Cevaplar.Org

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-196

Ders: 11. Söz İzah: Prof. Dr. Şener Dilek *Sanattaki letafeti, ilimdeki derinliği, tezyinattaki mükemmelliği, ayat-ı ilahiyedeki hüsün ve güzelliği.. say gitsin, görebilmek için “müştak seyirci” olmak lazım. İştiyak, bir ruh kalitesidir.


Salih Okur

nedevideobendi@gmail.com

2019-01-08 09:28:44

Ders: 11. Söz

İzah: Prof. Dr. Şener Dilek

*Sanattaki letafeti, ilimdeki derinliği, tezyinattaki mükemmelliği, ayat-ı ilahiyedeki hüsün ve güzelliği.. say gitsin, görebilmek için "müştak seyirci" olmak lazım. İştiyak, bir ruh kalitesidir.

Baki, ezeli ve ebedi bir cemalin, namütenahi, hadsiz kemâlin müştak seyircisi; arif-i billah.. daha ilerisi Â'râf.. 

Üstad demiş ki; "Ben bir ağaca baktığım zaman, on tane tiyatro, yirmi tane sinemadan daha fazla zevk alıyorum."

*Mehasin-i rububiyete medar kemâlâtı Esma gözüyle temaşa et. "Ya Müzeyyin, ya Mükemmil, ya Mücemmil, ya Latif, ya Kadir, ya Alim.." 99 Esmayı say..Ve bu Esma, senin iç dünyada bir yanardağın patlaması gibi inkişaf etmesi lazım..

*Hem ihlâs, hem muhabbet, hem marifet için "hasr" sırrından istimdat almak lazım. Risale-i Nur'da hasr sırrına ait çok güzel cümleler var.

"Mevlâna Câmî, kesretten vahdete yüzleri çevirmek için, bak ne güzel söylemiş:

يَكِى خَواهْ يَكِى خَوانْ يَكِى جُوىْ يَكِى بِينْ يَكِى دَانْ يَكِى گُوىْ demiştir.

1- Yani: Yalnız biri iste, başkaları istenmeye değmiyor.

2 - Biri çağır, başkaları imdada gelmiyor.

3 - Biri taleb et, başkalar lâyık değiller.

4 - Biri gör, başkalar her vakit görünmüyorlar, zeval perdesinde saklanıyorlar.

5 - Biri bil, marifetine yardım etmeyen başka bilmekler faidesizdir.

6 - Biri söyle, ona ait olmayan sözler malayani sayılabilir.(Sözler, s. 218)

*Bir fikir adamı demiş ki; "Güneş kırk senede, elli senede bir doğsa, o gün bütün insanlar işini, aşını, her şeyini bırakır, güneşin doğuşunu temaşa ederler, batışını izlerlerdi."

Not: Bu zat, Fulton Oursler'dir. Şener beyin mealen naklettiği sözün tamamı şöyledir; "Güneş yüzyılda bir doğsaydı, hiç kimse bu manzarayı kaçırmayacak, Tanrı'nın mucizesi göklere hayat verirken, tüm yataklar boş kalacaktı."(Salih Okur)

*Üstad üç kelime söylüyor; İbret, Fikret, ünsiyet..Fikret; fikirde derinlik. Fikirde derinlik alt yapı ister. Bakıyorsun, şu binanın kolonu.. Hiss-i zahir noktasında adam şuraya bir kolon dikmiş. Ama bunun bir fikri derinliği var. Arkasında beş bin senelik mühendislik statik hesapları var. Şimdi, fikre medar bakış da öyle. Bir kan uzmanın kana bakışı, kandaki detayları görmesi, izlemesi nere, onun hakkında rapor çıkarması nere, âmi bir insanın kana bakışı nere?

* Mehmed Feyzi ağabey-Allah rahmet eylesin-; "Kardeşim, huzur da idman ister" demişti. Her şey bir alt yapı ister.

Not: Şener Dilek Bey, "Risale-i Nurda Derinleşme" adlı eserinde diyor ki; "Öğrenme disiplini içinde pekiştirme, yoğurma ve pişirme işlemleri öyle bir anda gerçekleşemez. Bu bir süreçtir; bu işlemler zaman içinde kıvama gelir, maya tutar, kemale yükselir. Muazzez Üstadımızın saff-ı evvel talebelerden Mehmet Feyzi Ağabeyimizin buyurduğu gibi, "Huzur da idman ister." hakikatince, her şey bir altyapıya, bir idmana muhtaçtır. Altyapıyı sağlam inşa edenlerin maneviyat mimarisi de sağlam olur. Şu ahirzamanın fırtına ve tsunamilerinden korunmanın da yolu, sağlıklı ve rasih bir altyapıdan geçer. Altyapıya gerekli ihtimamı göstermeyenlerin uzun vadede pek çok sıkıntılara muhatap olacağı asla unutulmamalıdır." (Prof. Dr. Şener Dilek, Risale-i Nurda Derinleşme, s. 23, Feyza Yayıncılık, İst. 2012)

Hz. Mevlana ne güzel buyurmuş;

"Çun der-î mânâ zeni bâzet künend

Perr-i Fikret zenkî şehbazet künend

"Mânâ kapısını çalacak olursan, sana açarlar. Fikir kanadını salarsan, seni şehbaz ederler."(Salih Okur)

2-İbret; Üstad "ben seksen bin mürşidden ders aldım" diyor. 

Not: Üstadın orijinal ifadesinde mürşid tabiri geçmiyor; "Ben bu seksen sene ömrümde, seksen bin zâtlardan ders aldığım halde, kasem ediyorum ki; en esaslı ve sarsılmaz ve her vakit bana dersini tazeler gibi merhum vâlidemden aldığım telkinat ve manevî derslerdir ki; o dersler fıtratımda, âdeta maddî vücudumda çekirdekler hükmünde yerleşmiş."(Lem'alar, s. 200) Bu ders alma bizim anladığımız manada, önünde diz çöküp ders alma değil. Buna ömür yetmez. Ya nasıl oluyor? İbret nazarı muallim gibidir.

Bir sohbette birisi demişti; "İbretle bakarsan, ders alırsın tabaktan. İbretle bakmayanın farkı yoktur kabaktan"

İbret nazarı muallim gibidir. Hemen o anda sana mesajını verir. Bir müslümanda ibret nazarı açılsa, o, her şeyden ders çıkartır. Çiçeğe bakar, böceğe bakar, buluta bakar vs..

Not: Süfyan bin Uyeyne(rahimehullah) bu manada "İnsan tefekkür sahibi olursa, her şeyden bir ibret alır" derken, merhum Ziya Paşa da;

Bin ders-i maarif(Marifetullah dersi) okunur her varakında(yaprağında) 

Ya Rab, ne güzel mekteb olur mekteb-i âlem.

Şener Bey de 1984'de şöyle yazmış; "Arı, bal (polen) topluyor. Her çiçeğe ayn-ı ibret ile bakıyor. Müdakkikane tecessüs cihetinde bilinmeyen esrarlar, ibret nazarı ile bakmak lazımdır. Nazar-ı ibret, insanın muallimi, mürşididir." (Salih Okur)

* Risale-i Nur'da bu mana(nazar-ı ibret manası) var. Ben biliyorum, böyle bir mana var. Tekmil manası… Tedris, tetebbuat, rusuhiyet ve tekmil..Şimdi tekmil manasında böyle bir sır var..

Şimdi şurada bir memba suyu var. İçebilir misin? İçersin. Ama su bulanık olsa, içine mikrop girmiş olsa, şehre girip sosyalleşse, yılanlar, çıyanlar, bakteriler dolsa.. Kullanılacak özelliği de kalmasa, bu suyu kullanmak çok müşküldür.

Şurada bir elektrik santrali olsa, onda kullanılacak suyun niteliğinin çok ehemmiyeti yoktur. Su nasıl olursa olsun, oraya girdi mi, elektriğe dönüyor. İşte bir insan da, iç dünyasında ibret santralini iyi kurarsa, dışarıdan gelen her şey onun dünyasında marifete, ilme, imandaki şuurun tekmiline kuvvet verir.

*Biz bir zaman Hacı İshak ile Kırkıncı Hoca, Osman Demirci Hoca İspir'in bir köyüne gittik. Yaylaya çıktık. Kırkıncı hoca ile Demirci hoca yattılar. Hacı İshak ile ben yatmadık. Hacı İshak evliyaullahtan bir zattı, Allah rahmet eylesin, mekânını cennet eylesin.

Orada bir sekinin üzerinde oturduk. Millet yatıyor, yayla havası olduğu için ev sahibi sobayı yaktı. Hacı İshak bana; "Hele İsm-i Kayyumdan bir konuş" dedi. Şimdi biz sekideyiz, Sekinin altında yatanlar da var. Bir ağabeyimiz de orada yatıyor. Köydeki bir nur talebesi ama samimi ve hasbi..

Ben de başladım İsm-i Kayyumdan konuşmaya. Neyse biz orada İsm-i Kayyuma dair ince sır ve hikmetlerden konuştuk. Sohbet bir buçuk saat kadar söndü. Sonra yattık.

Meğer o altta yatan bizi aynen dinlemiş, hiç uyumamış. Sabahleyin kalktık. O yayladan başka bir yere gideceğiz. O alt tarafımızda yatana yaklaştım. Dedim ki; "araba var, beraber gidelim." Dedi; "yok ben arabaya binmeyeceğim." "Niye" diye sordum. Orası yaya olarak aşağı yukarı yarım saat sürer, beki daha fazla. Arabayla on dakika kadar.

Ben öyle sorunca, dedi ki; "kusura bakma..ben gece sizin sohbetinizin hepsini dinledim. Bant gibi aldım. Şimdi bu yarım saatlik yolda o bantı kendi âlemimde çevirerek, yoğurarak öyle geleceğim." Çok hoşuma gitti yani..

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

Sizi topraktan yarattık; oraya döndüreceğiz ve oradan tekrar sizi çıkaracağız.

Tâ Hâ, 55

GÜNÜN HADİSİ

Yanında ana babası, ya da onlardan biri yaşlanıp da, gerekeni yaparak cennete giremeyen kimsenin burnu sürtülsün!"

Müslim

TARİHTE BU HAFTA

*2.Balkan Savaşı Başladı(24 Haziran 1913) *Kore Savaşı Başladı(25 Haziran 1950) *Sokullu Mehmed Paşa Sadrazam Oldu(27 Haziran 1565) *Silistre Zaferi(29 Haziran 1773)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI