Cevaplar.Org

BAKIŞ AÇISI-18

Hatta Kur'an ve Sünnet'in titizlikle teşvik ettiği "Şûra" ilkesine hayat veren de "farklı görüşler"in mevcudiyetidir. Bir konuda, ilgili ve söz sahibi herkesin aynı şeyi düşünmesinin beklenmesi hem eşyanın tabiatine aykırıdır, hem de "en doğru" görüşün ortaya çıkmasını engeller.


Ebubekir Sifil(Doç. Dr)

esifil@yahoo.com

2020-10-08 09:00:29

Hatta Kur'an ve Sünnet'in titizlikle teşvik ettiği "Şûra" ilkesine hayat veren de "farklı görüşler"in mevcudiyetidir. Bir konuda, ilgili ve söz sahibi herkesin aynı şeyi düşünmesinin beklenmesi hem eşyanın tabiatine aykırıdır, hem de "en doğru" görüşün ortaya çıkmasını engeller. Dolayısıyla Müslümanlar arasında "muhtelefun fih" meseleler daima var olacaktır/olmuştur ve ihtilaflı görüşlerin doğal olarak tevlit ettiği "tenkit" mekanizmasına işlerlik kazandırıldığı sürece hem yanılma payı azalacak, hem de ortaya konan alternatif çözümler, Müslümanlar'a hareket alanı sağlayacaktır. İslam Modernizmi Üzerine Millî Gazete - 3-4 Ekim 2000

İslam Modernistleri, fikrî temellerini büyük ölçüde Oryantalist çalışmalara borçlular. Bunu gerek zımnen, gerekse açıktan kendileri de ifade etmekten geri durmuyorlar. Oryantalizm'in İslam dünyasını fikrî olarak "çözümlemek" ve "çökertmek" gibi temel bir hedefi bulunduğu vakıası ise, ayrıca vurgulanmaya ihtiyaç göstermeyecek kadar aşikâr... İslam Modernizmi Üzerine Millî Gazete - 3-4 Ekim 2000

Oryantalistler'in, İslam araştırmalarında kullandıkları yöntemlerden tutunuz da, ortaya attıkları iddialara kadar –tek tük istisnaları bulunduğunu da teslim etmekle birlikte– İslam'a karşı önyargılı hareket etmediklerini düşünmemizi isteyenler, bizden, ya "çocukça", ya da "çılgınca" davranmamızı bekliyorlar demektir. İslam Modernizmi Üzerine Millî Gazete - 3-4 Ekim 2000

 Tıpkı Pavlos ve ondan sonraki din adamlarının Hristiyanlığa ve İncil'e reva gördükleri muamelelerde olduğu gibi, İslam'ın ve onun kaynaklarının bize intikalinde temel fonksiyon icra etmiş olan "ilk nesiller"in de benzeri bir tahrip ve tahrif içinde olduklarını; müfessirlerin Kur'an'ı İlahî iradeye aykırı düşecek şekilde tefsir etmek suretiyle tahrif ettiğini, muhaddislerin hadis uydurduğunu, fakihlerin kendi anlayışlarını "din" diye kodifike ettiğini... hasılı geçmişten bize intikal etmiş ilmî birikimin, büyük ölçüde "yanlış" bir İslam anlayışının ürünü olduğunu, kullandıkları tabirler farklı olmakla birlikte özde bunu ifade edecek biçimde –Efganî-Abduh-R.Rıza çizgisinden, Seyyid Ahmed Han'a, Musa Carullah Bigiyef'ten Yaşar Nuri Öztürk'e, Hindistanlı, Mısırlı, Kazanlı, Türkiyeli... pek çok isme kadar– iddia etmeyen bir modernist var mıdır? İslam Modernizmi Üzerine Millî Gazete - 3-4 Ekim 2000

Modernistler, İslam'ın adeta "yeniden keşfi" veya "yeniden tarifi" için sarf-ı mesai etmişlerdir/etmektedirler. Bunu yaparken de önce "Modern/ Çağdaş(çı) anlayış-Geleneksel(ci) anlayış" şeklinde temel bir ayrım üzerinden hareket etmektedirler. Bizatihi bu ayrım bile, üzerinde alabildiğine geniş bir şekilde durmayı hak eder ölçüde önemlidir. Kestirmeden söyleyeyim ki, bana göre bu ayrım son derece tehlikeli ve yanlıştır. Sebebi şu: Bu tasnif, İslam'ın "geleneksel" tabir edilen anlaşılma biçiminin –ki bana göre bu, "sahih İslam"dır– ya bizatihi yanlış veya bugün için geçersiz olduğu anlayışı ile sıkı bir şekilde irtibatlıdır. Dolayısıyla bu ayrımı kabul edip, düşüncenizi bu kavramlar üzerine bina etmeye razı olduğunuz andan itibaren en azından bilinçaltınızda "geleneksel İslam'ın" gözden geçirilmeye muhtaç temeller üzerine "kurulu" bulunduğunu peşinen teslim etmiş oluyorsunuz. Bu temeller, "Kur'an'ın normatif hükümlerinin bağlayıcılığı", "Sünnet'in bir temel kurum olarak "sahih" ve "bağlayıcı" olduğu, yine bir kurum olarak "İcma"ın bağlayıcılığı, Sahabe'nin otoritesi... gibi hususlardır. İslam Modernizmi Üzerine Millî Gazete - 3-4 Ekim 2000

İslam tarihinde varlık sahnesine çıkmış olan Kelamî fırkaların görüşleri nasıl en ince detayına kadar incelenmiş ve "Milel-Nıhel/Fırak" türü kitaplarda geniş bir şekilde verilmişse, bugün de aynı çalışma yapılmalıdır. İslam Modernizmi Üzerine Millî Gazete - 3-4 Ekim 2000

Modernistler'in ortak temel kanaatlerini oluşturan en esaslı argüman, Kur'an'dan başka güvenilecek bir kaynak olmadığı ve esasen böyle bir kaynak aramanın Kur'an'a aykırı olduğu tezidir... İslam Modernizmi Üzerine Millî Gazete - 3-4 Ekim 2000

Sünnet'in bağlayıcılığı, kadının örtünmesi, faiz, miras, kısas, haddler... gibi pek çok konuda, hepsi de "Kur'an'dan başka kaynak tanımayız" diyen kimselerin ileriye sürdükleri görüşlere bakınız; birbiriyle uzlaştırılması mümkün olmayan bir vadi dolusu çelişki ve çatışma göreceksiniz... Dolayısıyla eğer sistemli ve bütüncül bir İslamî anlayışa ulaşabilmek için yukarıdaki slogan yeterli olsaydı, bugün pek çok "mesele"nin çoktan aşılmış gerilerde bırakılmış olması gerekirdi. İslam Modernizmi Üzerine Millî Gazete - 3-4 Ekim 2000

Adına "Modern İslam düşüncesi" dediğimiz olgu, genel olarak kendi içinde tutarlı ve sistematik bir yapıya tekabül etmiyor. Bölük-pörçük, şuradan-buradan –ama büyük ölçüde Batı düşüncesinden ve Oryantalist çalışmalardan– derleme, derme-çatma bir "düşünceler yığını" ile karşı karşıyayız. İslam Modernizmi Üzerine Millî Gazete - 3-4 Ekim 2000

Kendisini "Modernist" olarak ifade eden zevatın düşüncelerine kuşbakışı baktığımızda, İslam kültürüne karşı genel bir olumsuz/eleştirel tavır görüyoruz; ancak yere inip de Modernistler'in arasına karıştığımızda, aralarında –deyim yerindeyse– hem "esasta", hem de "usulde" önemli görüş ayrılıkları bulunduğu gerçeği ile yüzyüze geliyoruz. Bu tesbit, bizatihi onlar arasındaki görüş ayrılıkları hakkında herhangi bir yargılamada bulunmaktan ve aralarında hakemlik etmekten çok, az önce de ifade ettiğim gibi, ortaya sistemli ve bütüncül bir yapı koyamamış oldukları hususunun altını çizmek içindir. İslam Modernizmi Üzerine Millî Gazete - 3-4 Ekim 2000

1400 yıllık devasa bir birikimin karşısına geçip, onu eleştiriye tabi tutma iddiasındaki bu anlayış, eğer yıkmaya yeltendiği bu yapının alternatifini ikiyüz yıldır ortaya koyamamış ise, ortada ciddi bir problem var demektir. İşte bu anlayış eleştirilmeli, hem de bireysel gayretlerle sınırlı olarak değil, daha uzun soluklu ve çok yönlü ilmî faaliyetlerle eleştirilmelidir. İslam Modernizmi Üzerine Millî Gazete - 3-4 Ekim 2000

İslam Modernistleri'nin ortaklaşa dile getirdikleri hususların başında şu nokta gelmektedir: "Eğer geçmişte İslam doğru biçimde anlaşılmış olsaydı, bugün Müslümanlar bu durumda olmazdı. Eğer günümüzde İslam dünyasının içinde bulunduğu yürekler acısı durumun sebebini, Müslümanlar'ın İslam anlayışında aramazsak, nerede arayacağız? O halde İslam'ın temel kaynağı olan Kur'an'dan başlayarak Müslümanlar'ın tarih içinde oluşturmuş bulunduğu İslam anlayışını yeniden gözden geçirmek bir zarurettir." İslam Modernizmi'ne hayat veren en temel anlayış budur İslam Modernizmi Üzerine Millî Gazete - 3-4 Ekim 2000

Kur'an, "insanlığı saadete ulaştıracak ilahî/tabii/fıtrî değerleri ben ihtiva ediyorum" derken, Modernistler, insanlığın kurtuluş ve saadetini ancak bugün Batı'da hakim değerler sisteminin sağlayabileceğini iddia ediyorlar. Kur'an ve Sünnet, haksız yere bir cana kıymış olan kimsenin –kısasa kısas ilkesi gereği– öldürülmesini isterken, faizi, zinayı ve genel olarak fuhşu, içkiyi, kumarı... yasaklarken, Batı'nın temsil ettiği değerler sistemi bütün bu hususlarla çelişmektedir İslam Modernizmi Üzerine Millî Gazete - 3-4 Ekim 2000

Şimdi bir yol ayrımında bulunuyoruz: "Bugünün küresel ekonomik sistemi içinde faizi yasaklamak mümkün değildir; Batı'nın insan hakları anlayışı, bir kişiyi değil, 30 bin kişiyi de öldürmüş olsa, katilin ölüm cezasına çarptırılmasını reddetmektedir" deyip, bu ve benzeri konularda ilahî hükmü elimizin tersiyle iterek Batılı anlayışı mı benimseyeceğiz, yoksa, "Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında kısas sizin üzerinize farz kılındı. (...) Ey akıl sahipleri! Sizin için kısasta hayat vardır" (2/el-Bakara, 178-9), "O ribayı yiyenler, şeytanın çarpmış olduğu delirmiş kimse gibi kalkarlar. Bu ise onların, "Alışveriş de riba gibidir" demeleri sebebiyledir. Oysa Allah alışverişi helal, ribayı ise haram kılmıştır..." (2/el-Bakara, 278) diyerek kısası ve faiz yasağını hayatın temeline yerleştiren Kur'an'ın bu evrensel/ebedî tesbitini mi kaale alacağız? İslam Modernizmi Üzerine Millî Gazete - 3-4 Ekim 2000

Batı'nın bugün benimsediği ve temsil ettiği değerler sistemi içinde Kur'an ve Sünnet'in öğretileriyle/talimatlarıyla çelişen/çatışan taraflar varsa –ki vardır–, bunların genel geçer evrensel değerler olarak nazar-ı itibara alınması mümkün değildir. Kur'an ve Sünnet'in getirdiği sistem ile çelişmeyen hususlara gelince, bunlar zaten vahyin tasdik ettiği ve benimsenmesini istediği hususlar olarak özde İslamî olduğu için burada herhangi bir problem yoktur. İslam Modernizmi Üzerine Millî Gazete - 3-4 Ekim 2000

Zaten –Kıyas'ı teoride kabul etmeyen ama fiiliyatta ona başvurmaktan kaçınamayan Zahirîler'i dışarıda bırakırsak– Müçtehid İmamlar'ın (Allah hepsine rahmet eylesin) tümünün epistemolojik olarak benimsedikleri ortak tavır, Şer'î deliller dizgesini Kur'an-Sünnet-İcma-Kıyas şeklinde olmuştur. Burada Kur'an'ın vahiy olduğu noktasında herhangi bir problem yoktur. Genel kabul gören anlayışa göre Sünnet'in de "dinin tebliği" alanına giren ögeleri vahye dayanmak durumundadır. İcma'a gelince, onun da genel olarak Kur'an'dan veya Sünnet'ten bir dayanağa (senet) istinat ettirilme zarureti vardır. Geriye Kıyas kalmaktadır ki, o da hakkında Kur'an veya Sünnet'te bir hüküm bulunmayan bir meseleyi, aralarındaki illet birliğine dayanarak bu iki kaynakta hükme bağlanmış bir meseleye havale ederek çözmek demektir. Bu itibarla Kıyas da sonuçta nassa dayanmaktadır. . İslam Modernizmi Üzerine Millî Gazete - 3-4 Ekim 2000

Şu halde dinin değişime açık bıraktığı alanın şu şekilde sınırlandırılması gerektiğini söyleyebiliriz: Sübut ve delalet bakımından kat'î olan, nesh ve benzeri muarazalardan salim olan nasslar (Kur'an ve Sünnet'te belirtilen hükümler) ile İcma gibi üzerinde ihtilaf bulunmayan Şer'î asılların oluşturduğu alan dışında kalan, İçtihad'a ve Örf'e dayalı hükümler (zamana ve mekâna bağlı uygulamalar) gibi hususların değişebileceğini söyleyebiliriz. Ancak burada da değişikliğin, mutlaka "içeriden" olan "ehil" kimselerin "iyi niyet"e dayanan çabalarıyla ortaya konması ve buna gerçekten "İslamî olarak" ihtiyaç bulunduğunun müsellem bulunması kaçınılmazdır. İslam Modernizmi Üzerine Millî Gazete - 3-4 Ekim 2000

İslam modernizmi de –yukarıda çizdiğimiz çerçeveden de kolayca anlaşılacağı gibi– akla, bilimsel verilere ve değişime aykırı olduğuna inanılan bütün İslamî kurumların ve kabullerin gözden geçirilerek elimine edilmesi temeline dayanmaktadır. Bununla birlikte şu ana kadar İslam Modernizmi adına ortaya konan tavırlar temel denebilecek alanlarda bile homojenite arz etmekten uzak kalmışlardır. Bu bakımdan İslam dünyasında modernist düşüncenin tek bir tanım ve yaklaşım içinde sunulması, yahut bunlardan sadece birisinin İslam modernizmini ifade ettiğinin söylenmesi oldukça güçtür. Bazı Kavramlar Üzerine Bir Soruşturma, İslâmî Edebiyat - Nisan-Haziran 1991

 

-devam edecek-

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

KIZIL İCAZ NOTLARI-2

KIZIL İCAZ NOTLARI-2

Ders: Kızıl İcaz-2 İzah: Ali Haydar Çetintürk Hocaefendi Hocamız elinde de tuttuğu bir dos

KIZIL İCAZ VEYA BEDİÜZZAMAN’I ANLAMAK

KIZIL İCAZ VEYA BEDİÜZZAMAN’I ANLAMAK

“Kişi bilmediğinin düşmanıdır” Bir şey ve bir kimse hakkında bilgi sahibi olmadan fiki

YAVUZ BÜLENT BAKİLER BEYEFENDİ İLE MÜLAKATIMIZ-2

YAVUZ BÜLENT BAKİLER BEYEFENDİ İLE MÜLAKATIMIZ-2

Hocam dilde tasfiyeler ile 300-500 kelimeyle konuşabilen bir nesil nasıl büyük düşünebilecek?

HASTA ZİYARETİNİ KISA TUTMAK İLE ALAKALI HADİS NASIL ANLAŞILMALI?

HASTA ZİYARETİNİ KISA TUTMAK İLE ALAKALI HADİS NASIL ANLAŞILMALI?

Muhterem İhsan Kasım Salihî beyefendi anlatıyor; “Ağabeyim Haşim, Bağdat’ta Seb’u Ebkar

RİSALE-İ NUR’DA TASAVVUF-1

RİSALE-İ NUR’DA TASAVVUF-1

Tasavvuf: Sözlük anlamı itibariyle arınmak, temizlenmek, duru hale gelmek anlamındadır. Terim

HZ. PEYGAMBER (S.A.V.)’IN DOĞUM GÜNÜNE DAİR YANLIŞI

HZ. PEYGAMBER (S.A.V.)’IN DOĞUM GÜNÜNE DAİR YANLIŞI

Muhterem Müslümanlar! Mustafa’nın 30. yanlışında, Hz. Peygamber (s.a.v.)’in doğum günü

MEDİNELİ HACI OSMAN EFENDİ’DEN SOHBET NOTLARI-8

MEDİNELİ HACI OSMAN EFENDİ’DEN SOHBET NOTLARI-8

BAZI AHİRZAMAN ALAMETLERİ Yine Hz. Peygamber aleyhissalatu vesselam efendimiz hazretleri Kıyamet

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-27

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-27

Muhammed Ali Sabuni(Suriyeli âlim) Sabuni hakkı söylediği için yıllar yılı sürgünde yaş

ŞİFA TEFSİRİ NOTLARI-15

ŞİFA TEFSİRİ NOTLARI-15

İnsan anne babasının kadrini, kıymetini öldükten sonra anlıyor. “Eyvah filan zaman şöyle

KISA KISA NOTLAR-1

KISA KISA NOTLAR-1

*Şevval ayında tutulan 6 gün orucu ara vererek tutmak efdaldir. *Abdest sıkışıkken cemaatl

ES’İLETUN BEYANİYYETÜN Fİ’L KUR’AN-I KERİM

ES’İLETUN BEYANİYYETÜN Fİ’L KUR’AN-I KERİM

Eser Adı: Es’iletün Beyaniyyetun Fi’l Kur’an-ı Kerim Müellif: Doktor Fadıl Salih Samarra

Ey Rabbim! Beni yalnız bırakma! Sen Vârislerin en hayırlısısın.

Enbiya,89

GÜNÜN HADİSİ

SABAH İLE YATSI NAMAZLARINI CEMÂATLE KILMANIN FAZÎLETİNE DÂİR EBÛ HÜREYRE HADÎSİ

Münâfıklara sabah ile yatsı (cemâat) namazlarından daha ağır hiç bir namaz yoktur. (Halbuki) bu iki namaz(ın cemâatin)de olan (ecir ve fazîlet)i bilseler emekliye, emekliye (sürtüne, sürtüne) de olsa onlara gel(ip hâzır ol)urlardı. (Ebû Hüreyre)

TARİHTE BU HAFTA

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI