Cevaplar.Org

ALLAH’IN ZATİ SIFATLARI-5

5-Muhalefetün li’l-Havadis Muhalefet, bezememek; havadis, sonradan yaratılanlar demektir. Muhalefetün li’l-Havadis, sonradan yaratılanlara benzememek anlamına gelir.


Ali Bozkurt

alibozkurt.02@hotmail.com

2019-07-07 18:21:38

5-Muhalefetün li'l-Havadis

Muhalefet, bezememek; havadis, sonradan yaratılanlar demektir. Muhalefetün li'l-Havadis, sonradan yaratılanlara benzememek anlamına gelir.

Allah, zatında ve sıfatlarında, sonradan yaratılan varlıklara benzemez. Mümaselet (misli bulunmak) ve müşabehet (benzeri bulunmak), Allah için muhaldir (mümkün değildir). Muhalefetün li'l-Havadis sıfatı, Allahın kendi dışındaki varlıklara benzemesini nefyeder. Bu sıfat, başka varlıkların Allah'a benzeyebileceğini nefyeden selbi bir sıfattır.

Allah'ın hiçbir benzeri bulunmadığı şu ayette ifade edilmektedir:

"Gökleri ve yeri yaratan O'dur. Size kendinizden eşler, hayvanlardan da çiftler yarattı. Bu şekilde çoğalmanızı sağlamaktadır. O'na benzer hiçbir şey yoktur. O her şeyi işitir, her şeyi görür."(1)

Diyanet Tefsiri, bu ayeti şu şekilde açıklar: 'O'na benzer hiçbir şey yoktur" diye çevrilen cümleyi lafza daha bağlı kalınarak, "Hiçbir şey O'nun misli gibi değildir" şeklinde tercüme etmek mümkündür. Bu da göstermektedir ki, benzerliği red ifadesinde dahi Cenâb-ı Allah'ın yüce zâtı ile başka varlıklar arasında bir karşılaştırma yapılması uygun görülmemiş, "benzeri, dengi" anlamına gelen misl kelimesine bir de "gibi" mânası taşıyan bir edat eklenmiştir (bazı müfessirler burada Arap dilindeki mutat bir kullanımın söz konusu olduğunu, bazıları da "gibi" anlamındaki edatın, benzerliğin bulunmadığı mânasını pekiştirdiğini belirtirler). Müfessirler bu ifadenin mâna incelikleri, yüce Allah'ın kendi zâtına izâfe ettiği görme, işitme gibi bazı özellikleri insana lutfetmiş olmasıyla bu âyetteki anlamın bağdaştırılması gibi konular üzerinde geniş biçimde durmuşlardır. Özü itibariyle tenzih (Allah Teâlâ'nın her türlü noksanlıktan uzak oluşu ve yaratılmışlara benzemezliği) fikrine dayalı olan bu açıklamalar, âyetin Allah'a ortak koşma, O'na çocuk izâfe etme, bazı yaratılmışlarla ulu Tanrı arasında benzerlikler kurma ve onlara ulûhiyet izâfe etme gibi sapkın inanç ve düşünceleri mahkûm ettiğini ortaya koymakta ve yüce Allah'ın zât ve sıfatlarının beşerî tasavvurlara sığmayacağını vurgulamaktadır'(2)

Şu ayet de Allah'ın bir eşi/dengi olmadığını vurgulamıştır:

"Hiçbir şey O'na denk ve benzer değildir"(3)

Ömer Nasuhi Bilmen, bu ayeti şöyle açıklar: '(Ve ona) O bütün Kâinatın Ezeli Yaratıcısına (hiçbir şey denk) eşit ve benzer (olmamıştır.) onun tek olan zatı, her türlü düşüncenin üstünde bir büyüklük ve yüceliğe sahiptir. O bütün Kâinatın üstünde bir kuvvet ve hâkimiyete sahiptir. Hiçbir mahlûk, O Ezelî Yaratıcıya benzer, onun çocuğu veya babası olmak kabiliyetine asla sahip değildir. "Bütün bu ilâhî beyan, ilâhlık zanneyleyen müşrikleri reddetmektedir. Meselâ: Yahudiler, Uzeyr, Allah'ın oğludur derler. Hıristiyanlar da İsâ Allah'ın oğludur demektedirler. Bir takım Arap müşrikleri de melekleri Cenab-ı Hak'kın kızları sanmışlardı. Sabie denilen bir topluluk da yıldızlara ibâdette bulunmuşlardır. Senevîye gurubu da nûr ve karanlığı birer Mâbud telâkki etmişlerdir. Bir kısım feylesoflar, Vâcibü'l-Vücud olan Allâh-ü Teâlâ'dan bir aklın doğduğuna, bu akıldan da başka bir akıl ile nefsin ve feleğin doğmuş bulunduğuna, bundan sonra da ay küresinin altındakilerini idare eden diğer bir aklın ortaya çıkmasına kanaat getirmişlerdir. Bir takım sapıklar da Allâh-ü Teâlâ'nın insanlara geçeceğini iddiada bulunmak ahmaklığını göstermişlerdir. Bu muhtasar dört âyet-i kerîme ise bütün bu bâtıl iddiaları, inançları, reddetmektedir. Şanının büyüklüğünü, bütün noksanlardan, ihtiyaçlardan, mahlûkata benzemekten uzak bulunduğunu pek beliğ veciz bir tarzda bildirmektedir.'(4)

Kur'an'da geçen "Allah'ın eli",(5) "Allah'ın yüzü",(6) Allah'ın arşı istiva etmesi(7) ifadeleri, Allah'ın insana benzemesi şeklinde anlaşılmaz.

Bu ifadelerin anlamları şöyledir:

Allah'ın eli, Allah'ın kudreti; Allah'ın yüzü, Allah'ın Zatı; İstiva ise, İstila ve ihata demektir.

6-Kıyam bi-nefsihi

Kıyam bi-nefsihi, Allah'ın başka hiçbir varlığa muhtaç olmadan, kendi zatı ile kaim olması demektir.

Allah dışındaki her şey, hem var olmak hem de varlığını sürdürmek için, başka bir varlığa, bir müessire, bir yaratıcıya muhtaçtır; Allah, kendi varlığı ile kaim olup var olmak ve varlığını sürdürmek için bir başka varlığa muhtaç değildir. Bu sıfat, Allah'ın bir şeye muhtaç olmasını nefyeder. Var olmak ve varlığını sürdürmek için, kendi dışında bir varlığa muhtaç olmak, ilah olmaya engel bir durumdur.

Kıyam bi-nefsihi sıfatına açıklık getiren bazı ayetler ve kısa açıklamaları şöyledir:

"Allah, kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayandır. Diridir, kayyumdur."(8)

Allah'ın kayyum olması, hiç son bulmadan daima kaim olarak bütün varlıkları ayakta tutup ihtiyaçlarını karşılaması demektir.

"Ey insanlar! Siz Allah'a muhtaçsınız. Allah ise her bakımdan sınırsız zengin olandır, övülmeye hakkıyla lâyık olandır."(9)

İnsanlar, var olmak ve varlıklarını sürdürmek için Allah'a muhtaçtırlar. Allah, kimseye muhtaç olmayıp, sınırsız bir şekilde zengindir.

"…Şüphesiz Allah, âlemlerden müstağnîdir. (O'nun hiçbir şeye ihtiyacı yoktur)."(10)

Allah'ın, ibadet dâhil, kimsenin yapacağı bir şeye ihtiyacı yoktur. Allah, kimseye ihtiyaç duymaz. Allah, dışındaki bütün varlıklar, Allah'a ihtiyaç duyarlar.

Dipnotlar

1-Şura-11

2-Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 4 Sayfa: 733-734

3-İhlâs-4

4-Ömer Nasuhi Bilmen, Kur'an-ı Kerimin Türkçe Meali Âlisi ve Tefsiri, C: 8, S: 4115

5-Fetih-10

6-Rahman-27

7-Taha-5

8-Al-i İmran-2

9-Fatır-15

10-Ankebut-6

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

ÖMER EL-MUHTAR

ÖMER EL-MUHTAR

Eser Adı: Eş Şeyh’ul Celil Ömer el-Muhtar Müellifi: Ali Muhammed Muhammed Sallabi Yayınev

“ŞEYH MAZBUT AMA MUAMELE HARAB”

“ŞEYH MAZBUT AMA MUAMELE HARAB”

Suffa Vakfı başkanı Mustafa Karaman bey bir sohbette anlatıyor; “Osman Demirci hocam..Yaşlı

BEDİÜZZAMAN’IN AİLE ŞECERESİ

BEDİÜZZAMAN’IN AİLE ŞECERESİ

Merhum Şeyh Fethullah Verkanisi’nin torunlarından değerli âlim merhum Gıyaseddin Emre Bey, Ü

NERDESİN ADNAN MENDERES?

NERDESİN ADNAN MENDERES?

Zeytin dalları da boynunu bükmüş, Bozulmuş bağları yaprağın dökmüş, Yüce dağlarına

SEPETTEKİ ÇOCUK VE NAMAZ!

SEPETTEKİ ÇOCUK VE NAMAZ!

Oturmayı yeni öğrenmiş oğlumun, masanın üzerindeki bir resmine takıldı gözüm. Bu resim, f

MUSTAFA ÖZCAN İLE A’DAN Z’YE-5

MUSTAFA ÖZCAN İLE A’DAN Z’YE-5

Bâtınilik • Bâtınilik mugalâta ve kandırmaca üzerine kuruludur. Kısaca insanlardan akıll

ALLAH’IN SUBUTİ SIFATLARI-5

ALLAH’IN SUBUTİ SIFATLARI-5

5-Allah’ın İrade Sıfatı İrade; dilemek, bir şeyi yapmaya karar vermek demektir. Allah’

DOST SANIRSAN ALDANIRSIN

DOST SANIRSAN ALDANIRSIN

Meşhur Fransız münekkitlerinden Nicolas Boileau’nun(1636-1711) cenazesi pek kalabalık olmuştu

BATI’YA KARŞI İSLÂM-WILLIAM I. CLEVELAND- 5. BÖLÜM

BATI’YA KARŞI İSLÂM-WILLIAM I. CLEVELAND- 5. BÖLÜM

BİR NESLE KILAVUZLUK: KUZEY AFRİKA (…) Nüfuzunun en hissedilir (s. 185) olduğu yer Mağrip

ADALET VURGUSU

ADALET VURGUSU

Tartıyı adaletle yapın, terazide eksiklik yapma¬yın.”(Şuara: 26/182) Bilindiği gibi, Kur'a

25 YAŞINDAKİ BİR DELİKANLI 40 YAŞINDAKİ DUL BİR KADINLA NEDEN EVLENDİ?

25 YAŞINDAKİ BİR DELİKANLI 40 YAŞINDAKİ DUL BİR KADINLA NEDEN EVLENDİ?

Başlıktan kimi kastettiğimi anlamışsınızdır. 25 yaşındaki delikanlı, daha sonra peygamber

SİTE HARİTASI