Cevaplar.Org

MÜNKERİ DEĞİŞTİRMEK

Soru: “Sizden kim bir münkeri görürse onu eliyle değiştirsin…” hadisindeki emir kipi, vucûp (farziyet) için midir?


Muhammed Emin Er

.

2019-12-06 15:10:18

Soru: "Sizden kim bir münkeri görürse onu eliyle değiştirsin…" hadisindeki emir kipi, vucûp (farziyet) için midir?

Cevap: Evet, ümmetin icmaıyla sabittir ki, hadiste geçen emir kipi, vücûp içindir. İyiliği emretmek ve kötülükten yasaklamanın farziyeti Kitap, Sünnet ve ümmetin icmaıyla sabittir ve aynı zamanda 'din' sayılan nasihatin bir parçasıdır. Bu konuda sadece bazı Rafiziler muhalefet etmişlerdir. Ama onların muhalefetlerine itibar edilmez. Nitekim İmamu'l-Harameyn Ebu'l-Maâlî el-Cüveynî şöyle der: " Bu insanların böyle bir konudaki aykırı görüşlerine aldırış edilmez. Zira müslümanlar, henüz bu fırka tarih sahnesine çıkmadan önce, bu meselede icma etmişlerdir. Ayrıca iyiliği emretme kötülükten sakındırma görevi, Mutezilenin iddia ettiği gibi akli delil şeri açıdan farzdır. Bu noktada Yüce Allah'ın:

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ عَلَيْكُمْ أَنفُسَكُمْ لاَ يَضُرُّكُم مَّن ضَلَّ إِذَا اهْتَدَيْتُمْ

"Ey iman edenler, kendinize dikkat edin. Siz hidayette olursanız, sapan kimse size zarar veremez."(1) şeklindeki beyanı, bizim söylediklerimizle çelişmez. Çünkü ayetin manasıyla ilgili âlimlerin en doğru görüşü şudur: Eğer siz, üzerinize düşeni yaparsanız, başkalarının kusur ve yanlışlıkları size zarar veremez. Nitekim Allah Teâlâ:

وَلاَ تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ أُخْرَى

"Hiçbir günahkâr, bir başkasının günahını yüklenmez"(2) buyurmaktadır. Durum böyle olunca, insanın üzerine düşen görev, iyiliği emretme ve kötülükten alıkoyma olmaktadır. Eğer bunu yapmasına rağmen muhatap kişi nasihata kulak vermiyor ve gereğini yapmıyorsa, o zaman bu işi yapan failin-yani münkerden alıkoyana- herhangi bir sorumluluğu kalmaz. Çünkü üzerine düşeni yapmıştır. Üzerine düşen ise, kabul ettirmek değil sadece emretmek ve yasaklamaktır. Allah en iyisini bilir."(3)

Soru- İyiliği emretme ve kötülüğü yasaklama, farz-ı ayn hale gelir mi? Ve muhatabın kabul etmeyeceği ihtimalinde farziyeti kalkar mı?

Cevap: Özü itibariyle bu mesele, farz-ı kifayedir; bir kısım Müslümanların yerine getirmesi halinde diğerleri sorumluluktan kurtulur. Eğer hepsi birden bu işi terk ederlerse, o zaman herhangi korku ve mazeret olmadığı halde yapmayanlar günah işlemiş sayılırlar. Tabii iyiliği emretme ve kötülüğü yasaklama meselesinin farz-ı ayn hale geldiği yerler de vardır. Münkerin sadece bu işi yapacak kişi tarafından bilindiği veya onu ortadan kaldırabilecek kişinin sadece kendisi olduğu bir ortamda, mesela eşini veya çocuğunu ya da hizmetçisini/kölesini bir münker üzere görmesi veya marufta (ibadet ve iyiliklerde) kusur ettiklerininn farkına varması hallerinde farz-ı ayn olur.

Âlimler (r.a.) şöyle demişlerdir: "Mükellefin, iyiliği emretme ve kötülüğü yasaklamanın faydalı olmayacağı şeklindeki zannı, üzerindeki sorumluluğu kaldırmaz. Tam aksine bunu yapması vaciptir. Zira ona düşen kabul ettirmek değil, sadece emir ve yasaktır. Nitekim Yüce Allah:

مَّا عَلَى الرَّسُولِ إِلاَّ الْبَلاَغُ

"Elçinin görevi ancak tebliğdir"(4) buyurur. Âlimler buna, bir insanı hamam ve benzeri bir yerde avret yerinden bir kısmının açık olduğunu görmek şeklinde bazı misaller vermişlerdir."(5)

Soru: Âlimler arasında ihtilaflı olan bir meselede münker yasaklanabilir mi?

Cevap: Âlimler, üzerinde icma edilmiş olan münkerleri yasaklamışlardır. İhtilaflı konularda ise yasaklama söz konusu değildir. Zira bir görüşe göre bütün müçtehitler isabet etmişlerdir ki muhakkik âlimlerin pek çoğunun tercih ettiği görüş budur. Diğer bir görüşe göre ise, içtihadında isabet eden kişi tektir ama kimin içtihadında hata ettiği –bizce-belli değildir. Dolayısıyla günaha girmek diye bir durum yoktur. Fakat muhatap şahsa, ihtilaftan kurtulması için nasihatte bulunmak, sakince ve yumuşaklıkla yapılması teşvik edilen güzel bir davranış olur. Çünkü âlimler, eğer bir sünneti çiğnemek yahut başka bir ihtilafa düşmek gibi bir tehlike söz konusu değilse, ihtilaflı meseleden çıkış yolunu bulmaya teşvik konusunda ittifak halindedirler."(6)

Soru: Münkeri değiştirmedeki sıralama nasıldır? "Sizden kim bir münkeri görürse.." hadisinden maksat nedir?

Cevap: Kâdı İyâz (rh.a) şöyle demiştir: "Bu hadis, münkeri değiştirmenin niteliği konusunda temel bir ilkedir. Böyle bir değişikliğe kalkışan kimse, mümkün olan her şekilde, sözlü veya fiili olarak, münkeri değiştirmeye çalışabilir. Batıl (eğlence ve çalgı) aletlerini kırabilir, içkiyi kendi eliyle veya bunu yapacak birine emrederek dökebilir ve gasbedilmiş bir şeyi bizzat kendisi ya da birine emretmek suretiyle asıl sahibine geri verebilir. Gücü yetiyorsa bunların hepsini yapabilir… Ancak bu hususta cahile ve şerrinden korkulan nüfuzlu bir zalime karşı biraz daha yumuşak bir üslup kullanmalıdır. Zira kabul konusunda bu üslup daha etkili olur. Bu itibarla bu işi üstlenen kimsenin, faziletli ve salih biri olması müstehabtır. Azgınlığında ısrar eden ve günahında sınır tanımayan kimselere -eğer daha kötü bir duruma yol açmayacaksa- sert ve katı davranabilir. Eğer eliyle münkeri değiştirmesi halinde kendisinin veya başkasının öldürülmesi gibi daha büyük bir münkere yol açabileceği endişesi varsa, bu işten vazgeçerek diliyle değiştirmeye, nasihat ve korkutma yoluyla engellemeye çalışır. Şayet bu metodun da kötü sonuçlara yol açacağını hissederse, o zaman da kalbiyle değiştirme/hoş görmeme durumundadır.

Kısacası, değişik yöntemler kullanma imkânı vardır. Allah'ın izniyle hadisten maksat budur. Eğer münkeri yasaklama konusunda kendisinden yardım alabileceği birini bulabilirse, -silah ve savaşa yol açmadığı sürece- ondan yardım alabilir. Şayet münker, kendi yetki alanının dışında ise onu ya o meseledeki bir yetkiliye iletmeli ya da sadece kalbiyle nefret etmelidir. Ulema ve muhakkiklerin meselenin fıkhı ve münkeri değiştirmeye dair doğru tutumla ilgili görüşleri budur. Buna karşılık, ölüm ve her türlü işkenceyi görme pahasına bile olsa, her hal ü kârda münkeri açıkça engellemek gerektiğini söyleyen kimseler de vardır.' Kadı İyaz'ın (rh.a) söyledikleri bundan ibarettir."(7)

Dipnotlar

1-Maide 5/ 105

2-En'âm 6/164; İsra 17/ 15; Fatır 35/18; Zümer 39/7; Necm 53/38

3-Nevevi, a.g.e., c. 2, s. 22

4-Maide 5/99

5-A.g.e., c. 2, s. 23

6-A.g.e., c. 2, s. 23

7-A.g.e., c. 2, s. 25

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

ŞİRK SAYILAN AKIMLAR (1)

ŞİRK SAYILAN AKIMLAR (1)

1-Politeizm: Yunanca poly (çok) ve theoi (tanrı) sözcüklerinden türeyen politeizm, sözlük an

GİZLİ ŞİRK VE SEBEPLERİ

GİZLİ ŞİRK VE SEBEPLERİ

Gizli şirk nedir? Yapılan faydalı amelleri Allah rızası için değil de gösteriş ve desinler

TORUNUM GÜLCE BENİ ŞAŞIRTTI VE SEVİNDİRDİ

TORUNUM GÜLCE BENİ ŞAŞIRTTI VE SEVİNDİRDİ

Birkaç gündür Nurefşan kızım misafirimiz. Dünyayı saran ve sarsan Korona Virüsünden dolay

ŞİRK VE ÇEŞİTLERİ

ŞİRK VE ÇEŞİTLERİ

Şirk Nedir? Sözlükte şirk, ortak koşmak; müşrik, şirk koşan kişi; şerik ise ortak anlam

TUHFE-İ RAMAZAN (RAMAZAN HEDİYESİ)-5

TUHFE-İ RAMAZAN (RAMAZAN HEDİYESİ)-5

85-İlim ile Marifet ve İrfan arasındaki farklar; a-İlim külli ve mürekkebde kullanılır, di

HZ. MUSA’NIN (A.S) KUR’AN’DAKİ MEŞHUR DUASI

HZ. MUSA’NIN (A.S) KUR’AN’DAKİ MEŞHUR DUASI

Bu makale biraz özeldir. Erbabına hastır. “Tam bana göre” diyenlere mahsustur. Bir küçük

KUR’AN’DA İRTİDAT EDENLER HAKKINDAKİ AÇIKLAMALAR

KUR’AN’DA İRTİDAT EDENLER HAKKINDAKİ AÇIKLAMALAR

1.Kur’an, irtidat edenlerin doğru yolu bulamayacaklarını açıklar: İrtidat edenlerin doğru

TUHFE-İ RAMAZAN (RAMAZAN HEDİYESİ)-4

TUHFE-İ RAMAZAN (RAMAZAN HEDİYESİ)-4

66-Ebu Suud Efendi der ki; “Kur’an’ın manalarını teemmül eden kimse, tilaveti tekrar etmes

İRTİDAT VE RİDDE HAREKETLERİ

İRTİDAT VE RİDDE HAREKETLERİ

-İrtidat nedir? Sözlükte irtidat, geri dönmek anlamına gelir. Terim olarak irtidat, kişinin

TUHFE-İ RAMAZAN (RAMAZAN HEDİYESİ)-3

TUHFE-İ RAMAZAN (RAMAZAN HEDİYESİ)-3

45-“Bir zalimin bir zalimden intikam aldığını gördüğünde, dur ve hayretle bak.” Fudayl B

TUHFE-İ RAMAZAN (RAMAZAN HEDİYESİ)-2

TUHFE-İ RAMAZAN (RAMAZAN HEDİYESİ)-2

23- Tevrat İbranice bir kelimedir ve şeriat ve hak kelam demektir. İncil de Süryanice bir kelime

"Kadınlara iyilikle muamele ediniz."

Nisa:19

GÜNÜN HADİSİ

"Biriniz bir oturma yerine girince selâm versin. Oturmak isterse otursun. Kalkarken yine selâm versin. Çünkü, birinci selâm ikincisinden daha üstün değildir."

Ebu Davud

TARİHTE BU HAFTA

*Abdülkadir Geylani hazretlerinin vefatı 17 Temmuz 1163 *Kıbrıs barış harekatı 20 Temmuz 1974 *Aya ilk insan ayağının basması 21 Temmuz 1969

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI