Cevaplar.Org

BENİM GÖZÜMLE-4

Enver Şah Keşmiri Muhammed Enverşah el-Keşmîrî ilginç bir örnektir. Gerçi bizzat kaleme aldığı, her biri kaynak niteliğinde birçok eseri vardır; ancak kendisine ününü kazandıran "Feydu'l-Bârî" adlı muhteşem eseri –bilindiği gibi–


Ebubekir Sifil(Doç. Dr)

esifil@yahoo.com

2020-06-15 08:04:55

Enver Şah Keşmiri

Muhammed Enverşah el-Keşmîrî ilginç bir örnektir. Gerçi bizzat kaleme aldığı, her biri kaynak niteliğinde birçok eseri vardır; ancak kendisine ününü kazandıran "Feydu'l-Bârî" adlı muhteşem eseri –bilindiği gibi– kendisi kaleme almış değildir. Buhârî şerhi derslerine katılan öğrencilerinin basiretli ve titiz çalışmaları olmasaydı bugün elimizde el-Keşmîrî'ye ait "Feydu'l-Bârî" diye bir eser olmayacaktı. Aynı durum Tirmizî şerhi "el-Arfu'l-Verdî" için de söz konusudur. Milli Gazete - 2 Ekim 2005

Eşref Ali Tehanevi

Hindistan'lı Rabbanî âlim Muhammed Eşref Ali et- Tehanevi merhum bu yüzyılın ortalarında vefat ettiğinde geriye, telif, imla, fetva ve vaz-u nasihatlerinin kaleme alınmasıyla vücuda getirilmiş 1000 (bin) ciltlik muazzam bir kütüphane bırakmıştı. Farklı İslam Anlayışları Üzerine Beyan - Haziran 1999

Fazlur Rahman

Özellikle metodolojik (Usul'e yönelik) çalışmalarıyla dikkat çeken ve ağırlıklı olarak akademik camia arasında etkili olduğu gözlenen Fazlur Rahman, Tasavvuf'tan Hadis'e, Fıkıh'tan Kelam'a kadar İslamî disiplinlerin tümü hakkında yenilikçi/modernist bir yaklaşımla kelam etmiş birisi olarak, kendisinden sonraki modernist fikirlere ilham kaynağı olmaya devam etmektedir. Fazlur Rahman Kimdir? Adlı Yazıdan..

1946-1949 yılları arasında Oxford Üniversitesi'nde doktora çalışması yaparken bir taraftan da İslam felsefesi ile ilgilendi. Bu dönem, Fazlur Rahman'ın geçirdiği zihniyet dönüşümü bakımından bir dönüm noktası olmuştur. Bunu kendisi şöyle ifade eder: "İngiltere'de Oxford Üniversitesi'nde doktora öğrenimi yaptıktan ve Durham Üniversitesi'nde ders vermeye başladıktan sonra, daha önce almış olduğum modern eğitim ile geleneksel eğitimim arasında bir çelişki hissettim. 1940'lı yılların sonu ile 1950'li yılların başlarında felsefe çalışmaktan doğan ciddi bir şüphe dönemi geçirdim. Bu, geleneksel inançlarımı darmadağın etti." Fazlur Rahman Kimdir? Adlı Yazıdan..

Adına "İslamî Çağdaşlaşma" diyebileceğimiz projesi çerçevesinde Fazlur Rahman, bugün İslam adına elimizde bulunan ne varsa tartışılıp sorgulanması ve yenilenmesi gerektiği fikrindedir. Bundan sadece kısmen Kur'an istisna tutulabilir. Fazlur Rahman Kimdir? Adlı Yazıdan..

Kısaca ifade edecek olursak ona göre vahiy, Hz. Peygamber (s.a.v)'in "kalbine" geldiğine göre vahyin bir "dış varlığı" olduğunu ve Hz. Peygamber (s.a.v) tarafından işitilen kelimeler halinde geldiğini söylemek doğru değildir. Evet vahyin kaynağı Allah Teala'dır; ama aynı zamanda vahyin kelimelere dökülüşü esnasında Hz. Peygamber (s.a.v)'in belli bir fonksiyonu da vardır. Bu fikri şöyle ifade eder: "Sünnîlik, "Kur'an hem tamamıyla Allah kelamıdır, hem de olağan anlamda tamamıyla Hz. Muhammed'in kelamıdır" diyecek fikrî yeterlikte değildi. (...) Kur'an salt ilahî kelamdır, fakat aynı ölçüde Hz. Muhammed'in iç kişiliğiyle de aynı ölçüde münasebettedir. (...) İlahî kelam, Hz. Peygamber'in kalbinden süzülerek dışarı çıkmıştır. Fazlur Rahman Kimdir? Adlı Yazıdan..

Fazlur Rahman'a göre, Kur'an'da "Rûh min emrinâ" (Emrimizden bir ruh) olarak ifade edilen bu varlık harici ve somut bir varlık olamaz. Çünkü yukarıda işaret edilen eş-Şu'arâ ayeti, vahyin Hz. Peygamber (s.a.v)'in kalbine indirildiğini belirtmektedir. Harici bir varlığı olan meleğin Hz. Peygamber (s.a.v)'in kalbine inmesi/girmesi söz konusu olamayacağına göre buradaki "Ruh"a başka bir anlam vermek gerekecektir. Öyleyse o, –Adil Çiftçi'nin tabiriyle– "melek, götür-getirici "dışsal bir varlık" değil, Peygamber'in zihninde oluşturulan bir dinamik temsilciliktir ve tamamen "soyut"tur. Fazlur Rahman Kimdir? Adlı Yazıdan..

Bir diğer önemli nokta da, birkaç yıl önce Salman Rüşdi'nin Şeytan Ayetleri isimli çalışması dolayısıyla gündeme gelmiş olan "Garanik hadisesi" ile ilgili görüşüdür. Fazlur Rahman'a göre bu hadise tarihen sabittir, onun sübutunu kabul etmek Kur'an'a uygundur Fazlur Rahman Kimdir? Adlı Yazıdan..

Fazlur rahman'a göre Kur'an, temelde ahlakî ilkeler içeren bir kitaptır ve onun çağrısının esası ahlakîdir. Bu da Kur'an'ın ihtiva ettiği hukukî hükümlerin bile ahlakî çerçevede anlaşılması gerektiğini ifade eder. Bir diğer deyişle Kur'an'ın ahkâm ayetleri bizler için bugün somut hükümler değil, bu hükümlerin gerisinde bulunan ahlakî ilkelerin esas olduğunu anlatır. Fazlur Rahman Kimdir? Adlı Yazıdan..

Özel olarak Fazlur Rahman'a, genel olarak İslam modernistlerine göre Kur'an VII. Yüzyıl Arabistanı'nda nazil olduğu için, içerdiği somut hükümler de o topluma yönelik olmalıdır. Günümüz modern insanı ve toplumuyla o dönemin insan ve toplumu arasında, insanî özellikler bakımından büyük farklılıklar vardır. O dönemin insanı hayli "ilkel" ve "geri" olduğu için Kur'an'ın hukuki hükümleri onları "yola getirecek" tarzda gelmiştir. Fazlur Rahman bu durumu şöyle ifade eder: "Kur'an, Allah'ın ezelî kelamı olmakla beraber yine de öncelikle belli bir sosyal yapıya sahip olan muayyen bir topluma hitap etmektedir. Hukukî açıdan ifade edecek olursak, bu toplum ancak o kadar ileri götürülebilirdi, daha fazla değil." Fazlur Rahman Kimdir? Adlı Yazıdan..

Ona göre "Kur'an'da az sayıdaki "yasama ile ilgili" ayetler de Arap toplumunun örfü ve tatbikata ilişkin kuralları ile bağlantısı içinde doğmuştu." Dolayısıyla Kur'an'ın somut yasama ihtiva eden ayetleri tarihseldir ve bugün aynen tekrarlanamaz Fazlur Rahman Kimdir? Adlı Yazıdan

Fazlur Rahman "Sünnet" kavramını "Nebevî Sünnet" ve "Yaşayan Sünnet" şeklinde ikiye ayırarak kullanır. Nebevî Sünnet, Hz. Peygamber (s.a.v)'e ait olduğu bilinen ve somut ve detaylı hükümlerden çok genel ilkeler ihtiva eden kısımdır. Nicelik olarak hadislerde anlatıldığı kadar olmayıp, sınırlıdır. Yaşayan Sünnet ise Hz. Peygamber (s.a.v)'den sonra İslam toplumunun benimsediği genel gidişat, içtihadlar, örf vesairenin şekillendirdiği uygulamalardır. Nebevî Sünnet sabit iken Yaşayan Sünnet değişkendir ve Yaşayan Sünnet, Nebevî Sünnet'in ruhu esas alınarak oluşturulmuştur. Fazlur Rahman Kimdir? Adlı Yazıdan

Goldziher ve Schacht gibi müsteşriklerde gördüğümüz "Living Tradition" (Yaşayan Gelenek) kavramının uyarlanmış bir şekli olan "Yaşayan Sünnet" tabiri Fazlur Rahman'ın Sünnet anlayışında temel bir yer tutar. Ona göre her toplum kendi Yaşayan Sünnet'ini oluşturmak zorundadır: "Her ne kadar geçmişteki atalarımızın Yaşayan Sünneti Kur'an'ın ve Hz. Peygamber'in ilk dönemlerde cemaat içinde gerçekleştirdiği faaliyetlerin sağlıklı ve başarılı bir yorumu, bizler için dersler içerse de, kesinlikle aynen tekrarlanamaz. Fazlur Rahman Kimdir? Adlı Yazıdan

Fazlur Rahman'a göre –yukarıda da geçtiği gibi– hadis rivayetlerinin büyük çoğunluğu Hz. Peygamber (s.a.v) döneminden sonra formüle edilmiştir; dolayısıyla onların lafız olarak Hz. Peygamber (s.a.v)'e aidiyeti iddia edilemez Fazlur Rahman Kimdir? Adlı Yazıdan

Fazlur Rahman'a göre Hz. Peygamber (s.a.v) esasen çok gerekmedikçe insanların işine karışmayan, hatta "içine kapanık, çekingen ve –yakışıksız bir durum sergilediği hakkında herhangi bir kanıt yok ise de– kadınlardan hoşlanan birisidir." Buradaki peygamber telakkisi, bir "Müslüman"ın değil, daha çok İslam'a karşı önyargı ve kin duygularıyla kalem oynatan bir müsteşrikin kaleminden çıkmış gibidir ve –herhangi bir kaynağa dayanması şöyle dursun– tamamen vehim ve hayal ürünüdür. Fazlur Rahman Kimdir? Adlı Yazıdan

Tarih içinde varlığı müşahede edilen –Ehl-i Sünnet'iyle, Ehl-i bid'at'ıyla– bütün mezhepleri, aralarında herhangi bir ayrım yapmadan belli ölçülerde "Kur'an'dan sapmış" hareketler olarak niteleyen Fazlur Rahman Fazlur Rahman Kimdir? Adlı Yazıdan

Fazlur Rahman, Akaid/Kelam ile ilgili yazılarında Ehl-i Sünnet'i, itidal ve dengeyi muhafaza eden ve temel hamlesi itibariyle doğru olan bir hareket olarak tavsif etmekle birlikte, yer yer oldukça ağır ifadeler kullanarak suçlamaktan da geri durmaz. Fazlur Rahman Kimdir? Adlı Yazıdan

Hatta başından beri İslam Ümmeti'nin ana gövdesini teşkil etmiş olması dolayısıyla belki de en çok yüklendiği fırka, Fırka-i Nâciye (Ehl-i Sünnet) olmuştur Fazlur Rahman Kimdir? Adlı Yazıdan

Sünnî akide mezheplerinden bilhassa Eş'arî mezhebine ağır hücumlar yönelten Fazlur Rahman Fazlur Rahman Kimdir? Adlı Yazıdan

Ehl-i Sünnet'e hücum ettiği hususların başında "kader/takdir" inancı ve fiilleri Allah Teala'nın yaratması ile kulun "kesbetmesi" meselesi gelmektedir. Kimi zaman yanlış anlamadan, kimi zaman da gereği gibi araştırma yapmamaktan kaynaklanan hatalara düştüğü görülen bu ve benzeri hususlar Fazlur Rahman Kimdir? Adlı Yazıdan

 Fazlur Rahman'ın üzerinde önemle durduğu bir diğer saha da Tasavvuf'tur. Tasavvuf'un, "Bizzat Hristiyanlığın etkisinde kalmış olan Şii kaynaklardan" etkilendiğini ileri sürer Fazlur Rahman Kimdir? Adlı Yazıdan

Ona göre Tasavvuf, özellikle hicrî 3. yüzyıldan itibaren ayrı ve başlı başına bir sistem olarak dinin karşısına çıkmıştır. "Sufîliğin, velilik kavramında peygamberliğe paralel bir özellik görmesi ve peygamber tarafından vaz edilmiş olan dinin karşısına bir rakip olarak çıkması üçüncü/dokuzuncu yüzyılda "Hâtemü'l-Enbiyâ" sözüne karşı "Hâtemü'l-Evliyâ" fikrinin ortaya atılmasıyla açıklık kazanmıştır Fazlur Rahman Kimdir? Adlı Yazıdan

İslam Modernizmi'nin temsilcilerinden biri, belki de en önemlisi olan Fazlur Rahman'ı Fazlur Rahman Kimdir? Adlı Yazıdan

Her ne kadar bazı yazarlar tarafından genel olarak "ılımlı" bir tavrı olduğu söylense de bize göre Fazlur Rahman'ın "köktenci" bir şahsiyet olduğunu söylemek hiç de abartı değildir. Fazlur Rahman Kimdir? Adlı Yazıdan

(Modernist isimlere)Mısır'da Ali Abdürrâzık'ı, eklemek mümkün, Muhammed Hüseyin Heykel'i eklemek mümkün, Kazan'lı Musa Carullah Bigiyef'i eklemek mümkün, Hindistan ve Pakistan'dan (pek çok isim yanında) Muhammed İkbal ve Fazlur Rahman'ı.. Modern İslam Düşüncesi Üzerine Altınoluk - Mart 1998

Fazlur Rahman hiç bir zaman vahiy Hz. Peygamber (s.a.v)'in belirleyiciliğinde ifadeye dökülüyor demiyor. Şunu diyor: Vahiy Allah kelamıdır; ama aynı zamanda normal olarak Hz. Peygamber (s.a.v)'in de kelamıdır. Bu kadar karmaşık, bu kadar belirsiz ve bu kadar muğlak bırakıyor. Modern İslam Düşüncesi Üzerine Altınoluk - Mart 1998

Fazlur Rahman için Kur'an'ın ifade ettiği anlam şu: Bunu çok net söylüyor, hatta bu konuda bazı Modernistler'e de sitem ediyor. Diyor ki: "Bazı Modernistler, Kur'an'dan doğrudan ahlakî prensipler çıkarabileceğimizi zannettiler. Aslında Kur'an ahlakî hükümler bağlamında bize prensipler dahi sunmaz. Çok genel ve soyut bazı yönlendirmelerde bulunur. Biz, ondan hareketle önce ahlakî ilkeleri çıkarmalıyız." Bu, Fazlur Rahman'ın düşünce dünyasının da bir özeti aslında. Kur'an'a, ondan genel ahlakî prensipler çıkarmak için başvurmalıyız. Bu konuda Kur'an bize rehberlik eder. Bu ilkeleri çıkardıktan sonra Kur'an'ın kapağını kapatırız. Bu ilkeler üzerine bir Teoloji kurarız. Ve yine bu ilkeler ve Teoloji üzerine de Hukuk inşa ederiz. Formül bu. Modern İslam Düşüncesi Üzerine Altınoluk - Mart 1998

Ahlakî ilkeler evrenseldir, tarihler ve coğrafyalar üstüdür diyor. Bu, Fazlur Rahman'a bir hareket alanı açıyor gibi gözükse de, belki burada o büyük bir handikapa düşüyor. Bir şey daha diyor: Bu ahlakî ilkelere ulaşmak için iman şart değildir. Yani ahlakî ilkelere, iman olmadan da, objektif bir zihnî faaliyetle ulaşabilirsiniz.

O zaman bir insanı Müslüman ve bir toplumu İslamî kılan nedir? Yahut Müslüman'ın bilincindeki Allah, yetkileri elinden alınmış, sadece Tabiat olaylarına hükmeden bir muktedir midir, soruları çıkıyor ortaya. Bütün bunları düşünürken benim aklıma şu hadis-i şerif geliyor: "Sizden öncekilerin yollarına, ["sünnet"lerine] tabi olacaksınız..." Dikkat edilirse Yahudiler'in Talmud, Hristiyanlar'ın İncil tecrübesi, sonunda Müslümanlar bağlamında Kur'an'a uygulanır oldu. Modern İslam Düşüncesi Üzerine Altınoluk - Mart 1998

Hz. Peygamber (s.a.v), Fazlur Rahman'a göre belli bir sosyo-kültürel ortamın nesnesidir. Dolayısıyla Kur'an vahyini pratiğe aktarırken ortaya koyduğu Amelî Sünnet –ki Fazlur Rahman buna "Nebevî Sünnet" der–, Müslümanlar için bir modeldir. Fakat hemen arkasından şöyle ekler: Hz. Peygamber (s.a.v)'e ait olan bu davranışlar ve bunların sözel ifade biçimleri olan Hadisler nicelik olarak çok fazla değildir. İlk dönem Müslümanları Hz. Peygamber (s.a.v)'in hakemliğine, belirleyiciliğine çok fazla, sıkça başvurmamışlardır. Hz. Peygamber (s.a.v) de her şeye öyle çok fazla karışmamıştır Modern İslam Düşüncesi Üzerine Altınoluk - Mart 1998

Eğer Müslüman Hukukçu, Müçtehid, Fakih Kur'an'dan ve Nebevî Sünnet'ten aldığı ruhla bir içtihadda bulunuyorsa, bu içtihadı, arkasına bir senet zinciri ekleyip Hz. Peygamber (s.a.v)'e atfetmek ahlakî bir problem arz etmez. Belki bu bir gerekliliktir. Dolayısıyla alışılagelmiş şekliyle bu, bir "hadis uydurma" faaliyeti olarak gözüküyor ve bizim için karanlık ve lekeli bir faaliyet. Ama Fazlur Rahman'a göre bu böyle değil. Modern İslam Düşüncesi Üzerine Altınoluk - Mart 1998

Peki Fazlur Rahman'ın düşünce dünyasında, Hadis konusunda söyledikleri arasında "uydurma hadis" nerede duruyor? Bir yerde durmuyor. Çünkü uydurma hadis diye bir şey yok. Uydurma hadis tarihte hangi mantıkla ortaya çıktı, Hadis uleması bu işe nasıl baktı yahut Hukukçular, Müçtehid İmamlar bu işe nasıl baktı gibi konuları Fazlur Rahman'da aramak beyhude. Çünkü cevabı yok. Modern İslam Düşüncesi Üzerine Altınoluk - Mart 1998

Fazlur Rahman için "din" ya da İslam insanlara temelde ahlakî bir yol göstericilik maksadıyla gönderilir. Bunu gerçekleştirmek için vahye ilk muhatap olan toplum için normatif hükümleri uygulamak kaçınılmazdır. Vahyin gerçekleştirmek istediği şey ancak böyle mümkündür. Ama bu, aynı kalıpların her hangi bir zaman diliminde her hangi bir topluma aynen uygulanabileceğini göstermez. Böyle düşünmek saçmalıktır. Yani sizin, 1400 sene önceki bir kalıbı alıp her hangi bir topluma uygulamaya kalkmanıza Sosyoloji de müsaade etmez, insan fıtratı da müsaade etmez. Esasen Kur'an da insanlardan böyle bir şey istemi­or deniyor. Modern İslam Düşüncesi Üzerine Altınoluk - Mart 1998

Hatta diyor ki: Eğer bir halk, kendi iradesiyle İslamî olmayan bir sisteme geçmek istiyorsa, kimsenin bunu engellemeye kudreti de yoktur, yetkisi de yoktur. Modern İslam Düşüncesi Üzerine Altınoluk - Mart 1998

Yani siz 20. yüzyıl insanına el kesme hadisesini anlatamazsınız. Bu, o dönem bedevilerini "yola getirmek" için öngörülmüş bir ceza türüdür. Hatta kendi ifadesiyle "o toplum bu kanunlarla ancak o kadar ileri götürülebilirdi, fazla değil." Dolayısıyla Allah o toplumu o kadar ileri götürmek için o kanunları o topluma vaz etmek durumundaydı. Modern İslam Düşüncesi Üzerine Altınoluk - Mart 1998

Dikkat edilirse İslam dünyasına yönelik Hristiyanlaştırma çabaları [Misyonerlik faaliyetleri] –özellikle son yüzyılda– eski önemini kaybetmiş gözüküyor. Yani insanları, toplumları Hristiyanlaştırma propagandası ile yüz yüze bırakıp tepki toplamaya artık lüzum yok ki... Çünkü Müslüman eğer "dinlerin diyaloğu" noktasına gelmişse, ona ille de Hristiyan etiketi vurmanız gerekmez artık. Çünkü maksat hasıl olmuştur. Bu bağlamda Kur'an'ın ve Sünnet'in bağlayıcı, normatif hükümleri tarihsel olduğuna göre, Kur'an'ın bizden istediği sadece ahlakî nitelikleri haiz insan olmamız olduğuna göre, hangi yasayı ne şekilde yapacağımız, nasıl uygulayacağımız, diğer toplum ve dinlerle ilişkilerimizin hangi zeminlerde gelişeceği sadece bizi ilgilendirir. Tarihin her hangi bir döneminde bu hususların her hangi bir şekilde zuhur etmiş olması, tamamen tarihin o dönemiyle ilgilidir. Buna parça konular [cüz'iyyat] da dahil edilir. Modern İslam Düşüncesi Üzerine Altınoluk - Mart 1998

-devam edecek-

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

BENİM GÖZÜMLE-10

BENİM GÖZÜMLE-10

İmam Rabbani İmam-ı Rabbani'nin, hadiste "her yüz yılın başında" geleceği bildirilen müce

BENİM GÖZÜMLE-9

BENİM GÖZÜMLE-9

Muhyiddin Arabî Muhyiddin b. Arabî ("el-Fütûhâtu'l-Mekkiyye", III, 98-9 ve IV, 327-8) ve Said

BENİM GÖZÜMLE-8

BENİM GÖZÜMLE-8

Muhammed Ebu Zehra Muhammed Ebû Zehra: Ehl-i Sünnet dışı bir görüşünü bilmiyorum. Eserler

BENİM GÖZÜMLE-7

BENİM GÖZÜMLE-7

İmâmu'l-Harameyn el-Cüveynî İmam el-Gazzâlî'nin hocası olan ve özellikle Kelam sahasında

BENİM GÖZÜMLE-6

BENİM GÖZÜMLE-6

İbn Kuteybe İbn Kuteybe diye bilinen Ebû Muhammed Abdullah b. Müslim ed-Dîneverî, III/IX. as

BENİM GÖZÜMLE-5

BENİM GÖZÜMLE-5

Not: Ebubekir hocamızın bu adama karşı nisbeten ılımlı ifadelerini 2004 yılına ait olduğun

BENİM GÖZÜMLE-4

BENİM GÖZÜMLE-4

Enver Şah Keşmiri Muhammed Enverşah el-Keşmîrî ilginç bir örnektir. Gerçi bizzat kaleme al

BENİM GÖZÜMLE-3

BENİM GÖZÜMLE-3

Celal Yıldırım hocanın "Kaynaklarıyla Ahkâm Hadisleri" adlı 6 ciltlik çalışması tavsiyeye

BENİM GÖZÜMLE-2

BENİM GÖZÜMLE-2

Ahmed Davudoğlu Mezheplerin delillerini zikreden eserlerin incelenmesi bu maddede özetlemeye çal

BENİM GÖZÜMLE-1

BENİM GÖZÜMLE-1

Değerli ziyaretçilerimiz, Ebubekir Sifil hocamızın bilgisayarımdaki dört senelik yazı ve söy

De ki: "Onlardan ve her türlü sıkıntıdan sizi Allah kurtarır. Ama siz yine de O'na ortak koşuyorsunuz."

En'am, 64

GÜNÜN HADİSİ

Sehavet sahibi Allah'a yakındır, insanlara yakındır, cennete yakındır, cehennemden uzaktır. Cimri ise Allah'tan uzaktır, insanlardan uzaktır, cennetten uzaktır, cehenneme yakındır. Cahil sehavet sahibini Allah, cimri ibadet düşkününden daha çok sever."

Tirmizi, Birr 40, (1962)

TARİHTE BU HAFTA

*Eğriboz Adası'nin fethi(12 Ağustos 1470) *Kanuni Sultan Süleyman Han'in Tebriz'i fethi(13 Ağustos 1534) *Haçlı Ordusu'nun Kudüs katliami (15 Ağustoz 1099) *Gölcük Depremi(17 Ağustos 1999) *Misak-i Milli'nin TBMM'de de kabûlü(19 Ağustos 1920)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI