Cevaplar.Org

İSMAİL ÇETİN HOCAEFENDİ ÜSTADI ANLATIYOR-2

Üstad üstaddır. Müceddiddir. Geçmiş büyüklerle irtibatı çok kuvvetlidir. Geleceklere de çok güzel bir imamdır.” *“ Üstad sadece sizin Üstadınız mı? Benim de Üstadım. Bugün ehl-i


Salih Okur

nedevideobendi@gmail.com

2021-06-01 02:34:16

*"Üstad üstaddır. Müceddiddir. Geçmiş büyüklerle irtibatı çok kuvvetlidir. Geleceklere de çok güzel bir imamdır."

*" Üstad sadece sizin Üstadınız mı? Benim de Üstadım. Bugün ehl-i tasavvuf dahi, birçok şeyhler dahi böylece tarikatı ortaya koymaktan(izah etmekten) acizdirler. Bakın üstad nasıl ortaya koyuyor...

*Şimdi bazı sofiler diyorlar ki: "Bediuzzaman tarikatın münkiridir." El insaf! Bedzzaman'ın ortaya koyduğu gibi tarikatı hiç kimse ortaya koymamış.. 

*-Hocam, bazılarının Bediüzzaman'ın aleyhine olarak suistimal ettikleri bir sözü var; "Zaman tarikat zamanı değil, hakikat zamanıdır." Siz bu sözü nasıl anlıyorsunuz?

-O söz, tarikatın hakikatını tatbik etme imkanı yoktur manasındadır. Yoksa tarikat kalkmıştır manasında değildir.

Tarikatın şartı tevbedir. Eskiden "git kul hakkını öde, kaza namazlarını kıl, tevbekar ol, ondan sonra gel" denirdi. Şimdi bunu demenin imkanı kalmadı. Adam inançsızsa imana gelmesi, inançlıysa teslimiyet içerisinde olacak, tahkiki iman sahibi olacak, ondan sonra tasavvufa girecek...

Ama bugün bu şartları aramanın imkanı yok. Ne yapılıyor? Allah Teâlâ belki kalbine bir feyz, bir kıpırdama verir de ıslah olur düşüncesiyle git "Allah'ı zikret" deniliyor. Bu durum aslında tarikata muhalefettir. Amma Allah belki bir feyz, bir nedâmet verir düşüncesiyle öyle deniyor.

Allah Teâlâ'ya giden yol ikidir: Biri eserden müessire gitmek, bir de müessirden esere gitmek. Üstad eserden müessire gidiş yolunu tercih etmiştir. Bu kelamcıların yoludur. Bugünkü tasavvufçuların hepsi de bu yolu kabul ediyorlar. Bu yoldadırlar.

Müessirden esere iniş yolu ise, zikir yoludur. Üstad da bazı eserlerinde müessirden esere iniş yolunu kullanmıştır. Binaenaleyh, tasavvufçularla Bediüzzaman arasında hiçbir ihtilaf yoktur. Üstad "tarikat zamanı değildir" demesinde haklıdır. Bu bilakis, tasavvufçulara himmettir, tasavvufçuları red değildir.

 *"Üstad sık sık tahkiki imandan bahsediyor. Tahkiki iman.. Bir erkek erkekliğini inkar edebilir mi? "Erkekliğim zayıf" diyebilir. Hastalıklıyım diyebilir. Ama ben kadınım diyebilir mi? 

İşte imandan küfre mecal kalmayıp herhangi bir İslami meseleyi inkâr edemez derecesine geldi mi, iman-ı tahkiki elde edilir. Bu olmadığı müddetçe teâruf -tanışma-, teâvun -yardımlaşma-, tesânüt -dayanışma- meydana gelmez.

* Üstad ne yapmış? Mahkemede dahi Allahu Ekber deyip namaza durmuş. Yani terketmemiş. Eğer namazdan taviz verildi ise ki dinin direğidir, başka bir şey kalmadı demektir. Bu konuya Üstad, ictihad bahsinde cevap vermiştir.

* -Hocam, ebced ve cifir ile bir takım hadiselerin haber verilmesine nasıl bakıyorsunuz? Üstad bu yolla bir takım işaretler çıkarmış.

-Ben bir hikaye anlatayım. Hikaye Mevlânâ Hazretlerinin. Bir padişahın kafesinde onbeş yıldır duran ve padişahla konuşan bir papağanı varmış. Padişah bir zaman bir bölgeye gezmeye gitmeye kalkmış. Gezmeye çıkarken de papağanına bir isteği olup olmadığını sormuş. Papağan da:

"Evet var, orada benim arkadaşlarım vardır. Onlara: "Benim kafesimde bir arkadaşınız var, onun selamını getirdim" diye söyleyiver demiş. Padişah peki der, söz verir.

Padişah o bölgeye geldiğinde papağanları bulur. Sarayındaki papağanın selamını söyler. Hepsi uçar giderler ama bir tanesi ağacın başında kalır, gitmez. Önce titrer, sonra tüylerini döker, sonra da cansız yere düşer.

Padişah; "Acaba aralarında nasıl bir bağ vardı? diye meraklanır. Saraya gelip papağanına olayı anlatınca, kafesteki papağanı da aynı şekilde önce titrer, tüylerini döker sonra da cansız bir şekilde düşer.

 Padişah "Herhalde aralarında büyük bir aşk vardı." diye düşünür. Ama iş işten geçmiş, papağanı ölmüştür. "Onbeş yıllık arkadaşımdı, kedi köpek yemesin, bir yere gömdüreyim" diye kafesin kapağını açar ve papağanı dışarıya çıkarır. O sırada fırsatı değerlendiren papağan pırr diye pencereden kaçar ve bir ağaca konar.

Padişah daha çok meraklanır. "Bunca yıllık arkadaşız, bu işin sırrını bana anlat." der. Kuş sorar: "Ben deseydim ki; filan yerde onbeş yıldır hapisim, nasıl kurtulacağımı bana bildirin diye, sen gidip söyler miydin?

Onun için de ben selamın içinde nasıl kurtulacağımı sordum. Arkadaşım da fiilen bana cevap vermiş; "Böyle yaparsan kurtulursun." Ben de mesajını aldım, kurtuldum."

İşte, papağanın selam içinde kurtuluş mesajını gizledikleri gibi, büyük zatlar da gördükleri, keşfettikleri bazı hâdiseleri, ebced ve cifir hesabla kılıfının içinde gizliyerek ehline haber yollarlar.

Zaten Üstad Sikke-i Tasdik-i Gaybiyye'yi herkes için değil, has talebelerinin anlayacağı şekilde kaleme almıştır. Diğer verdiği tarihler de böyledir. Okuyan avam "Şu tarihte şöyle olacakmış, bu tarihte böyle olacakmış" gibi kendince manalar çıkarırlar, tartışırlar. Amma ehli o tarihlerden, haberlerden Üstadın verdiği mesajı alır ve de ona göre tedbir düşünür. Değilse avamın anladığı, yorumladığı şeyler çoğu zaman isabetsiz çıkması, o tarihleri veya haberleri veren zatların yanıldıkları, asılsız haber verdiklerinden değil, avamın asıl mesajı anlamayıp, zahiriyle meşgul olup, yanlış yorumlarda bulunmasındandır.

Kaynak

Ahmed Mücteba Çetin, Şimdi; Hayatım, Hicretim, Dilara Basımevi, Isparta, 2020, Birinci Baskı

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

ABDÜLFETTAH EBU GUDDE’NİN KALEMİNDEN ÜSTAD BEDİÜZZAMAN-5

ABDÜLFETTAH EBU GUDDE’NİN KALEMİNDEN ÜSTAD BEDİÜZZAMAN-5

Bu anlattıklarımız, mücahid alim Said Nursi’nin hayatının bazı safhaları ve lem’alarıd

ABDÜLFETTAH EBU GUDDE’NİN KALEMİNDEN ÜSTAD BEDİÜZZAMAN-4

ABDÜLFETTAH EBU GUDDE’NİN KALEMİNDEN ÜSTAD BEDİÜZZAMAN-4

Esaretten kurtulup Van’a döndüğünde Müslüman safları ve cemaatleri arasındaki İslami gayr

ABDÜLFETTAH EBU GUDDE’NİN KALEMİNDEN ÜSTAD BEDİÜZZAMAN-3

ABDÜLFETTAH EBU GUDDE’NİN KALEMİNDEN ÜSTAD BEDİÜZZAMAN-3

Bu kısa fetret dönemi sonrasında tüm himmetini bütün işlerde dinin tahkimine ve zayıflık g

İSMAİL ÇETİN HOCAEFENDİ ÜSTADI ANLATIYOR-2

İSMAİL ÇETİN HOCAEFENDİ ÜSTADI ANLATIYOR-2

Üstad üstaddır. Müceddiddir. Geçmiş büyüklerle irtibatı çok kuvvetlidir. Geleceklere de ç

ABDÜLFETTAH EBU GUDDE’NİN KALEMİNDEN ÜSTAD BEDİÜZZAMAN-2

ABDÜLFETTAH EBU GUDDE’NİN KALEMİNDEN ÜSTAD BEDİÜZZAMAN-2

Van valisinin daveti üzerine Türkiye’nin kuzey doğusundaki Van’a gitti ve burada 15 sene kald

İSMAİL ÇETİN HOCAEFENDİ ÜSTADI ANLATIYOR-1

İSMAİL ÇETİN HOCAEFENDİ ÜSTADI ANLATIYOR-1

Takdim Kıymetli ziyaretçilerimiz Üstad Bediüzzaman’ın vefatının sene-i devriyesinde son de

ABDÜLFETTAH EBU GUDDE’NİN KALEMİNDEN ÜSTAD BEDİÜZZAMAN-1

ABDÜLFETTAH EBU GUDDE’NİN KALEMİNDEN ÜSTAD BEDİÜZZAMAN-1

Takdim Kıymetli ziyaretçilerimiz, Üstad Bediüzzaman’ın ahirete intikalinin sene-i devriyesin

İŞÂRÂTÜ’L İ’CÂZ TEFSİRİ HAKKINDA

İŞÂRÂTÜ’L İ’CÂZ TEFSİRİ HAKKINDA

İşârâtü’l İ’caz hakkında çok şeyler söylendi, pek çok şeyler yazıldı. Binâenaleyh

RİSALE-İ NUR’DA TASAVVUF-4

RİSALE-İ NUR’DA TASAVVUF-4

Vakit/Zaman: İnsanın içinde bulunduğu andır. Bundan maksat, kişinin içinde bulunduğu zaman

RİSALE-İ NUR’DA TASAVVUF-3

RİSALE-İ NUR’DA TASAVVUF-3

RİSALE-İ NUR DA BAZI TASAVVUFİ İFADELER Bütün Güzelliklerin Kaynağı İmandır “Her hak

RİSALE-İ NUR’DA TASAVVUF-2

RİSALE-İ NUR’DA TASAVVUF-2

Risale-i Nur’da bir disiplin olarak tasavvufun değerlendirilmesi a.Dinin Temel Esasları Açıs

"Allah gözlerin hain bakışını ve kalplerin gizlediğini bilir."

Mü'min, 19

GÜNÜN HADİSİ

İşçinin alın teri kurumadan hakkını veriniz.

İbn-i Mace

TARİHTE BU HAFTA

*Muhammed Raşid Hz.lerinin Vefatı. (22 Ekim 1993) *Astronomi Alimi Uluğ Bey'in Vefatı(25 Ekim 1449) *Fatih Sultan Mehmed Han'ın Trabzon'u Fethi(26 Ekim 1461)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI