Cevaplar.Org

MEHMET KIRKINCI HOCAM VE NOT DEFTERİM-1

Yirmi iki yaşlarında Erzurum Yüksek İslam Enstitüsü öğrencisi iken zaman zaman Mehmet Kırkıncı hocamın derslerine katılırdım. Hocam, Erzurum’un Paşaki köyü şivesi ile konuşurdu. Tatlı, hoşgörülü ve hoş görünümlü bir insandı. Uzun, akıcı ve edebî cümleler yerine, kısa, sekteli cümleler kullanırdı. Aklı teslim alan misalleri meşhurdur Kırkıncı hocamın. Dili feyizli, üslubu yumuşak ve bereketliydi


Vehbi Karakaş

vehbikarakas@hotmail.com

2019-02-17 09:23:40

Yirmi iki yaşlarında Erzurum Yüksek İslam Enstitüsü öğrencisi iken zaman zaman Mehmet Kırkıncı hocamın derslerine katılırdım. Hocam, Erzurum'un Paşaki köyü şivesi ile konuşurdu. Tatlı, hoşgörülü ve hoş görünümlü bir insandı. Uzun, akıcı ve edebî cümleler yerine, kısa, sekteli cümleler kullanırdı. Aklı teslim alan misalleri meşhurdur Kırkıncı hocamın. Dili feyizli, üslubu yumuşak ve bereketliydi.

Kırkıncı hocamla ilgili söylenen:

"Ümmet-i Muhammet büyük bir âlimini, kendi düşünce dünyamız ise Sokrat'ını kaybetti" gibi düşünceler onu anlatmak için yetmez.

Ömrünü medrese ilimlerini ders vererek geçirdi. Bu Arapça ilimlerden bir kısmını kendisinden ders alanlardan biri de ben oldum. Onun en bariz özelliklerinden biri de, bir Bediüzzaman meftunu ve hayranı olmasıydı. Gündüzleri ulum-u âliye (sarf, nahiv, beyan, bedi gibi ilimleri) ve ulum-u aliyeyi (tefsir, fıkıh, kelam vb. ilimleri) ders vermekle meşgul olur, geceleri de Nur derslerine katılır, izahlar yapardı. Konu alanının dışına çıkmadan izah usulünü onda gördük.

Risale-i Nur'u izah ederken harika misaller verirdi. Misalleri hoşuma gittiğinden isterdim ki hiçbir misalini kaçırmayayım. Herkes dinliyordu. Ama ben hem dinliyor hem de ufak ufak notlar tutuyordum. Bazen de yanında dersi okuyan ben olurdum. O zaman da dersten sonra yine aklımda kalanları kaydederdim.

Onun dersinden başka derslere de katılırdık, onlar da güzel olurdu, ama en cazip ders Kırkıncı Hocamın dersleri olurdu. Hiç havası yoktu. "Ne incitti

Ne de incindi"

diyeceğim ama ikincisinden emin değilim. Onun için rahatlıkla incinmedi, diyemiyorum. Çünkü Peygamber ahlaklı ve Peygamber varisi âlimlerin başına gelen belalardan o da payına düşeni aldı. Eza ve cefalar gördü. Kendisine yapılan zulümlere rağmen o, olumsuz hiçbir davranışa tenezzül etmedi. Siyasete girmedi, ama zaman zaman devlet ve millet yararına düşüncelerini açıklamaktan da geri durmadı.

Öyle bir tevazuu vardı ki 7'den 70'e herkes onunla, o da herkesle arkadaş olabiliyordu. Mahviyet ve tevazuu ile, tekebbür ve enaniyetini yerle bir etmişti. Ama bu onun vakarından ve ağırlığından hiçbir şey eksiltmemişti.

Rahmet-i Rahman'a kavuştuğu günlerde, onunla ilgili hatıralarımı kaleme almış ve yayınlamıştım. O makalemde, el yazısı ile oluşturduğum not defterimden ona ait düşünceleri okuyucularımıza arz edeceğimi söylemiştim. Salih Okur Bey kardeşim bunu unutmamış olacak ki zaman zaman bana hatırlattı. Kendilerine teşekkür ediyorum. Ben de bu makalemle, işte o makalemde verdiğim sözü biraz geç de olsa yerine getirmiş oluyorum. Şimdi, Kırkıncı hocamın derslerinde tuttuğum notları ihtiva eden defterden pasajlar aktarmaya çalışacağım.

İmanıma kuvvet verdikleri, ilmimin ve kalemimin bereketlenmesine vesile oldukları için minnet ve şükran borçluyum Kırkıncı hocama. Allah ebediyyen razı olsun. Kümbet medresesinde buluşup doyulmaz sohbet ve muhabbet ettiğimiz gibi, Rabbim cennette de buluşup sohbet ve muhabbet etmeyi nasip eylesin.

Ayrıca bir vefa borcu olarak anmadan geçemeyeceğim: İlk Kur'an hocalarımdan Ali hocama, Zimmet hocama, Hasan hocama, Arapça medrese hocalarımdan Fikri hocama, Muhammed hocama, Ahmet hocama, Ali hocama, İmam Hatip Lisesi hocalarımdan, Raşid hocama, Numan hocama, Cemşid hocama, İlhami hocama, Abdullah hocama, Abdurrahman hocama, Ahmet hocama, Mehmet hocama, Muhammed hocama, Hakkı hocama, Suat hocama, Kadir hocama, Sadreddin hocama, Veli hocama, ilkokuldan, İmam-Hatip lisesinden ve Yüksek İslam Enstitüsünden adlarını sayamadığım isimsiz kahraman bütün üstatlarıma, derslerinden ve eserlerinden istifade ve istifaze ettiğim bütün hocalarıma minnet ve şükran borçluyum. Beni bu üstadlara teslim eden, üzerimde hakları çok büyük olan anneme-babama, annemin-babamın ana-babalarına minnet ve şükran borçluyum. Benim yetişmemde payı, emeği, iyiliği, duası olan bütün dost ve akrabalarıma minnet ve şükran borçluyum. Allah hepsinden razı olsun. Dünyada olanlara Rabbim sağlık, huzur ve bereketli ömürler versin. Ahirete irtihal edenleri de rahmetine gark eylesin, hepsini Firdevs ve Adn cennetlerinde ağırlasın. Hepsini ve hepimizi, hepimizin re'si ve reisi Fahr-i âlem (s.a.v) Efendimizle buluştursun.

Not defterimin üçüncü sayfasında şu ifade var: Muhterem ve muazzez, muallim ve müderris hocam Mehmet Kırkıncı'dan duyduklarım, sezdiklerim ve süzdüklerim. Vehbi KARAKAŞ -Yüksek İslam Enstitüsü Öğrencisi. 15. 1.1976-Erzurum.

O tarihlerde 22 yaşlarında bulunan bir öğrencinin kusuruna bakmadan, sizi, not defterimden güncellediğim notlarla baş başa bırakıyorum. Bıkmadan okumanız dileklerimle... İyi okumalar…

VİCDAN AZABI, CEHENNEM AZABINA DELİL

Allah insanı yaratırken içine vicdan adında bir nesne koymuş ki, insan onun sayesinde yaptığı haksızlığın acısını hisseder, işlediği günahlardan dolayı azap çeker. Buna vicdan azabı denir. Tabii vicdan bütün bütün bozulmamışsa. Nasıl uçakların kara kutusu varsa, insanın kara kutusu da vicdandır. İnsan yalan söylese de, vicdan yalan söyleyemeyecektir. Gün gelecek o konuşacak ve adalet tecelli edecektir. Vicdan azabı, cehennem azabına en büyük delildir.

Yaratılmışların hakkına tecavüz eden, vicdan azabı adındaki manevî cehenneme mahkûm olur da, Yaratıcının hakkına tecavüz eden, yani emrine itaat etmeyen cehennem azabına mahkûm olmaz mı? Olur. İşte size cehennemin ispatı.

Öyleyse insan, bu azaptan, dolayısıyla da cehennem azabından kurtulabilmesi için fetva alacak hiçbir merci bulamazsa da vicdanına soracak, rotayı ondan alacaktır. Vicdanın izin verdiklerine uyacak, vicdanın izin vermediklerinden de uzak duracaktır. Vicdan eğer bozulmamışsa İslam'ın iyi dediğine iyi, der; kötü dediğine de kötü der.

İyiliğin ne olduğunu öğrenmek için gelen sahabesine Rasulullah Efendimiz şöyle buyurmuştur:

"Kalbine danış. İyilik, nefsin uygun gördüğü ve yapılmasını kalbin onayladığı şeydir. Günah ise içini tırmalayan ve başkaları sana yap diye fetvâlar verdiği halde (vicdanının onaylamadığı) içinde şüphe ve tereddüt uyandıran şeydir"(Bkz. Ahmed b. Hanbel, Müsned, IV, 227; Dârimi, Büyû' 2)

DÜNYA BİR VİTRİN, İNSAN DA BİR VİTRİN

Dünya bir vitrin. İnsan da bir vitrin. Her ikisinden de hem cennet ve hem de cehennem görünüyor. Bir insanın burnu, hem gül kokusunu ve hem de leş kokusunu alır. Vücudumuz ve duyu organlarımız hem hayra hem de şerre kabiliyetlidir. İnsan, hem iman etmeye ve hem de inkâr etmeye müsait bir varlıktır. İnsan, iradesini iman etmekten yana kullansa ve imanının gereği olan salih ameller yapsa bu halinden cennet çıkacaktır. İradesini inkâr etmekten yana kullansa ve salih amelleri terk etse bu halinden de cehennem çıkacaktır. İşte size cennet ve cehennemin ispatı.

KABİR AZABINA DELİL

Bir insanı kurt yese veya denize düşse yine azap çekecek mi?

Elbette. Çünkü insanın vücudu ölmekle ruhu da ölmüyor. Bir insan rüyasında sopa yer, acı çeker, tatlı yer, mutlu olur. Hâlbuki gözümüzün önünde insan uzanmış yatıyor. Onun ne yediğini, uyanık olanlar anlamaz ve göremez. Uykunun büyük kardeşi olan ölüm de böyle. Ölünün biz bedenini görüyoruz. Ama onun ruhunda ne fırtınalar koptuğunu, ne acılar yaşadığını ve ne saadete mazhar olduğunu göremiyoruz. Bizim görmememiz, olmamasına delil değildir. Bir insanın rüyasında çektiği azap, kabir azabına ve ahiret azabına da delildir.

İMAN, SALİH AMELLE VARLIĞINI HİSSETTİRİR

Bir doktor, tıp ilminin gerektirdiği uygulamaları bırakıp kuyumcu dükkânı açsa, tıp ilminin ona bir etkisi ve katkısı olmaz. İnsan iman etse, imanın gerektirdiği uygulamaları yani salih amelleri yapmasa böyle bir imanın da sahibine etkisi ve katkısı olmaz. Onun için Allah Kur'an'da imandan sonra hemen salih ameli dikkatlere sunar. Salih namaz, salih oruç, salih zekât… Salih yol, salih bina, salih köprü… gibi. Amel olmazsa zarar, amel salih olmazsa bütün bütün zarar. Bir insan namaz kılar, namazı huşu ve tadil-i erkânla kılmazsa bu namaz salih namaz yani düzgün namaz olmaz. Böyle bir namaz, insanın yanına yorgunluktan başka bir şey bırakmaz. Böyle bir namaz insana rahmet değil, azap getirir. Bir bina insanlara mezar oluyorsa o bina da salih bina değildir. Çöken yol, yıkılan köprü salih değildir. Kur'an'ın "salih amel=düzgün iş" ifadesi, maddî ve manevî bütün çalışmaları ve ibadetleri içine alır. Sözün özü insan imansız, iman da salih amelsiz olmaz.

HANGİ VASITA BAŞIBOŞ SEYAHAT YAPAR? HANGİ VASITA YOLCUSUNU BEDAVA TAŞIR?

Hiçbir vasıta. Siz vasıtalarınızın başıboş seyahat etmesini istemezken; vasıtalarınızda bedava yolcu taşımazken Allah hiç yarattığı şu dünyanın ve benzeri kürelerin başıboş seyahat etmesini ve sizin bu vasıtada başıboş hareket etmenizi ve her şeyden bedava bir şekilde yararlanmanızı ister mi? İstemez. Bir vasıtaya bindiğinizde ve bir eğlence alanına girdiğinizde sizden bilet istedikleri gibi, bu dünya vasıtasına binmenizin, içindeki nimetlerden istifadenizin ve en son durağınız olan cennete giriş biletini alıp almadığınızın da hesabı size sorulacaktır. Gerek dünya vasıtasında seyahatinizin, gerek dünya içindeki nimetlerden istifadenizin ve gerekse cennete girişin bedeli veya fiyatı iki şeydir: İman ve salih amel. Yani dünyanın sahibine inanmak, onun emirlerini yerine getirmek ve yasaklarından uzak durmaktır.

-devam edecek-

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

VAHDET YILMAZ AĞABEY KİMDİ?-3

VAHDET YILMAZ AĞABEY KİMDİ?-3

VAHDET AĞABEYİN UÇAK BİLETİMİ ALMASI Ben 1975-76 senesinde Erzurum İslami İlimler Fakültes

VAHDET YILMAZ AĞABEY KİMDİ?-2

VAHDET YILMAZ AĞABEY KİMDİ?-2

Muhterem kardeşlerim, bana soruyorlar; “Acaba sizin Risale-i Nur Külliyatına bu aşkınızı sa

VAHDET YILMAZ AĞABEY KİMDİ?-1

VAHDET YILMAZ AĞABEY KİMDİ?-1

“Evvela şunu ifade edeyim; Merhum Vahdet Yılmaz ağabey, 1945 yılında dünyaya teşrif etmişl

BİR KIRKINCI HOCA GEÇTİ-2

BİR KIRKINCI HOCA GEÇTİ-2

Hocam aynı zamanda ciddi muhakeme sahibi, mantık abidesi bir zattı. İlmi münazaraları tarihe m

BİR KIRKINCI HOCA GEÇTİ-1

BİR KIRKINCI HOCA GEÇTİ-1

Tarih nice yiğitlere, kahramanlara, davası için varını, yoğunu ortaya koyan emsalsiz iman erle

MEHMED FEYZİ PAMUKÇU EFENDİ

MEHMED FEYZİ PAMUKÇU EFENDİ

28 Mart 1912 tarihinde Kastamonu’da dünyaya gelmiştir. Babası İzzet Efendi, Annesi Hâfıza Ai

NUR’UN MÜTEVAZI ÇEHRESİ; MEHMED KIRKINCI HOCAM-4

NUR’UN MÜTEVAZI ÇEHRESİ; MEHMED KIRKINCI HOCAM-4

Şimdi, ilim, hikemi şiir, fikir, marifet ve üslub; üslub-u hâkim. Bunları çok severdi. Mesela

NUR’UN MÜTEVAZI ÇEHRESİ; MEHMED KIRKINCI HOCAM-3

NUR’UN MÜTEVAZI ÇEHRESİ; MEHMED KIRKINCI HOCAM-3

Kadirşinastı. Bütün İslam cemaatleri sever ve sevdirirdi. Bakın biz çok dinledik; günde beş

NUR’UN MÜTEVAZI ÇEHRESİ; MEHMED KIRKINCI HOCAM-2

NUR’UN MÜTEVAZI ÇEHRESİ; MEHMED KIRKINCI HOCAM-2

Erzurum’da Kurşunlu medresesi var. Şeyhülislam Feyzullah Efendi zamanında bina edilmiş. Onun

NUR’UN MÜTEVAZI ÇEHRESİ; MEHMED KIRKINCI HOCAM-1

NUR’UN MÜTEVAZI ÇEHRESİ; MEHMED KIRKINCI HOCAM-1

Değerli Ziyaretçilerimiz! Dört sene oldu, değerli âlim Mehmed Kırkıncı hocamızın üful edi

KIRKINCI HOCAMI ANMA VESİLESİYLE BİR KAÇ SÖZ

KIRKINCI HOCAMI ANMA VESİLESİYLE BİR KAÇ SÖZ

İmam Hatip Lisesine kaydettirdikten sonra, medrese usulü Arapça tahsilimi de tamamlayayım diye b

Hiçbir günahkar, başkasının günah yükünü yüklenemez.

İsrâ, 15

GÜNÜN HADİSİ

Zühd hakkında

“Kendisine çok konuşmama ve zühd duygusu verilen kimseyi gördüğünüz zaman ona yaklaşın.Zira o hikmet telkin eder.”İbn-i Mace-Zühd:1

TARİHTE BU HAFTA

*Muhammed Raşid Hz.lerinin Vefatı. (22 Ekim 1993) *Astronomi Alimi Uluğ Bey'in Vefatı(25 Ekim 1449) *Fatih Sultan Mehmed Han'ın Trabzon'u Fethi(26 Ekim 1461)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI