Cevaplar.Org

ATEİST BİR PROFESÖRÜN ALLAH’I İNKÂR EDEN VİDEOSU ÜZERİNE

Ateist bir profesörün bir videosuna rastladım. Birçok insanın gözü önünde sıkılmadan, ürpermeden Allah’ı inkâr ediyor. Hem de başını sallayarak, yanaklarını hopur hopur oynatarak ve “yok öyle bir şey”, diyerek.


Vehbi Karakaş

vehbikarakas@hotmail.com

2019-12-08 16:10:12

Ateist bir profesörün bir videosuna rastladım. Birçok insanın gözü önünde sıkılmadan, ürpermeden Allah’ı inkâr ediyor. Hem de başını sallayarak, yanaklarını hopur hopur oynatarak ve “yok öyle bir şey”, diyerek. Bir atasözümüz var: “Bir mektep bin hapishane kapatır” diye. Şimdi binlerce okulumuz, üniversitemiz var, ama bin hapishaneyi bırakın, bir hapishane dahi kapatamıyor. Mevcut hapishaneler yetmiyor. Yeni hapishanelerin inşası düşünülüyor. Neden? İşte bu tutum ve zihniyetler yüzünden. Bilim adamları öğrencilerinin karşısına geçtiğinde: -Çocuklar, okuduğunuz ilimlerden her ilim Allah’ın varlığını ve birliğini anlatıyor. Kâinatta tesadüf yok. Hiçbir şey sahipsiz ve başıboş değil. Biz de başıboş değiliz. Biz, bizi yaratan ve bu kâinat konağında en güzel şekilde ağırlayan Allah’ın kullarıyız. Her an Onun gözetimi altındayız. Bu dünya aynı zamanda bir imtihan salonu. Sınavdayız. Yaptıklarımız, konuştuklarımız Allah’ın görünmez memurları tarafından kaydedilmekte. Bu dünyanın ötesinde bir dünya var. Bu dünyadaki yaptıklarımızdan ve söylediklerimizden hesaba çekileceğiz”, deselerdi, bugün yaşadığımız acıların, sancıların %95’ini yaşamayacaktık. Hapishanelerimizin %95’i kapanacaktı. Öğrenciler şefkat ve merhametle büyüyecek, çevrelerindekilere annesine-babasına, öğretmenine ve öğrencisine sevgi ve saygı sunacaklardı. Eşine, arkadaşına, komşusuna, hayvanlara, bitkilere merhametsiz davranmayacaklardı. Çocuk istismarları olmayacak, bu kadar kadın ve erkek cinayete kurban gitmeyecek, anarşi ve terör olmayacaktı. Bilim adamı olarak tanınan birinin böylesine bir inkâr çukuruna düşmesi, acıların en büyüğüdür. Bütün acılar, hastalıklar, musibetler sabreden iman adamını cennete götüren vasıtalardır. İnkâr belası ise sahibini cehennemin dibine çeken bir kara deliktir. Allah hiç kimseyi bu kara deliğe ve karanlık dehlize sokmasın. İman etsin diye Allah’ın verdiği aletler, zavallı profesörde inkâr aletine dönüşmüş. “Sen misin bana akıl veren, ben onunla seni, senin gönderdiğin Kur’an’ı ve görevlendirdiğin Peygamberi inkâr edeyim de gör” dercesine aklı olmayanların dahi yapmayacağı bir nankörlüğü ortaya koyuyor. Size soruyorum Sayın Profesör: Akıl, gözler, dil, dudaklar, kulaklar, kalp, beden, ruh, kâinat ve kâinat dolusu sayısız nimet... Allah bunları vermekle size kötülük mü etti ki siz, Ona karşı inkârla ve nankörlükle karşılık veriyorsunuz? Şeytanın dahi inkâr edemediği bir Allah’ı hangi delile dayanarak inkâra kalkıyorsunuz? Sizi ve bütün bir varlığı yaratan Allah, aklı ve vicdanı henüz bozulmamış olanlara soruyor: أَفَتَتَّخِذُونَهُ وَذُرِّيَّتَهُ أَوْلِيَاء مِن دُونِي وَهُمْ لَكُمْ عَدُوٌّ بِئْسَ لِلظَّالِمِينَ بَدَلاً “Nasıl olur da (bütün iyiliklerin kaynağı olan) beni bırakır da (bütün kötülüklerin kaynağı olan) şeytanı ve zürriyetini dost edinirsiniz? Hâlbuki o sizin düşmanınızdır. Zalimler için bu ne kötü bir değiş tokuştur!”[1] Bir iğne ustasız yapılamazken, bir harf yazarsız yazılamazken ey bilim adamı sen ve senin emrine verilmiş olan şu kâinat hem de her şeyi ile mümtaz, muntazam, müzeyyen, mucize olan kâinat nasıl kendi kendine yapılır ve yaratılır? Allah’ı inkâr eden profesörün gözlerinde ki gözlük dikkatimi çekti. Yanında olsaydım, soracaktım: -Bu gözlüklerin ustası var mı? İster istemez: -Var, diyecekti. Sonra ben taşı gediğine koyacaktım: -Basit bir gözlüğün ustası olur da, gözlüğün arkasındaki o sanat harikası gözlerin ustası olmaz mı? Yapay bir kalbin ustası olur da hakiki kalbin, aklın, elin, ayağın, dilin, dudağın ustası olmaz mı? Basit bir heykelin ustası olur da, şu muhteşem insan bedeninin, o bedendeki ruhun, canın sahibi, sanatkârı olmaz mı? Allah soruyor: أَلَمْ نَجْعَل لَّهُ عَيْنَيْنِ * وَلِسَاناً وَشَفَتَيْنِ “Biz ona iki göz, bir dil, iki dudak vermedik mi?”[2] Gözü olmasaydı nasıl görecek, dili ve dudakları olmasaydı nasıl konuşacaktı? Allah bunları, insan Allah’ı inkâr etsin diye mi verdi, yoksa Allah’ın ayetlerini görsün, Allah’ın varlığını dile getirsin, onun sayısız nimet ve iyiliklerini konuşsun, şükür ve teşekkür etsin diye mi? Okullarda verdiğim konferansların birinde bir ortaokul öğrencisine sordum: -Adın ne? -Celal. -Buraya gelir misin Celal, dedim. Geldi. Şu tahtaya bir “Celal” kelimesi yazar mısın, dedim. Yazdı. Sordum: -Celal söyle bakalım bu tahtadaki Celal kelimesi kendi kendine mi yazıldı, yoksa onun bir yazanı var mı? Celal cevap verdi: -Bir yazanı var, kendi kendine yazılamaz. Şimdi soruyorum Celal: -Beş harften ibaret bir “Celal” kelimesi kendi kendine yazılamazken, onun bir yazanı varken şu karşımda duran canlı Celal hiç kendi kendine yapılır ve yaratılır mı? -Yapılmaz ve yaratılmaz, dedi, Celal. Bu misalden de anlaşıldı ki canlı Celal’in, kâinat ve içindeki varlıkların bir sahibi ve sanatkârı, bir yapanı ve yaratanı vardır ve o da Allah’tır. Görmüyorum, diye bir insan Allah’ı inkâra kalkarsa, aklını, ruhunu, başındaki ağrıyı, içindeki üzüntüyü veya sevinci, elmanın tadını, reyhanın kokusunu inkâr etmesi lazım. Görmüyoruz diye bunları inkâr etmek, aklı olanların işi değildir. Daha siz Allah’ın yarattığı aklı göremiyorsunuz, aklın yaratıcısını nasıl göreceksiniz? Allah’ın yarattığı aklı inkâr edemezken aklın sanatkârını nasıl inkâr edebilirsiniz? Ümit ediyorum bu misaller inkârcı profesörü insafa ve imana getirir, ebedî cehennem ateşinden kurtarır. Ben de kendisini imanı ve İslam’ı kabule davet ediyorum. Aynı zamanda imana ve İslam’a girdiğini ilana davet ediyorum. Çünkü ilan ettiği inkârının günahını, ancak ilan edeceği samimi tevbesiyle sildirebilir. Netice: Cahil cühelanın ateist, deist olması normal görülebilir, ama bilginlerin, profesörlerin ateist olması normal görülemez. Böyle bir şey akla, ilme ve vicdana aykırıdır. Çünkü bozulmamış akıl, bozulmamış vicdan ve doğru ilim ve bilim Allah var diyor. Allah’ın varlığını isbat ediyor. (Devam edecek). Dipnotlar [1] Kehf, 18/50 [2] Beled, 90/8-9

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-23

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-23

Prof. Mahmut Erol Kılıç(Tasavvuf tarihi uzmanı) Tasavvuf ve tarihi üzerine uzman isimlerden b

BİR NESLİN TÜKENİŞİ

BİR NESLİN TÜKENİŞİ

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla... Her yüzyılda, istisnalar hariç, bütün insanlar yer

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-22

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-22

Lamartin 1790-1869 yılları arasında yaşamış olan meşhur Fransız şair Lamartin, hayatını

ERMENİ MEZALİMİ VE TEHCİR

ERMENİ MEZALİMİ VE TEHCİR

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla... 38 harfden oluşan alfabesiyle tarih sahnesinde bir mil

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-21

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-21

Keçeçizade İzzet Molla Padişah II. Mahmud’a sunduğu layihada Keçeci-zâde İzzet Molla, ş

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-20

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-20

Jean-Marie Le Pen (Fransız siyasetçi) İkinci Dünya Savaşının izlerini taşıyan eski sağ, y

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-19

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-19

Hz. İbrahim(a.s) Kur’an ifadesiyle Hazreti İbrahim ulu’l azm peygamberdir ve ulu’l azm peyg

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-18

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-18

Hüseyin el Cisr(Suriyeli âlimlerden ) 19’uncu yüzyıldan itibaren Batı ile eklektik ve sentez

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-17

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-17

Humeyni Dünyaya turlayan başka bir süreç ise Şeytan Ayetleri romanının orada burada tefrika

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-16

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-16

Hasan Turabi(Sudanlı mütefekkir) İslam dünyasının hâlâ mühim siyasi ve entelektüel liderl

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-16

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-16

Hasan el Benna Hasan el Benna’nın projesi, arzulanan İslami itidal cemaati gerçekleştirmektir

Ne yerde ne gökte zere ağırlığınca bir şey Rabbinden uzak (ve gizli) kalmaz.

Yûnus,61

GÜNÜN HADİSİ

"Kişi, dostunun dini üzeredir. Bu nedenle, kiminle dost olacağına dikkat etsin!"

Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

TARİHTE BU HAFTA

*Cumhuriyet'in ilanı(29 Ekim 1923) *Sütçü İmam Maraş'ta direnişi başlattı(31 Ekim 1919) *I.Dünya Harbine girdik(1 Kasım 1914) *İmam-ı Rabbani Hz.lerinin İrtihali(2 Kasım 1624) *Hz.Ömer(r.a.)'in Şehadeti(3 Kasım 644)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI