Cevaplar.Org

SAHABELERİN HEPSİ ADİLDİR

Hafız İbni Hacer el-Askalani: “Ehl-i Sünnet, bütün sahabenin adil olduğunda ittifak etmiştir.” Örneğin; bu konuda, tarihte ve günümüzde, bu görüşe iştirak etmiş bir kısım müellifler şunlardır:


Seyda Musa Geçit Hocaefendi

musa_bazid04@hotmail.com

2021-07-01 09:15:40

Hafız İbni Hacer el-Askalani: "Ehl-i Sünnet, bütün sahabenin adil olduğunda ittifak etmiştir."

Örneğin; bu konuda, tarihte ve günümüzde, bu görüşe iştirak etmiş bir kısım müellifler şunlardır:

Celal'ul Mahalli/ «Cem'ul Cevami» 

El-İmam Yusuf' el- Erdebilî/ «Envar» 

Eş-Şeyh İbrahim/ «Beycurî».

Yusuf'un Nebehani/ «el-Asalibul Bedia».

Ali Arslan/ «Resulullah'ın Ashabını Tanıyalım» 

Üstad Bediuzzaman Said Nursî/ «Mektubat» 

Said Havva/ «fi Afaki't Tealim».

Yusuf Kerimoğlu/ «Fıkhi Meseleler» 

Hasan el-Benna/ «İslam Pratiğinde Yirmi Çizgi» 

Bu hususta, bid'atçilerden de bu görüşlere katılan bazı istisnalar olmuştur.

Ashabı Kiramın adaleti, Allah'ın onları adil sayması, onların temizliğinden haber vermesi ve onları seçtiğini beyan etmesiyle sabit olmuştur.

Bir de meşhur hadislerle, sahabe, adil olarak belirtilmişlerdir. Bu görüş, bütün alimlerin ve sözüne güvenilir bütün mudakkiklerin görüşüdür.(1)

Başta İmam Ebu Hanife olmak üzere, İmam Malik, İmam Şafiî, İmam Ahmed, Tahavi, Kadı İyaz, Şeyh Abdulkadir Geylani, Şihabuddini Suhreverdi, İmamı Nevevî, İbn-i Teymiye, İbn-i Hummam, Kutbi Şa'rani, Burhanül Lakanî, İbn-i Kemal ve İbn-i Hacer ve daha bir çok alimler bu görüştedirler.

Ahmet Hamdi Akseki diyor ki: "Peygamberden rivayet olunan bir hadisin doğru olup olmadığını doğru ölçü nedir? Bunu anlamak için müslümanlığı, Peygamberin sünnetini bize nakl ve rivayet edenlerin kimler olduğunu bilmek lazımdır. Şüphe yok ki, in-i mübin-i islâmın ne olduğunu, peygamberin sünnetini, sözlerini, işlerini, hal ve hareketini bize nakil ve rivayet edenlerin başında sahabe ile tabiîn gelir. Sahabe'nin hepsi itimada şayan ve adildirler. Bunda «ehl-i sünnet» imamlarının içtimaı ve ittifakı vardır. Hepsi adil olduklarından, peygambere karşı yalan itikal etmek, peygamberin yapmadığını yaptı, söylemediğini söyledi demek imkânı ve ihtimalı yoktur. Bunları, Peygamber efendimiz tezkire buyurmuştur.

Meşhur Hatib-i Bağdadî «Kifaye» adlı kitabında şöyle der: Sahabenin adaleti, Allah-u Teala'nın onları adil sayması ile pak ve tahir olduklarını bize haber vermesiyle sabittir. Bir kimsenin Resulullah'ın ashabından birine kem nazarla baktığını görürsen, anla ki, o kimse zındıktır. Zira peygamber haktır, Kur'an haktır, peygamberin getirdiği de haktır. Bunların hepsini bize tebliğ eden, bildiren sahabedir."(2)

Yukarıda da delilleriyle zikrettik; İmam Buhari, Müslim, Nesai, Tirmizi, İbni Mace, Ebu Davud gibi meşhur «Kütüb-ü Sitte» alimleri ki, en güvenilen alimlerdir. Bunlar Hz. Muaviye ve arkadaşlarının şehadet ve rivayetlerini kabul ediyorlar da, kimi eksik fikir sahipleri Hz. Muaviye ve arkadaşlarının rivayetlerini kabul etmiyorlar. Onlara haddi aşacak derecede dil uzatıyorlar. Bu türden yaklaşımları son derece aşırı ve adaletsizlik olarak görüyoruz.

Sahabileri kendilerince bir ayırıma tutanlar, rivayet ve şehadetlerini kabul etmeyenler, tefrika girdabına düşmüşlerdir. Hakkaniyet ölçüsüne dönüş yapmalarını en büyük temennimizdir. Müslümanlar tarih boyunca, bu tefrika karanlığından çok zarar gördüler. Elbette bozguncular boş durmayacak ve bu yarayı hap kaşıyacaktır. Bu karanlık girdaptan uzak duruanlara ne mutlu.

Aslında sayın Sırma hoca, farkına varmadan çelişki içindedir. İmam-ı Şafiî'nin, Hz. Muaviye ve üç sahabenin rivayetini kabul etmediğini söyleyen sayın Sırma, yukarıda da dile getirdiğimiz gibi, sebep olarak "bu dört sahabi de Hz. Ali'ye muhalefet etmişlerdir" diye ima ediyor.

 Sayın Sırma başka bir kitabında, "Sen ey Vahşi'ye ve Hind'e selamet ihsan eden yüce peygamber! mü'min ölüp sancağın altında haşrolmak istiyoruz, Ekber Allah'ın huzuruna.(3)

Hz. Peygamber (s.a.v)'in sevgili amcası Hz. Hamza'ya, Hind ile Vahşi'nin, aklın kabul edemeyeceği, gönlün dayanamayacağı davranışlar sergilediler, müslüman olduktan sonra, Allah Resulü tarafında ihsanla karşılamışsa, aynı şekilde, amcasının oğlu ve sevgili damadı, efendimiz ve Allahın Arslanı Hz. Ali'ye bu dört sahabinin muhalefeti, artık tarihte kalması gereken, geçmiş üzücü hadiseleri bugün bizler de aynı hissiyatla, bir tolerans sergileyebiliriz. Çünkü başka çaresi yok. Olan olmuş, geleceğe yönelik yeni tedbirler ortaya çıkarmak gerekir bizce.

Geçmiş olayları kaşımak, büyük bir vebaldir.

Konuyu kapatmadan önce, şunu da eklemekte fayda görüyoruz:

Ebul Fida'nın, İmam Şafiî'ye nisbet ettiği rivayeti, İbni Abdulber'in şu sözü de çürütmektedir:

ذيادبن ابيه و امه سمية جارية الحرث بن كلدة يكنّى اباالمغيرة ليت له صحبة ولارواية وكان رجلا عاقلا فى دنياه. داهية خطيباله قدر وجلالة عند اهلالدنيا.

Anlamı: "Babası oğlu Ziyad'ın annesi Sümeyye, Hars b. Kelde'nin cariyesidir. Ebul Muğire diye künyelenmiştir. Onun sahabiliği ve rivayeti yoktur. Dünyasında akıllı biridir. O, dahi ve hatip idi. Dünya ehli arasında hürmeti ve büyüklüğü vardır."(4)

Buradan Ziyad'ın sahabi olmadığı anlaşılıyor. Ebul Fida'nın rivayeti ise onu sahabe göstererek, rivayet ve şehadetlerinin kabul edilmediğini belirtiyor. Ziyad'ın sahabe olmaması Ebul Fida'nın bu rivayetini zayıf göstermekte ve çürütmektedir.

Dipnotlar

1-M. Salih Ekinci, Ashabı Kiramın Etrafındaki Şüpheler: Sh.13

2-Riyazu's-Salihin Tercümesi: Sh. 18.

 3-İhsan Süreyya Sırma, İslami Tebliğin Medine Dönemi ve Cihad: Sh. 7

 4-İbni Abdulber, el-İstiabu fi Esmail-Eshab: C. 1, Sh. 548.

 

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

Sakın sizi dünya hayatı aldatmasın.

Fâtır, 5

GÜNÜN HADİSİ

Allah her şeye güzel davranmayı emretmiştir. Öyle ise öldüreceğiniz zaman bile güzel öldürün. Hayvan keseceğiniz zaman güzel kesin. Sizden biri bıçağını bilesin ve kestiği hayvanı rahatlatsın.

Müslim

TARİHTE BU HAFTA

*Eğriboz Adası'nin fethi(12 Ağustos 1470) *Kanuni Sultan Süleyman Han'in Tebriz'i fethi(13 Ağustos 1534) *Haçlı Ordusu'nun Kudüs katliami (15 Ağustoz 1099) *Gölcük Depremi(17 Ağustos 1999) *Misak-i Milli'nin TBMM'de de kabûlü(19 Ağustos 1920)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI