Cevaplar.Org

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-23

Prof. Mahmut Erol Kılıç(Tasavvuf tarihi uzmanı) Tasavvuf ve tarihi üzerine uzman isimlerden birisi olan Prof. Mahmut Erol Kılıç uzun yıllardır İran’da ikamet ediyor. İran’da ikameti ve oradaki bağlantıları itibarıyla Şia mezhebine de aşina olduğu söylenebilir. İran meselesine birçok pencereden


Mustafa Özcan

mustafaahmetozcan@gmail.com

2020-10-22 09:21:26

Prof. Mahmut Erol Kılıç(Tasavvuf tarihi uzmanı)

Tasavvuf ve tarihi üzerine uzman isimlerden birisi olan Prof. Mahmut Erol Kılıç uzun yıllardır İran'da ikamet ediyor. İran'da ikameti ve oradaki bağlantıları itibarıyla Şia mezhebine de aşina olduğu söylenebilir. İran meselesine birçok pencereden baktığı da varsayılabilir. Bununla birlikte Yeni Şafak gazetesinin Pazar Ekine ( 28 Haziran 2014) konuşmasını yadırgadım. Daha doğrusu, İran ile ilişkileri geliştirmek için teklif ettiği husus gerçekten de yadırgatıcı. Prof. Mahmut Erol Kılıç dünyada özellikle Sünni ve Şii alemde mülti mezhep (çok mezhepli eğitim)eğitimi verilmesinin şart olduğunu ifade ediyor. Elbette bu teklifi samimi zeminde yapılmış ama içinde tehlikeyi göremeyen bir yaklaşımı barındırıyor. Belki de şöyle düşünmüş olabilir: İnsan bilmediğine düşmandır. Dolayısıyla tanışarak aradaki ayrılıkları eritelim. Kaynaşalım. İyi bir dilek. Ama kötü bir sonuç doğurabilir.

* Prof. Mahmut Erol Kılıç'ın Yeni Şafak Pazar Ekine yaptığı konuşmanın satır başları bile yanlış. Siyasi ihtilafların ana sebebi din ve mezhep olmadığını söylüyor. Bu neyi değiştirir? Onlar siyasi emellerine dini bir kisve giydirmiş olsalar da bu gerçeği değiştirir mi? Tezadı ortadan mı kaldırır? Sonuç itibarıyla bu gibi mezheplerin çıkış noktası siyasidir. Lakin zamanla dini bir kisveye bürünmüştür. Şimdi ihtilafların temelinin siyasi olduğunu söylememiz ne değiştirir? Bunu öğrenmemiz, onların velayet meselesi veya imamet meselesi üzerinden bize bakışlarını değiştirecek midir? Sahabeye bakışını ve Kur'an ve Sünnete bakışını değiştirecek midir? Ali Şeriati'nin 'Ali Şiası Safavi Şiası' adlı kitabında ifade ettiği gibi, imamları Allah'la birlikte gökte tasavvur etmeleri ve imamlarla Allah'a ortak koşmaları değişecek midir?

* Bir de Prof. Mahmut Erol Kılıç beyin Şiilerdeki merciiyet kurumunu yanlış tanıdığı anlaşılıyor. Ali Şeriati, Mahmut Agacari gibi isimler bu kurumun halkı cehalete mahkum ettiğini ve Şii kitleleri taassuba yönlendirdiğini ve kör alet gibi kullandığını söylemektedir. Humus üzerinden Şii ulemanın bir kısmı Karun gibi zenginleşirken, meselenin ikinci mahzuru da insanların cehalet üzerinden fikirlerinin manipüle edilmesidir. Şii kitleler hem mali hem de fikri açıdan din adamlarının manipülasyonuna maruzdur. Suyuti'nin yaptığı gibi içtihadı savunmak başka Şiilerin yaptığı gibi merciiyet ve içtihad kurumunu ruhban sınıfına çevirmek başkadır. Şii din adamları imtiyazlara sahip olan bir sınıftır ve devlet içinde devlettir.

*Mahmut Erol Kılıç, Şia'daki yaşayan fakih modelini sevdiğini söylüyor. Halbuki yaşayan fakih fitneye açıktır ve kitleleri ne yöne sevk edeceği belli olmaz. Yaşayan fakih olunca sahabe veya imamlar neslini bir yana mı atacağız? Suyuti gibi her asırda içtihadı savunmak başka merci-i taklit kurumunu savunmak daha başkadır. Şiilikte din adamları kurumu avamın suistimali üzerine kuruludur. Bunu da yaşayan müçtehit anlayışı üzerinden beceriyorlar. Şia'da avam, bürhana değil Şii din adamlarına tabidir. Yani avamın gerektiğinde din adamını delil karşısında sorgulama yolu kapalıdır. Bürhana tabi olmayan Sistani gibiler Bremer veya Rumsfeld'e tabi olurken, Sünni kitlelere karşı da farz-ı kifaye cihadı çağrısı yapabiliyorlar.

*Erol Kılıç Yeni Şafak gazetesinin Pazar Ekine yaptığı değerlendirmede, tasavvuf üzerinden karşılıklı irfan köprüsünün kurulabileceğini söylüyor. Bu da aldatmacadır. İran bu hususta da bir adım dahi atmadan ve yaklaşmadan tasavvuf damarını kullanmak ister. Kılıç da biliyor ki, İran'da tarikatlar yasaktır. Mevlana tarikat piri olarak yasak kapsamındadır. Lakin uluslar arası mahfillerde onu Türkiye'ye kaptırmamak için büyük gayret sarf ederler. Mevlana'yı şuubiliklerine alet ederler

* Mahmut Erol Kılıç'ın sözleri temelsizdir. Humeyni ile Yavuz arasında İbni Arabi köprüsü kurulabilir mi? Bilindiği gibi, Yavuz Sultan Selim İbni Arabi hayranlarındandır. Humeyni de İbni Arabi'yi İslam güneşi olarak tanımlamış ve yakınlarda ölen Şevardnadze eliyle Gorbaçov'a; İbni Arabi üzerinden İslam'ı tanımaya çağıran bir mektup göndermiştir. Şimdi bu buluşma köprüsü olur mu? Şah İsmail'in yerinde Humeyni'yi tasavvur edelim; Yavuz Sultan Selim Çaldıran muharebesinden geri mi dururdu?

Mahmud Hasan Diyobendi(Hintli merhum allame)

*Birinci Dünya Savaşı sırasında Hint Müslümanları bizim kader ortağımızdır. Şeyhu'l-Hind Mahmud Hasan İngilizlere muhalefet etmesinden ve Osmanlılara arka çıkmasından dolayı, bugünün Guantanamo sürgünlerine benzer Malta sürgünleri arasına dahil edilir. Yanında sürgünde vefat eden Mevlevî Nusret Hüseyin gibi alimler de vardır..

Mahmut Muhammed Şakir (Mısırlı âlim)

Mısırlı Mahmut Muhammed Şakir mühim bir ilim adamıdır. Taha Hüseyin gibilerle vaktiyle mücadele etmişti. Fikri atışmalara girmişti. Batılılaşma ile fikren hesaplaşma içine giren nadir mütefekkir ve yazarlardan birisidir.

Malik Bin Nebi(Cezayirli mütefekkir)

Malik Binnebi gibi bir fikir devi..

* Merhum Malik Binnebi'nin ürettiği en önemli sosyolojik kavramlarından birisi ' kabiliyetü'l hezime' kavramıdır. 'Yenilgiye yatkınlık' olarak da çevirebiliriz. Malik Binnebi gibiler İslam ümmetinin problemlerini genelde iç hastalıklara bağlarlar.

* İkinci İbni Haldun olan Malik Binnebi'nin en yerinde tespitlerinden birisi kırılganlık teorisidir. Ona göre yenilgilerin nedenlerinden birisi kabiliyetü'l hezimedir. Yenilgiye yatkınlık halidir. Bu da dış faktörle alakalı değil iç faktörle ve bünyeyle alakalı bir durumdur.

* Malik Binnebi ve Mehdi Bazargan Kur'an eksenli düşünürlerdir.

Malcolm X

Çağın muzdaripleri denilince insanın aklına birkaç kişi üşüşür. Bunlardan birisi Malcolm X olmalıdır. Hacla yeniden doğan Malcolm X, Amerikan derin devleti tarafından ortadan kaldırılır. Zira beyaz adam zencilerin enerjisini çalmak ve onu heder etmek istemektedir. Elijah Muhammed bu projeye uygun bir isimdir. Beyaz adam hakkında nefret dolu söyleme sahip olsa da zararı siyah adamadır. Enerjisini boşa akıtır. O, beyaz adamın tercih ettiği Bahailik tarzı İslam'ı içten kemiren cereyan üreterek virüs haline gelir. Malcolm X, siyahların enerjisini ilk kez doğru alana ve olana yönlendirmek istemekte ve bu hususta alan açmaktadır. İslam'ın ana akımıyla bütünleşmektedir. Hac dönüşünde Malcolm X, zencilerin gerçek aidiyetini keşfetmiş ve Elijah Muhammed'in yaptığı gibi beyaz adama küfretmek yerine, körelmiş vicdanlara bir mum yakmanın daha doğru olacağını kestirmiştir. Malcolm X'deki enerji potansiyelinin açığa çıkması beyaz adamı ürkütmüştür. Artık onu kör bir noktaya hapsetmek mümkün değildir. Ana caddeyi bulmuştur. Bu yüzden enerjik Malik Şahbaz'ı durdurmak için fiziğini ortadan kaldırdılar. 20'inci yüzyılın gerçek beyaz adamlarından birisi Malcolm X idi. Diğer adıyla Malik Şahbaz. Bir dönem Seyyid Kutup'la birlikte bilmeden aynı toprakları paylaştılar. Aynı idealleri soludular. Bu da beyaz adamın tasallutundan kurtulma idealiydi. Seyyid Kutup beyaz adamı beyazlığından dolayı değil misyonundan dolayı paylar ve hasım olarak görür. Seyyid Kutup'tan 19 yaş kadar küçük olan Malcolm X, Seyyid Kutup'un idamından bir yıl kadar önce(21 Şubat 1965) bir suikastla şehit edilmiştir. Ortak yazgıları şahadettir, ortak misyonları ise beyaz adamın zorbalığına karşı direnmektir. Lakin Malcolm X, yeniden hacda doğarken aslında Seyyid Kutup kendisini biraz daha fazla ABD'de keşfetmiştir.

Martin Luther

Halbuki İslam âlemine yutturmak istedikleri 'Martin Luther portresi', Protestanlık hareketi üzerinden hem iç savaşı tetiklemiş hem de Hıristiyanlığı parçalanmış ve bağımsız kiliseler üretmiştir. Ayrıca Luther kendi dünyasında Batı medeniyetini İslam gibi bir tehlikeden korumak için Türklere karşı savaşmanın her Hristiyan'ın vazifesi olduğunu belirtmiştir.

* Luther'e göre İsa'ya inanmayan her insan kafirdir, cehennemliktir ve iyi insan değildir ( Martin Luther'in Türkler Hakkındaki Sözleri, Hikmet Tanyu).

-Devam edecek-

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-27

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-27

Muhammed Ali Sabuni(Suriyeli âlim) Sabuni hakkı söylediği için yıllar yılı sürgünde yaş

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-26

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-26

Mine Urgan Tercüme mesleğinin ve tekniğinin ustalarından olan sol eğilimli Mine Urgan hayatın

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-25

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-25

Mehmed Haberal Ankara’da yerel bir TV’nin sunucusu olan Nahit Duru, 2009 mahalli seçimleri ar

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-24

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-24

Maruf Devalibi(Suriyeli eski başbakanlardan) Suriye eski başbakanlarından Maruf Devalibi Amerika

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-23

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-23

Prof. Mahmut Erol Kılıç(Tasavvuf tarihi uzmanı) Tasavvuf ve tarihi üzerine uzman isimlerden b

BİR NESLİN TÜKENİŞİ

BİR NESLİN TÜKENİŞİ

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla... Her yüzyılda, istisnalar hariç, bütün insanlar yer

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-22

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-22

Lamartin 1790-1869 yılları arasında yaşamış olan meşhur Fransız şair Lamartin, hayatını

ERMENİ MEZALİMİ VE TEHCİR

ERMENİ MEZALİMİ VE TEHCİR

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla... 38 harfden oluşan alfabesiyle tarih sahnesinde bir mil

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-21

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-21

Keçeçizade İzzet Molla Padişah II. Mahmud’a sunduğu layihada Keçeci-zâde İzzet Molla, ş

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-20

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-20

Jean-Marie Le Pen (Fransız siyasetçi) İkinci Dünya Savaşının izlerini taşıyan eski sağ, y

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-19

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-19

Hz. İbrahim(a.s) Kur’an ifadesiyle Hazreti İbrahim ulu’l azm peygamberdir ve ulu’l azm peyg

"Kadınlara iyilikle muamele ediniz."

Nisa:19

GÜNÜN HADİSİ

Kim bir oruçluya iftar ettirirse, kendisine onun sevabı kadar sevap yazılır. Üstelik bu sebeple oruçlunun sevabından hiçbir eksilme olmaz.

Tirmizi, Savm 82, (807); İbnu Mace, Sıyam 45, (1746)

TARİHTE BU HAFTA

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI