Cevaplar.Org

KUR’AN’DA YASAKLANAN ŞİRK ÇEŞİTLERİ

1-Kur’an, Teslis İnancını Reddeder: “Ey Kitap ehli! Dininizde sınırları aşmayın ve Allah hakkında ancak hakkı söyleyin. Meryem oğlu İsa Mesih, ancak Allah’ın peygamberi, Meryem’e ulaştırdığı (emriyle onda var ettiği) kelimesi ve kendisinden bir ruhtur. Öyleyse Allah’a ve peygamberlerine iman edin, “(Allah)


Ali Bozkurt

alibozkurt.02@hotmail.com

2019-06-30 18:34:08

1-Kur'an, Teslis İnancını Reddeder:

"Ey Kitap ehli! Dininizde sınırları aşmayın ve Allah hakkında ancak hakkı söyleyin. Meryem oğlu İsa Mesih, ancak Allah'ın peygamberi, Meryem'e ulaştırdığı (emriyle onda var ettiği) kelimesi ve kendisinden bir ruhtur. Öyleyse Allah'a ve peygamberlerine iman edin, "(Allah) üçtür" demeyin. Kendi iyiliğiniz için buna son verin. Allah, ancak bir tek ilâhtır. O, çocuk sahibi olmaktan uzaktır. Göklerdeki her şey, yerdeki her şey O'nundur. Vekil olarak Allah yeter."(1)

Bu ayeti kısaca açıklayalım:

1-Hz. İsa'nın ilah olduğunu söylemek, dinde sınırı aşmaktır.

2-Allah'ın baba, oğul ve Ruhu'l Kudüs'ten meydana geldiğini söylemek, hak olmayanı iddia etmektir.

3-Hz. İsa, Allah'ın kulu ve peygamberidir.

4-Hz. İsa, Allah'ın kelimesidir. Diyanet Tefsiri, bu hususu şöyle açıklar: 'Kur'an'ın açıklamalarına göre de Hz. Îsâ Allah'ın kelimesidir, ancak kelâm ve ilâhî kelime (söz, logos), irade ve kudret gibi Allah'ın sıfatıdır. Olağan üstü bir oluşa şahit olduğumuzda "Allah'ın kudreti" deriz, burada kudret mecazen "Allah'ın kudretinin eseri" mânasına gelmektedir. Aslında yalnızca Îsâ değil, bütün varlık ve oluşlar Allah'ın kelimesidir, O'nun "kün" (ol) emriyle olmuşlardır (Yâsîn 36/82). Ancak diğer insanların oluşmasında, Allah Teâlâ'nın iradesi ve âdeti gereği başka sebepler, vasıtalar, kanunlar devreye girdiği halde Hz. Îsâ'nın oluşmasında yine O'nun iradesiyle bu gibi vasıtalar devreye girmemiş, Allah "böyle olsun dediği" için onun annesi baba faktörü olmaksızın hamile kalmış ve Îsâ'yı doğurmuştur (Âl-i İmrân 3/47; Meryem 19/21).'(2)

5-Hz. İsa Allah'ın Ruhudur. Diyanet Tefsiri, bu hususu şöyle açıklar: 'Îsâ Mesîh Allah'tan bir ruhtur; bütün insanların özünde aynı ruh vardır; çünkü Allah ilk insanın maddesini yaratıp ona insan şeklini de verdikten sonra aynı ruhtan ona da üflemiş, o biyolojik yapı içine "bir ilâhî emir olan, mahiyeti bilinmeyen ruh"tan bir parça yerleştirmiş, insanı onunla tamamlamıştır (Hicr 15/29). İnsanlar bu ruhu ölünceye kadar vücutlarında taşırlar, onun özelliklerini yaşarlar, öldükten sonra ise ruh insan vücuduyla alâkasını keser ve kendine mahsus mânevî âleme (daha sonra terimleşen ifadeyle halk âleminden emir âlemine) intikal eder. Hz. Îsâ için "O'ndan bir ruhtur" ifadesinin kullanılması ya onun bu ruhtan nasibinin daha fazla olduğundandır veya bu ruhun ona intikalinin, diğer (analı-babalı) insanlardan farklı şekilde ve farklı yoldan olması sebebiyledir.'(3)

6-Hz. İsa'nın dünyaya gelişinde, öteki insanlardan farklı bazı durumlar bulunması, Allah'ın takdiriyle olmuştur. Hz. İsa'nın Allah'ın kulu ve peygamberi olduğuna inanılmalı; asla teslis inancına sapılmamalıdır.

7-Teslis inancını taşıyanlar, bu görüşten vazgeçerlerse, kendileri için en hayırlısını yapmış olurlar.

8-Allah, teslisten ve çocuk sahibi olmaktan uzaktır; göklerdeki ve yerdeki her şey O'nundur.

9-Vekil olarak Allah yeter. Allah'ın, yarattıklarının işlerini düzene koymak için bir çocuğa veya ortağa ihtiyacı yoktur.

Şu ayeti de okuyup inceleyelim:

 "(Yahudiler) Allah'ı bırakıp, hahamlarını; (Hıristiyanlar ise) rahiplerini ve Meryem oğlu Mesih'i rab edindiler. Oysa, bunlar da ancak, bir olan Allah'a ibadet etmekle emrolunmuşlardır. O'ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O, onların ortak koştukları her şeyden uzaktır."(4)

Bu ayetten şunlar anlaşılmıştır:

1-Yahudiler, helal ve haram koyma konusunda hahamlarını rab edindiler.

2-Hıristiyanlar, helal ve haram koyma konusunda rahiplerini rab edindiler.

3-Hıristiyanlar, Meryem oğlu İsa'yı, Allah'ın oğlu sayarak, onu ibadet edilen bir rab edindiler.

4-Oysa hahamlar, rahipler ve Hz. İsa, birer rab değil, Allah'ın kullarıdır.

5-Kendisine ortak koşulanlardan uzak olan Allah, bütün tam sıfatlarla muttasıf ve bütün noksan sıfatlardan münezzehtir.

2-Allah, İki İlah Edinmeyi Reddeder:

"Allah, şöyle dedi: "İki ilâh edinmeyin. O, ancak tek ilâhtır. O hâlde, yalnız benden korkun."(5)

İki ilah edinmek sapıklıktır. Gerçek ilah, tek olan Allah'tır. Akli, ilmi ve kevni deliller, Allah'ın bir olduğunu ispat etmektedir. Yalnız Allah'a ibadet edilir ve yalnız Allah'tan korkulur.

'"İki tanrı edinmeyin" ifadesiyle çok tanrıcılığın asgarisi bile reddedildiğine göre ikiden fazla varlığa tanrısallık yüklemenin de yasaklandığı açıktır. Nitekim devamındaki "Tanrı bir tektir" ifadesi de bunu vurgulamaktadır.'(6)

3-Gök Tanrısı ve Yer Tanrısı Diye İki Ayrı Tanrı Yoktur:

"O, gökte de ilâh olandır, yerde de ilâh olandır. O, hüküm ve hikmet sahibidir, hakkıyla bilendir."(7)

*Gökte ve yerde, Allah'tan başka ilah yoktur; Allah tek ilahtır.

*Allah, göktekilerin de yerdekilerin de ilahıdır.

*Allah, yarattığı her şeyi bir hikmete göre yaratmıştır.

*Allah, yarattıklarının faydasına olanları sınırsız olarak bilendir.

4-Allah Çocuk Edinmemiştir:

"O, gökleri ve yeri örnekleri yokken yaratandır. O'nun bir eşi olmadığı hâlde, nasıl bir çocuğu olabilir? Hâlbuki her şeyi O yarattı. O, her şeyi hakkıyla bilendir."(8)

*Allah, örnekleri yokken, gökleri ve yeri eşsiz bir mükemmeliyette yaratmıştır.

*Tek ilah ve tek yaratıcı olan Allah'a, çocuk isnat edilemez. Allah'ın çocuk sahibi olmaya ihtiyacı yoktur.

*Allah'ın, tam sıfatları gereği, bir zevcesi olması mümkün değildir. Zevcesi olmayan Allah'ın, çocuk sahibi olması da düşünülemez.

*Allah'a eş ve çocuk isnat etmek, ona ortak koşmak anlamına gelir. Allah, her türlü ortaktan uzaktır.

Aynı hususu anlatan bir ayet de şöyledir:

"Eğer Allah bir çocuk edinmek isteseydi, yarattıklarından dilediğini seçerdi. O, bundan uzaktır, yücedir. O, bir ve her şey üzerinde mutlak otorite sahibi olan Allah'tır."(9)

*Allah'ın bir çocuk sahibi olması muhaldir. Böyle bir durum vahdaniyet sıfatı ile bağdaşmaz. Tevhit inancının temeli vahdaniyettir.

*Allah'ın, çocuk sahibi olması muhal (imkânsız) olduğuna göre, dileseydi bir varlığı evlat edinirdi; böyle bir durum ise Allah'ın şanı ile bağdaşmaz. Allah, çocuk edinmekten uzaktır.

*Her şeyi yaratan ve her şeyin üzerinde mutlak bir otoriteye sahip olan Allah'ın, hem çocuk sahibi olmaya ihtiyacı yoktur hem de Yüce Allah, böyle bir durumdan uzaktır.

5-Allah Putperestliği Yasaklamıştır:

Bu konudaki dört ayet ve kısa açıklamaları şöyledir:

"O, ancak tek bir ilâhtır ve şüphesiz ben sizin Allah'a ortak koştuğunuz şeylerden uzağım."(10)

Allah; Hz. Muhammed (s.av.)'e, müşriklerin Allah'a ortak koştukları putlardan uzak olduğunu, onları kabul etmediğini, Allah'ın ortağı bulunmadığını, onun tek bir ilah olduğunu söylemesini emretmiştir.

"İsrail oğullarını denizden geçirdik. Derken, kendilerine ait putlara tapan bir kavme rastladılar. İsrail oğulları, "Ey Mûsâ! Onların kendilerine ait ilâhları (putları) olduğu gibi sen de bize ait bir ilâh yapsana" dediler. Mûsa şöyle dedi: "Şüphesiz siz cahillik eden bir kavimsiniz."(11)

Putları, Allah'a yaklaştıran ilahlar olarak görmek, şirktir. Hz. Musa, kendisine böyle bir teklifte bulunan kavminin cahillik yaptığını vurgulamıştır.

"Hani İbrahim demişti ki: "Rabbim! Bu şehri güvenli kıl, beni ve oğullarımı putlara tapmaktan uzak tut."(12)

Putlara tapmak, tevhit ilkesinden uzaklaşma anlamına gelir; bu nedenle Hz. İbrahim, Allah'tan kendisini ve oğullarını putlara tapmaktan uzak tutmasını istemiştir.

"Siz, Allah'ı bırakarak ancak putlara tapıyorsunuz ve yalan uyduruyorsunuz. Allah'ı bırakarak taptıklarınızın size hiçbir rızık vermeye güçleri yetmez. Öyle ise rızkı Allah'ın katında arayın. O'na kulluk edin ve O'na şükredin. Siz yalnız O'na döndürüleceksiniz."(13)

1-Putlar, insanların kendi elleriyle yontup yaptıkları şeylerdir.

2-Putlara ilahlık izafe etmek, yalan uydurmaktan başka bir şey değildir. Putların ilahlık vasıfları yoktur.

3-Putlar insana fayda ve zarar veremediklerinden, kimseye rızık veremezler.

4-Rızık, sadece Allah'tan istenmelidir; çünkü Allah'tan başka rızık veren bir ilah yoktur.

5-Kulluk edilecek tek ilah, eşi ve benzeri bulunmayan Allah'tır; ancak ona şükredilmelidir.

6-İnsanların dönüşü de ortak koştukları şeylere değil, yalnız Allah'a olacaktır. O halde kulluk edilecek tek ilah, Allah'tır. Her türlü şirkten uzak durmak gerekir.

6-Allah, Şirkin Her Türlüsünü Reddeder:

"De ki: 'Ey Kitap ehli! Ancak Allah'a kulluk etmek, O'na bir şeyi eş koşmamak, Allah'ı bırakıp birbirimizi rab olarak benimsememek üzere, bizimle sizin aranızda müşterek bir söze gelin'. Eğer yüz çevirirlerse: 'Bizim müslüman olduğumuza şahid olun' deyin."(14) (3/Al-i İmran-64)

Bu ayette Yahudi ve Hıristiyanlara şu tekliflerde bulunulmuştur:

1-Sadece Allah'a kulluk edip ona hiçbir şeyi ortak koşmamak.

2-Hz. İsa'yı ve Hz. Üzeyir'i Allah'ın oğlu kabul etmemek.

3-Haham ve Rahiplerin, helal ve haram koyma yetkilerini kabul etmeyip, bu tür hükümleri koyma yetkisinin Allah'a ait olduğuna inanmak.

Eğer Yahudi ve Hıristiyanlar, herkes için geçerli olan bu teklifleri kabul etmezlerse, onlara; 'Bizim müslüman olduğumuza şahid olun' denecektir. Yani şöyle denmiş olacaktır: 'Ey kitap ehli! Şuna şahit olun ki; biz tevhit inancı üzereyiz, sizin tevhide aykırı olan görüşlerinizi kabul etmiyoruz, Allah'ın birliğini ikrar edip ona ibadet ediyoruz.'

7-Yaratan da Emir Sahibi de Allah'tır:

"Şüphesiz sizin Rabbiniz, gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratan ve Arş'a kurulan, geceyi, kendisini durmadan takip eden gündüze katan, güneşi, ayı ve bütün yıldızları da buyruğuna tabi olarak yaratan Allah'tır. Dikkat edin, yaratmak da, emretmek de yalnız O'na mahsustur. Âlemlerin Rabbi olan Allah'ın şanı yücedir."

Allah'ın evreni yarattığını, ancak peygamber göndermediğini savunan deist görüş, bir çeşit çağdaş şirktir. Yaratan da emir sahibi de Allah'tır.

 Diyanet Tefsiri, bu hususu şöyle açıklar: 'Buna göre, maddesiyle mânasıyla her şeyi var eden de O'dur, buyuran da O'dur; yaratma ve yönetme O'na aittir; varlık O'nun halkı, varlığın kanunları O'nun emridir; madde ve mâna, beden ve ruh, mülkiyet ve tasarruf hep O'nun eseri ve düzenlemesi olup O'nun eksiksiz ilmi, hür iradesi ve sınırsız kudretiyle varlık ve işlerlik kazanmaktadır.'(15)

"And olsun ki biz, Allah'a kulluk edin ve Tağut'tan sakının diye (emretmeleri için) her ümmete bir Peygamber gönderdik. Onların bir kısmı Allah'ın doğru yoluna geldiler. Onlardan bir kısmı da sapıklığı seçtiler. Yer yüzünde gezin de görün, inkar edenlerin sonu nasıl olmuştur."(16)

Allah, insanların sorumluluklarını bildirmek için peygamber göndermiştir; insanları yarattıktan sonra başıboş bırakmamıştır.

8-Nefsinin Arzusunu Kendine İlah Edinmek de Bir Çeşit Şirktir:

"Kendi nefsinin arzusunu kendisine ilâh edineni gördün mü? Ona sen mi vekil olacaksın?"(17)

Diyanet tefsiri, arzu ve ihtiraslarına uyanları şu şekilde tanımlamıştır: 'Sadece bedensel hazlarını, geçici isteklerini, adi menfaatlerini dikkate alarak daveti bu açıdan değerlendirirler.'(18)

Elmalılı Hamdi Yazır, bu ayeti tefsir ederken şu bilgileri vermiştir: 'HEVÂ: Nefsin kendiliğinden yöneldiği istek ve arzusu, soyut isteğidir. Kötü duygularını tanrı edinen denilmeyip de ikinci mefulün önce anılması, kısaltma içindir ki, canının istediğinden başkasını tanrı tanımayan, demektir. Böyle kimselerde hiç hak severlilik yok, sadece bir bencillik vardır. İsteği de gerçek bir fayda değil, sadece canının istediği kuru kuruntudan ibarettir. Bunlar, delil, tanık, hak, hukuk tanımaz, yalnız kendi istek ve zevkine taparlar, zevkleri kendilerinin felaketine sebep olduğunu bilseler de yine hakkı zevklerine kurban ederler. Dini de insanın soyut duygularından, yani sadece istek, arzu ve zevklerinden ibaret sayarlar; gönülleri neye çekerse ona taparlar, gerçeğin zevkini aramaz, hakkın hoşnutluğunu düşünmez, düşünmek istemezler, bilseler bile yine tanımazlar.'(19)

Nefsin heva ve heveslerini kendine ilah edinerek şirke bulaşmak, şirkin en yaygın şeklidir.

Allah, hepimizi nefsinin heva ve heveslerinden muhafaza eylesin.

Dipnotlar

1-Nisa-171

2-DİB Kur'an Yolu Türkçe Meal ve Tefsir, C:2, S: 189

3-DİB Kur'an Yolu Türkçe Meal ve Tefsir, C:2, S: 190

4-Tövbe-31

5-Nahl-51

6-DİB Kur'an Yolu Türkçe Meal ve Tefsir, C: 3, S: 406

7-Zuhruf-84

8-En'am-101

9-Zümer-4

10-En'am-19

11-Araf-138

12-İbrahim-35

13-Ankebut-17

14-Araf-54

15-DİB Kur'an Yolu Tefsiri, C: 2, S: 537

16-Nahl-36

17-Furkan-43

18-DİB Kur'an Yolu Türkçe Meal ve Tefsir, C:4, S: 127

19-Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini Kur'an Dili, C: 6, S: 70

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

VANLI ZEYNELABİDİN EFENDİ’NİN ANLATTIKLARI

VANLI ZEYNELABİDİN EFENDİ’NİN ANLATTIKLARI

Değerli hocam Seyda Molla Şefik İdikurt Efendi bir ders esnasında şu hatırayı anlattılar;

KAVLİ DUA FİİLİ DUA İLE BERABER OLMALI

KAVLİ DUA FİİLİ DUA İLE BERABER OLMALI

Muhterem hocamız, emekli müftülerimizden Seyda Fehmi Türkmen efendi bayram ziyaretimizde, medres

MUSTAFA ÖZCAN İLE A’DAN Z’YE-3

MUSTAFA ÖZCAN İLE A’DAN Z’YE-3

Akademisyenler Son sıralarda dava adamlarından ziyade bilim adamları ün saldı ve makbul oldu

ALLAH’IN SUBUTİ SIFATLARI-3

ALLAH’IN SUBUTİ SIFATLARI-3

3-Allah’ın Semi Sıfatı Semi, işitmek demektir. Allah bütün sesleri, bir organa ihtiyaç duy

DAİRETÜ’L MAARİF Fİ SİRETİ’N NEBİ

DAİRETÜ’L MAARİF Fİ SİRETİ’N NEBİ

Eser Adı: Dairetü’l Maarif Fi Sireti’n Nebi Müellifleri; Şibli Numani, Süleyman Nedvi Mü

DEPREMLERİ NASIL OKUMALIYIZ?

DEPREMLERİ NASIL OKUMALIYIZ?

Sakarya Üniversitesi, 17 Ağustos 1999 depreminin 10. Yılı münasebetiyle bir panel düzenlemişt

NAMAZDA KAPILDIĞIM BİR TEFEKKÜR ANAFORU

NAMAZDA KAPILDIĞIM BİR TEFEKKÜR ANAFORU

Akşam namazını kılıyordum. Sünnetinin son rekâtında zamm-i sure olarak şu iki ayet-i celile

PROF. DR. ESAD COŞAN HOCAEFENDİ’NİN DİLİNDEN HACI BEKTAŞ VELİ HAZRETLERİ

PROF. DR. ESAD COŞAN HOCAEFENDİ’NİN DİLİNDEN HACI BEKTAŞ VELİ HAZRETLERİ

Doktora çalışmalarım sırasında, IV. Yüzyıl'da yaşamış bir şahsın hayatı üzerinde ince

LÜTFEN ŞU GERÇEKLERİ UNUTMAYALIM VE UNUTTURMAYALIM!

LÜTFEN ŞU GERÇEKLERİ UNUTMAYALIM VE UNUTTURMAYALIM!

1-Şu kâinatın ve Kur’an’ın sahibi olan Allah soruyor: أَفَحَسِبْتُمْ أَنّ

SALIVERİLEN İKİ DENİZ

SALIVERİLEN İKİ DENİZ

İki denizi birbirine kavuşmak üzere salıvermiş¬tir.”(Rahman Suresi; 19. Ayet) İslâm âlim

AHMED HAZNEVİ HAZRETLERİNİN MEKTUPLARI VE KİTABIN İHLÂSI

AHMED HAZNEVİ HAZRETLERİNİN MEKTUPLARI VE KİTABIN İHLÂSI

Seyda Fehmi Türkmen hocamız medresede okurken karşılaştığı ilginç bir hadiseyi kendisini zi

Sakın sizi dünya hayatı aldatmasın.

Fâtır, 5

GÜNÜN HADİSİ

"Oruçlu için iki sevinç vardır: Biri, orucu açtığı zamanki sevincidir, diğeri de Rabbine kavuştuğu zamanki sevincidir. Oruçlunun ağzından çıkan koku (haluf), Allah indinde misk kokusundan daha hoştur."

Ebu Hüreyre

TARİHTE BU HAFTA

*Malazgirt Zaferi(26 Ağustos 1071) *Ankara Kocatepe Camii Açıldı.(28 Ağustos 1987) *Kanuni'nin Belgrad'ı Fethi(29 Ağustos 1521) *Zafer Bayramı(30 Ağustos) *Büyük Muhaddis İmam Buhari Vefat Etti.(1 Eylül 870)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI