Cevaplar.Org

NUR’UN MÜTEVAZI ÇEHRESİ; MEHMED KIRKINCI HOCAM-2

Erzurum’da Kurşunlu medresesi var. Şeyhülislam Feyzullah Efendi zamanında bina edilmiş. Onun yanında da medreseler var. Kırkıncı Hocamız orada bir elin parmakları kadar üniversite talebeleri ile sohbet etmekte. Tam o sırada bunların sohbetini bir zat dinliyor. Sohbet sonrasında diyor ki, “Hocam, şayet bu memleketin kurtulması mukadder ise onu bu çocuklar kurtaracak.”


Mehmet Göktaş(Yrd. Doç. Dr)

goktas_m@hotmail.com

2020-03-01 11:45:51

Erzurum'da Kurşunlu medresesi var. Şeyhülislam Feyzullah Efendi zamanında bina edilmiş. Onun yanında da medreseler var. Kırkıncı Hocamız orada bir elin parmakları kadar üniversite talebeleri ile sohbet etmekte. Tam o sırada bunların sohbetini bir zat dinliyor. Sohbet sonrasında diyor ki, "Hocam, şayet bu memleketin kurtulması mukadder ise onu bu çocuklar kurtaracak."

Hocamız der ki; "bu kanaate nereden vardınız?"

"Efendim" der, "ders kuvvetli, bu çocuklar da hasbi ve samimi."(1)

Bu hoca, Allah rahmet etsin, Prof. Dr. Lütfü Ülkümen'dir. Ve o zamanlar fakültelerde namaz kılmak bir problem. Kırkıncı Hocamız der ki; "bu çocukların namaz kılabilecekleri bir mekân hazırlayabilir misiniz?"

"Ne demek hocam" der, "ben üniversiteye cami bile yaparım." Ve Türkiye Üniversitelerinin ilk camii açılır ve Ahmet Akgündüz hocamız, daha sonra Prof. Dr. Şadi Eren hocamız ve bu kardeşiniz oradaki üniversite gençliğine hitap etme imkânı bulduk ve hâlâ çok güzel hizmetlerine devam ediyor.(2)

Ve bakın Mehmed Kırkıncı Hocamız ihtilaller görmüş bir insan. 1960 ihtilali..12 Mart..12 Eylül..28 Şubat..Bakın ne derdi biliyor musunuz?; "bunların tamamı şu gökteki bulutlar gibi.. Onlar sabit değil..Sabit olan zemindir..Onlar gelip geçicidir. Onlara siz kafanızı takmayın.."

Hiçbir zaman için hiçbir talebesine-Bediüzzaman'dan aldığı dersle-yeis aşılamamıştır, ümitsizlik aşılamamıştır. "Yeis, mani'-i her kemaldir."(Divan-ı Harb-i Örfi, s.58)

Evet, 1960 ihtilalinde altı ay beş gün Sivas toplama kampında kalır. 385 kişilik kampta 16 da nur talebesi vardır. Ve oraya Tunceli ve Malatya'dan alevi meşreb vatandaşlar da gelir. Şimdi-malumunuz-onların namaz kılmamaları hayatını ibadetle örmüş, örgülemiş olan Kırkıncı Hocamızın ağırına gider. "Allah Allah" der, "ya bunlar niçin namaz kılmıyorlar."

Onlara der ki; "bakın biz burada çok zorlanıyoruz. Siz niçin namaz kılmıyorsunuz? Bildiğiniz bir şey varsa bize de söyleyin, biz de kılmayalım." Tabii bu sual karşısında biraz tereddüt gösterirler. En sonunda bir tanesi der ki; "Efendim, Ali bizim namazımızı kılmış."

Kırkıncı Hocamız der ki; "ya…Bunu duyduğum iyi olmadı.."

"Niçin efendim?"

"Hz. Ali efendimize karşı öyle bir muhabbetim vardı, öyle bir sevgim vardı ki, biraz içim burkuldu."

"Niçin?"

"Ya, niçin Malatyada'kilerin, Tunceli'dekilerin namazını kılmış da, Erzurum'dakilerin namazını kılmamış? Biz Erzurum'da soğukta çok zorlanıyoruz."

Bu sefer tabii dinleyenlerde bir şok..

İkinci olarak demiş ki; "Acaba Hz. Ali efendimiz Hz. Hasan ve Hüseyin'in namazlarını da kılmış mı acaba?"

"Yok.."

"Allah Allah ya" demiş, "hepten koptum. Kendi ciğerparelerinin namazını kılmamış, Tunceli'deki, Malatya'daki vatandaşların namazını kılmış. Hiç olacak şey mi?"

Bu sohbetin sonunda oradaki Alevilerin hepsi namaza başlamış ve onlardan biri diyor ki; "Hocam işte biz bu cehaletin kurbanıyız."(3)

Maalesef-biliyorsunuz-

Alınmış abdestim aldırırlarsa,

Kılınmış namazım kıldırırlarsa,

Sizde şah diyeni öldürürlerse

Ben de bu yayladan Şah'a giderim" diye yıllar yılı TRT radyolarında Pir Sultan Abdal'ın türküleri çalındı. 

Tabii Mardin'li Yunus ağa diye biri var. Namaz kılmıyor. Ama Hocamızın ifadelerini yansıyan şekliyle "o kadar heybetli bir insan ki, insan yüzüne bakamıyor." Oradakiler demişler ki; "eğer bu nur talebeleri bu Mardinli Yunus ağaya namaz kıldırırlarsa, bunların namaz kıldıramayacağı kimse yoktur." Öyle mi öyle..Ve nur talebeleri o Mardinli Yunus ağaya da namaz kıldırmışlar, Allah'ın izniyle..

Ve 1960 ihtilalinden sonra, Murad Paşa camii var..Erzurum camiler konusunda çok bereketlidir. Yürüme mesafesinde birçok camii vardır. Çünkü bunlar bizim memleketimizin tapularıdır. Şunu hemen anekdot olarak ifade edeyim, Osmanlı bir beldeyi fethettiği zaman, Hz. Peygamber aleyhissalatu vesselam'ın Medine'de yapmış olduğu ilk icraat olarak bir mescid inşa ediyorlar. Yahya Kemal Beyatlı anlatıyor-hemen orayı fetheder etmez, dört direk dikiyorlar, üzerine çalı çırpı..Ve iki rekat namaz kılıyorlar..

Sordukları zaman da "bunun sebebi nedir?" diye, "bu da toprağın imana gelmesidir" diyorlar.

Murat Paşa Camiinin yanındaki medrese 60 ihtilalinden sonra sökülünce, Darağaç camiinin yanına gidiliyor. Ama sürekli takip, sürekli takip..Artık evlerde ders yapmak isterler. Fakat emniyetin takiplerinden dolayı hiç kimse evini vermek istemez. Ev kiralanır, anahtarını alırlar. Tam ders yapacaklar, nur talebeleri kiraladı diye bu sefer ev sahibi anahtarı geri alır. Vermek istemezler.

Bakın burada bir kahramandan bahsetmek istiyorum Kırkıncı Hocam sürekli onu hayırla yâd ederdi; Erzurum'un meşhur Naim Hocası..Hepinizin bildiği, Erzurum'un medyatik yüzü..

Kimsenin evini ders için açmak için vermediği o gülerde bir gün merhum Naim hoca, Kırkıncı hocamıza der ki; "Hocam, her Cumartesi günü bizim eve gelin, ders yapın."

Ve uzun yıllar Naim Hocanın evinde ders yapılır. Ve bu âli cenaplığından ve cesaretinden dolayı Kırkıncı hocamız Naim hocayı devamlı dualarla ve hayırla yâd ederdi. Vefalı bir dost olarak onu görürdü böyle..(4)

Tabii kimse evini vermiyor, kiralı ev bulunmuyor. Daha sonradan Süleyman Arı ağabey "hocam madem kimse bize ev vermiyor, o zaman bir tane biz satın alalım" diyor. İşte "Karanlık Kümbet" dediğimiz, sonradan nurlu kümbete dönüşecek yer 14 bin liraya satın alınıyor, sanırım 4 bin lirasını Süleyman Arı ağabey karşılıyor.(5)

Acıyı bal, çileyi yâr etme dönemleri.. 1973.. Kardeşi Hacı Musa'nın evinde ders yapılırken polis baskınıyla hepsi olduğu gibi medrese-i Yusufiyeye gider. Bu yol çilelidir. Bu yola girenler, peşinen çileye talip oluyorlar. İçlerinden ilk gurup iki ay sonra tahliye olur. Kırkıncı Hocamız ve yanındakiler de dört ay sonra tahliye olur.(6)

Burada Avukat Bekir Berk ağabeyi görüyorsunuz ki Bekir Berk ağabeye karşı derin bir hürmeti vardı. "Bekir Bey" derdi. Onun cesaretinden dolayı, kahramanlığından dolayı, zamanın nabzını tutarak yaşamasından dolayı, bir günde birkaç yerde mazlumları, mağdurları müdafaa etme gayretinden dolayı Bekir ağabeyi çok severdi.

Bekir ağabey 1973'deki Kırkıncı hocamızın mahkemesine de gelmişti. Kendisiyle beraber birçok mahkemeye gitmeleri, seyahatleri de var. Bir mahkemesinde çok celalli bir müdafaasından sonra mahkeme reisi diyor ki; "Neyine güveniyorsun Bekir bey?"

Bekir Bey çantasından çıkardığı kefeni atar, "var mı bundan ötesi" der. Hani deriz ya "kefenimizi boynumuza geçirdik ve öyle yola çıktık." Aynen onun gibi..(7)

İşte bu kefen, zemzem suyuyla yıkanmış ve Kırkıncı Hocamız tarafından Bekir beye verilmiş kefendir. Allah hepsinden razı olsun ve gani gani rahmet eylesin.

Kırkıncı Hocamız denilince bir günün vasati-ortalama programı nasıl?

*Sabah namazından sonra hemen Kümbet medresesine intikal..

 *Eski medrese usulü öğrencilerle ders.

*Saat 10.00'da kahvaltı arası.

*Hususi çalışma ve te'lif edilecek eserler için notlar alma.

*Öğle namazı için hazırlık ve cemaatle namaz.

*Namaz sonrası mutlaka nurlardan ders.

*Bir müddet istirahat.

*Misafirleri kabul ve sorulara cevaplar.

*İkindi namazı ve tesbihat ve yine ders.

*Misafirlerle çay ve hususi çalışma.

*Akşam namazı, tesbihat, nafileler ve ders.

*Yatsı namazı, tesbihat, nafileler ve kısa bir namaz dersi..

Akabinde mutlaka nerde olursa; Üniversite ise üniversite, genç esnaflar ise esnaflar, aile sohbeti ise aile sohbeti..Üniversite öğretim üyeleri ile sohbet ise, Üniversite Öğretim üyeleri ile sohbet..Yani mutlaka her akşam bir yerde ders…

Düşünebiliyor musunuz böyle bir ömür..

Şimdi, namazlar mutlaka vaktinde kılınır ve cemaatle kılınır. İkindi hariç bütün namazların akabinde nafileler mutlaka eda edilir. Teheccüd, Evvabin ve Duha namazları kesinlikle ihmal edilmez.

Her abdest alışından sonra- burada yakınında bulunan insanlar şahit olmuştur- mutlaka iki rekât ne yapar, abdest namazı kılar.

Yani kısaca ibadetlere göre ayarlanmış ve ibadetlerle örgülenmiş bir hayat..

Hani dedik ya "anmak." Anmak yetmez, anlamak..Anlamak da yetmez, bu güzel insanların hayatlarıyla hayatlarımızı anlamlandırmamız lazım..Mesele bu. Onun için bunlar gençlere örnek bir hayat, örnek bir biyografi bu açıdan takdim ediliyor.

Zaman zaman teneffüs için kırlara çıkılıyor ve kâinat kitabı mütalaa ediliyor.

Şimdi Hazret-i Peygamber aleyhissalatu vesselamın bir hadisi var. Nedir o? "Ya ilmi öğrenen ol, ya öğrenen ol, ya dinleyen ol, ya da ilmi seven ol. Sakın beşincisi olma (bunların dışında kalma) helâk olursun." Hadis (Mecmeu'z- Zevaid, c.1,s.122)

İşte Kırkıncı hocanın hayatı tam bu hadis-i şerife bir masadaktır. Ya öğretmiştir, ya öğrenmiştir, ya da dinlemiştir. Ve ilim erbabını da çok sevmiştir.

Erzurum'da saff-ı evvel dava arkadaşları.. ben bir kısmını bulabildim burada..Şercil ağabey, Süleyman Arı ağabey, Hacı Musa ağabey, Hacı İshak dede, ve kardeşi Hacı Musa ağabey, Demirci Hocamız, Hacı Kemal ağabey, Mustafa Polat ağabey, Necati Kurşunoğlu, Şener ağabey ve Alaaddin ağabeyler…Bunlar saff-ı evvel..Onun davasına omuz veren insanlar..

Bakın, Allah, bu dine hizmet etmek isteyen her hizmet erbabının yanına bazı öyle güzel insanlar veriyor ki..Ben Hacı Kemal Boynukalın ağabeyi 1984 yılında tanıdım. Süleyman Arı ağabey'i görmedim. Ama bende hâsıl olan nedir biliyor musunuz? Hz. Ebubekir radıyallahu anhın sanki asrımızdaki bir izdüşümü gibi..Maddi manevi bu hizmete râm olmuş güzel bir insan..Onu da geçen sene kaybettik. Kaybetme değil, dâr-ı Cemâle gönderdik. Allah gani gani rahmet eylesin, Hacı Süleyman Arı ağabey de öyle..

Türkiye'nin her köşesinde hizmet eden çok sayıda hamiyetli talebeler Kümbet medresesinin rahle-i tedrisinden geçmişlerdir. Hekimoğlu İsmail diyor ki; "Hiç şüphe yok ki İslam âlimi olduğu kadar, insan mühendisi de olan Hocamızın en kıymetli eserleri, yetiştirdiği talebeleridir. Çoğu "Hoca" oldu amma, hocalık unvanlarıyla Kırkıncı Hocamın önünde diz çöküp, elini öpmeleri, faziletin mahyalaşmış halidir."

-devam edecek-

Dipnotlar

1-bkz. Mehmed Kırkıncı, Hayatım Hatıralarım, s. 278, Zafer Yayınları, İst. 2013, 6. Baskı

2- bkz. Mehmed Kırkıncı, Hayatım Hatıralarım, s. 278-279

3- bkz. Mehmed Kırkıncı, Hayatım Hatıralarım, s. 189-190

4- bkz. Mehmed Kırkıncı, Hayatım Hatıralarım, s. 196

5- bkz. Mehmed Kırkıncı, Hayatım Hatıralarım, s. 198-199

6- bkz. Mehmed Kırkıncı, Hayatım Hatıralarım, s. 322-327

7- bkz. Mehmed Kırkıncı, Hayatım Hatıralarım, s. 155

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

PROF. DR. ŞENER DİLEK BEY’DEN KIRKINCI HOCAMIZLA ALAKALI HATIRALAR

PROF. DR. ŞENER DİLEK BEY’DEN KIRKINCI HOCAMIZLA ALAKALI HATIRALAR

Benim kanaatime göre hocamın mümeyyiz üç vasfı vardı; Birincisi: Kırkıncı Hocamda mükemme

NECATİ KILIÇOĞLU HOCAMIZDAN HATIRALAR-2

NECATİ KILIÇOĞLU HOCAMIZDAN HATIRALAR-2

HACI FARUK TİFNİKLİ EFENDİ Hacı Faruk efendi, Mustafa Necati Efendi’den sonra hocamın ikinc

NECATİ KILIÇOĞLU HOCAMIZDAN HATIRALAR-1

NECATİ KILIÇOĞLU HOCAMIZDAN HATIRALAR-1

Kıymetli ziyaretçilerimiz, Mehmed Kırkıncı Hocaefendi’nin talebelerinden, kendisinden İslami

NECATİ KURŞUNOĞLU AĞABEYDEN HİZMET HATIRALARI-3

NECATİ KURŞUNOĞLU AĞABEYDEN HİZMET HATIRALARI-3

ÜSTADIN MAHKEMEDEKİ FOTOĞRAFININ BULUNUŞU Erzurum’da müteahhit Osman beyin evinde dersteydi

MEHMED KIRKINCI HOCA’NIN ESERLERİ VE HAYATIM HÂTIRALARIM

MEHMED KIRKINCI HOCA’NIN  ESERLERİ VE HAYATIM HÂTIRALARIM

Bazı şahsiyetler vardır ki, fikirleriyle, eserleriyle, hizmetleriyle sembol olmuşlardır. Memlek

NECATİ KURŞUNOĞLU AĞABEYDEN HİZMET HATIRALARI-2

NECATİ KURŞUNOĞLU AĞABEYDEN HİZMET HATIRALARI-2

1979 senesiydi. Memlekette anarşi olayları en üst düzeye çıkmış, kan gövdeyi götürüyordu

NECATİ KURŞUNOĞLU AĞABEYDEN HİZMET HATIRALARI-1

NECATİ KURŞUNOĞLU AĞABEYDEN HİZMET HATIRALARI-1

Takdim Kıymetli ziyaretçilerimiz, yeni bir nehir söyleşimizi daha hizmetinize arz ediyoruz. Ya

BİR IRMAĞIN KIYISINDA DOLAŞMAK-4

BİR IRMAĞIN KIYISINDA DOLAŞMAK-4

HACI MUSA KIRKINCI AĞABEY Hacı Musa ağabey çok zeki bir insandı. Çok farklı bir insandı. Bi

ABDULLAH KAPLAN’IN ARDINDAN

ABDULLAH KAPLAN’IN ARDINDAN

Yakın dostlarınızın ardından zor yazarsınız. Zira acı tatlı hatıralar ansızın çıkageli

TANIYANLARIN DİLİNDEN MOLLA ZAHİD MALAZGİRTİ-1

TANIYANLARIN DİLİNDEN MOLLA ZAHİD MALAZGİRTİ-1

Takdim Muhterem okuyucu, 1 Şubat 2008 tarihi Malazgirtli değerli âlim M. Zahid Doğru Hocaefendi

BİR IRMAĞIN KIYISINDA DOLAŞMAK-3

BİR IRMAĞIN KIYISINDA DOLAŞMAK-3

HOCAMIN ELMALILI HAMDİ VE ÖMER NASUHİ EFENDİLERE HAYRANLIĞI Hocam, Elmalılı Hamdi Efendi v

"Eğer şeytandan gelen kötü bir düşünce seni dürtecek olursa, hemen Allah'a sığın! Çünkü O, işitendir ve bilendir."

Fussilet, 36

GÜNÜN HADİSİ

Sehavet sahibi Allah'a yakındır, insanlara yakındır, cennete yakındır, cehennemden uzaktır. Cimri ise Allah'tan uzaktır, insanlardan uzaktır, cennetten uzaktır, cehenneme yakındır. Cahil sehavet sahibini Allah, cimri ibadet düşkününden daha çok sever."

Tirmizi, Birr 40, (1962)

TARİHTE BU HAFTA

*Eğriboz Adası'nin fethi(12 Ağustos 1470) *Kanuni Sultan Süleyman Han'in Tebriz'i fethi(13 Ağustos 1534) *Haçlı Ordusu'nun Kudüs katliami (15 Ağustoz 1099) *Gölcük Depremi(17 Ağustos 1999) *Misak-i Milli'nin TBMM'de de kabûlü(19 Ağustos 1920)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI