Cevaplar.Org

KIZIL İCAZ NOTLARI-3-

Ders: Kızıl İcaz İzah; Ali Haydar Çetintürk *Şimdi Allah lafzı ile alakalı ulema çok şeyler söylemiş. الله lafzının tarifini uzun uzun yapmışlar. الله lafzı Arapçadır diyenler var, Süryanicedir diyenler var, İbranicedir diyenler var. Ama Arabidir diyenler çoğunluktadır


Salih Okur

nedevideobendi@gmail.com

2020-12-14 22:17:49

Ders: Kızıl İcaz

İzah; Ali Haydar Çetintürk

*Şimdi Allah lafzı ile alakalı ulema çok şeyler söylemiş. الله lafzının tarifini uzun uzun yapmışlar. الله lafzı Arapçadır diyenler var, Süryanicedir diyenler var, İbranicedir diyenler var. Ama Arabidir diyenler çoğunluktadır.

الله lafzı alemdir diyenler var. Alemdir diyenler de sıfat veya alem-i menkul olması hususunda ikiye ayrılıyor. Alem-i menkul; nakli olan aleme deniliyor. Bir de bir ismi doğrudan bir zata isim olarak veriyorsunuz, buna alem-i mürtecel deniliyor.

Cumhur-u ulemaca  الله lafzı alem-i mürteceldir ve el ilah lafzından müştaktır. Bununla alakalı çok malumat var ama şu anda bunlar bizim ilgi alanımızda değil. Şimdi bizi ilgilendiren taraf, üstadın söyleyeceği şeyler.

Şimdi üstadın izahına geçiyoruz, Üstad, الله lafzı için  مستجمعtabirini kullanıyor. مستجمع kelimesi istif'al babından geliyor. Üstad bu kelimeyi seçtiğine göre, bu kelime ne ifade ediyor, onun tam manasını vermek lazım. مستجمع İsm-i faildir, lugavi manası şudur; dağınık olmadan toparlayıcıdır. Üstad öyle bir kelime seçiyor ki, bundan sonra gelecek sıfatlarla alakalı olduğu için, efradını câmi, ağyarını mâni oluyor. Yani "Allah lafzı dağınık olmadan toparlayıcıdır, yani sahiptir. (neye?) لجميع الصفات الكمالية kemali sıfatların tümüne. Sıfat-ı kemâliye burada-İşaratü'l İ'caz'da da geçtiği gibi-;

1- Sıfat-ı Zatiyye

 2-Sıfat-ı Subutiyye

3-Sıfat-ı İzafiyye

4-Sıfat-ı Selbiyye

Sıfat-ı Zatiyye; Yüce Allah'ın zatı için vacib olan, zorunlu olan sıfatlar. Bunlara sıfât-ı nefsiyye de denir. Bunlar; Vücûd, Kıdem, Bekâ, Vahdaniyyet, Muhâlefetün lil-Havadis, Kıyam binefsihi

Sıfat-ı Subutiyye; Hayat, İlim, Sem'i, Basar, Kudret, İrade, Kelam, Tekvin

Sıfat-ı İzafiyye; İhya, İmate, Tâhlik, Terzık.

Sıfat-ı Selbiyye; Bu saydığımız sıfatların zıddı.. Yani mesela Cenab-ı Hak alimdir, bunu zıddı olan cehalet, Mevla için söz konusu değildir.

للزوم البين Buradaki lam Lam-ı ta'lilidir. İllet(sebeb) bildiren lamdır. Peki Cenab-ı Hak niçin kemal sıfatlarının tümüne sahiptir? للزوم البين "Lüzum-u beyyin içindir." Şimdi burada ilk olarak lugavi mana vereceğiz. Sonra ıstılahi manasını vereceğiz.

Şimdi, Cenab-ı Hak kemâl sıfatlarını, dağınık olmadan toparlayıcıdır, onlara sahiptir. "Niçin?" "Lüzum-u beyyin olduğu için" Anlaşılmadı… Biraz daha açalım; "aşikâr olan şeyin lüzumundan sebeb" Ne demek yani? Biraz daha açalım; "delalet-i iltizamiyeden sebeb."

Not: Lüzum: Sözlükte "gerekmek, gerektirmek" anlamındaki lüzum kökünden türeyen telazum mantıkta "iki şeyin karşılıklı olarak birbirini gerektirmesi" manasına gelmektedir. Buna göre bir şey başka şeyi zorunlu biçimde çağrıştırıyorsa aralarındaki ilişkiye lüzum, bu iki şeyden gerektirene "melzum", gerekli olana "lazım" denilir. Mesela "baba" mefhumu "evladı" evlat da babayı gerekli kılar. Eğer iki şeyden her biri diğerini gerektiriyorsa, bu ilişkiye "telazüm" adı verilir. Telazüm ilişkisinde iki şeyden her biri diğerinin lâzımı durumundadır."(Prof. Dr. Ahmed Akgündüz, Kızıl İcaz Şerhi, s. 30-31, OSAV Yayınları, İst. 2020)

Not: 2: Lüzum-ı beyyin; Kesinlik ifade etmekte delile ihtiyaç duyulmadan lazım ile melzumun düşünülmesinin yeterli olmasıdır. Gündüz ile güneşin doğması gibi. Mesela "ne zaman güneş doğarsa, gündüz olur" önermesi gibi. Bu durum açıkça söz konusu değilse, lüzum-u gayr-i beyyin olur. (Prof. Dr. Ahmet Akgündüz, Osmanlı Tarih Ve Hukuk Istılâhları Kâmusû, s.761, Osmanlı Araştırmaları Vakfı Yayınları, İst. 2018, Doç. Dr. Abdullah Demir, Klasik Mantık, s.55-56, OSAV Yayınları, İst. 2013)

Delalet deyince, delaletten Ebheri de bahsediyor. Delalet- vaz'iyenin üç kısmı vardır;

1-Delalet-i Mutabikıyye

2-Delalet-i Tazammuniyye

3-Delalet-i İltizamiye

Biz konumuzla alakalı olan delalet-i iltizamiyeyi açıklayacak olursak, ifade edilen kelimenin –ki Allah lafzı bir kelimedir, bir mana ifade ediyor-konulduğu manada bulunan özelliklere delalet etmesi gibi. Mesela "şu kimsenin yazıya kabiliyeti var mıdır?" şeklinde bir soruya muhatabı cevap veriyor; "ne demek, o insandır." Burada insan kelimesinin manası olan şahıstaki yazma kabiliyetine delalet etmesi, delalet-i iltizamiyedir.

Aynı şekilde, Allah dendiğinde de, bu kelimenin manası olan zat-ı pak-i sübhanideki kemal sıfatlara delalet etmesi, delalet-i iltizamiyedir.

Not: Burada delalet ile ilgili Prof. Dr. Ahmed Akgündüz beyin bir sohbetinden tuttuğum notları kısaca nakletmeyi yararlı gördüm.

" Delalet iki kısma ayrılıyor:

1-Lâfzî(Sözlü) delalet:

2-Gayri lâfzî delalet 

Lâfzî delalet te üç kısım;

1-Vaz'i delalet: Bir lafzın konulduğu manaya delalet etmesine denir. Mesela "İnsan" denilince malum varlığın akla gelmesi gibi..

2- Tabii delalet: Öksüren, hapşıran birisine hastasın demek gibi. "Ben öyle bir şey demedim" "Demedin ama bu öksürmen, hapşırman ona delalet ediyor.

3-Akli delalet: Mesela; konuşan birisinin sesinden kim olduğunu anlamak gibi.. "Ahmet Efendi!" "Hımm bu Kırkıncı Hocam" Nerden bildim, Ee tanıdığım bir ses..

 Gayri lâfzî delalet de iki kısım:

1-Bu da vaz'idir, sözlü değil ama işaretle delalettir. Mesela trafik işaretleri gibi..

2-Akli delalet: Eserin müessire delalet etmesi

Lafzi delaletin şubelerinden vaz'i delalet de üç kısım ki, Üstad yukarıda buna işaret ediyor;

1-Delalet-i Tetabukiye(Mutabıkiye): Bir lafzın konulduğu manaya aynen delalet etmesi.. İnsan lafzı gibi..

2-Delalet-i Tazammuniye; Bir lafzın delalet ettiği mananın mahiyetine dâhil olan bir parçasına delalet etmesine denilirMusluktan çeşme, evden oda gibi.

3- Delalet-i İltizamîye: Bir lafzın vaz'olunduğu mananın lazımına yani o mana ile beraber bulunması zaruri olan diğer bir manaya delaletidir.

Not: Mezkûr delalet-i selaseye ait şöyle bir misal dahi verilir;"Zekat, müslümanların fakirlerine verilir, hiç bir zengine verilmez." İbaresi; zekatın, yalnız Müslüman fakirlere verileceğine delalet-i mutabıkıye ile; zengin olan Ahmet, Mehmet gibi belli şahıslara verilemiyeceğine delalet-i tazammuniye ile; zekat hususunda zenginler ile fakirler arasında fark bulunduğuna da delalet-i iltizamiye ile delalet eder.(Salih Okur)

Not: 2: Üstadın bu konudaki diğer beyanlarından..

*" İ'lem Eyyühel-Aziz! Bütün esma-i hüsnanın ifade ettiği manalar ile bütün sıfât-ı kemaliyeye Lafza-i Celal olan "Allah" bil'iltizam delalet eder. Sair ism-i haslar yalnız müsemmalarına delalet eder. Sıfatlara delaletleri yoktur. Çünkü sıfatlar, müsemmalarına cüz olmadığı gibi, aralarında lüzum-u beyyin de yoktur. Bu itibarla ne tazammunen ve ne iltizamen sıfatlara delaletleri yoktur. Amma Lafza-i Celal bil-mutabakat Zât-ı Akdes'e delalet eder. Zât-ı Akdes ile sıfât-ı kemaliye arasında lüzum-u beyyin olduğundan sıfatlara da bil-iltizam delalet eder." (Mesnevi-i Nuriye, s.236)

*"اَللّه lafza-i celali, bütün sıfât-ı kemaliyeyi tazammun eden bir sadeftir. Çünki lafza-i celal, Zât-ı Akdes'e delalet eder; Zât-ı Akdes de, bütün sıfât-ı kemaliyeyi istilzam eder; öyle ise, o lafza-i mukaddese, delalet-i iltizamiye ile bütün sıfât-ı kemaliyeye delalet eder. İhtar: Başka ism-i haslarda bu delalet yoktur. Çünki başka zâtlarda sıfât-ı kemaliyeyi istilzam etmek yoktur. (İşarat-ül İ'caz, s. 15)

"Lafzullah" sair esma ve sıfâta câmiiyeti ve ism-i a'zam olduğu itibariyle, delalet-i iltizamiye ile delalet ettiği gibi; Vâcib-ül Vücud ünvanına dahi, o delalet-i iltizamiye ile delalet ediyor."(Mektubat, s.392)

-devam edecek-

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

serkan çakır, 2020-12-16 12:23:05

selamün aleyküm çoktan beri muntazır olduğumuz ve gayet merakla beklediğimiz kızıl icaz ders ve notlarını alelistida mütalaa ediyoruz.Hz.üstadmızın ne denli bir umman olduğu birkez daha nazara çarparken risale-i nur külliyatınında nasıl bir ilim ve mantık esrar ve envarla yoğrulmuş olduğu dikkatle bakanlara kendini hissettiriyor. bu çalışmayı hazırlayan salih okur beye teşekkür ederken ilimin ve hilmin ve dahi insafın bir arada cem olmasını da muhterem ali haydar hocamızda müşahede ediyoruzçhz.üstad nurlar mederse ehlinindir buyurur .Ali haydar hocamızıda hem tevazusu hem hakikatı teslimkar olması hemde tassuptan hali olmasından dolayıda ayrıca tebrik ediyoruz.İnşaallah bu güzel hal dahada umumileşir ve bu millete ve ümmete hizmete vesile olur.

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

DİĞER YAZILAR

KIZIL İCAZ NOTLARI-3-(4.KISIM)

KIZIL İCAZ NOTLARI-3-(4.KISIM)

Ders: Kızıl İcaz İzah: Ali Haydar Çetintürk * Süllem’in ilk beytine başlıyoruz;

KIZIL İCAZ NOTLARI-3-(3.KISIM)

KIZIL İCAZ NOTLARI-3-(3.KISIM)

Ders: Kızıl İcaz-3(3. Kısım) İzah: Ali Haydar Çetintürk Hocaefendi Bir soru:-Hocam, Besmel

KIZIL İCAZ NOTLARI-3-(2.KISIM)

KIZIL İCAZ NOTLARI-3-(2.KISIM)

Ders: Kızıl İcaz(3. Ders), 2. Kısım İzah: Ali Haydar Çetintürk Hocaefendi Rahman ve Rahim

KIZIL İCAZ NOTLARI-3-

KIZIL İCAZ NOTLARI-3-

Ders: Kızıl İcaz İzah; Ali Haydar Çetintürk *Şimdi Allah lafzı ile alakalı ulema çok şe

KIZIL İCAZ NOTLARI-2-devam

KIZIL İCAZ NOTLARI-2-devam

Ders: Kızıl İcaz-2(kalan yerden devam) İzah: Ali Haydar Çetintürk Hocaefendi *Hazret-i Üsta

KIZIL İCAZ NOTLARI-2

KIZIL İCAZ NOTLARI-2

Ders: Kızıl İcaz-2 İzah: Ali Haydar Çetintürk Hocaefendi Hocamız elinde de tuttuğu bir dos

KIZIL İCAZ NOTLARI-1

KIZIL İCAZ NOTLARI-1

Ders: Kızıl İcaz(1. Ders) İzah: Ali Haydar Çetintürk Takdim Kıymetli Ziyaretçilerimiz, ye

Hiçbir günahkar, başkasının günah yükünü yüklenemez.

İsrâ, 15

GÜNÜN HADİSİ

Her kim, inanarak ve karşılığını yalnız Allahtan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa, geçmiş günahları bağışlanır."

Buhârî

TARİHTE BU HAFTA

*Elmalılı Hamdi Yazır Hocaefendi Vefat Etti (27 Mayıs 1942) *Azerbaycan'ın İstiklali(28 Mayıs 1918) *İSTANBUL'UN FETHİ VE AYASOFYA'NIN CAMİ OLMASI(29 MAYIS 1453) *İmam Nesei'nin Vefatı(31 Mayıs 1310) *Ayasofya'da İlk Cuma Namazı Kılındı(1 Haziran 145

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI