l-Kurd, s. 312.

6-Tahsin İbrahim ed-Dûski, Cevâhiru'l-me'ânî fî şerhi Dîvanı Ahmed el-Hânî, Dâru Spîrêz, Duhok 2005, s. 220.26 •

7- Enver Muhammed Ali, Ahmed el-Hânî felsefetu't-tasavvuf fî Dîvanihi Memû Zîn, Dâru Sipîrêz, Duhok 2007, s. 79-87.

8- Can Dost, ed-Dürrü's-semîn fî şerhi Mem û Zîn, Dâru Spîrêz, Duhok 2006, s. 558.

9- ed-Dûski, Cevâhiru'l-me'ânî, s. 245

10- Ahmed-i Hânî, Nûbihara Biçûkân, Zeynel Abidin Amedî Yazma Nüshası, Tıpkı Basım, Diyarbakır, t.s., s. 31.

11- Haznedar, Mêjûyê Edebê Kurdî, II/368; ed-Dûski, Cevâhiru'l-me'ânî, s. 27-28.28

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

ŞEYH AHMED-İ HÂNÎ

ŞEYH AHMED-İ HÂNÎ

Ahmed-i Hânî, on yedinci asrın ikinci yarısında Anadolu’nun en doğusunda yükselen bir ilim,

MEVLANA HALİDİ BAĞDADİ HAZRETLERİ-2

MEVLANA HALİDİ BAĞDADİ HAZRETLERİ-2

Halid-i Bağdadi Irak toprakları icerisinde, günümüzde Süleymaniye olarak adlandırılan, eskid

MEVLANA HALİDİ BAĞDADİ HAZRETLERİ-1

MEVLANA HALİDİ BAĞDADİ HAZRETLERİ-1

Tam adı Halid b. Ahmed b. Hüseyin b. Ali b. Abdullah b. Hüseyin b. Tâha(1) olan Halid-i Bağdad

İMAM-I AZAM EBU HANİFE HAKKINDA

İMAM-I AZAM EBU HANİFE HAKKINDA

Soru-Ebu Hanife’nin fazileti hakkında bir hadis yahut imamların övgüsü var mıdır? Cevap: E

PROF. DR. ESAD COŞAN HOCAEFENDİ’NİN DİLİNDEN HACI BEKTAŞ VELİ HAZRETLERİ

PROF. DR. ESAD COŞAN HOCAEFENDİ’NİN DİLİNDEN HACI BEKTAŞ VELİ HAZRETLERİ

Doktora çalışmalarım sırasında, IV. Yüzyıl'da yaşamış bir şahsın hayatı üzerinde ince

MEVLANA HALİDÎ BAĞDADÎ HAZRETLERİNİN NAKŞİBENDÎ TARİKATININ YAYILMASINDAKİ ROLÜ ve ETKİSİ

MEVLANA HALİDÎ BAĞDADÎ HAZRETLERİNİN NAKŞİBENDÎ TARİKATININ YAYILMASINDAKİ ROLÜ ve ETKİSİ

Nakşibendiyye tarikatının Halidiyye kolunun pîri olan zülcenaheyn, müceddid olarak bilinen Ebu

ŞAH VELİYULLAH DEHLEVİ

ŞAH VELİYULLAH DEHLEVİ

Dehlevi’nin Soyu Dehlevi, “el-İmdad bi Meâsiri’l-Ecdât” adlı eserinde söylediği gibi

AHMED ER-RİFÂÎ

AHMED ER-RİFÂÎ

Ahmed er-Rifâî, 512’de Vasıt’la Basra arasında kalan Ümmüabîde köyünde doğdu. Fıkıh

ABDÜLKADİR GEYLANİ HAZRETLERİ

ABDÜLKADİR GEYLANİ HAZRETLERİ

Şeyh Abdülkadir Geylanî, hicrî 470 senesinde Gilan eyalet merkezine bağlı Neyf köyünde doğd

YUNUS EMRE-2

YUNUS EMRE-2

Yunus’ta Peygamber Aşkı: Bütün semavi kitapların ön gördüğü inanç sisteminde özetlene

YUNUS EMRE-1

YUNUS EMRE-1

Yunus Emre’nin Hayatı Yunus Emre ve Mevlana gibi büyük zatlar adeta çağımızda yeniden keş

Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur'an'ın indirildiği aydır. Öyle ise sizden ramazan ayını idrak edenler onda oruç tutsun.

Bakara, 185

GÜNÜN HADİSİ

Kur'an'ı cebren (açıktan) okuyan, sadakayı açıktan veren gibidir. Kur'an'ı gizlice okuyan, sadakayı gizlice veren gibidir."

Tirmizi, Sevabu'l-Kur'an 20, 2920; Ebu Davud, Salat 315, 1333; Nesai, Zekat 68

TARİHTE BU HAFTA

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI