Cevaplar.Org

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-25

Mehmed Haberal Ankara’da yerel bir TV’nin sunucusu olan Nahit Duru, 2009 mahalli seçimleri arifesinde Mehmet Haberal’ın kendisine Ankara, İstanbul, İzmir, Adana gibi illerde AK Parti’nin oyunu azaltmak için her türlü “puştluğu” yapma talimatı verdiğini ifade etmiştir


Mustafa Özcan

mustafaahmetozcan@gmail.com

2020-11-09 08:21:13

Mehmed Haberal

Ankara'da yerel bir TV'nin sunucusu olan Nahit Duru, 2009 mahalli seçimleri arifesinde Mehmet Haberal'ın kendisine Ankara, İstanbul, İzmir, Adana gibi illerde AK Parti'nin oyunu azaltmak için her türlü "puştluğu" yapma talimatı verdiğini ifade etmiştir. Aynı sahnede konuştuğu kişi Kılıçdaroğlu'nun ise karşıdan "tabii tabii" diye mırıldandığı görülmektedir. 2014 seçimleri 'bu puştluğun' cephe halinde fiiliyata dönüşmesine sahne olmuştur. Bununla birlikte 'puştluk koalisyonu' metropollerde AK Partiyi zorlasa da, sonuç alamamıştır. Seçim sonuçlarının duyurulmasında da yine cızırtı yaptılar ama sırtlarını mindere gelmekten kurtaramadılar. Bundan ders alırlar mı, şüpheliyim..

Mehmet Okuyan(Prof.)

Mehmet Okuyan hoca da keyfi kriter kullanan zevat arasındadır. Hazreti İsa'nın nüzulü gibi meseleleri def'aten reddetmektedir. Müteşabih mesele olduğunu söyleyerek meselenin keyfiyet ve niteliğini Allah'a havale edebilirdi. Meseleyi Allah'a tefviz etmek yerine sanki Kur'an'dan tefviz ve onay almış gibi bir çırpıda meseleyi ret ve inkâr etmektedir. Böylelikle oryantalistlerin izinde yeni ilahiyat kafasını temsil etmektedir. Dini keyfi yorumlama modernistlerle kazandığımız bir hastalıktır.

Mehmet Paksu

Son sıralarda ise uyanıklar Müslüman aklıyla oynamayı itiyat haline getirdiler. 13-15 Mart (2015) tarihleri arasında huzur diyarı Adıyaman'da tertip edilen Din Hizmetleri ve İhlas Sempozyumuna katılmıştım. Burada Mehmet Paksu hoca ile birlikte sempozyuma gidip gelişlerimiz arasında bana Putin'in Müslüman olduğuna dair söylentileri aktardı. Meğerse bu söylenti internet ortamında kuru otta ateşin yayılması gibi yayılmış. Genelde seyahatlerde haberlerden ve internetten kopuk kaldığımı söyleyerek habere muttali olmadığını ilettim. Mehmet Paksu hoca ise daha ziyade tasdik etmeye meyyal görünüyordu. Hemen aklıma Napolyon geldi. Hatta hocaya böyle bir haberin Arap basınında bir ay önce Kuzey Kore lideri Kim Jong-Un için yayıldığını hatırlattım. 

Mehmed Said Hatipoğlu(modernist, Prof)

Attilla İlhan'ın ilahiyatçı versiyonunu çağrıştıran M. Said Hatiboğlu Beyin…

Mevdudi

Siyasal İslam markası vurulabilecek ender hareketlerden birisi Mevdudi hareketi olmalıdır. Bu hususta maksadı aştığı söylenebilir. Bu açıdan Cemaat-ı İslami mensubu olduğu halde onun çatısı altından çıkan Ebu'l Hasan en Nedevi ' İslam'ın Tarihi Yorumu' başlıklı kitabında Mevdudi'ye yüklenmiştir.

 Hz. Mevlana

Bugüne kadar Mevlana ve meşrebini eleştirenler olmuştur. Bunlardan bir kısmı da selefi meşrepli zevattır. Ahmet Yaşar Ocak Mevlana'nın Rufai gezgin dervişlerinden, bürhan geleneğinden pek hoşlanmadığını aktarır. Mevlana tasavvufta daha üst anlayışı temsil ettiğinden, kendisine avam meşrep gelen Rufai tarzına pek iltifat etmediği söylenebilir. Bazılarının da Mevlana'nın tarzından pek hoşlanmadıkları açıktır. 'Renkler ve zevkler tartışılmaz' deyimi bunu ifade etse gerek. Meşrep, anlayış farkı insanları farklı kulvarlara dökebilir.

* Ebu'l Hasan en Nedevi de Mevlana hakkında İmam Malik'in sözünü hatırlatan bir değerlendirme yapar. Bu kabrin sahibinden başka herkesin sözü alınır veya atılabilir. Nedevi'nin ikinci Mevlana olarak anılan Muhammed İkbal ve birinci Mevlana hakkında değerlendirmeleri birbirine benzer. Elbette Mevlana masum değildir ve eleştiriye açıktır. Bununla birlikte yüksek bir kültürü temsil etmektedir. İslam kültürüne ve İslami ilimlere vakıf olduğu tartışmasız bir gerçektir. Kelamı anlattığı dil kelamcıların fevkindedir. Sözgelimi kelamcıların üzerinde sofistike bir dil kullanmıştır. Bununla birlikte Mevlana'nın her meselesi taklit edilecek veya alınacak diye bir şey yoktur. Fakat Mevlana istiğna edilecek ve aşılacak bir zat da değildir. Mevlana'yı hafife alan kendi seviyesini göstermiş olur.

* Buhari şarihlerinden Bedreddin Ayni, Memlüklüler tarafından Konya'ya elçi olarak gönderilir ve burada Mevleviliği inceler. Mevlevilerin Mevlana'yı tazimlerinde ileri gittiklerini söyler. Ya da bu algıya kapılmıştır. Bu mülahazası mümkündür de. Bununla birlikte Ayni'de Mustafa İslamoğlu'nun eleştirisi kesinlikle yoktur. Ayni de Celaleddin Rumi'ye Mevlana lakabı verilmesine yönelik herhangi bir itiraz ve eleştiri yoktur. Aksine Mevlana ismini benimseyerek kullanmıştır. Mevlana deyimine veya ifadesine bugüne kadar Mustafa İslamoğlu'ndan başka itiraz edenle karşılaşmadım. Olsa bile bu lakabı taşıyanların yanında itirazcıların mesabesi hiç mesabesindedir. Zira itiraz gerekçesizdir. 

* BBC, 2007 yılında Mevlana'nın ABD'de en çok okunan şair olduğunu tespit etmiştir.

* Bazı selefilerin Mevlana konusundaki tasarrufları bana Rıfat Esat'ın Hama katliamından önce veya sonrasında bir genelgesini hatırlatmıştır. İbn-i Teymiye'nin Nusayrilerle ilgili fetvası meşhurdur. Onların İslam'a Hıristiyan ve Yahudilerden daha uzak olduklarını söyler. Bunu duyan ve köpüren Rıfat Esat derhal bir genelge yayınlar ve İbni Teymiye'yi ölü veya diri getirene o günün rayiciyle yüz bin Suriye Lirası vereceğini taahhüt eder. Selefiler yakalama fezlekesi çıkarmasa bile sonuçta cehalette Rıfat Esat derekesine düşmüş oluyorlar.

* Kuveyt, Mevlana'ya özgürlük nidalarıyla çalkalanıyor. Kimi selefilerce Mesnevi gayri muteber ve Mevlana istenmeyen adam ilan edilmiş. Mevlana, Kuveyt'te yeni yılın (2014) en önemli ve en hararetli tartışmalardan biri olmaya aday. Mevlana'nın dostları küresel olduğu gibi düşmanları da küresel. İnsan bilmediğinin düşmanı imiş.

* Maalesef Mevlana'nın küresel düşmanları olduğu gibi, hemşerileri arasında bile fazlasıyla vardır. Bunlardan birisi de, İbni Teymiye hayranı olan 'Mevkif Halil İbni Aybek es Safedi min şeyhülislam Ebi'l Abbas Ahmed İbni Abdilhalim İbni Teymiye kitabını yazan Ebu'l Fadl Muhammed el Konevi'dir. Mevlana konusunda kendisi gibi selefi meşrep kimseleri aydınlatmaktadır. Keşke doğru aydınlatsa. Mesnevi'ye reddiye kaleme almış Osmanlı ulemasından Muhammed Şahin isimli müellifin 'Mesnevi'nin tenkidi' adlı kitabını da Araplara tanıtmıştır (http://saaid.net/feraq/sufyah/78.htm ). Ebu Ömer ed Dusuri adı yazar Muhammed Konevi'den mülhem olarak yazdığı bir makalesinde Mevlana Celaleddin Rumi'nin peygamberlik iddiasında olduğunu yazmıştır. Burada sapla saman birbirine karıştırılmaktadır.

* Her yıl aralık ayı gelip çattığında, gönüller sultanı Mevlana gündeme gelir, anılır. 17 Aralık onun için refik-i a'laya göç ve vuslat gecesidir. Elbette Mevlana istismarcılarıyla inkârcıları arasında akim tartışmaların sonu gelmez. Seveni de sevmeyeni de boldur. Sevmeyenleri anlamadıklarından dolayı sevmezler. Sevenleri arasında da anladığından sevenleri olduğu gibi meşrep tutkusuyla sevenleri de mebzuldür. Meşrep tutkunları her zaman anlayarak sevmez. Meşrep zamanla asabiyet haline gelir ve tutku düzeyine erişir. Yolun serdengeçtileri türer.

* Mevlana bütün ulular gibi gelecekle ilgili müjdeler veriyor. Verdiği müjdeler tarih içinde ete kemiğe bürünmüştür. İşaret ve beşaretleri şöyledir: "Allah"a tekrar tekrar yemin ederim ki, Bu mânâ [Mesnevî], Güneşin doğduğu yerden, battığı yere kadar bütün dünyayı kaplayacak. Ve bütün ülkelere ulaşacaktır. Hiçbir mahfil ve meclis olmayacak ki orada Mesnevî okunmuş olmasın. Hattâ o dereceye varacak ki, Mâbetlerde, safa yerlerinde okunacak; Bütün milletler bu sözlerle bezenecek ve onlardan faydalanacaktır." Sanki sözleri Zebur'dan İncil'den ve Furkan'dan devşirilmiş, onların akis ve yansıması gibidir. Kaynaktan damlamış, tereşşuh etmiş ve şebnem haline gelmiştir. Mesnevi ruhları dirilten iksirdir. Mesnevi tezgahı tevhit dokur.

* Herhalde gençlik dönemimde bana Konya'yı sevdiren hususlardan birisi Şark klasiklerine olan düşkünlüğümdür. Bu anlamda Mevlana ile de meşgul oldum. Arapçada Muallakat şairleri gibi Farsçanın da dört şairi vardır ve bunlardan birisi Mevlana'dır. 

* Bir dönem yanması, pişmesi, olgunlaşması için Mevlana'nın da medreseden kaçması gerekir. O da kaçmadan evvel yüzlerce talebeye ders vermektedir. Onun kaçışı Gazali'nin Bağdat'tan kaçması gibi Konya'yı terk etmesiyle değil, belki kitapları terk etmesiyledir. Artık kitabıyatla meşbu hale gelmiştir. Diğer atıl alanını da işba etmesi gerekmektedir. Bunun için dest-i kader karşısına Şems-i Tebrizi'yi çıkartır. Tebrizi onda başka bir alanın ateşini yakar. Elindeki Feridüddin Attar'ın hediyesi Esrarname'yi alır. Mevlâna bu eseri defalarca okumuştur. Tebrizi, 'aşk ilmi medresede öğrenilmez', diyor, Mevlâna'yı okumaktan menediyordu. Hattâ babası Baha Veled'in 'Maârif'ini bile okumasına müsaade etmiyordu. Hele Mevlâna'nın çok sevdiği Mütenebbi Divânı'na kızıyordu. ' Mütenebbî de kim oluyor? O, senin atına seyislik bile edemez!' diyordu. Elbette Tebrizi Mütenebbi'ye haksızlık ediyordu. Lakin Mevlana'nın bir başka boyuta geçmesi gerekiyordu. Bunun için muvakkaten kitaplar dünyasına veda etmesi lazımdı. Yoksa Mevlana'nın hamurunda ve yoğrulmasında Mütenebbi'nin payı ve hakkı büyüktür. Şems'in dediği gibi Mütenebbi seyislik makamında basit bir adam değildir. Gelmiş geçmiş Arapçanın en büyük ustalarından birisidir. Dil ustasıdır. Mevlana Mesnevisini Gazali'nin kalbiyle Mütenebbi'nin diliyle yazmıştır. Lakin Mütenebbi onda Tebrizi gibi sadece bir boyuttur.

* Mevlana ilmi tahsilini Halep'te İbni Adim Medresesinde ve bilahare Şam'da yapmış ve 7 yıl kadar bu diyarda kalmıştır. Muhtemelen Mütenebbi Divanıyla talebelik yıllarında tanışmış olmalıdır. Mevlana'nın hayatında Mütenebbi'nin yerini bize en iyi anlatanlardan birisi Halepli Hanefi ulemasından Muhammed Mellah'tır. Fıkıh alimi olmasına rağmen Mütenebbi'ye düşkün ve divanının bendeleri arasındadır. Biyografisini kaleme alanlardan Ahmet Teysir Kağıt, Mütenebbi düşkünlüğünün nedenini sorduğunda Mellah'tan şu cevabı alır: Arapçanın derinliklerine dalmak ve inci mercan toplamak istiyorsan Mütenebbi'yi okumalısın. Arapçayı bütün kıvrımlarıyla, sofistike bir biçimde ihata ve ifade eden eden ender şairlerden birisidir (http://islamsyria.com/ cvs.php?action=details&CVID=453 ) Mevlana da Mütenebbi'yi tesadüfen seçmiş değildir. Arapçaya olan vukufiyeti Mütenebbi Divanını okumasından geçmiştir. Mevlana kitaplarında dille kalbi birleştirmiştir. İhlas ile kalplerin derinliklerine dalmış ve nüfuz ettiklerini Mütenebbi diliyle yüzeye çıkarmış ve kayda geçirmiştir.  Sonunda "İnne mineş-şi'ri le hikmeten, inne min'el-beyani le sihran/ şiirde hikmet beyanda (düz yazıda) teshir vardır" ifadesinin anlamına mazhariyet kesbetmiştir. Şems-i Tebrizi ile tanışmasıyla birlikte Mevlana sadece makam atlamıştır. Ama Mevlana makamların bütünüdür. Halit Muhammed Abduh'un ifade ettiği gibi: Mesnevi'yi okuyan onda Mütenebbi'nin izlerini bulur(http://www.islammaghribi.com / Lestü sufiyyen lakin uhibbuhum, 21 Eylül 2014, Halit Muhammed Abduh ). Mesnevi'de Şemsin izleri bulunduğu gibi, Mütenebbi gibilerinin izleri de vardır. Mesnevi çok boyutludur. Kalbin derinliklerine, Kur'an-ı Kerim'in fuyuzatına Mütenebbi'nin diliyle tercüman olmuştur.

* Yanlışlarımızla başkalarının imtihanı ve fitnesi olmayalım. Felaketlerine neden olmayalım. Bu konuda en fazla nazar altında olan meşreplerden birisi de Mevleviliktir. Genelde tasavvuf karşıtları özelde ise bazı selefiler Mevlevilerin yanlışlarını avlıyor ve pusuda bekliyorlar. Bu yönüyle günümüzde Mevlana ve yazdıkları tartışma konusudur. Şer'i daireden Mevlevilerin amellerini ve işlerini teraziye ve mihenge vuruyorlar. Bu mihenge vurma işleminde bazen ölçü şer-i şerif olmaktan çıkıyor yerine nefis geçiyor. Yakıştırmalar delilin yerini alıyor.

* Bu yakıştırmalardan birisi de, Mevlevilerin namazda Kur'an yerine Mesnevi okuduğu iddiasıdır. M. İslamoğlu gibi kimileri paralel yollardan ve Kur'an'lardan bahsederken kimi Mevlevi düşmanları da Mevlana'nın peygamberlik tasladığını ve Mesnevi'yi de Kur'an makamına çıkardığını ileri sürerler. Elbette bu bühtandır. Hâlbuki Mevlana kâinatın sırrına agâh olmuş bir arifi billahtır. Allah'ın muhteşem sanatı karşısında hayret makamında kalmış ve coşmuş ve bu coşkunluğu şükür babından dışarı vurmuştur. Günümüzde Mikail Bayram örneğinde olduğu gibi geçmişte de Mevlana muhalifleri çoktur. Bunlardan birisi Osmanlı âlimlerinden Muhammed (Mehmet) Şahin'dir. Nakdu'l Mesnevi adıyla bir eser kaleme almıştır. Bütün tetebbuatı ve birikimi Abidin Paşa şerhinin ilk üç cildini okumaktan ibaret kalmıştır. Gerçi Mevlana'yı anlamak için okumaktan ziyade iz'an gereklidir. Konya'da oturmak veya Mesnevi'yi okumak Mevlana'yı anlamaya yetmez. Hindistanlı Mevlana hayranı ve müdekkiki olan Kadı Hüseyin Gevrekhpûrî'nin de Nakdu'l Mevlevi adlı bir başka eseri vardır. Rihletü'l İmam Bedreddin Ayni İla Konya ve Re'yihi Fi Celaleddin Rumi ve Kitabihi'l Mesnevi adlı eserinde Selefilerden Ebu'l Fadl Kunevi Muhammed Bin Abdullah Ahmed, Mehmet Şahin'in eserinden bol bol alıntı yapmış ve Mevlevilerin namazda Mesnevi okudukları iddiasını gündeme getirmiştir.  İspat, iddia makamına aittir.

* Günümüzde Mevlana, İslamsız tasavvuf çığırına alet edilmek istenmektedir. Mevlana bunlardan beridir. Bununla birlikte o gayri Müslimlere İslam köprüsüdür. İslam'a açılan kapılarından, köprülerinden birisi olmaya namzettir. Gazali gibi İslam'ın huccetlerindendir. Karanlık dünyanın solmayan Muhammedi ışıklarından, yıldızlarından birisidir. Boş iddialarla ne kendimize ne de ona kara çalalım!

-devam edecek-

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

İSLAM’DA MEŞRU SEÇME YÖNTEMLERİ VE YÜKLEDİĞİ SORUMLULUKLAR

İSLAM’DA MEŞRU SEÇME YÖNTEMLERİ VE YÜKLEDİĞİ SORUMLULUKLAR

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla... MUKADDİME Yönetenler ve yönetilenler açısından

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-42

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-42

Raşid bin İsa(Cezayirli sosyolog) Malik Bin Nebi’nin talebelerinden Prof. Dr. Raşid Bin İsa

İSLAM’DA TATİL ANLAYIŞI

İSLAM’DA TATİL ANLAYIŞI

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla... فَإِذَا فَرَغْتَ فَانصَبْ {*} و

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-41

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-41

Florida’dan Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi üyesi Ron De Santis, “Benim için ilginç olan pe

EMNİYET TEŞKİLATI VE EMNİYET NİMETİ

EMNİYET TEŞKİLATI VE EMNİYET NİMETİ

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla... Bu makalemizde, kısaca iç güvenlikten sorumlu devl

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-40

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-40

İmam Rabbani yaşadığı dönemde neyi gerçekleştirmiştir? Günümüz insanına ve çağımıza

ÇANAKKALEDEKİ MANEVİ GÜÇ

ÇANAKKALEDEKİ MANEVİ GÜÇ

Bu makalemizde, Çanakkaledeki manevi güçten ve Çanakkale’yi, Çanakkale yapan ruhun esintileri

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-39

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-39

Putin Sovyet sistemi tam bir matruşka sistemi idi. Her gizli polisin arkasında başka bir polis o

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-38

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-38

Osman Bölükbaşı(50’li yılların siyasetçisi) Siyasi tarihimizin en nükteden siyasetçileri

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-37

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-37

Numan Alusi İbni Teymiye ile Takiyüddin Subki arasındaki tartışmalar da daha sonraki dönemler

KARA LEKE 28 ŞUBAT

KARA LEKE 28 ŞUBAT

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla... 28 Şubat 1997 yılını unutmam mümkün değil. Çün

Sana vahyedilen Kitabı oku ve namazı kıl. Muhakkak ki namaz hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah'ı anmak elbette en büyük ibadettir. Allah yaptıklarınızı bilir.

Ankebut:45

GÜNÜN HADİSİ

Hastayı ziyaret edin, açı doyurun, esiri kurtarın.

Riyazü's-Salihin

TARİHTE BU HAFTA

*2.Balkan Savaşı Başladı(24 Haziran 1913) *Kore Savaşı Başladı(25 Haziran 1950) *Sokullu Mehmed Paşa Sadrazam Oldu(27 Haziran 1565) *Silistre Zaferi(29 Haziran 1773)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI