Cevaplar.Org

MAHMUD TOPTAŞ HOCAMIZDAN GÜLDESTE-2

Es-Samed’e iman edenler olarak hiçbir muhtacı boynu bükük geri çevirmeyeceğiz. Verecek hiçbir şeyimiz yoksa gül gibi yüz, bal gibi sözle gönüllerini alarak göndereceğiz.


Mahmud Toptaş

.

2020-04-10 21:02:53

*Es-Samed'e iman edenler olarak hiçbir muhtacı boynu bükük geri çevirmeyeceğiz. Verecek hiçbir şeyimiz yoksa gül gibi yüz, bal gibi sözle gönüllerini alarak göndereceğiz.

*Allah'ın emirlerini yerine getirirken bile ürperen, "sevdiğime layık yapamadım" diye üzülen, içini Hak için, dışını halk için süsleyenler, Cennette Rabbin yakını olacaklar..

* "Keşke peygamber efendimizin asrında Mekke'de yaşasaydım" deme. O çağda Mekke de yaşayan Ebu Cehil gâvur olarak geberip gitti. Hikmetinden sual olunmayan Rabbimiz bizi bu çağda yaratmış. Biz bu çağın imkânları içinde hizmette, ilimde, ibadette, maddi ve manevi makamlarda öne geçmek için sebeplere sarılacağız ve el-Mükaddim Rabbimize bizi öne geçirmesi için dua edeceğiz. İnkâra, fakirliğe, korkaklığa, tembelliğe düşmemek için çalışırken, el-Müahhir'a bizi geride kalanlardan eylememesi için dua edeceğiz.

*Kıl tevbe seyyiatına gözler kapanmadan,
Vaktiyle gör hesabını defter kapanmadan."

*Eğerçi hane-i pür nakşdır sarayı cihan
Veli kitabeleri "küllü men aleyha fan"
Dünya süslü bir saray ama duvardaki levhada "Her şey yok olacaktır" yazılı diyor.

* "Allah'ın koyduğu kanunlar 1400 sene önce nazil oldu. O günün şartlarına uygundu. Günümüze uygun değil" diyenler acaba "bu tabiat kanunları Hz. Âdem'in şartlarına uygundu, biz bu çağda Hz. Âdem'in içtiği suyu içmeyiz, soluduğu havayı solumayız bize milenyum havası, suyu, ekmeği, güneşi lazım. Biz bu eskimiş güneşi istemeyiz" diyorlar mı acaba?

*En sevmediğiniz bir insanla babanız veya anneniz mahkemelik olsa, babanız veya anneniz haksız ise, siz haklının tarafında olun.

*Her zaman her istediğimize kavuşamayız. Kavuştuklarımız oluyor. Ama kavuşamadıklarımız daha çok oluyor. Biz verilenlerin Allah'dan bir lütuf ve imtihan olduğunu, verilen her şeyin imtihan sorusunu artırdığını unutmayalım. Verilmeyenlerin de bir hikmeti olduğunu düşünelim. Doktor şeker hastasına çok sevdiği baklavayı engelliyorsa bir hikmeti vardır.

*Hazreti Âdem'in yaratıldıktan sonra söylediği ilk cümle de yine "el-hamdü lillah" cümlesidir.

* "On sekiz bin âlem var" sözü Vehb İbni Münebbih'e aittir. (Tefsir'ul-Kur'an-il-Azim, İbni Kesir) Yani ayet veya hadis değildir. O zat da âlemlerin çokluğunu anlatmak için bu ifadeyi kullanmıştır.

*"Mademki Allah Rahman'dır, dünyada kullar arasında ayırım yapmaz, niçin akıllar insanlarda eşit değil?" diyorlar. Eğer akıllar ve bedenî güçler bütün insanlarda eşit olsaydı, ilim gelişmez, keşifler yapılmazdı. Evlerin planı, rengi, bahçeler, yollar aynı tip ve aynı renk olur, hayat çekilmez hale gelirdi. Güreşler, koşular, bilgi yarışları yapılmaz, heyecan, zevk, neşe denen şey olmazdı. Çünkü güçler ve akıllar eşit. Herkes aynı saniyede aynı metreyi koşacak, rekorlar, rekabetler olmayacaktı. Bir güle bakan binlerce kişi aynı kelimelerle aynı vezinde aynı şiiri yazacaktı.

*Bizim işimiz zor. Dînî ıstılahları yeniden bu insanlara tanıtmalıyız. İslâm'ın kastettiği mana ayrı, o ıstılahtan adı Osmanlı ruhu Yunanlı imansızın anladığı mana ayrı.

*Eğer peygamberlerin yolunu değil de sadece doğru yolu istemiş olsaydık, dünyadaki insan adedince doğru yol olurdu. Ölünce annesinin etini yiyen yamyam "Annem beni beslemiş, büyütmüş, yememiş yedirmiş, giymemiş giydirmiş ben nasıl olur da toprağa atarım, onu yerim kendi kanımda taşırım" diyor.

Hindistan devlet başkanı da "Beni başkan yapan anamı toprağa gömecek kadar zalim değilim, önce kendi ellerimle ateşte yakarım, sonra Ganj Nehri'nde yıkarım" diyor.

Londra Belediye Başkanı; "Ölüleri toprağa gömemeyiz, Londra'nın ısınmasında kullanırız" diyor.

Dünya Sevgi Birliği Başkanı; "Tabiatın bana bağışladığı güzel kadını kendi tekelimde tutmam bencillik olur. Herkes ondan yararlanmalıdır" diyor.

"Beni İsrail'den olmayanlar insan sayılmazlar. Onlar İsrailoğulları'na hizmet için yaratılmışlardır" diyen Yahudiler var. Bütün bunların mantıki açıklamaları elbette var.
Onun içindir ki, onun bunun belirlediği yola değil "Sen'in peygamberlere verdiğin yola bizi ilet" diyoruz.

*Bizim tebliğimiz bir kişinin hidayetine sebep olursa, bu bizim için yeryüzü dolusu altına sahip olmaktan daha hayırlıdır. Bu bize biraz ters gibi gelebilir. Ama yeryüzü insan için yaratılmıştır. Yeryüzünün tamamı insanın haksız yere akıtılmış bir damla kanına denk olmaz. Dinimizin insana verdiği değer bu!...

*Dostlarım bilir ki geçmişin külleri veya gülleriyle fazla ilgilenmem. "Viyana kuşatması niçin başarısız sonuçlandı" diye arşivin küflü kâğıtlarıyla uğraşmak yerine Viyana, Bonn, Paris, Amsterdam şehirlerinde karargâh gibi kurulan camiler, Türk işçileri tarafından nasıl açıldı ve o camilerin minberlerinden insanlığa neler söylenmeli diye düşünür, "Kızı AİDS'e tutulmuş, oğlu uyuşturucu müptelası olmuş, hanımı yeni bir dost tutmuş yetkililere İslam'ın gülleri nasıl koklatılır" diye yazılan kitapları okumayı tercih ederim.

*Kitabı, kitabe gibi okumaya karşıyım. Yazdığım ve yayınladığım sekiz ciltlik "Şifa Tefsiri"nde Peygamberlerin hayatından kesitler veren ayetleri tefsir ederken bile bu güne ve geleceğe ışık tutmaya çalıştım.

*Hamile annenin yediği, içtiği, soluduğu havanın çocuk üzerinde etkisi olduğunu biliyoruz. Müziğin çiçekler üzerindeki olumlu etkilerini gözleyen ilim, ana rahmindeki çocuğun anneden duyduklarını ve konuştuklarında etkilendiğini de ortaya koymuştur. Hamile kadınların eşi ve çevresiyle çekişmesi dırdır etmesi çocuklarını etkilediğini doktorlarımız söylüyorlar. Aldıkları havaya dikkat ettikleri gibi duydukları sözlere de dikkat edecekler. Rabbimizin verdiği ruh, Rabbin emrine karşı gelen seslerden tedirgin olur.

*Ashab döneminde Mekke ve Medine sokaklarında dolaşan bir insan, evlerin arı kovanı gibi ses verdiğini ve içinde hep Kuran olunduğunu haber verirler.

Hamile annenin kulaklarından Allah kelamı giriyor. Anne "Yasin" suresini mırıldanıyor ve rahmindeki yavrusunun ruhi gıdasını sunuyor.

*Annenin gördükleri güzel olacaktır. Halkımız bu inceliği bildiği için hamile kadına kötü çirkin şey göstermezler. Mehtaplı gecelerde dolunaya baktırırlar. Berrak sulara kokulu çiçeklere baktırırlar.

*Bu günlerde altı yedi yaşındaki çocukların ezberindekiler de büyük bir kitabı dolduracak kadar vardır. Ama bunlar edebi, ilmi ve sanat değeri olmayan "bir kedim bile yok", "Arkadaşım eşşek", Domates biber patlıcan" gibi şeylerdir.

*Bütün üç kardeş hikâyelerinde en iyi kalplinin küçük kardeş olması temizliğin doğuştan, kirliliğin bugünkü Yahudilik ve Hıristiyanlığın geliştirdiği kültürden kaynaklandığını gösterir.

*Dünya genelinde başarılı insanların çok nüfuslu ailelerden çıktığı görülmüştür. Çocuk seksen sene yaşamış büyük anne ile büyük abanın tecrübeye dayanan söz ve davranışlarını durarak görerek büyür.

*İslam'a karşı olduğu söylenen, çılgınlığın her çeşidini deneyen, çevresinden rahatsız olup bağıran bu kadın ve erkeklerde canlılık alameti var demektir. Bir gönül doktoru olarak onlara el atınız.

*Havvasız Âdem eksiktir. Âdemsiz Havva da eksiktir. İkisi bir araya gelince birbirini tamamlar. Efendimiz: "kadınlar erkeklerin yarısıdır.." bu Türkçe tercümede" yanlış anlama olabilir. "yarısıdır" derken erkek tam da kadın onun yarısı kadardır manasında değildir. Hadisin Arapçasındaki kelime bir bütünün ikiye bölünüp iki şık olmasını ifade eder.

*Çocuklarıma hiç tokat vurmadım. İçimden bazen tokat vurmak geçiyor. Tam o anda bakıyorum bende çare tükenmiş. Kendi yetersizliğimi tokatla kapatacağım. İşte o anda tokat vurmaktan vazgeçip yeni çareler aramaya çalışıyorum.

* "Hocam, tarih okumak istiyorum, önce hangisini okuyayım? diyenlere: "Önce Allah'ın kitabı Kur'an-ı Kerim'i oku. Rabbimiz orada bizler ibret alsın diye, hayatımızda karşılaşabileceğimiz en önemli olayları yaşayan ve en doğru çıkış yolları bulan peygamberlerin hayatını vermiş; en güzel kıssaları en güzel şekilde bize bildirmiş. Kur'an'ı okuduktan sonra dilediğin tarih kitabını oku; şaşmazsın. Çünkü sende doğru bir tarih bilinci meydana gelmiştir. Tarih kitaplarını insanlar yazdığı için tarafsız olmaları mümkün değildir. Yüz sene önce yaşayan Sultan Abdülhamit han bir tarihçiye göre, "Kızıl sultan"dır, öbür tarihçiye göre de "Cennet mekân, ulu hakan, Abdülhamid han"dır. Şimdi sen hangisine güvenerek onu kaynak göstereceksin? demiştim.

*Her dönemde halkın tanıdığı, bildiği, varlığından haberdar olduğu insanlar hakkında halk arasında doğru veya yanlış haberler çabuk yayılır. Dostları abartılı iyilikler yayarken, düşmanları ise ağza alınmayacak iftiralar üretirler. Tarihçi veya tarih okuyanlar tuzağa düşmemeleri için dikkatli olmalılar. Bu gün yazılanlar gelecek nesillerin yazacağı tarihe malzeme olacaklar.

*İbn-i Haldun, tarihçilerin yanıldığı ve farkına bile varamadığı gizli yanlışlarından birinin de toplum hayatındaki değişimin ağır olduğudur. Günlerin geçmesi asırların değişmesiyle örfler, adetler, gelenekler, değerler ve değerli şeyler değişiyor. Ancak bu değişimlerin hepsini bir insan göremediğinden, kendi döneminin değerleri ile geçmişte meydana gelen olayları değerlendirmeye kalkıyor ve hata ediyor diyor.

*Bütün peygamberler, havası, suyu, toprağı, güneşi ve her şeyiyle yerleşime uygun olan yerlerde gönderilmişlerdir. Bedenleri, yeyip içtikleri, yaşantıları güzeldir. Onun için en vahşi hayat yaşayanlara da örnek olacakları için bu bölgelerde gönderilmişlerdir. (Mukaddime 79, M.E.B.Terc.1/193)

*Hasan-ı Basri hazretleri gibi yaşamak yerine onun ayağı yere basar mıydı, basmaz mıydı? Uçar mıydı uçmaz mıydı? Münakaşasını yapanlar, Mevlana'nın iyi veya kötülüğü konusunda kâğıt israfı yapanlar asıl kendilerini israf eden insanlardır.

*Çeşitli kabiliyetlere sahip insanları cemaatçilik adı altında lider insanın akıl hudutları içinde yok edilmeleri ayrı bir israf şeklidir.

*İmanının içinden heyecanı çalınmış insanlarla, heyecanının içinden ameli alınmış insanlar da israf edilmiştir.

*devam edecek-

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-19

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-19

Hz. İbrahim(a.s) Kur’an ifadesiyle Hazreti İbrahim ulu’l azm peygamberdir ve ulu’l azm peyg

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-18

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-18

Hüseyin el Cisr(Suriyeli âlimlerden ) 19’uncu yüzyıldan itibaren Batı ile eklektik ve sentez

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-17

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-17

Humeyni Dünyaya turlayan başka bir süreç ise Şeytan Ayetleri romanının orada burada tefrika

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-16

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-16

Hasan Turabi(Sudanlı mütefekkir) İslam dünyasının hâlâ mühim siyasi ve entelektüel liderl

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-16

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-16

Hasan el Benna Hasan el Benna’nın projesi, arzulanan İslami itidal cemaati gerçekleştirmektir

KORONA VİRÜSÜYLE İLGİLİ YAZDIĞIM MAKALELERDEN BİR ÖZET

KORONA VİRÜSÜYLE İLGİLİ YAZDIĞIM MAKALELERDEN BİR ÖZET

Gözle görülemeyecek kadar küçük bir varlık nerde ise dünyayı dize getirdi. Bir küçük var

İMAM LEKNEVİ’NİN MUHARREM AYI HUTBESİ

İMAM LEKNEVİ’NİN MUHARREM AYI HUTBESİ

Hamd, fehimlerin(anlayışların) hakikatına ulaşamadığı ve akılların künhüne(özüne, asl

MUSİBETLERİN EN BÜYÜĞÜ: MÜSTEHCENLİK

MUSİBETLERİN EN BÜYÜĞÜ: MÜSTEHCENLİK

Görüyorum, duyuyorum, şaşıyorum. Bir kısım kadınların ancak evlerinde ve yatak odalarınd

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-15

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-15

İbn-i Haldun İbni Haldun Mehdi’nin zuhuruna işkilli ve inkâr alûd bir mesele olarak yaklaşm

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-14

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-14

Gladstone(20. Asır başında İngiliz sömürge bakanı) Gladstone'a göre Türkler şöyle tasvir

AYASOFYA’NIN EHEMMİYETİ VE BİR SIRR-I HİKMETİ

AYASOFYA’NIN EHEMMİYETİ VE BİR SIRR-I HİKMETİ

Ayasofya’nın kiliseden camiye, camiden müzeye ve müzelikten yeninden camiye dönüşmesinin bar

İman edip salih ameller işleyen kimseler için mağfiret ve bol rızık vardır.

Hac, 50

GÜNÜN HADİSİ

İşçi işverenin malından mesuldür.

Buhari

TARİHTE BU HAFTA

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI