Cevaplar.Org implant

Hadis-i Şeriflerde İNANANLARIN VASIFLARI-16 "Müminlerin iman bakımından en mükemmelleri, ahlakça en güzel olanlarıdır. En hayırlınız da ailesine en çok hayırlı olandır."(Tirmizi, Radâ, 11; Ebu Davut, Sünne, 11, 14.)


Selçuk Camcı

selcukcamci@hotmail.com

2002-03-10 23:05:20

Sizin en hayırlınız, ahlakça en güzel olanınızdır.(1) ve "İnsanlara verilen en hayırlı şey, güzel ahlaktır."(2) gibi pek çok hadis iman ile güzel ahlakı, yanyana olması gereken iki sıfat veya ayrılmaz bir bütün olarak gösterir. Allah Rasulü şöyle buyurmuşlardır: "Güzel ahlâk sahibi, ahlâkı sayesinde, namaz ve oruç sahibinin derecesine ulaşır."(3) Birkaç örnek daha verelim: "Bana en sevgili olanınız, kıyamet günü de bana mevkice en yakın bulunacak olanınız, ahlâkça en güzel olanlarınızdır. Bana en menfur olanınız, kıyamet günü de mevkice benden en uzak bulunacak olanınız, gevezeler, boşboğazlar ve yüksekten atanlardır." Cemaatte bulunan bâzıları: "Ey Allah'ın Resûlü! Yüksekten atanlar kimlerdir`?" diye sordular. Efendimiz, "Onlar mütekebbir (büyüklük taslayan) kimselerdir!" cevabını verdi."(4) "Kıyâmet günü, müminin mizanında güzel ahlaktan daha ağır basan bir şey yoktur. Allah Teâlâ hazretleri, çirkin düşük söz ve davranış sahiplerine buğzeder."(5) Nevvâs İbnu Sem'an (Radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm)'a iyilik (birr) ve günah hakkında sordum. Bana şu cevabı verdi: "İyilik (birr), güzel ahlaktır. Günah da içini rahatsız eden ve başkasının muttali olmasından korktuğun şeydir."(6) "Müminlerin en faziletlisi, kalbi mahmûm, dili doğru konuşandır. Sahabe, sorar, Kalbi mahmûm olmak ne demek Ey Allah'ın Rasulü?" "Kalbin, günahsız, taşkınlık yapmayan, hiç kimseye hasedi olmayan gıll ü gışsız tertemiz ve takvalı oluşudur." "Peki sonra en faziletli kimler gelir" deyince sahabe, Efendimiz de: "Dünyayı unutup ahireti sevenler. Peki sonra kimler gelir Ey Allah'ın Rasulü? denince de: Güzel ahlak üzere olan mümin."(7)buyururlar. Evet, güzel ahlak tek kelimeyle imanın diğer adı. Lügatlarda iyi insanı ifade için kullanılan bütün sıfatları art arda koyalım, işte bütün bu güzel sıfatların hepsini müminin taşıması beklenir ve bunlar güzel ahlaktır. Güzel ahlakın asgarisi, insanlara zararsız olmak, kendi şerrinden insanları korumaktır. Bundan sonra kademe kademe toplumda normal insan olmak ve daha ötesinde de insanlara faydalı olmak, derecesine göre devreye girer. İnsanlara faydalı olma kapıları herkese farklı açılır. Önemli olan, yakın daireden yani kendimizden ve ailemizden başlayarak sokağa, oradan işyerine ve oradan da sürpriz olarak Allah'ın önümüze çıkaracağı fırsatlara varıncaya kadar güzel ahlakı temsil etmemizdir. Güzel ahlakın, bir anda kazanılıveren bir şey olmadığını da unutmamak gerek. O, ailede başlayan ve tabiatımızın bir parçası haline gelinceye kadar pek çok aşamadan geçen, yerinde anne babamızın gözyaşlarında, yerinde bir yaşlı amcanın sıcak tebessümlerinde, yerinde de mahalle imamının şefkatli tavırlarından yakalanır ve terbiye ile bizde ikinci bir fıtrat olur. Efendimiz bir hadislerinde "Ben, güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderildim." buyururlar. Efendimiz'in hayatına bir bütün halinde baktığımızda, evinden sokağına, ondan savaşlardaki tavrına kadar güzel ahlaktan örülmüş bir dünya görürüz. Efendimiz kadar hayatının en ince ayrıntıları aktarılan ikinci bir insan yoktur tarihte. Hanımını dövdüğüne dair tek bir nakil yoktur Efendimiz'in.. çocukları dövdüğüne dair de bir rivayet yoktur.. nefsi için birine öfkelendiğini de işitmedik hiç. Menfilerden müspetlere geçecek olursak, Efendimiz'in durumunu ancak peygamberliğiyle izah edebiliriz. Yüzlerce hatta binlerce vaka Efendimiz'in güzel ahlakını bize anlatır. Çocuklarla şakalaşmalarından yaşlı bir kadının elinden tutup ev işlerini yaptırmasına hiç itiraz etmemesine, kabalık yaparak bir peygambere "adaletli ol" deme cüretini gösterip, cübbesini çekiştiren bedevîye hiç kızmadan "istediğini verin" demesine vs. yüzler, binlerle ifade edebileceğimiz güzel ahlak örneklerini mübarek hayatlarında bulabiliriz. Müslüman kaba olamaz, sıra beklerken insanların önüne geçemez, insanları rahatsız edecek hareketlerden sakınır, konuştuğu zaman konuştuğu dili iyi kullandığı gibi üslubunu da ayarlar, edep sınırlarını aşmaz, hasılı o, güzel ahlak içinde mütalaa edilen meseleleri, imanının bir gereği gibi görür ve bu hususta Efendimiz'in yolunda, yani güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderilen Nebi'nin yolunda, yeni yeni güzel ahlak hareketleri, tavırları icat eder, güzel ahlaka yeni derinlikler, incelikler katar. Dipnotlar: 1-Buhari, Edeb, 38,39; Tirmizi, Radâ, 11; İman, 6. 2-Müsned, 4/278. 3-Ebu Davut, Edeb, 7. 4-Tirmizî, Birr, 77. 5-Tirmizî, Birr 62; Ebu Dâvud, Edeb 8. 6-Müslim, Birr 15; Tirmizî, Zühd 52. 7-Kenz, 1/157.

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

KUR’AN’IN ANLAŞILMASINDA SÜNNETİN YERİ-2

KUR’AN’IN ANLAŞILMASINDA SÜNNETİN YERİ-2

2. Açık Olmayan Ayetlerin Varlığı Kur'an-ı Kerim, bizzat kendisi, âyetlerini "muhkem" ve "m

Müminler o kimselerdir ki, Allah anıldığı zaman kalpleri titrer.

Enfal,2

GÜNÜN HADİSİ

Allahu Teala, kulunu helal (kazanç) talebinde yorgun görmeyi sever.

250 Hadis, s.197

TARİHTE BU HAFTA

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI