Cevaplar.Org

ŞİFA TEFSİRİ NOTLARI-29

Şeyh Sadi Şirazi öyle diyor; “Adamın biri rüyasında, ölmüş olan bir tanıdığını görür, Cennetteymiş; "ne yaptın da Cennete gittin" demiş. O da; "filan zaman garibin birinin ayağına diken batmıştı, ben de Allah rızası için çekivermişdim. Allah da o dikenden bana güller bitirmiş" der.


Mahmud Toptaş

.

2021-05-22 19:54:41

*Şeyh Sadi Şirazi öyle diyor; "Adamın biri rüyasında, ölmüş olan bir tanıdığını görür, Cennetteymiş; "ne yaptın da Cennete gittin" demiş. O da; "filan zaman garibin birinin ayağına diken batmıştı, ben de Allah rızası için çekivermişdim. Allah da o dikenden bana güller bitirmiş" der.

Hicr Suresi

*Günümüzde bir Abdurrahman Gürses, bir Gönenli Mehmet Efendi hocalar ömürlerini Kur'an öğretmekle geçirmiş. Günlük konuştukları kelimelerin % 60-70'i Kur'anla ilgilidir. Ya Kur'an öğretir ya da Kur'an dinler... İşte böyle bir hal, Kur'an bu gibi insanların gayretiyle günümüze kadar bu şekilde gelmiş.

*Allahu Teala bu ayette Kur'an-ı koruyacağını vaad ediyor. Yine Allahu Teala Maide suresi 44. ayetinde; Yahudi hahamları ile Hıristiyan papazları Tevrat ve İncili korumak için gayret ettiler çalıştılar tabi ki samimi olanları.

Allahu Teala o gün onlara havale ettiği için, onlardan bir kısmı iyi niyetle bir kısmı da kasıtlı olarak, kelimelerin yerlerini değiştirdiler, ilaveler yaptılar. Hakkın yanına batılı da karıştırdılar. Ve böylelikle korunmadı. Rabbim kendi kelamını zaten kendi korudu, kendisi koruyor. Korunmayan şey sayfalar üzerinde korunmamıştır. Biz de müslümanlar olarak Kur'an'ı kollayacağız. Korumak onu bağrımıza bir kitap olarak basmak değil içindeki ahkam ile amel etmek, icra edilmesi demektir...

*Gerek astronomi gerekse bu ayette bahsedilen burçlarla gazete köşelerinde bahsedilen burçlar arasında hiçbir alaka yoktur ve o gazetelerdeki burçların da hakikati yoktur.

*İnsanlara iyi muamele edeceğiz yani imansızla harbe girmenin dışında bütün ilişkilerimiz İslami olacak. Her durumda İslami münasebetlerimizi korumaya çalışmamız gerekir. "İnsani münasebet" sözü pek hoşuma gitmiyor, hümanistlerin kullandığı bir kelime ama, İslami olmayan insani olamaz. Hümanistlerin insancıl anlayışı; bir tek İsrailli veya bir İngiliz terazide bir kefeye, Filistinlilerin de hepsi bir kefeyedir. Biz münasebetlerimizin İslami olmasına gayret gösterip, insanların da kültür yoluyla fethedileceğine inanacağız. Zira tabancayı tutan bilek, bileği yönlendiren yürek, (akıl) aklı da (yüreği de) yönlendiren kelimelerdir...

*Yasin suresinin 2. sayfasını açarsak orada, İsa (as)'a iman etmiş 3 mümin insan, Romaya İslam'ı anlatmaya gelir ve o, üç insan Roma'nın müslüman olmasına sebeb olur. Tabiki başlarından birçok olaylar geçer, hapishaneye atılırlar eziyetler çekerler. Sonunda Roma'nın Hıristiyanlık dinini kabul etmesini -ki daha sonra papazlar tarafından tahrif edilecek orası ayrı- sağlamışlar. Bu olay şunu ifade eder, tarih boyunca kalem hep silaha karşı gelmiştir. O üç insan Roma'nın zulmünü adalete çevirmiştir.

*Ders verdiğim talebe arkadaşlarıma diyorum ki, "içinizden üç kişiyi seçsinler, validen başlamak suretiyle, etkin olan yöneticileri ziyaret etsinler, talebelerin durumunu anlatsınlar, talebelerin İslama dönüş hareketinden bahsetsinler, onların da bu çalışmalara katılmasını sağlasınlar. Gitsinler yeraltı dünyasının babalarıyla görüşsünler. "Bana bak efendi, bu kadar servet edinmişsin, senin durumun Hz. Ömer'e benzer, zira o da; hem Mekke hükümetinde parlementer hem de yeraltı dünyasının babası idi. Onun Müslüman olması ile çok şey değişmiştir. Bir kurşunla gitmek yerine, eğer müslüman olursan tarihe yazılırsın" şeklinde İslam'ın tebliğ edilmesi gerekir.

Belki bunu kabul etmeyebilir. Kabul etmezse etmesin; sözler çekirdekler gibidir. Çekirdek toprakta nasıl yeşeriyorsa sözler de aynı şekilde yeşerir, çiçek verir, meyveli ağaca dönüşür. Belki çekirdek toprakta çürür de, söz çürümez.

*İşte Hz. Peygamberin insanlara bakış açısına uygun bir toplum meydana getirilsin, inanın ki dünyayı fetheder. Bugün bazı kardeşlerimiz, "bu toplum ile olmaz" der, hemen suçu cemaate atar. Fakat biz hocalar kendimizde kabahat bulmuyoruz, bu cemaati yönlendirecek hocaların olması gerekir. Eğer biz bunları yönetecek durumda olmuş olsak, peygamber efendimizin o insanları yönettiği gibi, o insanlara kanatlarını gerdiği gibi, kanatlarımızı gersek, "o insanlara vurmayın, bize vurun" diyebilsek o zaman kurtuluş olur. Bu zulümden felaha erişiriz..

*Bir tel veya elektrik direğinde elektriğin olduğunu bilen bir kişinin, "o tel'e veya direğe dokunmayın, elektrik vardır" şeklinde uyarması kimse gibi, Hz. peygamber de bir uyarıcıdır. Uyarıcıya uymayan nasıl yanarsa, peygambere uymayan da yanar.

*İslam'ın emirlerini herkesin yanında, her durumda, kimseden korkmadan, çekinmeden açıklamak gerekir. "Aman şunları söylemeyelim, aramızda ajan olabilir" demiyelim. Olursa olsun, ister Mossat, ister CİA ajanı olsun, önemli olan açıklamaktır. Belki o da İslam'ı öğrenmek için can atıyor, onda da can var, o da bir ananın kuzusu.

Hz. Peygamber "şuna ayıb olur, bu alay eder" demeden, Allah'ın varlığını ve birliğini oradaki insanlara hiç kimseden çekinmeden açıkladı. Bugün biz de bunu camilerin minarelerinden günde 5 defa ilan ediyoruz.

*Müşriklerden de vazgeç" cümlesi meallerde "yüz çevir" olarak verilmiş. Yüzçevir, onlara iltifat etme, İslam'ı götürme, İslam'ı onlara tebliğ etme anlamında değil. Onların işkence ve iftiralarını hesaba koyma, onlara karşı içinden kin tutma. Onlara selam verilmez, günaydın, merhaba denebilir, İslami münasebetler dahilinde hareket edilir. Her fırsatı da değerlendirip, onlara İslam tebliğ edilir...

*Kişinin İslami hizmetinin ne zaman ve ne şekilde olacağı belirli olmaz. Gönenli Mehmet hoca Denizli'de 6 ay hapis yatar, orada kendi isteği ile idamlıklar koğuşuna gider ve orada hayli dini tedrisat yapar. Denizli çevresinde onun yetiştirdiği birçok ilkokul mezunu imam vardır. İşte o imamların yetişmesi için o hoca efendinin oraya girmesi gerekir..

*Yakîn (ölüm) sana gelinceye kadar Rabbine ibadet et.(Hicr: 99) Günümüzde bazı sahte tarikatlar bu ayeti de delil getirerek; "yakini bilgi gelinceye kadar Rabbine ibadet et, yakini bilgiyi elde ettikten sonra ibadet yapmaya gerek kalmaz" diyorlar. Bu ayette; yakînden maksat, ölümdür. "Ölümün gelinceye kadar ibadet et" demektir. Onun için hasta yatağında yatan adam gücü ve şuuru yerinde ise namazını kılacak. Şöyle hastaydı, böyle hastaydı, abdest alacak durumu yoktu, olmaz. Teyemmüm yaparak yine de namazını kılmalıdır.

Bu ayette sadece namaz zikredilmiyor (kulluk ibadet) zikr edilmiş (ibadet kulluk) deyince de; Allah'ın kanunlarını tanımak, İslam'ın beş esası ve diğer bütün emir ve yasakları da içine girer.

*İslam'da; Türkiye'de olduğu gibi köşeyi dönünceye kadar kanunlara riayet ondan sonra riayet etmeme, milletvekili olduğu zaman dokunulmazlığı vardır gibi birşey yoktur. Herkes ölünceye kadar kanunlara riayet edecek, kulluk görevini ve ibadetlerini yapacak, peygamberler dahil hiç kimsenin dokunulmazlığı diye birşey söz konusu değildir.

-devam edecek-

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

"Ey İman edenler! Oruç sizden öncekilere farz kılındığı gibi, sizlere de farz kılındı. Ta ki, korunasınız"

Bakara, 183

GÜNÜN HADİSİ

Hikmetli söz, müminin yitiğidir. Onu nerede bulursa almaya en layıktır.

Tirmizi, İlim, 19.

TARİHTE BU HAFTA

*Eğriboz Adası'nin fethi(12 Ağustos 1470) *Kanuni Sultan Süleyman Han'in Tebriz'i fethi(13 Ağustos 1534) *Haçlı Ordusu'nun Kudüs katliami (15 Ağustoz 1099) *Gölcük Depremi(17 Ağustos 1999) *Misak-i Milli'nin TBMM'de de kabûlü(19 Ağustos 1920)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI