Cevaplar.Org

ŞEYH MAZHAR EFENDİ

Şeyh Alauddin efendinin birbirinden değerli üç oğlu ile iki saliha kızı vardı. En büyük oğlu Şeyh Mazhar idi. Ortanca oğlu şeyh Halid, küçük oğlu ise şeyh Asım idi. Şeyh Alauddin hazretlerinin kız kardeşinin oğlu, Van’ın Özalp ilçesinin eski müftülerinden Zeynelabidin Sarımurat hoca,


Zübeyir Sarımurat

zubeyir65@live.com

2020-03-22 19:25:34

Şeyh Alauddin efendinin birbirinden değerli üç oğlu ile iki saliha kızı vardı. En büyük oğlu Şeyh Mazhar idi. Ortanca oğlu şeyh Halid, küçük oğlu ise şeyh Asım idi. Şeyh Alauddin hazretlerinin kız kardeşinin oğlu, Van'ın Özalp ilçesinin eski müftülerinden Zeynelabidin Sarımurat hoca, Şeyh Alauddin'in çocukları hakkında şu övgü dolu ifadeleri kullanıyordu: "İlim tahsilimi küçüklükten itibaren Ohin'de dayım şeyh Alauddin'in yanında yaptım. Mezun oluncaya kadar da dayımın oğullarıyla beraber oldum ve hiçbir zaman onlarla bağımı koparmadım. Onlar gibi âlim, fazıl, ahlak-ı hasene sahibi, mürşid-i kâmil, vefadar ve millete, memlekete faydalı insanlar görmedim. Onlar her ne kadar sureten insan idiyseler de, sireten melek idiydiler."

Onların anneleri de Kadiri seyyidlerinden olup, oldukça değerli bir hanım efendi idi. Zamanını boşa harcamazdı. Van'da ikamet eden şeyh Halid hazretlerinin damadı olan İbrahim Sarımurat hoca da onunla ilgili olarak bir hatırasını şöyle anlatır: "Ohin'de okurken Cuma günleri onu ziyaret ederdim. O hiçbir zaman boş durmazdı. Devamlı yüzü kıbleye dönük bir halde oturur; ya Kur'ân-ı Kerim okur, ya tesbih çeker veya namaz kılardı. Yani bir şekilde mutlaka ibadetle meşgul olurdu. Ziyaretine gelen birisi olduğunda saatini çıkarır, dizine bırakırdı. Beş dakika onlarla ilgilenirdi. Beş dakikası dolduğunda saatini cebine bırakır, eline tesbihini alır, zikrine devam ederdi. Orada başkaları konuşsa bile onlarla konuşmaz, ibadetiyle meşgul olurdu. Kendi döneminin en saliha kadınlarından biriydi. Kadınların evliyasıdır denmeye layık idi."

Hicri 1331 yılında Ocak (Ekim) ayının başlarında dünyaya gelen şeyh Mazhar efendi, tüm ilim tahsilini babasının yanında yapmış ve ilmi icazeyi babası şeyh Alauddin'den almıştır. İlmi seviyesi gayet yüksek olup, birçok insan, çözemediği konularda kendisinin görüşlerine başvururdu.

Kadiri seyyidlerinden şeyh Abdulbari'nin kızıyla evlenen şeyh Mazhar efendi'nin dördü erkek ikisi kız olmak üzere altı çocuğu vardır. Oğullarından şeyh Safvetullah ile şeyh Hikmetullah büyük bir ilim sahibi olup, özellikle şeyh Mazhar'ın şu an hayatta olmayan, genç yaşta ve babasından bir yıl sonra vefat eden oğlu şeyh Safvetullah kendi dönemine damgasını vurmuştur. Onun dönemindeki genç olsun yaşlı olsun bütün âlimler onun ilmini takdir etmişlerdir. Kaleme aldığı birçok eseri mevcuttur. İlminin yüksekliği yanında ahlakı, takvası, hilmi ve tevazusuyla ön plana çıkmıştır. O bütün yönleriyle mükemmel bir şahsiyet idi. Öyle ki, vefat ettiğinde kabrin başında bulunan Norşin'li şeyh Ma'sum hazretlerinin oğlu Şeyh Nureddin şöyle buyurmuştu: "Âlimin ölümü âlemin ölümüdür" sözü şeyh Safvetullah için geçerlidir."

 

Şeyh Mazhar Efendi, bir yandan ilimle meşgul olurken diğer taraftan da seyr-i sülukla da iştigal ediyordu. 13 sene babası Şeyh Alauddin hazretlerinin yanında nefsin tezkiyesine yönelik tasavvufi amele devam etmesine rağmen şeyh Alauddin hazretleri hiç kimseye hilafet vermediği gibi, ona da hilafet vermedi. Ancak Şeyh Alauddin hazretleri vefatından önce yanında amel edenlere Norşin'li şeyh Diyauddin hazretlerinin halifesi olup, Suriye de bulunan şeyh Mahmud-i Karaköyi'nin yanında amel etmelerini tavsiye etti. Bunun üzerine şeyh Mazhar Efendi Suriye'ye Şeyh Mahmud-i Karaköyi'nin yanına amel etmeye gitti ve beş altı ay içinde hilafet aldı. Şeyh Mahmud-i Karaköyi, şeyh Mazhar'a hilafet verirken şöyle demişti: "Şeyh Alauddin'in, sizin ve benim misalim şuna benzer. Bir adam gaz lambasının her şeyini hazırlar, gazını doldurur, fitilini içine, kibritini de yanına bırakır, bir başkası da gelir fitilini yakar. Aslında şeyh Alauddin sizleri mükemmel bir hâle getirmişti, bana fitili tutuşturmak yani hilafet vermek kalmıştı."

Şeyh Mazhar Efendi, büyük bir zat olup, kendisinden çok sayıda keramet nakledilmektedir. Bir defasında Hatme-i Hacegan içerisinde Silsile-i Âliye'yi okurken on dakika ara vermişti. Silsileyi ezberden okuyan şeyh Mazhar Efendi, normal zamanlarda takıldığında kardeşi şeyh Halid devreye giriyor ve kaldığı yeri hatırlatıyordu. Ama bu sefer kardeşleri ne şeyh Halid Efendi ne de şeyh Asım Efendi herhangi bir müdahalede bulunmamışlardı. On dakikalık sessizlikten sonra şeyh Mazhar Efendi kaldığı yerden devam etmişti. Bu hatme esnasında aşağı mahallede oturan şeyh Mazhar Efendi'nin müridi olan Hacı Esed son demlerini yaşıyormuş. Hacı Esed aniden yanında bulunan kadınlara odadan çıkmaları gerektiğini, çünkü şeyh Mazhar Efendi'nin içeri girdiğini söylüyor. Meğer şeyh Mazhar Efendi hatme içerisinde iken, son nefesini vermekte olan müridinin imdadına koşmuş. Bu durum daha sonra Hacı Esed'in yanındaki kadınların, Hacı Esed'in şeyh Mazhar Efendi'nin içeri girdiğini söylemesinden anlaşılıyor.

Yine buna benzer bir olayda uzun yıllar şeyh Mazhar Efendi'nin hizmetinde bulunmuş olan Hacı Sa'dullah, Van'da hastanede yatarken ve sekerat halinde iken içeri girenlere "Vallahi, sizden önce şeyh Mazhar Efendi buradaydı" diyerek gene şeyh Mazhar efendi'nin müridinin imdadına koştuğunu haber veriyordu.

Şeyh Mazhar Efendi büyük bir âlim olup, fıkıh konusunda derin bir bilgi birikimine sahipti. Zamanında güncel meselelere dair kendisine sorulan müşkül sorulara vermiş olduğu cevaplar "Mektubat" adlı kitapta bir araya toplanmıştır.

Şeyh Mazhar Efendinin en büyük özelliklerinden birisi onun sahip olduğu hilmi(yumuşak huyluluğu) ve tevazusuydu. O hilmin hazinesiydi. Onun kimseye kızdığı görülmemişti. Gerek torunları olsun gerekse kardeşlerinin torunları olsun başına üşüşmelerine, kendisini rahatsız etmelerine rağmen onlara kızmaz, onları azarlamazdı. O, güler yüzlüydü. Ama güler yüzlülüğü yapmacık değildi. Acılı anlarında bile güler yüzlülüğünde herhangi bir eksiklik meydana gelmezdi. Çok sevdiği kardeşi şeyh Halid Efendi vefat ettiğinde herkes ağlarken yine de onun beşaşetinde bir eksilme olmuyor, taziyeye gelenlere güler yüzlülükle mukabelede bulunuyordu.

Şeyh Mazhar Efendi, bir yandan ilimle meşgul olurken öte yandan da ailenin başta geçimi olmak üzere her türlü sıkıntısıyla uğraşırdı. Babası şeyh Alauddin hazretlerinden sonra gerek tüm ailenin gerekse talebelerin ihtiyaçlarının giderilmesiyle uğraşırdı. Yılda birkaç kez bu amaçla Bitlis'e, Diyarbakır'a giderdi.

Şeyh Mazhar Efendi irşad hizmetinden de geri kalmazdı. Bitlis, Muş ve Van çevresinde çok sayıda müridleri vardı. Yine insanların aralarındaki anlaşmazlıkların çözümü amacıyla barışlara da katılır, sorunun daha fazla büyümesinin önüne geçerdi. Öyle ki, vefatı da Bitlis'e bağlı Baykan ilçesindeki bir barış esnasında vuku bulmuştu. Vefatından önce büyük zatların (Şeyh Abdurrahman-i Taği, şeyh Diyauddin, dedesi şeyh Fethullah, babası şeyh Alauddin )'in vefatlarından bahsediyor ve bir nevi kendi vefatına işaret ediyor. Tarafların anlaşmasından sonra ânî bir şekilde 1 Ocak 1989 tarihinde, yetmiş beş yaşında iken, bu fani dünyadan ebedi âleme göç ediyor.

Şeyh Alauddin hazretlerinin talebelerinden olan Mutki'nin Godişk köyünden, meşhur âlim ve şair molla Nurullah, şeyh Mazhar efendi'nin özelliklerini şöyle sıralıyordu: "O âlim idi, ilimde mahir idi. Önemli te'lifleri, çok sayıda fetvaları olmakla beraber insanlar ondan çokça istifade ediyorlardı. İnsanlar dini konularda kendisine sıkça başvuruyordu. Onun çözemediği müşkülat yoktu. Şeyh Mazhar Efendi meşakkatlere karşı sabırlıydı. Tabii bir hilm sahibiydi. Bütün tahsilini babası şeyh Alauddin hazretlerinin yanında yapmıştı."

Şeyh Mazhar Efendi birçok talebe yetiştirmiştir. İçlerinden ön plana çıkanlar şunlardır: 

1-Türkiye çapında ün salan Sadreddin Yüksel.

2-Nizipli Molla Salih.

3-Muş'a bağlı bulunan Avzüt köyünden halife, müderris, salih, müttaki Molla Kamil. 4-Ahlât'a bağlı Kuştiyan köyünden Molla Sıddık. Şeyh Mazhar Efendi bunlar gibi nice talebeler yetiştirmiştir.

Şeyh Mazhar Efendi, Şeyh Mahmud'dan hilafet aldıktan sonra hilafet vermeye de başlamıştı. Onun yanında amel edip mürşid-i kâmil vasfını kazanan zatlar şunlardır.

1-Şeyh Safvetullah (Oğludur)

2- Molla Üzeyir. Tatvan'a bağlı Kamer köyünden olup, Van dolaylarında irşad görevini yapmıştır. İyi bir âlim ve mutasavvıf idi.

3- Antepli Molla Alauddin: Bu zat ta Ağrı dolaylarında irşad vazifesini yerine getirmiştir.

Eserleri

1- Nehcetü'z-Zekiyye fi Adab-i Tarikati'n-Nakşibendiyye.

2- Risale fi Hakki'l İskat

3- Risale fi't-Tasavvuf

4- Risale fi'l-Kader ve'l-Kada

5-Mektubat

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

ŞEYH ASIM EFENDİ

ŞEYH ASIM EFENDİ

Şeyh Alauddin’in üçüncü oğlu olup, Hicri 1341 yılının Mart ayında Ohin’de dünyaya gel

ŞEYH HALİD-İ OHİNİ

ŞEYH HALİD-İ OHİNİ

Hicri 1334 yılı Şubat ayında Verkanıs’ta dünyaya gelen şeyh Halid, üç kardeş arasında e

ŞEYH MAZHAR EFENDİ

ŞEYH MAZHAR EFENDİ

Şeyh Alauddin efendinin birbirinden değerli üç oğlu ile iki saliha kızı vardı. En büyük o

ŞEYH ALAUDDİN-İ OHİNİ

ŞEYH ALAUDDİN-İ OHİNİ

Ohin ve Ohin medresesi deyince ilk akla gelen isim Şeyh Alauddin Hazretleridir. Babası Şeyh Fethu

ŞEYH FETHULLAH-I VERKANİSİ

ŞEYH FETHULLAH-I VERKANİSİ

Nesebi Şeyh Fethullah hazretlerinin babasının adı şeyh Abdurrahim, dedesinin adı ise şeyh Ab

EBU’L HASAN EN NEDVİ HAKKINDA NE DEDİLER?-2

EBU’L HASAN EN NEDVİ HAKKINDA NE DEDİLER?-2

Dostu, hocamız, hafız Abdülfettah Ebu Gudde(rahimehullahi teala) ‘Safhatu Min Sabril Ulema’ a

MUHAMMED EMİN ER HOCAEFENDİ

MUHAMMED EMİN ER HOCAEFENDİ

Muhammed Emin Er, Zülfügül lakabını taşıyan Hacı Zülfikâr‘ın oğlu olup, milâdî 1914,

ÇAN ŞEYHLERİNİN TASAVVUFTAKİ YERİ VE KONUMU-2

ÇAN ŞEYHLERİNİN TASAVVUFTAKİ YERİ VE KONUMU-2

3. Çan Şeyhleri’nin Osmanlı Devleti ile İlişkileri Şeyh Ahmed Elçani Hz.leri Çan camisind

EBU’L HASAN EN NEDVİ HAKKINDA NE DEDİLER?-1

EBU’L HASAN EN NEDVİ HAKKINDA NE DEDİLER?-1

İlim, basiret, salah ve takva ehli kimseler onu sena etmede ittifak etmişlerdir. Onun faziletleri

ÇAN ŞEYHLERİNİN TASAVVUFTAKİ YERİ VE KONUMU-1

ÇAN ŞEYHLERİNİN TASAVVUFTAKİ YERİ VE KONUMU-1

Seyyid Şeyh Ahmed Elçani hazretleri Kadiri tarikatı geleneğinden gelen bir ailenin mensubudur. 1

ŞEYH SAFFETULLAH-I OHİNİ(1939-1989)

ŞEYH SAFFETULLAH-I OHİNİ(1939-1989)

Kıymetli ziyaretçilerimiz, Son devrin bilinmeyen büyük âlimlerinden merhum Şeyh Saffetullah-ı

Allah'ın ayetlerine küfredenler, peygamberleri haksız yere öldürenler ve insanlardan adaleti emredenleri öldürenler; işte onlara acıklı bir azabı müjdele.

AL-İ İMRAN, 21.AYET

GÜNÜN HADİSİ

"Kişi, dostunun dini üzeredir. Bu nedenle, kiminle dost olacağına dikkat etsin!"

Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

TARİHTE BU HAFTA

*Conk Bayırı Zaferi(10 Haziran 1915) *Yeniçeri Ocağı'nın Lağvı(12 Haziran 1826) *Cemil Meriç'in Vefatı(13 Haziran 1987) *Darendeli Hacı Hulusi Edendi'nin Vefatı(14 Haziran 1990) *Türkçe Ezan Uygulamasının Kaldırılması(16 Haziran 1950)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI