Cevaplar.Org

ŞİFA TEFSİRİ NOTLARI-24

Yediğimize rızık içtiğimize rızık, aldığımız havaya, ka¬zandığımız ilme rızık, kazandığımız paraya rızık, sahip olduğumuz sıhhate rızık diyoruz.


Mahmud Toptaş

.

2021-02-15 10:10:56

* Yediğimize rızık içtiğimize rızık, aldığımız havaya, ka­zandığımız ilme rızık, kazandığımız paraya rızık, sahip olduğumuz sıhhate rızık diyoruz.

Yani Allah'ın (c.c.) bize verdiği her şey rızıktır. Bedenin bütün azaları Allah'ın (c.c.) bize vermiş olduğu rızıktır.

*Mucizeye erişilemez ama aynısı bir gün yapılacak olursa mucizenin de değeri düşmez. Çünkü peygamber­ler bu işi vasıtasız yaparlar, ama bir gün gelirde televizyonunuza bastığı­nızda, televizyonunuzda gördüğünüz bahçenin çiçeklerinin renklerini gördüğünüzde kokusunu da görecek olursanız şaşmayın.

Peki, bunu yaparlarsa Peygamberin mucizesinin değeri düşer mi? Düşmez, peygamberler vasıtasız yapıyor. Bugün insanımız mademki uf­ku açılmıştır. Yakup (a.s.) oğlunun kokusunu almıştır. Batı bunu bilir. Yani teknik sahada araştırma yapanlar Müslümanların kitabında Yakup peygamberin Yusuf'un kokusunu 520 km. lik mesafeden aldığını yazıyor. Bu bir ilim adamının o doğrultuda çalışmasına sebep olur. Peygamberine inanmıyor ama binlerce milyonlarca insanın peygamberinin kitabında böyle bir şey varsa hele bir araştıralım. Bu yolda, bu doğrultuda çalışalım deyiveriyor.

*Zamanın velilerinden birine; "Efendim bizim orda bir evliya havada uçarken gördük". "Vay canına, o öyleyse adam olmaktan bıkmışta sinek olmaya özenmiş" demiş. "Sinekte uçuyor yavrum. Eğer uçma ile velilik olsaydı, sinek evliya olurdu" diyor. Allah'ın bir veli kulu diyor bunu. "Ama efendim denizde yürürken de gördük biz onu." Saman çöpü de de­nizin üzerinde yürüyor. O zaman saman çöpü evliya olması lazım." "Peki efendim sizce evliya kimdir?" demişler. "Adam gibi yeryüzünde yürüyen, Allah'ın kitabına, Rasülünün sünnetine sımsıkı sarılan adam evliyadır" diyor.

*Yani Allah'ın velileri, Allah'ın yeryüzünde kitab-ı kerimine sımsıkı sarılan sünnetini yiğitçe koruyan adamlardır. Fakat insanımızın anlayışı yanlış. Efendim işte harb esnasın­da toprakta yatan veliler Mevlana, Yunus Emre, Hacı Bektaşi gibi zatlar kalkarlarmış, kabirlerinden harp meydanına giderlermiş. Kore'de askerle­rimiz görmüş onlardan bir ikisini diyor. Mevlana'yı görmüş, Yunus Emre'yi görmüş, Hacı Bektaşi Veli'yi görmüş veya sizin köydeki veliyi gör­müş, tam böyle sıkışmışlar, Çin askerleri sarmış. Bizimkilere Allah'ın velisi gelmiş, yardım etmiş. Bir arkadaş "Yahu biz Amerika'nın namına harb ettik. Bunlar Amerika'ya yardım ediyorlar da, Afganistan'da niye gö­rünmezler" diyor. Filistin'deki çocuklara niye yardım edivermezler. Bu bizim insanımızın kendi uydurduğudur.

Veliler sağ iken Allah'ın kitabına, Rasulünün sünnetine bir söz söyle­nirse, müdahale olursa, kılıç çekilirse, Kur'an ve sünnet yok edilmeye ça­lışılırsa, ki yok edilmiş, yerine getirmek için meydan yerine yürüyen, o doğrultuda hareket eden insana Allah'ın veli kulları diyoruz. Yoksa mis­kin, miskin dolaşanlara Allah'ın veli kulu demeyeceğiz.

*Şimdi çağımızda bir âlim (Allah rahmet eylesin) Bediüzzaman Said Nursi öyle derdi; "Duydum ki evim yanıyor. Ben evime nasıl koşarsam çoluğumu çocuğu­mu kurtarmak için; bu vatan üzerinde, milletin dini, imanı yanıyor ona koşuyorum. Ben bu koşmam esnasında yolumun sağından ve solundan bana laf atanlar var. Hiç kulağıma gitmez" diyor.

Not: Üstadın sözünün orjinali şöyle; Bana: "Sen şuna buna niçin sataştın?" diyorlar. Farkında değilim; karşımda müdhiş bir yangın var.. Alevleri göklere yükseliyor, içinde evlâdım yanıyor, imanım tutuşmuş yanıyor. O yangını söndürmeye, imanımı kurtarmaya koşuyorum. Yolda birisi beni kösteklemek istemiş de, ayağım ona çarpmış; ne ehemmiyeti var? O müdhiş yangın karşısında bu küçük hâdise, bir kıymet ifade eder mi? Dar düşünceler, dar görüşler... "(Tarihçe-i Hayat, s. 13)

*İslami hizmetleri yaparken, gerek Müslüman kesiminden gerekse ga­vurlar, bugünlerde Müslümanı Müslümana vurdurmaya çalışıyorlar. Müslümanın aleyhinde, Müslüman konuşuyor. Yolda yürüyorsunuz, İslami hizmetinizde, nerede hizmet ederseniz edin, bir yerde hizmet edin. Mutlak surette gidiyorsunuz hizmet ederken, yolun kenarından bir imansız veya kandırılmış bir müslüman kardeşiniz size sövüyor. Baktınız ki gücünüz yetiyor, dövmeye kalkmayın. Eğer dövmeye kalırsanız, geç kalırsınız, eviniz yanar, koşun ve çocuklarınızı kurtarın. Aynı şekilde o adamlarla vakit kaybetmeyin, yürüyün bu memlekette din, iman Kur'anın yok edilme faaliyetleri var. Onları kurtarmak için yolu­muza devam edeceğiz. Aleyhimizde söylenen sözlere laf yetiştirmeye ça­lışmayacağız. Peygamber (s.a.v.) aleyhinde her gün dedikodu ediyorlar. Her gün yeni planlar uyduruyorlar, peygamberimiz onların söylediklerine cevapla vakit geçirmiş olsaydı, tebliğe sıra bulamazdı. İslami tanıtmaya fırsat bulamazdı. Çünkü onların sayısı daha fazla, peygamber efendimiz tek başına, sonra iki kişi, sonra üç kişi, söz yetişmez imansızlara. Efendi­miz sadece kendi mesajını yayıyor.

*Onun için imansızların gazete yoluyla, basın yoluyla, şurda burda. Eğer cevap vermekle vakit geçirseydik, her hafta cevap vermem gerekirdi ve Kur'an'ı da tanıyamazdık. Kur'an bize ne diyor? Onu öğrenemezdik. Yolda doğruca yürüyeceğiz, etrafımızdaki sataşmalara cevap bile verme­yeceğiz. Kendi mesajımızı sunacağız. Eğer devamlı kendi mesajınızı su­narsanız, karşı taraf sizin çizginizde yürüme ihtiyacı hissedecektir.

*Şimdi Amerika on sekiz veya on dokuz eyalete parçalanacak. Hepsi istiklalini ilan edecek, ondan sonra göreceksiniz. Olmaz demeyin. İhti­yarlarımız bilir. Bundan 50 sene evvel İngiltere güneş batmayan impara­torluğa sahipti. Ama şimdi güneş doğmayan bir adanın içine sığındı..

*Uç vardiya şahsen ben çalıştım. Üç vardiye çalışırken daha iyi anlar insan. Gündüz uykusu ne kadar karanlık odada yatarsanız yatın, ne kadar serin ve sessiz olursa olsun gündüz uykusu gecenin uykusunu tutmaz. Bu bizim hayatımızla onaylanmış şekilde biliyoruz yani. Çalışanlar bilir. Bir de ilim adamları da söylüyor. Güneşin yeryüzüne bırakmış olduğu etki ne kadar karanlık oda olursa olsun, uykunuz gece uykusu gibi değildir. Geceleyin güneşin gitmesiyle yeryüzünün havasında bir değişiklik mey­dana getiriveriyor. O bizi dinlendiriyor. Gündüz ise o havayı bulmanız, yani o istirahat ettirici havayı bulmanız mümkün değildir.

*Bizim oralarda ineğin yavrusu anasını sahibinden izinsiz emmesin diye burnunun üzerine dikenli şey takarlar. "Burunsalık" takarlarmış. An­nesini emmeye gittiğinde o dikenler annesine batarmış, o da tekmeleyiverir, süt vermezmiş. Burunsalıklı danaya ana süt vermediği gibi, niyeti kötü insanlara da Kur'an manasını açıvermez. Güzelliklerini açıvermez. Kişi evvela gönlünü, kulağını ve aklını Kur'an'a açacaktır. İyi niyetle önüne oturacaktır. Allah da ayetlerini ona açacaktır.

* Muhterem okuyucu! Öyle ise bizim günümüzde, yani 20. asırda müslümanlara ve de müslüman olmayanlara etkin olamayışımızın sebeblerinin birincisi: doğruları Kur'an-i Kerimden Rabbimin ifade ettiği şekilde aktaramıyoruz. İkincisi de, yaptığımız bu aktarmalar ve vazifeler karşılı­ğında insanlardan ücret istemek veya istenmese bile şöyle hediye kabilin­den verilenlere sevinmek. Bu bizi yok ediyor.

* Şu anda dünya genelinde, yalnız Türkiye için söylemiyorum. Müslü­manların hizmetlerini yürütürken işlerin ağır yürümesi öncülerimizin bi­raz ücrete karşı, paraya karşı boynu eğik olmalarından kaynaklanmakta­dır.

* Günümüzde hani bizi kurtaracak olan yegane gemi de Allah'ın kitabı, peygamberin sünnetidir. Müslümanlar bu ikisinin etrafında toplanırlarsa Nuh'un gemisinde toplanan insanlar gibi bataklığın içinde boğulmaktan kurtulurlar.

-devam edecek-

 

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

ŞİFA TEFSİRİ NOTLARI-39

ŞİFA TEFSİRİ NOTLARI-39

Allah'ın vermiş olduğu mülkün zekatını, sadakasını vermeyen adam, kendisine karşılıksız

ŞİFA TEFSİRİ NOTLARI-38

ŞİFA TEFSİRİ NOTLARI-38

Bugün Yahudilerle, Hristiyanlar birlikte gibi görünürler, değiller aslında. Tarih boyunca Yahu

ŞİFA TEFSİRİ NOTLARI-37

ŞİFA TEFSİRİ NOTLARI-37

Hac suresinin kırkaltıncı ayetinde açıklandığı gibi, asıl körlük gönül körlüğüdür.

ŞİFA TEFSİRİ NOTLARI-36

ŞİFA TEFSİRİ NOTLARI-36

Meryem Suresi *Dua etmek de Rabbin kuluna bir rahmetidir. Elini Allah'a kaldırıp diliyle dua ed

ŞİFA TEFSİRİ NOTLARI-35

ŞİFA TEFSİRİ NOTLARI-35

Olgun fikirlerin önüne duracak ordu icad edilmediği gibi, kemâle ermiş bir dini engelleyecek bi

ŞİFA TEFSİRİ NOTLARI-34

ŞİFA TEFSİRİ NOTLARI-34

Eğer yalnız yeme ve içme ile insan güçlü kuvvetli olsa idi, sporun bütün alanlarında birinc

ŞİFA TEFSİRİ NOTLARI-33

ŞİFA TEFSİRİ NOTLARI-33

Binlerce ton suyun buhar olup gökyüzüne yükseldiği , ülkelerden ülkelere rüzgar atıyla geç

ŞİFA TEFSİRİ NOTLARI-32

ŞİFA TEFSİRİ NOTLARI-32

Kur'an'da başka bir ayetin ifadesiyle "yaş kuru ne varsa Kur'an'da vardır."Yani geçmişin ve gel

ŞİFA TEFSİRİ NOTLARI-31

ŞİFA TEFSİRİ NOTLARI-31

*İnkarcılar, gerek günümüz de, gerekse Mekke müşrikleri; "benim Allah'a inanmış olmam, O'nu

ŞİFA TEFSİRİ NOTLARI-30

ŞİFA TEFSİRİ NOTLARI-30

Nahl Suresi *Hani “İbrahim'in bıçağı gibi keskin” deseniz, bütün dünya insanı anlar. Y

ŞİFA TEFSİRİ NOTLARI-29

ŞİFA TEFSİRİ NOTLARI-29

Şeyh Sadi Şirazi öyle diyor; “Adamın biri rüyasında, ölmüş olan bir tanıdığını gör

Şüphesiz Biz Seni, şahit, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.

Fetih, 8

GÜNÜN HADİSİ

Ebû Malik'in babası şöyle dedi: Ben Rasûlullah'(S.A.V.)den işittim, şöyle buyuruyordu: "Her kim Allah'dan başka hak ilah yok eder, ve Allah'dan gayri ibadet olunan şeyleri tanımazsa onun malı ve kanı haram (dokunulmaz) olur. Hisabı da Allah'a aiddir."

(Müslim, Kitabu'l-İyman,37)

TARİHTE BU HAFTA

*Muhammed Raşid Hz.lerinin Vefatı. (22 Ekim 1993) *Astronomi Alimi Uluğ Bey'in Vefatı(25 Ekim 1449) *Fatih Sultan Mehmed Han'ın Trabzon'u Fethi(26 Ekim 1461)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI