Cevaplar.Org

“İSRAİLOĞULLARI OLMASAYDI ET KOKMAZDI, HAVVA OLMASAYDI KADINLAR İHANET ETMEZDİ” HADİSİ

Hadis karşıtlarının itiraz ettiği bir hadis de başlıkta vermiş olduğumuz hadistir. Bu hadisin niçin söylendiğini ve bu hadisle anlatılmak istenen mesajları anlamadan itiraz etmek insaf ehline yakışmamaktadır


Seyda Musa Geçit Hocaefendi

2020-01-01 10:33:13

Hadis karşıtlarının itiraz ettiği bir hadis de başlıkta vermiş olduğumuz hadistir. Bu hadisin niçin söylendiğini ve bu hadisle anlatılmak istenen mesajları anlamadan itiraz etmek insaf ehline yakışmamaktadır.

Hadis inkârcılarının hadis mecmualarında geçen çok az sayıdaki kavrayamadıkları hadisleri genelleştirerek eleştirmeleri akıl ve mantıkla uyuşmamaktadır. Bunların aklı bazı âyetleri de kavrayamayacak düzeydedir. Hal böyleyken bunlar, anlayamadıkları âyetleri de mi eleştirecekler, hâşâ…

Aslında bunların maksadı Peygamber'in sözlerine ilişkin şüphe tohumlarını saçtıktan sonra sırada Kur'ân âyetleri üzerine dikkatleri celp etmektir. Âyetleri eleştirmeye cesaret edemedikleri için kendi kişisel yorumlarıyla âyetlerin mefhumunu tağyir etmeye çalışıyorlar. Hadisleri de ortadan kaldırınca istedikleri şekilde meydanlarda cirit atacaklardır. Tam da oryantalistlerin istedikleri şekilde bu misyonu yerli oryantalistler yerine getirecekler. Cenabı Hak bu fasıklara fırsat vermesin…
Biz gerçeğin anlaşılması için ilk önce hadisin hangi kaynaklarda geçtiğine baktıktan sonra yorumumuza yer vereceğiz, inşallah.

a) Buhârî ilgili hadisi şöyle rivâyet etmektedir:

حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ مُحَمَّدٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ هَمَّامٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ، عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، نَحْوَهُ يَعْنِي "لَوْلاَ بَنُو إِسْرَائِيلَ لَمْ يَخْنَزِ اللَّحْمُ، وَلَوْلاَ حَوَّاءُ لَمْ تَخُنَّ أُنْثَى زَوْجَهَا

"…Şayet İsrail oğulları olmasaydı, et kokmazdı. Havva da olmasaydı, karı kocasına ihanet etmezdi."(1)

Buhârî'ye talik yazan Mustafa Buğa bu hadisi şöyle yorumlamaktadır: 

)يخنز اللحم) ينتن وقيل سبب ذلك أنهم نهوا عن ادخار السلوى فادخروه فأنتن والله أعلم. (لولا حواء) أي أنها بدأت بالخيانة وكانت خيانتها في دعوتها آدم عليه السلام إلى الأكل من الشجرة التي نهي عن الأكل منها.

Şöyle denilmiştir: يخنز اللحم)) et kokar manasındadır. Etin kokmasının sebebi İsrail oğullarına bıldırcın kuşunun etini stoklamaları yasaklanmasına rağmen stokladılar. Böylece koktu. Allah en doğrusunu bilir. (لولا حواء)Havva olmasaydı cümlesinin manası ihanet yapmaya başlamasıdır. Onun ihaneti, yenilmesi yasak olan ağacı yemeğe Âdem'i davet etmesidir.

b) Müslim bu hadisi bu şekilde nakletmektedir:

وحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ هَمَّامِ بْنِ مُنَبِّهٍ، قَالَ: هَذَا مَا حَدَّثَنَا أَبُو هُرَيْرَةَ، عَنْ رَسُولِ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَذَكَرَ أَحَادِيثَ مِنْهَا، وَقَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «لَوْلَا بَنُو إِسْرَائِيلَ، لَمْ يَخْبُثِ الطَّعَامُ، وَلَمْ يَخْنَزِ اللَّحْمُ، وَلَوْلَا حَوَّاءُ لَمْ تَخُنْ أُنْثَى زَوْجَهَا الدَّهْرَ(2)

Müslim'in şarihi Muhammed Fuat Abdulbaki hadisi şöyle yorumlamaktadır:

]شرح محمد فؤاد عبد الباقي] [ش (ولم يخنز اللحم) يخنز بفتح النون وكسرها ومصدره الخنز والخنوز وهو إذا تغير وأنتن قال العلماء معناه أن بني إسرائيل لما أنزل الله عليهم المن والسلوى نهوا عن ادخارهما فادخروا ففسد وأنتن واستمر من ذلك الوقت.

c) Müsnedu Ahmed'de bu hadis şöyle geçmektedir:

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا عَوْفٌ، عَنْ خِلَاسِ بْنِ عَمْرٍو الْهَجَرِيِّ، قَالَ: قَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ: قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "لَوْلَا بَنُو إِسْرَائِيلَ، لَمْ يَخْنَزِ اللَّحْمُ، وَلَمْ يَخْبُثِ الطَّعَامُ، وَلَوْلَا حَوَّاءُ، لَمْ تَخُنْ أُنْثَى زَوْجَهَا"(3)

d) Sahih-i İbn Hibbân'da şöyle geçmektedir:

أَخْبَرَنَا ابْنُ قُتَيْبَةَ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي السَّرِيِّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ هَمَّامِ بْنِ مُنَبِّهٍ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ:"لَوْلَا بَنُو إِسْرَائِيلَ لَمْ يَخْنَزِ الطَّعَامُ، وَلَمْ يَخْنَزِ اللَّحْمُ، وَلَوْلَا حَوَّاءُ لَمْ تَخُنْ أنثى زوجها "وقوله: "لم يخنز اللحم" بالخاء المعجمة، والنون، والزاي، يقال: خنز اللحم يخنز من باب تعب: إذا أنتن وتغير ريحه، وفيه لغة أخرى أنه من باب قعد، قال النووي في شرح مسلم: قال العلماء: معناه أن بني إسرائيل لما أنزل الله عليهم المن والسلوى نُهوا عن ادخارهما، فادخروا ففسد، وأنتن، واستمر من ذلك الوقت(4)
e) Hâkim'in Müstedreki'nde ise yukarıdaki hadis ve sıhhati şöyle belirtilmektedir:

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ كَامِلٍ الْقَاضِي، ثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عُبَيْدِ اللَّهِ النَّرْسِيُّ، ثَنَا رَوْحُ بْنُ عُبَادَةَ، ثَنَا عَوْنٌ، عَنْ مُحَمَّدٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «لَوْلَا بَنُو إِسْرَائِيلَ لَمْ يَخْنَزِ اللَّحْمُ، وَلَوْلَا حَوَّاءُ لَمْ تَخُنْ أُنْثَى زَوْجَهَا» هَذَا حَدِيثٌ صَحِيحٌ عَلَى شَرْطِ الشَّيْخَيْنِ وَلَمْ يُخَرِّجَاهُ "
]التعليق - من تلخيص الذهبي] - على شرط البخاري ومسلم(5)

Yukarıdaki hadisin bazı önemli kaynaklarını zikrettikten sonra doğru anlaşılması için bazı hususların açıklanması gerekir.

1- Bu hadis çeşitli tariklerle Ebû Hureyre'den rivâyet edilmiştir. Buhârî ve Müslim'in şartlarına göre sahih bir hadistir. Bu hadisi araştırmadan eleştirmek hak ehline yakışmamaktadır. Kavrayamadığımız bazı hadisleri inkâr etmek yerine onları kaynaklarından veya şerhlerinden araştırıp gerçeğini bulmamız gerektirmektedir. Maalesef itiraz edenler, kaynaklarına inmeden Avrupalı oryantalistler tarafından hazırlanıp 100 sene önce Hindistan ve Pakistan'da, çağımızda da Mısır ve Türkiye'de hazır bir liste halinde tekrar tekrar gündeme getirmeye çalışmaktadır. Bu da bunların tüm hadisleri itibarsızlaştırmaya ilişkin yaptıkları çabalardır.

2- "İsrailoğulları olmasa idi et kokmaz ve yemek bozulmazdı," şeklindeki hadis hakkında yukarıda verdiğimiz bilgilerden de anlaşıldığı gibi birkaç görüş söylenmiştir:

a) İsrailoğullarına bıldırcın etinin stoklanmaması konusunda emredilmişti. Onlar ise bu emre karşı gelerek eti stokladılar ve etin kokmasına sebep olmuşlar.

b) Şâyet et kokmasa idi o et sürekli zenginlerin tekelinde birikir ve fakirlere bir şey verilmezdi. Bunu engellemek için etin çürümesi ve kokmasına sebebiyet verildi.

Hadis inkârcıları veya mealciler her seferinde "hadisleri Kur'ân'a arz edelim" diyorlardı. Şimdi ise bu söylemlerini terk etmiş durumdalar. Bunlar kavrayamadıkları hadisleri Kur'ân'a arz etme yerine kendi kısır akılları ve kıt bilgilerine arz ediyorlar. Kur'ân ve hadise ilişkin bilgileri olmayınca ucube bir durumla karşı karşıya geliyorlar. Yukarıdaki hadisi Kur'ân'a arz etmiş olsalardı belki gerçeği anlayacaklardı. Şimdi onların yerine biz bu hadisi Kur'ân'a arz edelim.
وَأَنْزَلْنَا عَلَيْكُمُ الْمَنَّ وَالسَّلْوَى كُلُوا مِنْ طَيِّبَاتِ مَا رَزَقْنَاكُمْ وَمَا ظَلَمُونَا وَلَكِنْ كَانُوا أَنْفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ 

"Size kudret helvası ve bıldırcın indirdik. Rızık olarak verdiklerimiz temiz/helal şeylerden yiyiniz. Biz onlara zulmetmedik. Lakin onlar kendilerine zulmettiler."(6)

Yukarıdaki âyetten de anlaşıldığı üzere Allahu Teâlâ, Yahudiler hiçbir çabaları olmadığı halde Tih vadisinde her gün taze bıldırcın eti ve hazır kudret helvasına sahip oluyorlardı. Allah onlara: "rızık verdiğimizin helalinden yeyiniz" emrini vererek sadece günübirlik yemelerini kendilerine emretmişti. Lakin yapılarında hırs olan İsrail oğulları günlük yeme yerine yiyecekleri stoklamaya çalışmışlardır. Allah'a isyan ettiklerinden dolayı kendilerine nimet olarak verilen yiyecekler belli bir süre sonra bozuluyordu. Aslında bu Allah tarafından onlara verilen bir cezaydı. Yani İsrailoğulları olmasaydı ifadesinden maksat; onların bu hırs ve tamahkârlık tabiatı olmasaydı o yemekler bozulmazdı, demektir. Onlar Allah'ın emrine karşı geldiklerinden dolayı (yeme emrine karşı stoklama yaptıklarından) Allah, yemeklerinde çabuk bozulma özelliğini vermiştir. Bu durum, Allah'a zor bir şey değildir. 

3- "Havva olmasa idi kadınlar kocalarına ihanet etmezdi" meselesine gelince, Hz. Havva'nın cennetteki yasaklanan meyveyi Hz. Âdeme yedirmesi ve yemesi bir tür ihanet sayılmıştır. Burada ihanet fahişelik değil bilakis emre karşı gelmektir. Burada şöyle bir analoji yaparsak tıpta genetik olarak babadan oğula geçen özelliklerin aynısı anneden çocuklarına da geçer. Dolayısıyla bu özellik Havva'dan kız çocuklarına geçmiştir. 

Bu meseleyi anlamak için kadınların ruh halini bilmemiz gerekir. Onlar olaylara karşı duygusaldırlar. Yapılarında çabuk etkilenmek vardır. Cennette yasaklanan ağaç konusunda bunu görmek mümkündür. Annemiz Havva'da bu gibi özellikler olduğu gibi kızlarında da bunun olması mümkündür. Bundan dolayı kadınlar kocalarına karşı gelmekte ve serkeşlik yapabilmektedir. Tüm bunlara karşılık da Resûlullah'ın o ince ruhlu ve duygusal kadınlara güzel bir şekilde davranmalarını tavsiye etmiştir. Bu hadiste onların özellikleri hakkında bir bilgi verilmiştir.

Efendimiz (s.a.s), annemiz Havva'dan itibaren bu karşı çıkma özelliğinin devam edeceğini bilip erkeklerin bunu dikkate alarak davranmalarını hatırlatmıştır. Yani mealcilerin kısır anlayışlarının tersine hadiste Hz. Havva'nın malum huyunun torunları olan kızlara sirâyet etmesinden ziyade, kadınların bazı huylarının Havva annemizden tevarüsen geldiğine dikkat çekilerek kadınların sergiledikleri bazı olumsuz tavırları konusunda erkeklerin anlayışlı olmaları gerektiğine de işaret edilmiş olabilir. 

Oryantalistler yaklaşık bir asırdır İslam'da kadının durumunu devamlı canlı tutmaya çalışmaktadır: İslam'ı, sanki kadınları aşağılıyormuş gibi göstermeye çaba sarf etmektedirler. Ancak tarih çok iyi biliyor ki İslam'la şereflenen kadının hakkını en iyi İslam vermiştir. Çünkü İslam, kadının hukukunu en iyi şekilde düzenleyen ve ona itibar veren dindir. Günümüzde modern cahiliye toplumu gibi kadını bir meta aracı olarak kullandığını gören bu zevatlar acaba bir şey demeyecekler mi? Hz. Peygamber (s.a.s): "Ben size iki zayıfın hakkını haram kıldım: biri yetim diğeri ise kadındır" hadisini nereye koymak gerekir? Yine veda hutbesinde "kadınlar Allah'ın size verdiği emanetinizdir" hadisinde beyan edilen bu emanete sahip çıkın söylemi kulaklara küpe olmalı değil mi? Neden malum şahıslar hadislerde kadınlar lehindeki ifade ve hükümleri hiç gündeme getirmezken sadece kasden veya cehaleten yanlış anlamlar yükledikleri hadisleri tenkit etmeye cür'et göstermektedirler?

Sonuç olarak şunları diyebiliriz: Oryantalistlerin, hadisleri Müslümanların hayatlarında uzaklaştırmak için çok çalıştıklarını görmekteyiz. Onlar, on binlerce hadis içinde 150-200 kusûr civarında hadisi hazır bir liste halinde tesbit etmiş ve eleştiriye tabi tutmuşlardır. Bunlar arasında yukarıda ele aldığımız hadis de bulunmaktadır. İşin ilginç tarafı hiç kaynağına ve şerhlerine inmeden bazı modernist Müslümanlar tarafından da bu hadislerin uydurma olduğu husûsunda söylemler geliştirdikleri görülmektedir. Kendisini modernist Müslüman gören bu zatlar ya çok saftırlar ya da yerli oryantalist olma sevdasındadırlar. Cenabı Hak, hakikatı bilip ona tabi olmayı, batılı bilip ondan da uzaklaşmayı bizlere nasip eylesin. Âmin…

Dipnotlar

1-Buhârî, IV, 132.

2-Müslim, II, 1092.

3-İbn Hanbel, XII, 402.

4-İbn Hibbân, IX, 477.

5-Hâkim, IV, 194.

6-Bakara, 2/203.

 

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

SAİD HAVVA’NIN FERYADI

SAİD HAVVA’NIN FERYADI

Memleketimizin kıymetli âlimlerinden merhum İsmail Çetin Hocaefendi(1942-2011) hocaefendinin hay

SEYDA MELA HÜSEYNİ SİSEMİ KUDDİSE SİRRUHU’NUN NASİHAT VE TAVSİYELERİ

SEYDA MELA HÜSEYNİ SİSEMİ KUDDİSE SİRRUHU’NUN NASİHAT VE TAVSİYELERİ

Kardeşlerim, size şunları tavsiye ederim; 1-Allahu Teâlâ’ya takvalı davranın, O’na itaa

HÂDIRÜL ÂLEM’İL İSLAMİ

HÂDIRÜL ÂLEM’İL İSLAMİ

Eser adı: Hâdırül Âlem’il İslami Müellif: Emir Şekip Arslan Yayınevi: El Mektebet’ul

PEYGAMBERİMİZ HAKKINDA BİLİNMESİ GEREKEN HUSUSLAR

PEYGAMBERİMİZ HAKKINDA BİLİNMESİ GEREKEN HUSUSLAR

1. O, Allah’ın Habîbi (sevgili kulu) ve Halîli (dostudur). 2. O, Peygamberlerin sonuncusudur.

TAVLA OYNAMANIN HARAM OLDUĞUNA DAİR HADİS

TAVLA OYNAMANIN HARAM OLDUĞUNA DAİR HADİS

Tavla oynamanın haram olması ile ilgili hadisler bazı hadis kaynaklarında geçmektedir. Mesela;

POLİTEİZM

POLİTEİZM

I-Politeizm Nedir? Politeizm kelimesini yapısı ve sözlük anlamı: Yunanca poly (çok) ve theoi

MUSTAFA ÖZCAN İLE A’DAN Z’YE-25

MUSTAFA ÖZCAN İLE A’DAN Z’YE-25

Selefiler *Selefilerin bütün görüşleri isabetli midir, alınmaya değer midir? Bundan dolayı

SÖYLÜYORLARMIŞ

SÖYLÜYORLARMIŞ

İtalyan sınır kapılarından birindeki bir subay, bir gün Fransız sınırı civarında numaras

EL-CEBBÂR

EL-CEBBÂR

Cebbâr kelimesinin sözlük anlamı: Bozuk olan bir şeyi düzelten, birine zorla iş yaptıran.

“CENAZE SEBEBİYLE”

“CENAZE SEBEBİYLE”

Bir kasaba mezarlığının bekçisiydi. Bir gün karşı köydeki bir akrabasının vefat ettiğini

MUHAKEMAT NOTLARI-9

MUHAKEMAT NOTLARI-9

Ders: Muhakemat-7. Ders, (1.Makale, 3. Mukaddime’den devam) İzah: Prof. Dr. Ahmet Akgündüz İ

et-Teğabün: 3

Gökleri ve yeri yerli yerince yarattı. Sizi şekillendirdi ve şekillerinizi de güzel yaptı. Dönüş ancak O'nadır. (Mürşid 3.1 adlı yazılım-Turan Yazılım-(www.turan.com.tr) )

GÜNÜN HADİSİ

"Şekavet sahibi Allah'a yakındır, insanlara yakındır, cennete yakındır, cehennemden uzaktır. Cimri ise Allah'tan uzaktır, insanlardan uzaktır, cennetten uzaktır, cehenneme yakındır. Cahil şekavet sahibini Allah, cimri ibadet düşkününden daha çok sever."

Tirmizi, Birr 40, (1962)

TARİHTE BU HAFTA

*Malcolm X'in şehadeti-1965(21 Şubat) *Resulullah'ın(sav) Veda Hutbesi'ni iradı-632(23 Şubat) *Çeçenlerin Stalin tarafından Sibirya ve Kazakistan'a sürgünü *Seyyah İbn-i Battuda'nın vefatı

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI