Cevaplar.Org

ÜSTAD BEDİÜZZAMAN’IN MÜTEVAZI CEVABI

Büyüklerde büyüklük alameti küçüklük(kendini küçük görmek), küçük ruhlu insanlarda da bunun alameti kendinde bir büyüklük vehmetmektir. Meyve yüklü yük ağacın başını eğmesi gibi büyük insanlar da hep alçakgönüllülük içinde bir hayat süregelmişlerdir. Küçük ruhlu insanlar ise, şairin dediği gibi;


Salih Okur

nedevideobendi@gmail.com

2019-09-01 10:51:35

Büyüklerde büyüklük alameti küçüklük(kendini küçük görmek), küçük ruhlu insanlarda da bunun alameti kendinde bir büyüklük vehmetmektir. Meyve yüklü yük ağacın başını eğmesi gibi büyük insanlar da hep alçakgönüllülük içinde bir hayat süregelmişlerdir. Küçük ruhlu insanlar ise, şairin dediği gibi;

"Gör zahidi kim, sahib-i irşad olayım der,

Dün mektebe vardı, bugün üstad olayım der"

Şeklinde ifade ettiği gibi daima başı havalarda gezer, durur..

Ohinli Şeyh Asım Efendi, Birket'ül Kelimat adlı kıymetli eserinde Üstad Bediüzzaman'ın tevazuu ile alakalı çok güzel bir hatıra naklediyor. Bilindiği gibi Üstad 1907'de İstanbul'a geldiğinde ilim havzalarında büyük bir dalgalanmaya vesile olmuştu. "Mevlid Nasıl Okunur ve Mevlûdhanlar" kitabının müellifi Hafız Ali Rıza Sağman Efendi, bu hadise ile ilgili bir hatırasını şöyle anlatır:

"1907 kışı idi sanıyorum, İstanbul'un ilmî mahfellerinde, hele medrese bucaklarında birden bire ma'nalı bir fısıltı, ilgilendirici bir dedikodu elektrik hızı ile ağızlara yayıldı, kulakları doldurdu:

"Kürdistan'dan bir adam gelmiş, yaşça çok genç olduğu halde, ilimce kendisine çıkan yokmuş. Bu yaşta bu kadar geniş ilim, ancak "Vehbî" (Allah vergisi) olabilirmiş. Bu zatın kılığı, kıyafeti de dikkat ve hayret çekici imiş. Kendisini görenler, "hammal" zannediyormuş. Çünkü çenesinde sakal, başında sarık, sırtında cübbe, ayaklarında şalvar yokmuş. Bu adam bir harika imiş. Adı, "Said" lâkabı "Bediüzzaman" imiş..."

O tarihte biz çocuktuk. Hakkında tılsımlı haberler duyduğumuz bu zatı görmek sevdasının zebunu olduk. Fakat işittik ki, hâinler bu zatı göz hapsine almışlar. Her yerde serbest gezemiyormuş. Çemberlitaş tarafında bir han odasında oturuyormuş, falan..." Meşrutiyet'ten sonra, bu zatı görmek, konferanslarını dinlemek nasib oldu. Birinci Cihan Harbi'nden evvel kendisinin elini öpmek de müyesser oldu."

İşte Asım Efendi bu dönemde kendisine Doğuda kendisi gibi bir âlim olup olmadığı sorulması üzerine Üstadın şöyle cevap verdiğini yazıyor; "Kürdistan birçok şehirden ibarettir. En küçük şehri bizim şehrimiz olan Bitlis'tir. Bitlis'in birkaç ilçesi vardır ve en küçük ilçesi bizim ilçemiz olan Hizan'dır. Hizan'ın birkaç nahiyesi vardır ve en küçük nahiyesi bizim nahiyemiz olan İsparit'tir. İsparit'in birçok köyü vardır ve en küçük köyü bizim köyümüz olan Nurs'tur. Nurs'ta birkaç aile vardır ve en küçük, en fakir aile bizim ailemizdir. Ailemizde kâmil kişiler vardır ve en düşükleri benim."

Kaynaklar

1-Abdülkadir Badıllı, Mufassal Tarihçe-i Hayat, Cilt: 1, İttihad Yayınları, İst. 1998

2-Şeyh Muhammed Asım Ohini, Birket'ül Kelimat, Arapçadan tercüme; Kadri Yıldırım, Avesta Yayınları, İst. 2017

 

 

 

 

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

MÜNAFIKLAR ZEMZEMDEN DOYA DOYA İÇEMEZ

MÜNAFIKLAR ZEMZEMDEN DOYA DOYA İÇEMEZ

Kazan’lı merhum Abdülaziz Bekkine(rahmetullahi aleyh) ilk haccına 1930 senesinde gitmiş. O zam

FAİZİN BABASI

FAİZİN BABASI

Merhum Abdülaziz Bekkine Efendi anlatıyor; “Bir gün bir dostum bana geldi ve şu ricada bulundu

“ONLARIN UYUMADIĞI GECE, BEN UYURUM”

“ONLARIN UYUMADIĞI GECE, BEN UYURUM”

Kazan’lı Abdülaziz Bekkine Hz.lerinin(v.1952) bir talebesi anlatıyor: “Bir miladi yılbaşı,

İLİM TALEBELERİNİN DEĞERİ

İLİM TALEBELERİNİN DEĞERİ

Kendisi de şark medreselerinde yetişmiş değerli ilim adamlarımızdan Prof. Dr. M. Halil Çiçek

AZİZ EFENDİ’NİN İFADELERİYLE RUS İHTİLALİ(1917)

AZİZ EFENDİ’NİN İFADELERİYLE RUS İHTİLALİ(1917)

Aslen Kazan’lı olup 1917 Bolşevik ihtilali akabinde memleketimize hicret eden merhum Abdülaziz

AKSEKİ’NİN PİŞMAN OLDUĞU TERCÜME

AKSEKİ’NİN PİŞMAN OLDUĞU TERCÜME

Kıymetli ziyaretçilerimiz, bilindiği gibi eski Diyanet İşleri Reislerimizden merhum Ahmed Aksek

SÜNNETİ HAFİFE ALAN BİR ÖĞRETİM ÜYESİ İLE MÜNAZARA

SÜNNETİ HAFİFE ALAN BİR ÖĞRETİM ÜYESİ İLE MÜNAZARA

Ülkemizde hadis ve hadis usulü ilimlerinde söz sahibi âlimlerimizden, halen 85 yaşında olan mu

“BENİM SON GÜNÜMDÜR”

“BENİM SON GÜNÜMDÜR”

Son devrin mümtaz âlimlerinden merhum Muhammed Emin Er Hocaefendi’nin (v. 2013) “Hatıraları

ABDÜLAZİZ ÇAVİŞ'İN İNCE ESPRİSİ

ABDÜLAZİZ ÇAVİŞ'İN İNCE ESPRİSİ

Merhum Abdülaziz Çaviş(1876-1929) geçen asırda Mısır’ın yetiştirdiği ilim adamı, gazete

ÜÇ SATIRLA ÂLİM OLMAK

ÜÇ SATIRLA ÂLİM OLMAK

Dr. Cüneyt Gökçe hocamız anlatıyor; Halil Gönenç hocamız –Allah uzun ömürler saadet ve a

“NİÇİN İMANİ SOHBETLER YAPIYORUM?”

“NİÇİN İMANİ SOHBETLER YAPIYORUM?”

Birkaç sene önce Rahmet-i Rahmana kavuşan memleketimizin değerli âlimlerinden Muhammed Emin Er

Yer yüzünde bulunan her canlı yok olacaktır. Ancak azamet ve ikram sahibi Rabbinin zâtı baki kalacaktır.

Rahman, 26-27

GÜNÜN HADİSİ

Gece içinde öyle bir saat vardır ki, müslüman olan herhangi bir kimse, dünya ve ahiret hususlarında Allah'dan bir hayır isterken duasını ona denk düşürürse, Allah; muhakkak istediğini kendisine verir.

Müslim, Ravi[Cabir (r.a.)]

TARİHTE BU HAFTA

*Osmanlı'nın kuruluşu(27 Ocak 1299) *İlk Türkçe Ezan Fatih Camiinde Okutturuldu(29 Ocak 1932) *Osmanlı'da ilk Matbaa(31 Ocak 1729) *Ayasofya'nın Müzeye Çevrilmesi(1 Şubat 1935)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI