Cevaplar.Org

ŞİFA TEFSİRİ NOTLARI-26

Çocukluğumuzda terzilerin piri İdris (a.s.), gemicilerin piri Nuh (a.s.), demircilerin piri Davud (a.s.) diye her mesleğin mucidinin bir Peygamber olduğu öğretilmişti. Buradan da anlıyoruz ki "hukukumuz vahye dayandığı gibi, sanayimizin de temeli vahye dayanmaktadır."


Mahmud Toptaş

.

2021-03-08 09:37:59

*Çocukluğumuzda terzilerin piri İdris (a.s.), gemicilerin piri Nuh (a.s.), demircilerin piri Davud (a.s.) diye her mesleğin mucidinin bir Peygamber olduğu öğretilmişti. Buradan da anlıyoruz ki "hukukumuz vahye dayandığı gibi, sanayimizin de temeli vahye dayanmaktadır."

*Nuh tufanının bölgesel mi yoksa evrensel mi olduğu konusunda ayet ve hadislerden kesin bir delil yok. Hedef imansızları cezalandırmak ol­duğuna göre, onlar da Hz. Nuh'un kavmi olduğuna göre bölgesel olduğu anlaşılabilir.

Her ırktan insanların tufan olayını bilmesi evrensel olduğuna işaret etmez. Bu bilgi bütün insanların Hz. Nuh ailesi ve ona iman edenler­den türediğini gösterir.

*Günümüzde de "Doğru yoldan gidelim.", "Allah doğru yoldan ayır­masın" diye ifadeler var. Kim belirleyecek bu yolu? Eğer ben belirleye­cek olsam, içinizde benden akıllı olabilir. Yani akıl akıldan üstündür. Öyle ise bir akıllının emrine, bütün insanları onun emir ve yasaklarına mecbur tutmayalım. Birini derebey yapıp, öbürlerini onun kulu ve kölesi yapmayalım.

Allah (c.c.)'ın emir ve yasakları dünya ve ahiretimiz için en doğru yoldur. Hani Hindistan devlet başkanı 800 milyon kişiyi yönetiyor. Deli bir adam değil bu, ama bu kadar insanı yöneten bu kişi, annesi ölünce toprağa gömmüyor, elleriyle yakıyor. Bu yaptığı eğri mi? Onun aklına göre çok doğru. Öbür tarafta yamyam da anasını yiyor. Niye? "Anamı ben toprağa verecek kadar zalim değilim. Ben onu kanımda taşıyaca­ğım" diyor. Yamyama göre mantıklı bir ifade, diğeri de "anam beni besle­yip büyütmüş, devlet başkanlığına kadar da getirmiş. Her şeyin pisini, kirini ateş temizler, anamın da kirini, günahlarını ateşle temizlerim. Sonra Ganj nehrinde yıkarım onu" diyor. Böylece yakıyor.

Londra Belediye Başkanı da "şehri ısıtmak için ölüleri yakıp, şehri ısıtalım" diyor. Kendine göre mantıklı, "ekonomik yönden büyük katkısı olur" di­yor. Bütün bunları insana havale edecek olursak bir başkası da başka türlü düşünür.

Rabbimiz bunları insanın mantığına havale etmemiş, bunların yolu­nu göstermiş. Toprağa defnini göstererek en doğru yolu Rabbimiz be­lirler bize. En doğru kanunu Allah koyar. Yoksa insanlar belirleyecek olsa her on senede bir düzeltmek için birinin çıkması gerekir..

*Şimdi Salih (a.s.)'ın devesiyle ilgili çok şey anlatılır. Tefsirlerimizde ama Rabbim burada "Yalnız bu Allah'ın devesidir, sizin için bir ayettir" demiş, kimse o yöne yönelmemiş. Tefsirlerimizde çok uzun bazen ef­saneye varan hikayeleştirilmiş uzun şeyler anlatılıyor. Genelde meto­dum şu, Kur'an ve Sünnetin bildirmediklerine, yalnız tefsircilerimizin anlattıkları masallara pek riayet etmemek prensibimdir. Ama Kur'an ve de Efendimiz'in sahih hadisi bir olay hakkında bilgi vermişse, isterse mantığıma ters düşsün, ben kabul ederim. Derim ki mantığım yanlış al­gılıyor olayı, mantığım yanılıyor. Yoksa sahih hadis, sahih haber yanılmaz.

*Çağımızda en son çağdaş 21. asrın insanıdır diye bize takdim edilen küfür akımlarının tamamının geçmişten örneği vardır. Bunlar bu çağa yeni bir şey getirmiyorlar, Fikir planında getirmi­yorlar. Teknolojide getiriyor, tekerlekten bugünkü teknolojiye geçilmiş­tir. Ama fikir planında yeni bir şey getirmiyorlar. İmansızlığın her çeşi­dini getirsinler, söylesinler diyorum bana. Kur'ân-ı Kerîm'de daha önce bunun ya Kabil tarafından, ya Nemrut tarafından veya Firavun tarafın­dan, ya şeytan tarafından veya bir başka imansız tarafından söylendi­ğini, yerini göstereceğim diye iddia ediyoruz.

*Şimdi elektrik direklerinde bir ölmüş adam kellesi var. Ne demektir bu, "buraya yaklaşırsan ölürsün." Yani daha önce biri yaklaştı? Bu hale geldi, sende yaklaşma demektir. İşte Nemrud'un, Firavun'un, Ad kav­minin, Semûd kavminin bize Kur'ân-ı Kerîm'de böylece iskeletlerini gösteriyor Rabbim. "Bunlar helak oldular, siz helak olmayın" diyor.

*T.R.T de muhabir olan, hem talebem, hem arkadaşım, İstanbul'a ziyaretime geldiğinde anlatmıştı; "Gelirken, otobüste Bolu dağlarının oradayız, yanımdakine işte çam, ardıç filan ne güzel boyu var diyorum O adam demiş ki; "hala köylü gibi düşünüyor­sun, T.R.T. de muhabir olmuşsun, ama bu Ardıç'ın bir İngilizcesi yok mu? onu kullansan" demiş." Ardıç'ın İngilizcesini kullanırsan aydın ola­caksın. Ardıç kelimesini kullanırsan hala köylülükten vazgeçmiş olma­yacaksın. Bana bunu söyledi adam" diyor. Böylesine sömürgecilerin köpekliğini izzet kabul etmiş insanlar vardır..

*Batının tarihinde lügatçilik çok yenidir. Bizim tarihimizde 1300 se­neliktir lügat. Kur'an'ı bize getiren kıraati seba imamlarından imamı Kisai lügat yazmış. Ondan evvel Halil b. Ahmed yazmıştır ki, Irak onu basıyordu. Ben sekiz cildini gördüm, devam ediyordu. İlk lügat kitabını tabiin yazmaya başlamış. Niye yazmaya başlamışlar? İleride biri çıkar kelimelere yanlış ve kötü bir mana verir milleti yönlendirir.

Yusuf Suresi

*İnsanların yazdığı tarihte yanılmalar çoktur. 1980 yılında meydana gelen Oniki Eylül ihtilalini on sene sonra yazmaya başladılar. Yazarların bir kısmına göre bunlar melek gibiler. Bir kısmına göre de şeytanın ön ayağı. Bunların hangisine inanacaksın. Şimdi biz gördüğü­müz için kötülüklerini biliyoruz. Ya yüz sene sonraki tarihçi hangisine inansın?

*Tarih, bir milletin hafızası gibidir. Hafızasını kaybeden adam her şeyini yitirdiği gibi, tarihini inkâr eden, önderlerini tanımayan da her şeyini yitirir. Bizim en doğru tarihimiz Kur'an'dadır.

*Günümüzde yazar-çizer takımıyla siyasiler "Vay bu Yahudiler şunu da yapar, bunu da yapabilir" derlerken hem onların hatırına gelmeyeni getirirler. Hem de kendilerinin en zayıf taraflarını söylemiş olurlar.

Bu konuda Alusi merhum "Ruhul Meani" isimli tefsirinde Ebu-ş-Şeyhin tahriç ettiği îbni Ömer hadisini nakleder. Efendimiz şöyle buyurmuş; "İnsanlara (yanlış) telkinde bulunmayın, yoksa onlar yalan söylerler. Yâkub'un oğulları kurdun insanları yiyeceğini bilmiyor­lardı, Yakub telkin edince; "Onu kurt yedi " diye yalan söylediler..

*Kalpazanın evi soyulmaz, sarrafın evi soyulur. Meyvesiz ağaç taş­lanmaz, meyveli ağaç taşlanır. Çirkine hased eden olmaz, güzeller kıs­kanılır.

İslâmi hizmetlerinizin karşılığı olarak sizi hapse atarlar, ateşte ya­karlar, sürgün ederlerse, bu Allah katında değerli olduğunuzun, insanlar katında önemli olduğunuzun delilidir.

*Hani Türkiye'de bir kısım kardeşlerimiz özellikle Risale-i Nur'u okuyan, Bediüzzaman Hz'lerinin çizdiği yolda İslâm'a hizmet eden kardeşlerimiz hapishaneyi "Medreseyi Yusufiyye" diye isimlendirdiler. Yani "Yusuf (a.s.)'ın med­resesi" diye isimlendirdiler. Bu konuda çok cesurca hareket ettiler. Özellikle 50'li yıllarda, 60'lı yıllarda çok cesurca hareket ettiler. Yani o günün mahkemelerinde söylemiş oldukları sözler, yapmış oldukları sa­vunmalar tarihte eşi az görünen savunmalardır. Yazılmadı, çizilmedi ama tarihin isimsiz kahramanlarıdır onlar. Yazılanlardan daha ziyade yazılmayanları çok önemlidir. Hani bazıları da iki günlüğüne hapisha­neye girer, ondan sonra 200 sayfa hatırat yayınlar. Onlardan ziyade, yazmayanlarınki daha ziyade yiğitçedir. Bazen duyduğumuz, gördü­ğümüz veya bir hâkimden dinlediğimiz veya bir savcıdan dinlediğimiz bazı olaylar vardır. Bunlar köylü Mehmet ağam gibidirler. İsimsiz kah­raman olarak yaşarlar. İsimlerini belli etmezler. Kepenek altında yatan koç yiğitlerdir bunlar. "Medreseyi Yusufiyye" demeleri pek hoşuma gider…

-devam edecek-

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

ŞİFA TEFSİRİ NOTLARI-39

ŞİFA TEFSİRİ NOTLARI-39

Allah'ın vermiş olduğu mülkün zekatını, sadakasını vermeyen adam, kendisine karşılıksız

ŞİFA TEFSİRİ NOTLARI-38

ŞİFA TEFSİRİ NOTLARI-38

Bugün Yahudilerle, Hristiyanlar birlikte gibi görünürler, değiller aslında. Tarih boyunca Yahu

ŞİFA TEFSİRİ NOTLARI-37

ŞİFA TEFSİRİ NOTLARI-37

Hac suresinin kırkaltıncı ayetinde açıklandığı gibi, asıl körlük gönül körlüğüdür.

ŞİFA TEFSİRİ NOTLARI-36

ŞİFA TEFSİRİ NOTLARI-36

Meryem Suresi *Dua etmek de Rabbin kuluna bir rahmetidir. Elini Allah'a kaldırıp diliyle dua ed

ŞİFA TEFSİRİ NOTLARI-35

ŞİFA TEFSİRİ NOTLARI-35

Olgun fikirlerin önüne duracak ordu icad edilmediği gibi, kemâle ermiş bir dini engelleyecek bi

ŞİFA TEFSİRİ NOTLARI-34

ŞİFA TEFSİRİ NOTLARI-34

Eğer yalnız yeme ve içme ile insan güçlü kuvvetli olsa idi, sporun bütün alanlarında birinc

ŞİFA TEFSİRİ NOTLARI-33

ŞİFA TEFSİRİ NOTLARI-33

Binlerce ton suyun buhar olup gökyüzüne yükseldiği , ülkelerden ülkelere rüzgar atıyla geç

ŞİFA TEFSİRİ NOTLARI-32

ŞİFA TEFSİRİ NOTLARI-32

Kur'an'da başka bir ayetin ifadesiyle "yaş kuru ne varsa Kur'an'da vardır."Yani geçmişin ve gel

ŞİFA TEFSİRİ NOTLARI-31

ŞİFA TEFSİRİ NOTLARI-31

*İnkarcılar, gerek günümüz de, gerekse Mekke müşrikleri; "benim Allah'a inanmış olmam, O'nu

ŞİFA TEFSİRİ NOTLARI-30

ŞİFA TEFSİRİ NOTLARI-30

Nahl Suresi *Hani “İbrahim'in bıçağı gibi keskin” deseniz, bütün dünya insanı anlar. Y

ŞİFA TEFSİRİ NOTLARI-29

ŞİFA TEFSİRİ NOTLARI-29

Şeyh Sadi Şirazi öyle diyor; “Adamın biri rüyasında, ölmüş olan bir tanıdığını gör

Rabbinin yoluna hikmet ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et!

Nahl, 125

GÜNÜN HADİSİ

"Kur'an'ı seslerinizle süsleyiniz."

Ebu Davud

TARİHTE BU HAFTA

*Muhammed Raşid Hz.lerinin Vefatı. (22 Ekim 1993) *Astronomi Alimi Uluğ Bey'in Vefatı(25 Ekim 1449) *Fatih Sultan Mehmed Han'ın Trabzon'u Fethi(26 Ekim 1461)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI