Cevaplar.Org

PEYGAMBERİMİZİN YAPTIĞI BEDDUA İLE İLGİLİ HADİS

Hadis inkârcıları tüm söylemlerinde Peygamberimiz için “O da bizim gibi bir beşerdir” cümlesini sarf ediyorlar. Diğer taraftan da beddua konusunda onu beşer üstü bir varlık görüyorlardır. Böylece biz onların eleştirilerinde samimi ve tutarlı olmadıklarını görüyoruz


Seyda Musa Geçit Hocaefendi

musa_bazid04@hotmail.com

2020-03-01 11:39:10

Hadis inkârcıları tüm söylemlerinde Peygamberimiz için "O da bizim gibi bir beşerdir" cümlesini sarf ediyorlar. Diğer taraftan da beddua konusunda onu beşer üstü bir varlık görüyorlardır. Böylece biz onların eleştirilerinde samimi ve tutarlı olmadıklarını görüyoruz. Elbette Peygamberimiz bir beşerdir, beşer olması hasebiyle beşerî duygulara da sahiptir. Sevinir, üzülür, sinirlenir v.s. Hadis düşmanları Peygamberimiz namaz kılarken önünde geçen bir çocuğa yaptığı bedduadan dolayı bu durumun mümkün olamayacağını söyleyerek aslında Hadisleri inkâr etmek amacını gütmektedirler. Yoksa Peygamberimize beddua yapmasını layık görmedikleri için eleştirmiyorlar. Biz ilgili hadisleri gösterdikten sonra gerekli açıklamaları yapacağız, inşallah…

حَدَّثَنِي عَبْدُ الأَعْلَى بْنُ حَمَّادٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، حَدَّثَنَا سَعِيدٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ، أَنَّ رِعْلًا، وَذَكْوَانَ، وَعُصَيَّةَ، وَبَنِي لَحْيَانَ، اسْتَمَدُّوا رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَلَى عَدُوٍّ، فَأَمَدَّهُمْ بِسَبْعِينَ مِنَ الأَنْصَارِ، كُنَّا نُسَمِّيهِمْ القُرَّاءَ فِي زَمَانِهِمْ، … حَتَّى كَانُوا بِبِئْرِ مَعُونَةَ قَتَلُوهُمْ وَغَدَرُوا بِهِمْ، فَبَلَغَ النَّبِيَّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ «فَقَنَتَ شَهْرًا يَدْعُو فِي الصُّبْحِ عَلَى أَحْيَاءٍ مِنْ أَحْيَاءِ العَرَبِ، عَلَى رِعْلٍ، وَذَكْوَانَ، وَعُصَيَّةَ، وَبَنِي لَحْيَانَ

"…Ri'l, Zekvan, Useyye ve Beni Lehyan kabilesi Peygamberden düşmanlarına karşı yardım talebinde bulundular. Resûlullah da kendilerine kurra cemaatinden yetmiş kişiyi göndermişti. Bunlar Bi'ri Ma'une'ye geldikleri vakit, adı geçenler hıyanet edip bunları öldürdüler."(1)

Yukarıdaki hadis değişik lafız ve tariklerle bizlere ulaşmıştır. Senetleri sahihtir. Bahsi geçen kabileler Peygamberimize gelip Müslüman oldular. Kendilerine Kur'ân'ı ve İslam'ı öğretecek kurralar (öğreticiler) vermesini istediler. Peygamberimiz yetmiş kurrayı onlarla beraber gönderdi. O mürted kabileler, hıyanet edip tüm o kurraları öldürdüler. Bu acı haber peygambere ulaştığı vakit bir ay boyunca sabah namazlarında bunlara beddua etmiştir. 

Kendilerine ihtiyaç duyulduğu bir zamanda bu kaliteli insanları öldürmek basit bir olay da değildi. Böylesi bir vahşet karşısında Peygamberimizin bu davranışını büyük görmek aklı başında olan bir insanın itiraz edemeyeceği bir şeydir.

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سُلَيْمَانَ الْأَنْبَارِيُّ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ عَبْدِ الْعَزِيزِ، عَنْ مَوْلَى يَزِيدَ بْنِ نِمْرَانَ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ نِمْرَانَ، قَالَ: رَأَيْتُ رَجُلًا بِتَبُوكَ مُقْعَدًا، فَقَالَ: مَرَرْتُ بَيْنَ يَدَيِ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَأَنَا عَلَى حِمَارٍ وَهُوَ يُصَلِّي، فَقَالَ: «اللَّهُمَّ اقْطَعْ أَثَرَهُ» فَمَا مَشَيْتُ عَلَيْهَا بَعْدُ،(2)حكم الألباني : ضعيف

Yezid b. Nimran, Tebük de sakat bir adam görmüş ve o adam şöyle anlatıyor:
"Resûlullah (s.a.s) namaz kılarken ben bir eşeğin üzerinde önünden geçtim. 'Allah da senin yürüyüşünü kessin' dedi. Sonra ben bir daha yürüyemedim."
Yani, Resûlullah (a.s.) kıbleye doğru bir ağacı sütre edinip namaz kılıyordu, çocuk da eşeğe binip Resûlullah ile ağaç arasından geçmiş ve Resûlullah namazını şaşırmıştı. Bunun üzerine Resûlullah da; "Sen namazımızı kestiğin gibi Allah da senin yürüyüşünü kessin' şeklinde beddua yapmıştı. Sonra o çocuk bir daha yürüyemedi."(3)
Aslında Muhaddislerimiz yukarıdaki hadisin zayıf olduğunu belirtmişlerdir. Bundan dolayı zayıf bir hadisten ötürü tüm hadisleri reddetmek de uygun değildir.

1- Hadis inkârcıları, Peygamberimizin yaptığı bedduayı uygun görmüyorlar. Bununla ilgili hadisi kabul etmemelerinin sebebi, diğer sahih hadislere halel getirmek içindir. Harici mantık gereği çok sık kullandıkları bir cümleleri vardır. "Kur'ân bize yeter." Mademki öyle diyorlarsa ve bu mantıklarında tutarlı ise Kehf sûresinde Hz. Musa ile Hz. Hızır'ın olayına da bir göz atmaları ve bu olayı hatırlamaları gerekir. Hz. Musa ile beraber dolaşan Hz. Hızır bir çocuğu görüp hemen öldürmüştür:

"Yine yola koyuldular, nihâyet bir erkek çocukla karşılaştıklarında, adam (Hz. Hızır) onu öldürdü. Musa: "Bir cana karşılık olmaksızın suçsuz birini mi öldürdün? Andolsun çok kötü bir iş yaptın" dedi.(4)

Zahiri olarak bu âyette bakıldığı zaman, masum bir çocuğu nasıl öldürebilir, hakkı yoktur, denilebilir. Ancak bu çocuğun öldürülme hikmetini birkaç âyet sonrasında açıklandığını görmekteyiz: "Çocuğa gelince, anası babası inanmış kimseler idi. Onları azgınlığa ve küfre sürüklemesinden korktuk. Böylece Rableri onlara, bu çocuğun yerine daha hayırlı ve daha merhametli bir çocuk vermesini diledik."(5) Âyette geçen adamın kim olduğu ile ilgili olarak bazıları peygamberdir, bazıları melektir, bazıları da veli olduğunu söylüyorlar. Bu adam, işin arka planına ve hikmetine göre bir davranışta bulunuyorsa, Resûlullah'ın da bir hikmete binaen bazı olaylar karşısında beddua yapmasını yadırgamamak gerekir.

 2- Kur'ân'da Allah ve diğer Peygamberlerin, bazılarına beddua ve lanet getirdikleri görülmektedir.

 "Şüphesiz ki Allah'a ve Resûlüne eziyet verenlere Allah hem dünyada hem ahirette lanet etmiştir."(6)

"Şu muhakkak ki, Allah kâfirleri lanetlemiş ve onlara çılgın bir ateş hazırlamıştır."(7)

"Nuh şöyle dedi: "Ey Rabbim! Kâfirlerden hiç kimseyi yeryüzünde bırakma! Çünkü sen onları bırakırsan, kullarını saptırırlar, sadece ahlaksız ve kâfir kimseler yetiştirirler."(8)

Bunlar gibi birçok âyette Allah'ın ve Peygamberlerin bedduaları geçmektedir. Peygamberimizin bazı husûslarda yaptığı bedduaları içeren hadisleri 'Peygamber çok şefkatli ve merhametlidir, beddua yapmaz' dolayısıyla bu hadisler uydurmadır, demeleri mantıksızlıktır.

 Sonuç olarak diyebiliriz ki, hadis düşmanları Peygamberimizin bazı durumlarda yaptığı beddualardan bahseden hadisleri kabul etmiyorlar. Onlara göre ümmetine düşkün olan Peygamber bunu yapamaz. Hâlbuki Kur'ân diğer Peygamberlerin kendilerini tekzib eden kavimlerini lanetlemiş ve beddua etmiştir. Asıl hadis inkârcıların maksadı böyle hadisleri gündeme getirerek Müslümanların tüm hadislere karşı şüphelendirmektir. Cenabı Hak bizi vesvesecilerin vesveselerinden muhafaza buyursun…

Dipnotlar

1-Buhârî, V, 105; Bkz. Müslim, I, 469.

2-Ebû Davût, 2/282.

3-Ebû Davût, Şerhi, II, 282.

4-Kehf, 18/74.

5-Kehf, 18/80-81.

6-Ahzab, 33/57.

7-Ahzab, 33/64.

8-Nûh, 71/26.

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

"Allah bize yeter, O ne güzel vekildir" dediler.

Âl-i İmrân; 173

GÜNÜN HADİSİ

Herkesin niyet ettiği ne ise eline geçecek olan ancak odur.

Buhari

TARİHTE BU HAFTA

*Eğriboz Adası'nin fethi(12 Ağustos 1470) *Kanuni Sultan Süleyman Han'in Tebriz'i fethi(13 Ağustos 1534) *Haçlı Ordusu'nun Kudüs katliami (15 Ağustoz 1099) *Gölcük Depremi(17 Ağustos 1999) *Misak-i Milli'nin TBMM'de de kabûlü(19 Ağustos 1920)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI