Cevaplar.Org

KABİR AZABI YOKTUR YANLIŞI

Muhterem müslümanlar! 80 yaşını tamamlamış ve ölüme hazırlık yapan bir kardeşiniz olarak size hitap ediyorum. Normalde benim yaşımdakiler zikir, tövbe ve istiğfarla zamanlarını doldurup, Rablerine kavuşma gününü beklerler.


Seyda Musa Geçit Hocaefendi

2020-07-01 07:09:46

Muhterem müslümanlar!

80 yaşını tamamlamış ve ölüme hazırlık yapan bir kardeşiniz olarak size hitap ediyorum. Normalde benim yaşımdakiler zikir, tövbe ve istiğfarla zamanlarını doldurup, Rablerine kavuşma gününü beklerler.

Ben aciz kul da Müslümanların televizyon programlarını seyrediyor, doğru söylemleri için onlara dua ediyor, yanlış konuşmaları için uyarıda bulunuyorum. Bunu yaparken Hz. Peygamber ( s.a.v.)'in âlimlere yüklediği sorumluluk icabı hareket ediyorum.

 Neredeyse iki aydır Kur'an tahrifçileri ve sünnet düşmanlarına cevaplar hazırlıyorum. Bunlardan biri Mustafa İslâmoğlu'dur. İlk kitap, seminer ve sohbetlerinden beri kendisini tanıyorum. İlk zamanlarındaki sohbetlerinde bulundum ve o sıralarda hiç bir yanlışını görmedim. Kendisine dua da ettim. Fakat bu son zamanlarda ağzını açar -açmaz yanlışlarla konuşmaya başladığına şahid oluyorum.

Bir alim olarak, dünyadan hiç bir beklentisi olmayan bir müslüman olarak, yanlışa yanlış demek zorundayım. Çünkü hadiste, bidatler çoğaldığı zaman sessiz kalan alimlere lanet edilmiştir. Hem lanete uğramamak, hem de Allah rızasına kavuşmak için uyarılarımı yapıyorum.

Bildiğiniz üzere, Hasan Mezarcı da bir zamanlar ateşli konuşmalar yapardı. Fakat daha sonra " Mesih " olduğunu iddia etti. Ben İslâmoğlu'nun da bu akıbete doğru yürüdüğünü hissediyorum, görüyorum ve alametlerini bekliyorum. Çünkü 1839 'da Hindistan'da doğan Mirza Ahmet Ğulam Kadiyani ile İslâmoğlu'nun benzerliği tesadüfi değildir. 1880'de İslâm'a davet ediyor, İslâm'a saldıranlara karşı cevaplar veriyordu 1888 'de asrın müceddidi olduğunu söyleyerek, insanları kendine biat etmeye çağırdı. 1891'de Hz. İsa (a.s)'nın öldüğünü iddia etti ve kendisinin "gerçek ve beklenen mehdi " olduğunu ileri sürdü. 1900'de has adamları onun peygamber olduğunu söylemeye başladılar. 1901'de hem Nebi, hem Resul olduğunu ilan etti. 1904'te Hint tanrısı "Kirşen" olduğunu söyledi. Bu süre içerisinde Üstad Muhammed İkbal onun iftiralarına karşı İslâm'ı savundu. Kadiyaniliğin beklentilerini kursağında bıraktı.

İslâmoğlu'nun ilk konuşmalarıyla son konuşmalarını karşılaştırdığımda, beyat ve mehdiliğini ilan etmesinin yakın olduğunu tahmin ediyorum. Belki bu iddiasını mehdi ve mesih adını kullanarak yapmaz. Ancak kullandığı muğlak ifadeler ve süslü kelimelerle o mefhumda konuşacağını tahmin etmek zor değildir. Nitekim bir zamanlar Yaşar Nuri Öztürk de "Ben zamanın Mevlana'sıyım, Konuşan Kur'an'ım" mealinde laflar kullanıyordu. Ömrüm bunu görmeye yeter mi bilmiyorum, ama tahrif ve yanlışlarının devam ettiği kesin. Selamlar Kardeşiniz Molla Musa Celal

Muhterem müslümanlar!

Bu yazımızda Mustafa İslâmoğlu'nun "Kabir azabı yoktur" şeklindeki yanlışını ele alacağız inşallah. Ancak bu yanlışları tartışırken -tekrar belirtelim ki- söz konusu şahsın kişiliğini değil; söylemlerini düzeltmeye çalıştığımı beyan etmek isterim.

Kardeşlerim! İslâmoğlu bazı söylemlerinde kabir azabının olmadığını ifade etmektedir. Fakat her zamanki gibi kaynak ve delil vermeden konuşmaktadır. Rahmetli babası Ahmed İslâmoğlu, oğlu Mustafa'nın Şia kitaplarını okuduğunu ve onlardan ilham aldığını beyan etmişti. Oysa Şia'nın ve Mutezile'nin en muteber kaynakları da Mustafa'yı tekzip etmektedirler. Bir zamanlar Mustafa, Ahmed b. Hanbel'in rivayet ettiği bir hadisi değerlendirirken "tarih İbn Hanbel'in rivayetini yalanlamaktadır" demişti. Oysa bugün kendisinin görüşleri, düşünce borsasında her gün değer kaybetmektedir. Şeyh Ahmed İslamoğlu sağ olsaydı, ona hitaben şöyle diyecektim: "Şia kaynakları artık senin oğlunu yalanlamaktadır. Çünkü Yahudiler gibi, jest-mimik ve diliyle âyetleri tahrif ediyor. Oğlun artık bütün âlimlerin nesilden nesile aktardıklarını alt üst ederek, kural-hürmet tanımayarak öyle bir temayül sergiliyor ki, Yahudiler bile eline su dökemez oldu."

Bu tehlikeli söylemin yanlışlığını göstermek için Ehli Sünnet, Şia ve Mutezile'nin en muteber kaynaklarına bakmakta yarar vardır:

Beydavi,

مِمَّا خَطِيئَاتِهِمْ أُغْرِقُوا فَأُدْخِلُوا نَاراً فَلَمْ يَجِدُوا لَهُم مِّن دُونِ اللَّهِ أَنصَاراً

"Onlar kendi günahlarından dolayı suda boğuldular ve ateşe sokuldular." [Nuh:71/ 25] âyetinin tefsirinde şöyle demektedir: "Ayet, kabir azabı veya ahiret azabına delildir. Çünkü "suda boğuldular ve ateşe sokuldular" kısmında kullanılan bağlaç (fa harfi) ateşle azabın boğulma/ölme olayından hemen sonra gerçekleştiğini göstermektedir."

Nesefi, aynı âyeti yorumlarken "Nuh kavminin tufanla boğulduklarını hemen akabinde ateşle azaba maruz kaldıklarını beyan eder ve der ki: "Buradaki fa bağlacı, ateşle azabın boğulma olayından hemen sonra gerçekleştiğini ifade eder ki, bu da kabir azabının sabit olduğuna delildir."

Zemahşeri de aynı âyetin tefsirinde Dahhak'ın şu rivayetini nakleder: "Bir tarafta boğulurken diğer tarafta ateşte yanıyorlardı" demektedir.

Şii müfessir Tabatabai'nin Mizan tefsirindeki yorumu ise Mustafa'yı kesinlikle yalanlamaktadır: "Buradaki ateşten kasıt, ölüm ile diriliş süreci arasındaki berzah âleminde günahkârların maruz kaldığı ateştir ve ahiretteki ateşle azap değildir. Bu âyet berzahın varlığına delildir. Ayrıca 'ayette ahiretteki ateşle azap kastedilmiş olabilir' diyenlerin sözüne itibar edilmez. Çünkü boğulduktan sonra kıyamet gününe kadar bekleyip daha sonra ateşle azap edilecekleri kastedilmemiştir."

Bu kadar açık ve net delillerden sonra Mustafa'nın yanlışından dönmesini umut ediyor; İslâm ümmetinin yaralarını sarmaya davet ediyoruz. Çünkü mesnetsiz-temelsiz görüşleri, ümmetin travmasını daha da ağırlaştırıyor; fikri bir karmaşanın oluşmasına hizmet ediyor.

Allah'ın selamı ve hidayeti hepimizin üzerine olsun.

Kardeşiniz Molla Musa Celal

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

Eymen Akça, 2020-07-01 10:52:09

Allah razı olsun Hocam. Gayet güzel bir süreç okuması yapmışsınız. Allah tekrar ve tekrar sizden razı olsun. Kaleminizi Hakkın ve Hakikatin keskin kılıcı eylesin. Amin.

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

DİĞER YAZILAR

YAVUZ BÜLENT BAKİLER BEYEFENDİ İLE MÜLAKATIMIZ-1

YAVUZ BÜLENT BAKİLER BEYEFENDİ İLE MÜLAKATIMIZ-1

Takdim Kıymetli ziyaretçilerimiz, değerli mütefekkir, şar ve yazar Yavuz Bülent Bakiler beyef

MUHAKEMAT NOTLARI-16

MUHAKEMAT NOTLARI-16

Ders: Muhakemat, 1. Makale, 9. Mukaddime İzah: Prof. Dr. Ahmet Akgündüz *Bana göre bu 9. Muka

ÂLİMİN SORUMLULUĞU VE İKAZ GÖREVİ

ÂLİMİN SORUMLULUĞU VE İKAZ GÖREVİ

Muhterem müslümanlar! Bazı okuyucular ve takipçiler, 80 yaşında olduğumu ve dünyada olup bi

BAKIŞ AÇISI-10

BAKIŞ AÇISI-10

Bugün kaynak olarak kullandığımız –eski ulemaya ait– pek çok eserin girişinde, müellifin

ŞİFA TEFSİRİ NOTLARI-1

ŞİFA TEFSİRİ NOTLARI-1

Hazret-i Âdem’in yaratıldıktan sonra söylediği ilk cümle de yine "el-Hamdü lillah" cümlesi

CİMRİNİN YEMEĞİ HASTA EDER

CİMRİNİN YEMEĞİ HASTA EDER

Rahmetli Muzaffer Özak Efendi, bir defasında Sahaf dükkânındaki çalışanlarına; -Bu gün if

KAİNAT DENEN MESCİD

KAİNAT DENEN MESCİD

Ey insan! Sen bu hayata bir camide, (bir ibadethanede) gözlerini açmışsın ve Müslüman olarak

KUR’AN NOTLARI-1

KUR’AN NOTLARI-1

Peygamber efendimizin (aleyhissalatu vesselam) Kur’an’ın nazil olması başlamadan önce Hira d

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-14

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-14

Gladstone(20. Asır başında İngiliz sömürge bakanı) Gladstone'a göre Türkler şöyle tasvir

BENİM GÖZÜMLE-10

BENİM GÖZÜMLE-10

İmam Rabbani İmam-ı Rabbani'nin, hadiste "her yüz yılın başında" geleceği bildirilen müce

BÜYÜK GÜNAHLAR-10

BÜYÜK GÜNAHLAR-10

206. KEBİRE: Zaruri bir durum yokken, kendi vaziyetine bakarak geri ödeyemeyeceğini zanneden bir

Elbette onların etleri ve kanları Allah'a ulaşmayacaktır. Ancak O'na sizin takvanız erecektir. Onları bu şekilde sizin buyruğunuza verdi ki, size yolunu gösterdiğinden dolayı, Allah'ı tekbir ile yüceltesiniz.

Hac:37

GÜNÜN HADİSİ

Kim bir oruçluya iftar ettirirse, kendisine onun sevabı kadar sevap yazılır. Üstelik bu sebeple oruçlunun sevabından hiçbir eksilme olmaz.

Tirmizi, Savm 82, (807); İbnu Mace, Sıyam 45, (1746)

TARİHTE BU HAFTA

*Eğriboz Adası'nin fethi(12 Ağustos 1470) *Kanuni Sultan Süleyman Han'in Tebriz'i fethi(13 Ağustos 1534) *Haçlı Ordusu'nun Kudüs katliami (15 Ağustoz 1099) *Gölcük Depremi(17 Ağustos 1999) *Misak-i Milli'nin TBMM'de de kabûlü(19 Ağustos 1920)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI