Cevaplar.Org

Hadis-i Şeriflerde İNANANLARIN VASIFLARI-34 "Mümin, (hatalara keffâret olması hikmetine binaen nefsinde ve malında hep) musibete maruz kalır."( Hakim, Müstedrek, 1/58; 4/251; Kenz, 1/142. Not:Hakim'in rivayetinde "el-Mü'minu, mükefferün",K


Selçuk Camcı

selcukcamci@hotmail.com

2002-04-07 17:04:26

Müminin nazarında dünya bir imtihan yurdudur. Her imtihan, ilk geldiğinde ve dış görünüşünde biraz sert, nâhoş ve itici görünebilir. Ancak neticesi itibariyle baktığımızda, canlı kalmamıza sebep olması, kokuşup gitmemize mani olması itibariyle Rabbimizden gelen gaybî bir terbiye eli gibi görürüz bela ve musibetleri. Musibet ve belaların da çeşitleri ve insanlara gelişleri farklı farklıdır. Herkesin hassasiyeti ve performansı farklı olduğu gibi bela ve musibetlere verdiği tepki de farklı farklıdır. İnsanlara bela ve musibetlerin geliş keyfiyeti de bizim için ayrı bir imtihandır. Bir hadis aliminin başından geçen, imtihanın izafiliğine dikkat çeken aşağıdaki vak'a konumuza ışık tutacak mahiyettedir: "Dünya, müminin cenneti, kâfirin ise cehennemidir"(1) hadisinin manasını, Mısır sokaklarında eski, perişan ve yağ pas içinde elbiseleriyle yağ satan bir kafir, tertemiz ve kaliteli elbiseleriyle atının üstünde ihtişamla gezen devrin büyük alimi İbn Hacer el-Askalânî'ye sorar. Sizin peygamberiniz böyle böyle diyormuş, şu hale bak, ben bu perişan halimle ne biçim cennetteyim, sen bu ihtişamlı halinle hangi cehennemdesin? Büyük alim İbn Hacer, hemen cevabını verir: "Benim gideceğim yere göre burası adeta cehennemdir, senin gideceğin yere göre ise burası cennettir." Bunun üzerine o zat hemen Müslüman olur.(2) Kimi insan vardır, bir karıncanın ayak altında ezilişinden iki büklüm olur, sonbaharda düşen yapraklar karşısında ciğeri kan ağlar, kimi insan da vardır ki yağmur altında ıslanmaz, perişan olmuş, katliama maruz kalmış insanları izlerken yemeğine bile ara vermez. Dolayısıyla imtihanların, belaların geliş keyfiyetleri de birer imtihandır. Ancak hadise bakıp da mümini, hep sıkıntıda hep bela ve musibetlere maruz gibi işkence gören bir insan şeklinde anlamamalı. Hayata bir bütün halinde bakıp, bela ve musibetleri de Allah'ın, insanlara güç yetiremeyecekleri yükü sırtlarına yüklememesi prensibine göre değerlendirmeliyiz. Zaten bela, imtihan manasındadır. Bir sınamadır. Musibet de isabet eden, başa gelen şeye denir ki başımıza gelenler de kendi elimizle yapıp ettiklerimizden başkası değildir haddizatında. Hem unutmamalı ki, "Allah, mümin kulunun bedenine belayı (musibeti) sultan (hakim) eylemez."(3) Dipnotlar: 1-Aclûnî, Keşfu'l-hafâ, 1/410. 2-Aclûnî, Keşfu'l-hafâ, 1/410-411. 3-Kenz, 1/144.

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

KUR’AN’IN ANLAŞILMASINDA SÜNNETİN YERİ-2

KUR’AN’IN ANLAŞILMASINDA SÜNNETİN YERİ-2

2. Açık Olmayan Ayetlerin Varlığı Kur'an-ı Kerim, bizzat kendisi, âyetlerini "muhkem" ve "m

Sakın israf etmeyin, çünkü Allah israf edenleri sevmez.

En'âm, 141

GÜNÜN HADİSİ

"Her şeyin bir alameti vardır. İmanın alameti de namazdır."

Münavi

TARİHTE BU HAFTA

*Uyvar Kalesi Fethedildi.(24 Eylül 1663) *Niğbolu Savaşaı Kazanıldı.(25 Eylül 1396) *Birinci Viyana Kuşatması(27 Eylül 1529) *Preveze Deniz Zaferi(28 Eylül 1538) *Demokrat Parti Kapatıldı(29 Eylül 1960)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI